





![]() | Bugün | 45 |
![]() | Dün | 297 |
![]() | Bu Hafta | 693 |
![]() | Gecen Hafta | 1975 |
![]() | Bu Ay | 2084 |
![]() | Gecen Ay | 4882 |
![]() | Toplam | 306124 |
| 14607 Toplam | |
| 0 Bugun | |
| 0 Bu Hafta | |
| 1 Bu Ay | |
| 7 Bu Yil |
TABUT 15 YIL SONRA İLK ve SON DEFA AÇILDI
Murat Bardakçı |
Hürriyet, ulu önderi kaybetmemizin 60. yıldönümünde, onun için 15 yıl arayla yapılan iki ayrı cenaze töreninin unutulmuÅŸ ayrıntılarını veriyor.
Atatürk'ün cenaze namazı 10 Kasım'daki vefatından dokuz gün sonra, 19 Kasım 1938 sabahı saat sekizi on geçe kılındı. Dolmabahçe Sarayı'ndaki namazı Diyanet İşleri BaÅŸkanı Åžerefeddin Yaltkaya kıldırdı. Kalabalık bir cemaatle kılınan namaz dört dakika sürdü. ‘‘Allahu ekber’’ yerine ‘‘Tanrı uludur’’ dendi, ‘selâm verilirken de ‘‘Selâmun aleykum’’ deÄŸil, ‘‘Esenlik üzerinize olsun’’ sözleri kullanıldı.
OnbeÅŸ yıl boyunca Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabirde kalan cenaze 10 Kasım 1953 günü Anıtkabir'e nakledildi. 15 yıl önce kapatılmış olan kurÅŸun tabutun kapağı o gün devletin en üst düzeyinin önüne açıldı, tek bir kare fotoÄŸraf çekildikten sonra yeniden kapatıldı ve Anıtkabir'de topraÄŸa verildi.
Atatürk için bundan tam 45 yıl önce ikinci bir cenaze töreni yapıldı. 21 Kasım 1938'de Ankara Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabre yerleÅŸtirilen ve 15 yıl boyunca orada kalan cenaze 10 Kasım 1953 sabahı büyük bir devlet töreniyle inÅŸaatı henüz tamamlanmış olan Anıtkabir'e nakledildi.
Geçici kabrin açılmasında baÅŸta CumhurbaÅŸkanı Celâl Bayar, Meclis BaÅŸkanı Refik Koraltan ve BaÅŸbakan Adnan Menderes olmak üzere devletin bütün üst düzeyi hazır bulundu. Atatürk'ün kızkardeÅŸi Makbule Atadan da oradaydı, 15 yıl önce aÄŸabeyinin ölüm haberini aldığı andaki kadar üzgündü ve ayakta güçlükle durabiliyordu.
Nakil programı, mermer lâhdin sökülmesiyle baÅŸladı. Lâhdi taşıyan betonlar kırıldı, geçici kabir açıldı ve kurÅŸun tabut makaralara takılı zincirlerle yukarıya çekildi. Sonra cumhurbaÅŸkanı, baÅŸbakan ve meclis baÅŸkanı dışında kalan herkes salondan çıkartıldı. 15 yıl önce kapatılmış olan kurÅŸun tabutun kapağı devletin en üst düzeyindeki bu üç kiÅŸinin önüne sadece birkaç dakikalığına açıldı, cenazenin tek bir kare fotoÄŸrafı çekildi, sonra kapak yeniden kapatıldı ve tabut binanın dışında bekleyen top arabasına yerleÅŸtirilerek Anıtkabir'e nakledildi.
İşte, ulu önderin ölümünden 15 yıl sonra yapılan ikinci cenaze töreninden bazı görüntüler...
Anıtkabir’e naklin fotoromanı
Türkiye'deki bütün dini cemaatlerin temsilcileri cenaze arabasını takip ediyorlar. Ermeni, Yahudi, Katolik ve Rum temsilcilerle beraber zamanın Diyanet İşleri BaÅŸkanı kortejle yürüyor.
Üniversite gençliÄŸi, Atatürk'ün Etnografya Müzesi'nde son saygı duruÅŸunu yapıyor.
Mermer lâhid sökülüyor, sonra betonlar kırılıyor ve tabutu kaldıracak olan makaralar lâhit salonunun tavanına yerleÅŸtiriliyor.
Atatürk'ün tabutu birazdan salona çıkartılmış olacak. CumhurbaÅŸkanı Celâl Bayar, Meclis BaÅŸkanı Refik Koraltan, BaÅŸbakan Adnan Menderes ve devletin en üst düzeyi tabutun çevresindeler...
Tabut salonun zeminine yerleÅŸtiriliyor. Adnan Menderes birazdan 'Hanımefendi, buyurunuz' diyecek ve Atatürk'ün kızkardeÅŸi Makbule Atadan'ı tabutun yanına götürecek...
Etnografya Müzesi'nden Anıtkabir'e doÄŸru yol alan korteji, Makbule Hanım hıçkırıklar içinde takip ediyor.
BİR FOTOÄžRAFIN YAYINLANMA ÖYKÜSÜ
Hürriyet'in zor kararı
FotoÄŸraf önümüze geldiÄŸinde hepimiz irkildik. Åžimdiye kadar hiç bilmediÄŸimiz, varlığından dahi haberdar olmadığımız bir fotoÄŸraftı.
Atatürk'ün naaşının EtnoÄŸrafya Müzesi'nden Anıtkabir'e naklinden hemen önce çekilmiÅŸti. Tarih, 10 Kasım 1953'tü.
FotoÄŸrafta kapağı açılmış bir tabut, içinde de Atatürk'ün naaşı görünüyordu.
O gün, sadece tek kare çekilmiÅŸ bir fotoÄŸraftı.
Hiçbir belgede varlığından söz edilmeyen ama son derece tarihi bir belgeydi...
İçimizi derin bir hüzün kapladı.
Çünkü naaÅŸ, 10 Kasım 1938'de EtnoÄŸrafya Müzesi'ndeki geçici kabrine yerleÅŸtirilmeden önce tahnit (bozulmaması için ilaçlanması) edilmesine raÄŸmen, zaman içinde bozulmuÅŸtu.
Tahnitin baÅŸarılı olamadığı bu kareyle kayda geçirilmiÅŸti.
Ne yapacaktık?
Bir yandan, 45 yıl sonra ilk kez günışığına çıkan bir tarihi gerçekle karşı karşıya idik, bir yandan da zihinlerimize kazınmış güzelim portrelerinden bir hayli uzaklaÅŸmış bir Atatürk görüntüsünün dayanılmaz acısını yaşıyorduk.
Önce fotoÄŸrafın gerçek olup olmadığını araÅŸtırdık. Gerçekti. Åžimdiye kadar varlığından sadece dört kiÅŸinin haberi olmuÅŸtu.
Binanın dışında bekleyen top arabasına yerleÅŸtirilerek Anıtkabir'e nakledilmesinden önce, 15 yıldır kapalı olan kurÅŸun tabutun kapağının açıldığını gören sadece dört kiÅŸi vardı.
CumhurbaÅŸkanı Celâl Bayar, Meclis BaÅŸkanı Refik Koraltan ve BaÅŸbakan Adnan Menderes...
Ve, deklanÅŸöre basan fotoÄŸrafçı.
Tabut çıkarılmadan önce, devletin en üst makamında bulunan bu üç kiÅŸi ve fotoÄŸrafı çeken kiÅŸi dışında salonda bulunan herkes dışarı çıkarılmıştı.
Kapak, bu üç kiÅŸinin önünde sadece birkaç dakikalığına açıldı, fotoÄŸrafçı sadece bir kez deklanÅŸöre bastı, bu tek kare fotoÄŸraftan sonra tabutun kapağı yeniden kapatıldı.
Bu kısa iÅŸlemin ardından binanın dışına çıkarılan tabut top arabasına yerleÅŸtirildi.
Elimizdeki bu tarihi belgeye bakarak, uzun süre tartıştık.
Ne yapmalıydık?
Yazı iÅŸleri odasında yedi kiÅŸiydik. Fikirler birbiriyle çarpıştı:
Bu fotoÄŸrafın tümünü yayınlarsak, bazı kötü amaçlar için kullanılması sözkonusu olabilir.
FotoÄŸrafı yayınlamamak, tarihi bir gerçeÄŸi gizlemek olmaz mı?
FotoÄŸraf tarihi bir gerçek. Ancak bu görüntüyü yayınlamak da, hem gereksiz, hem de bir takım çevrelere suiistimal ÅŸansı verebilir.
O zaman fotoÄŸrafın suiistimale fırsat verecek bölümlerini kapatalım. Çünkü eÄŸer fotoÄŸrafı yayınlamazsak, tarihi bir gerçeÄŸi gizlemiÅŸ olabiliriz.
FotoÄŸrafı hiç yayınlamamak da düÅŸünülmeli. Kime ne faydası var? Her insan öldükten 15 yıl sonra bu görüntüye kavuÅŸur. Bunu tahmin etmek de hiç zor deÄŸil. Yayınlamayalım.
Olaya gazetecilik açısından bakarsanız, böyle bir fotoÄŸraf çok önemli.
DoÄŸru. Naaşın nakli sırasında tabutun açıldığı bilinmiyordu.
Tam o anda tek kare fotoÄŸraf çekildiÄŸi de ÅŸimdiye kadar gizli kalmıştı. Bu nedenle bu bir haber.
Hayır bu fotoÄŸrafı yayınlamanın hiç bir faydası yok.
İsterseniz fotoğrafı yayınlayıp yayınlamamayı halka, okuyuculara soralım.
FotoÄŸrafı yayınlamayalım, sadece tabutun açıldığını ve o sırada tek kare fotoÄŸraf çekildiÄŸini haber yaparak okurlarımıza duyuralım.
Ve sonuçta, Aziz Atatürk'ün manevi kiÅŸiliÄŸine ve ebedi imajına saygımız nedeniyle, bu sürpriz fotoÄŸrafı yayınlamamaya karar verdik.
ATATÜRK'ÜN CENAZE NAMAZI
Atatürk'ün cenaze namazı 10 Kasım'daki vefatından dokuz gün sonra, 19 Kasım 1938 sabahı saat sekizi on geçe kılındı.
| Dolmabahçe Sarayı'ndaki namazı Diyanet İşleri BaÅŸkanı Åžerefeddin Yaltkaya kıldırdı. |
|
Kalabalık bir cemaatle kılınan namaz dört dakika sürdü. ‘‘Allahu ekber’’ yerine ‘‘Tanrı uludur’’ dendi.
Namazdan sonra selâm verilirken de ‘‘Selâmun aleykum’’ deÄŸil, ‘‘Esenlik üzerinize olsun’’ sözleri kullanıldı.
Altında Türkiye'nin önde gelen dokuz tıp profesörünün imzasının bulunduÄŸu ölüm raporu, ‘‘...8 Kasım 1938 Salı günü bir kere daha gelen ve bütün dikkat ve ihtimama raÄŸmen ilerlemesine mani olunamayan ve büyük bir hızla geliÅŸen ikinci büyük koma içinde 10 Kasım 1938 PerÅŸembe sabahı, saat dokuzu beÅŸ geçe, muazzez ve büyük hasta terk-i hayat eylemiÅŸtir’’ cümlesiyle bitiyordu.
Bu raporun yayınlanmasıyla bütün dünya sarsıldı. Türkiye ise sarsılmaktan çok daha ötelerdeydi. Åžairin ‘‘Gidiyor rastgelemez bir daha tarih eÅŸine / Gidiyor on yedi milyon kiÅŸi takmış peÅŸine’’ dediÄŸi ÅŸekilde, 17 milyonluk Türkiye nefesini tuttu, kalbini büzdü ve artık tek başına kalmış olduÄŸunu o anda farketti: Ata'sını kaybeden Türk milleti artık yapalnızdı...
İPEK MENDİLLE BAĞLANDI
Sonra Ankara'da baÅŸsız kalan devlete yeni bir lider bulma, İstanbul'da ise cenazenin kaldırılması telâşı baÅŸladı. Ölüm raporunun altında imzası olan doktorlardan Mehmet Kâmil Berk, Atatürk'ün çenesini ipek bir mendille baÄŸladı, ayak parmaklarını pansıman sargısıyla birleÅŸtirdi ve cenaze merasiminin hazırlıklarına giriÅŸildi.
Atatürk'ün sonsuza kadar uyuyacağı yerin neresi olacağı konusunda henüz bir karara varılmamıştı.
Uygun bir yer seçiminin uzun zaman alacağı belliydi ve cenazenin bozulmadan kalabilmesi için tıbbi önlem alınması gerekiyordu. Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nin hocalarından biri, Akademi'nin patalojik anatomi profesörü Lütfi Aksu hemen İstanbul'a, Dolmabahçe Sarayı'na gönderildi.
Cenaze Prof. Aksu tarafından tahnit edildi, iÅŸlem tamamlandıktan sonra özel bir tabuta yerleÅŸtirildi ve Dolmabahçe Sarayı'nın muayede salonunda katafalka konuldu.
Türkiye tam dokuz gün dokuz gece boyunca Ata'sının nâaşının önünden gözyaşı seli halinde akıp geçti. Cenazenin Ankara'ya nakledilmesinin zamanı gelmiÅŸ ama namazı henüz kılınmamıştı.
KIZKARDEŞİN ARZUSU
Atatürk'ün sarayda günlerdir gözyaÅŸları içinde bekleyen kızkardeÅŸi Makbule Atadan namazın İstanbul'da kılınmasını ve tabutun yola dini merasimin tamamlanmasından sonra çıkartılmasını istiyordu. Hükümet Makbule Hanım'ın isteÄŸine uydu ve namazı nakil töreninin baÅŸlamasından hemen önce, 19 Kasım 1938 sabahı saat sekizi on geçe kılındı. İmamlığı o dönemin Diyanet İşleri BaÅŸkanı Prof. Åžerefeddin Yaltkaya yaptı.
Namaz ‘‘Allahu ekber’’ yerine Türkçe ‘‘Tanrı uludur’’ sözleriyle baÅŸladı ve selâmlar ‘‘Esselâmu aleykum’’ yerine yine Türkçe olarak ‘‘Esenlik üzerinize olsun’’ ÅŸeklinde verildi.
Tam dört dakika süren namazdan sonra tabut generaller tarafından sarayın avlusuna çıkartılıp top arabasına yerleÅŸtirildi.
Atatürk’ün cenaze namazını kılanlar arasında saray personeli, yakınları, bazı generaller, diyanet görevlileri ve onun on beÅŸ yıl boyunca müzisyenliÄŸini yapmış olan Binbaşı Hafız YaÅŸar Okur da vardı. Hafız YaÅŸar, namaz sırasında Diyanet İşleri BaÅŸkanı Åžerefeddin Yaltkaya’nın hemen arkasında saf tutacak, Dolmabahçe Sarayı'nda o sabah yaÅŸananları ve namazın kılınış öyküsünü yıllar sonra kaleme aldığı anılarında bütün ayrıntılarıyla yazacaktı.
| DİNLER, ANITKABİR YOLUNDA... Türkiye'deki bütün dini cemaatlerin temsilcileri cenaze arabasını takip ediyorlar. Ermeni, Yahudi, Katolik ve Rum temsilcilerle beraber zamanın Diyanet İşleri BaÅŸkanı kortejle yürüyor. |
ATATÜRK'ÜN HAFIZI CENAZE NAMAZINI ANLATIYOR
Hafız YaÅŸar Okur, Atatürk döneminde 15 yıl boyunca Riyaset-i Cumhur İncesaz Heyeti'nin, yani CumhurbaÅŸkanlığı Fasıl TopluluÄŸu'nun ÅŸefiydi. TopluluÄŸun verdiÄŸi özel konserleri yıllarca o düzenledi. Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayında kılınan cenaze namazına katılanlar arasında o da vardı ve namazla ilgili hatıralarını yıllar sonra ÅŸöyle yazacaktı:
‘‘...Dolmabahçe Sarayı'nda cümle kapısının önüne geldiÄŸimde top arabasının durmakta olduÄŸunu gördüm...
ÖLÜMÜNÜN 60. YILINDA ATATÜRK
Ulu Önder sevgili Atatürk'ümüzün aziz naaşının, 15 yıl süreyle kaldığı Ankara Etnografya Müzesi'ndeki ‘‘Geçici Kabri’’nden, 10 Kasım 1953 tarihinde, - topraÄŸa verilmek üzere - Anıtkabir'e nakledildiÄŸini biliyoruz.
Bu nakil sırasında Ata'mızın tabutu açılmış ve o tarihteki görüntüsü bir yetkili tarafından siyah - beyaz fotoÄŸrafla tespit edilmiÅŸtir.
Söz konusu tarihi belgeyi ellerinde bulunduranlar, kendi deyimleriyle ‘‘eski ve dürüst bir gazeteci ve içten bir Atatürk hayranı’’ olarak bildikleri ÅŸahsıma bunu ulaÅŸtırdılar ve ‘‘Ölümünün 60. yılında, uygun olarak neyse lütfen yapınız...’’ dediler.
NEFESLERİN TUTULDUĞU AN
Tarih: 10 Kasım 1953. Mermer lahit sökülmüÅŸ, betonlar kırılmış, tabutu kaldıracak zincirli makaralar lahit salonunun tavanına yerleÅŸtirilmiÅŸti.
CumhurbaÅŸkanı Celal Bayar, Meclis BaÅŸkanı Refik Koraltan, BaÅŸbakan Adnan Menderes ve devletin en üst düzeyi, tabutun çevresindeler...
| ||
| Kız KardeÅŸinin Göz YaÅŸları Atatürk'ün kızkardeÅŸi Makbule Atadan, başını tabuta dayıyor ve dakikalarca öyle kalıyordu. Belki çok uzaklarda, Selanik'te kalan günleri yâd ediyor; belki de aÄŸabeyinin ruhuna dualar gönderiyordu. | ![]() | |
| Tabut Ortaya Çıkıyor Lahtin üzeri tamamen açılmış, Atatürk'ün cenazesini 15 yıldan beri muhafaza eden kurÅŸun tabut ortaya çıkmıştı. | |
Atatürk'ün tabutu birazdan salona çıkartılmış olacak
| CumhurbaÅŸkanı Celâl Bayar, Meclis BaÅŸkanı Refik Koraltan, BaÅŸbakan Adnan Menderes ve devletin en üst düzeyi tabutun çevresindeler... |
Tabut salonun zeminine yerleÅŸtiriliyor
| Adnan Menderes birazdan 'Hanımefendi, buyurunuz' diyecek ve Atatürk'ün kızkardeÅŸi Makbule Atadan'ı tabutun yanına götürecek... |
|
Mermer lâhid sökülüyor
![]() | Sonra betonlar kırılıyor ve tabutu kaldıracak olan makaralar lâhit salonunun tavanına yerleÅŸtiriliyor. |
Makbule Hanım hıçkırıklar içinde takip ediyor
| Etnografya Müzesi'nden Anıtkabir'e doÄŸru yol alan korteji, Makbule Hanım hıçkırıklar içinde takip ediyor. | ![]() |
SON SAYGI DURUÅžU
![]() |
Üniversite gençliÄŸi, Atatürk'ün Etnografya Müzesi'nde son saygı duruÅŸunu yapıyor.