





![]() | Bugün | 115 |
![]() | Dün | 591 |
![]() | Bu Hafta | 115 |
![]() | Gecen Hafta | 3729 |
![]() | Bu Ay | 10344 |
![]() | Gecen Ay | 14877 |
![]() | Toplam | 359000 |
| 14675 Toplam | |
| 0 Bugun | |
| 0 Bu Hafta | |
| 4 Bu Ay | |
| 29 Bu Yil |
Fars bölgesinin fethine, hazret-i Ömer zamanında teÅŸebbüs edilmiÅŸ, 649 (H. 29) yılında Basra Valisi Abdullah bin Amr tarafından bölgenin tamamı İslâm topraklarına katılmıştı. Abbasîler zayıflayınca, bölge Saffârîlerin eline geçti. Daha sonra Büveyhîler hakim oldu. TuÄŸrul Bey zamanında Selçuklu Türklerinin eline geçti. Fakat daÄŸlık bölgeler, bölgenin yerli hâkimleri olan Åžebânkârelerin elinde kaldı. Selçuklu Emîri Atabeg Çavlı, onlarla uzun yıllar mücâdele etti. Bölge, Irak Selçukluları'na baÄŸlı atabeglerin hâkimiyetine geçti.
Bu sırada Fars bölgesi, Salgurluların büyük bir göç hareketine sahne oldu. Cemaatin başında bulunan Emir Mevdûd, Atabeg Bozaba tarafından yerine nâip olarak tâyin olundu. Bozaba’nın ölümü ile Irak Selçuklularından MelikÅŸâh, Fars bölgesine hâkim oldu. Aynı yıllarda ölen Mevdûd’un yerine oÄŸlu Sungur geçti. Sungur, bölgeye hâkim olan MelikÅŸâh’a atabeg unvanı ile yardımcı oldu. Keyfî hareket eden MelikÅŸâh, devlet iÅŸlerinden uzak duruyor, halka karşı kötü davranıyordu. Bir bahane ile Atabeg Sungur’un kardeÅŸini öldürttü. Sungur, kabilesi Salgurluları da yanına alarak, Åžîrâz’dan çıkıp gitti. MelikÅŸâh’ın tekliflerini reddedip baÅŸ kaldırarak, onu yendi. 1148’de Åžîrâz’ı ele geçirip merkez yaptı ve devletin temelini attı.
Fars hâkimiyetini kaybeden MelikÅŸâh, amcası ve Irak Selçuklu Sultanı Mesud’dan yardım istedi. Aldığı yardımcı kuvvetlerle Fars üzerine yürümesine raÄŸmen, tekrar yenildi. Bu husustaki seferlerinin hepsi neticesiz kaldı ve her defasında Sungur’a maÄŸlûp oldu. Böylece Fars bölgesi, tamamen Atabeg Sungur’un hakimiyetine girdi. Atabeg Sungur, Kirman Selçukluları Sultanı Birinci Muhammed ile dostluk kurdu.
Sungur, on üç sene saltanat sürdükten sonra Margzâr-ı Beyzâ’da 51 yaşında öldü (1161). Åžîrâz’da kendi adıyla anılan Sunguriyye Medresesine defnedildi. Adaletli, dindar, hayırsever ve mütevazı bir sultandı. OÄŸlu TuÄŸrul, küçük yaÅŸta olduÄŸu için yerine kardeÅŸi Zengî geçti.
Atabeg Zengî, bir müddet sonra Abbâsî halîfesinin vezîri Yahyâ bin Hubeyre’nin teÅŸvikiyle Irak Selçuklu Sultanı ArslanÅŸâh’ın yerine ÅŸehzâde Mahmud bin MelikÅŸâh adına hutbe okuttu. Lâkin müttefiki Rey Valisi Emir İnanç; Sultan ArslanÅŸâh’a itaatini bildirince, Zengî yalnız kaldı. Sultan ve Atabeg İldeniz, onu sulh yoluyla kazanmak istediklerinden, Zengî’ye haber göndererek huzura çağırdılar. Önce gitmek istemeyen Zengî, sonra İsfahan’da bulunan Sultan ArslanÅŸâh’ın huzuruna varıp itaatini bildirdi. Böylece Salgurlu Devleti, 1165 yılında Irak Selçuklularına resmen tâbi oldu.
Atabeg Zengî’nin, bir müddet sonra Fars halkına kötü davranmaya baÅŸlaması, halkın Huzistan Hâkimi Åžumla’yı bölgeye davet etmesine sebep oldu. Fars bölgesine sefer düzenleyen Åžumla, Zengî’yi yenerek Åžebânkârelilere sığınmaya mecbur bıraktı ve Fars bölgesine hâkim oldu. Fakat o da halka iyi davranmadı. Salgurlu askerleri, yaptıklarına piÅŸman olup Zengî’nin yanında toplandılar. Askerleriyle Fars’a giren Zengî, bölgeye yeniden hâkim olunca, Åžumla bölgeyi terk etmek mecburiyetinde kaldı. Zengî, Kirman Selçuklu Sultanı Melik TuÄŸrulÅŸâh’ın ölümünden sonra meydana gelen taht mücadelelerine karıştı ve yardımıyla İkinci TuranÅŸâh, tahtı ele geçirdi. Bu tarihten itibaren Salgurlular, Kirman Melikleri tarafından yardım hususunda baÅŸvurulan ilk merci durumuna gelmiÅŸlerdi. Kirman siyaseti üzerinde ve meliklerin tahta geçiÅŸlerinde Salgurlu tesiri büyüktü. Bu, onların bir müddet sonra Kirman eyaleti üzerinde kuracakları hakimiyetin ilk belirtileriydi.
Atabeg Zengî’nin 1178 senesinde ölümü üzerine yerine beÅŸ oÄŸlundan, daha önce veliaht tâyin ettiÄŸi Tekle geçti. Tekle’nin ilk senelerinde, Âzerbaycan Atabegi Cihan Pehlivan, Fars’a akın düzenleyerek Åžîrâz’ı yaÄŸmaladı ve halktan birçok kiÅŸiyi öldürdü (1180). Bir süre sonra Tekle’ye karşı amcasının oÄŸlu TuÄŸrul, saltanat iddiâsında bulundu ise de, baÅŸarılı olamayarak Åžebânkâre emîrlerine sığınmak mecburiyetinde kaldı. Tekle, akrabalıktan dolayı TuÄŸrul’u affetti. TuÄŸrul, bu sefer Irak’a gitti ve Âzerbaycan Atabegi Cihan Pehlivan’dan yardım saÄŸlayıp Fars üzerine yürüdü ve bunu iki üç sefer tekrarladı. Fakat, baÅŸarılı olamadı ve 1181 senesinde esir alınarak öldürüldü.
HarezmÅŸâhlar'ın, Merv ve Serahs ÅŸehirlerini ele geçirmeleri üzerine buralarda yaÅŸayan OÄŸuzlar, Fars ve Kirman’a göç ettiler. Salgurluların kuvveti karşısında, bunlardan Fars’a gelenler, seslerini çıkaramadılar. Kirman’a giden OÄŸuzlar ise, Kirman Selçuklularının zayıflığından faydalanarak bölgeye hâkim oldular. Devlet ileri gelenleri, Tekle’den yardım istedilerse de, gönderilen yardımcı kuvvetten faydalanamadıklarından, Kirman Selçukluları, tarihe karışmış oldu (1187). Âdil, kanâatkâr ve sabırlı bir sultan olan Tekle, yirmi sene saltanat sürdükten sonra, 1197 senesinde Bidek-i Fesâ’da öldü.
Tekle’nin yerine kardeÅŸi Sa’d geçti. Sa’d’ın zamanı, Salgurlular için parlak bir dönem oldu. Sa’d, baÅŸa geçtikten bir süre sonra, Fars’ta büyük bir kıtlık olduÄŸu gibi peÅŸinden de veba salgını çıktı. Arka arkaya gelen bu âfetlerin, Fars üzerinde meydana getirdiÄŸi çöküntünün tesirlerini ortadan kaldırmaya çalışan Sa’d, topraklarını geniÅŸletmek için sefere çıktı.
Bu sırada Kirman’a, OÄŸuzlardan sonra, HarezmÅŸâhlar hâkim olmuÅŸtu. Fakat, bölgede OÄŸuzlar, karışıklıklara sebep oluyorlardı. Åžebânkâre emîrleri de zaman zaman hadiselere karışıyorlardı. Neticede Åžebânkâre Emîri Nizâmeddîn Mahmud, Berdesîr’i ele geçirdi. Bunun üzerine Kirman emîrleri ve Türkler ayaklandı. Åžehre OÄŸuzlar hâkim oldularsa da, Atabeg Sa’d’ın kuvvetinden çekinerek, Berdesîr’i Salgurlu ordusuna teslim ettiler. Böylece Salgurlular için Kirman hakimiyetinin ilk adımı atılmış oluyordu (1204).
Sa’d, İsfahan ve Hemedan’ı ele geçirip topraklarını geniÅŸletmek istiyordu. Hazırlıklarını tamamlayıp İsfahan üzerine yürüdü ve hiçbir mukavemetle karşılaÅŸmadan ÅŸehre girdi. Sa’d’ın bu sefer sırasında Åžîrâz’ı boÅŸ bırakması, Salgurluların rakibi İldenizliler ve Åžebânkâre emîrleri için bulunmaz fırsattı. Bundan faydalanmak isteyen İldenizlilerden Atabeg Özbek, Åžîrâz; Åžebânkâre Emîri Mübâriz de, Kirman üzerine baÅŸarısız seferler yaptılar.
Sa’d, Kirmanlı bir devlet adamının teÅŸvikiyle, bölgedeki hâkimiyetini kuvvetlendirmek için sefere çıktı ve 9 Ocak 1209’da Kirman’ın baÅŸÅŸehri Berdesîr’e girdi. OÄŸuzları itaat altına almak için, Bem’i kuÅŸattı. Bu sırada NiÅŸâbur Valisi Kezlik Han, Muhammed HarezmÅŸâh’a isyan etmiÅŸ, karşısında duramayacağını anlayınca, hâkimiyet sahası bulmak için Kirman üzerine yürümüÅŸtü. Sa’d, bir hile ile Kezlik Hanı, Kirman’dan kaçırdı. Daha sonra, OÄŸuzlarla anlaÅŸarak Åžiraz’a döndü. Sa’d, Kirman’da kaldığı beÅŸ ay zarfında burayı düzene sokmuÅŸ ve büyük kısmını da itaati altına almıştı. Fakat daha sonra bölgeyi ihmal edince, 1213 senesinde HarezmÅŸâhlar, Kirman’ı ele geçirdiler. Sonra Fars bölgesinden Åžiraz’a kadar uzanan seferler düzenlediler.
HarezmÅŸâhların Irak-ı Acem valisini Bâtınîler öldürünce, bölgeyi ele geçirmek isteyenler arasında yeni mücadeleler baÅŸladı. Bir yandan Atabeg Sa’d, diÄŸer yandan da Atabeg Özbek, Irak-ı Acem’e hâkim olabilmek için harekete geçtiler. Sultan Muhammed HarezmÅŸâh da, bu bölgeyi onlara bırakmak niyetinde olmadığından, büyük bir ordu ile, her iki atabeÄŸe mâni olmak için, batıya yürüdü. Sa’d, sultanın ordusu ile Rey civarında karşılaÅŸtı. Yapılan savaÅŸta maÄŸlûp oldu ve esir düÅŸtü (1217). Daha sonra Sultan, Sa’d’ı affetti ve iki hükümdâr arasında anlaÅŸma yapıldı. Bu anlaÅŸmaya göre Sa’d, Fars’ın iki müstahkem kalesi İstahr ve EÅŸkenvan’ı ve ülke gelirinin üçte birini haraç olarak verecekti. Ayrıca, bütün topraklarında hutbe, HarezmÅŸâh adına okunacaktı. Sa’d, yanında Harezmli kuvvetlerle Åžîrâz’a dönünce, kendisini ÅŸehre sokmak istemeyen oÄŸlu Ebû Bekr’i maÄŸlûp ederek içeri girdi. Sa’d yirmi dokuz senelik bir saltanat devresinden sonra, 1226’da Bihâtzad’da öldü. Halka adaletle muâmele eder ve âlimleri korurdu.
Yerine hapisten çıkarılan oÄŸlu Ebû Bekr geçti. Ebû Bekr, saltanatının ilk senelerinde Åžebânkârelerle mücadele ettiyse de baÅŸarılı olamadı. Sultan Celâleddîn HarezmÅŸâh, İsfahan önünde MoÄŸollarla karşılaÅŸtığı zaman, yardımcıları arasında Ebû Bekr de bulunuyordu. Ebû Bekr, yaklaÅŸan MoÄŸol tehlikesini bertaraf etmek için, MoÄŸol hükümdârı Ögedey’e kardeÅŸini elçi gönderdi ve itaatini bildirdi. Ögedey memnun olarak, Fars idaresini ona bıraktı. Buna karşılık Ebû Bekr, senelik otuz bin dînâr verecekti. Ebû Bekr, Hürmüz Adası hâkimiyle anlaÅŸarak düzenlediÄŸi sefer sonunda, Basra Körfezindeki Kays Adasına hâkim oldu (1229). Basra Körfezindeki hâkimiyetini, Arabistan sahillerine kadar geniÅŸletti. Bazı Hind ülkelerinde adına hutbe okundu. MoÄŸollara karşı olan sözünü yerine getirerek, dostâne münasebetlerini devam ettirdi. Ancak, verilen haraçlar, yeni vergilerin konulmasını gerektirmiÅŸti. Ebû Bekr, Åžîrâz’da hastalanarak, 1260’ta yetmiÅŸ yaşında öldü. Yerine oÄŸlu İkinci Sa’d geçtiyse de, on iki günlük bir hükümdârlıktan sonra öldü. Yerine, henüz çocuk yaÅŸta olan oÄŸlu Muhammed geçti. Yaşının küçüklüÄŸü sebebiyle nâipliÄŸi annesi Bibi Terken Hâtun’a verildi. Terken Hâtun, devlet idaresini doÄŸrudan doÄŸruya ele aldı ve halkın refahını saÄŸlamaya ve ülkeyi karışıklıklardan korumaya çalıştı. Muhammed, iki sene yedi aylık bir saltanattan sonra, 1262 yılında sarayın damından düÅŸüp öldü.
Muhammed’in yerine devlet erkânı ve ordunun kararı ile MuhammedÅŸâh geçti. MuhammedÅŸâh, tahta geçer geçmez duruma hâkim oldu. Terken Hâtun’un sözlerine iltifat etmeyip, otoritesini engelledi. MuhammedÅŸâh, İlhanlı Hükümdârı Hülâgu’nun çaÄŸrısına uymayıp, yanına gitmemesi üzerine, bu fırsatı kaçırmayan Terken Hâtun, emîrlerle birleÅŸerek MuhammedÅŸâh’ı tahttan uzaklaÅŸtırdı ve Hülâgu’nun yanına gönderdi.
Sekiz aylık bir saltanattan sonra tahttan indirilen MuhammedÅŸâh’ın yerine SelçukÅŸâh geçti. SelçukÅŸâh, tahta geçince devlet için zararlı gördüÄŸü bir kısım devlet adamını ortadan kaldırdı. Devlet idaresinde kuvvetli duruma gelen Terken Hâtunla evlenen SelçukÅŸâh, onu öldürtünce, Salgurlu Devletinin yıkılışına sebep olacak hadiseler birbirini kovaladı. SelçukÅŸâh, daha sonra Åžirâz’daki MoÄŸol komutanlarını öldürtünce, Hülâgu, üzerine bir ordu gönderdi. 1263 yılında Kâzerûn’da yakalanarak öldürüldü.
SelçukÅŸâh’ın ölümünden sonra tahta İkinci Sa’d’ın kızı AbiÅŸ Hâtun geçti. AbiÅŸ Hâtunun ilk aylarında, Kadı Åžerefeddîn İbrâhim ayaklandı ise de, isyan kısa sürede bastırıldı ve taraftarları da dağıtıldı. AbiÅŸ Hâtun, daha sonra Hülâgu’nun yedi yaşındaki oÄŸlu Mengü Timur ile göstermelik olarak evlendirildi. Daha küçük yaÅŸta olan AbiÅŸ Hâtun, idarî iÅŸlere karışmıyordu. Bu sırada Fars’ta, tam bir MoÄŸol hâkimiyeti sürmekte; devleti, İlhanlı hükümdârlarının gönderdiÄŸi komutanlar idare etmekteydi. Sultan Ahmet Teküdâr, Fars’ın devamlı karışıklık içinde bulunması ve bölgedeki MoÄŸol devlet adamlarından memnun olmaması üzerine, sarayında bulunan AbiÅŸ Hâtun’un Åžîrâz’a dönmesine izin verdi (1284). Bir süre sonra, MoÄŸollar tarafından bölgeyi idare etmek için gönderilen Seyyid İmadeddin’in öldürülmesi üzerine, AbiÅŸ Hâtun, hükümdâr Argun tarafından huzuruna çağırıldı. Tebriz’de muhakeme edilen AbiÅŸ Hâtunun, yeniden Åžîrâz’a dönmesine izin verilmedi. Nihayet 1286 senesinde ölünce, Fars’ta Salgurlu hakimiyeti son buldu ve bölge, resmen MoÄŸol idaresi altına girdi.
Salgurlu devlet teÅŸkilâtı, Büyük Selçuklu Devleti'nin bir kopyasıdır. Devletin başında sultan veya hükümdâr yerine atabeg unvanı taşıyan bir hânedân üyesi bulunmaktaydı. Lakapları genellikle muzafferüddîn idi. Salgurlu saray mensupları arasında, “hâcibler, silâhdâr, taÅŸdâr, hansâlâr, hazînedâr, nedîmler, sâkîler, ferrâÅŸlar, çomakdâr ve hadimler” bulunurdu. Dîvân-ı Âlâ veya Dîvân-ı Atabegi adıyla anılan büyük dîvân, vezirin baÅŸkanlığında vazîfe yapmaktaydı. Ayrıca Dîvân-ı TuÄŸra, Dîvân-ı İşraf ve Dîvân-ı Ârız isminde dîvânlar vardı. Ordu teÅŸkilâtı da Selçuklu ordu teÅŸkilâtı gibiydi. Salgurlu ordusu, üç ana kısımdan meydana geliyordu. Bunlar; gulâm (köle), Türkmenler ve vassal devlet kuvvetleriydi.
Salgurlu atabegleri, kültür ve imar faaliyetlerine büyük önem vermiÅŸtir. Özellikle Åžîrâz’da mescitler, ribatlar ve hastaneler yapılmış, ÅŸehir, baÄŸ ve bahçelerle süslenmiÅŸti. Atabeg Sungur’un Åžîrâz’da yaptığı eserlerin başında kendi adına inÅŸa ettirdiÄŸi Sunguriye Medresesi gelmektedir. Ayrıca Åžîrâz yakınında su kanalları ve yolları açtırdı. Atabeg Sa’d’ın yaptırdığı en önemli eserlerden biri, bugün bile Åžîrâz’da mevcut olan Mescid-i Nev veya Mescid-i Atabegi adıyla meÅŸhur Câmi-i Cedîd-i Åžîrâz’dır. Bundan baÅŸka birçok mîmârî eser inÅŸâ ettirmiÅŸtir. Vezir Amideddîn Ebû Nasr da kendi adına izâfeten Âmîdiye adıyla meÅŸhur bir medrese yaptırmıştır.
MoÄŸolların, HarezmÅŸâhları tarih sahnesinden silmesi, Salgurluların MoÄŸol itaatine girmesine sebep olmuÅŸtu. Bu siyâsetleri uzun müddet bölgeyi MoÄŸol taarruzundan uzak tutmuÅŸ ve Salgurlu baÅŸÅŸehri Åžîrâz, onların önünden kaçan birçok ilim adamı ve edibin sığınağı olmuÅŸtur. Salgurluların ilim ve sanat hâmîliÄŸi, Åžîrâz’ı bir kültür merkezi hâline getirmiÅŸtir. Ebü’l-Mübârek Abdülazîz bin Muhammed, Zeyneddîn Muzaffer bin Rûzbihan, Ebü’l-Feth en-Nîzîrî, Ebü’l-Abdurrahîm bin Muhammed es-Servistanî, Kâdı Sırâceddîn Ebü’l-Izz Mükerrem, Kâdı Åžerefeddîn Muhammed, Åžihâbüddîn Feyzullah TûdepuÅŸtî, Sadreddîn Ebü’l-Meâlî, Emir Asıleddîn Abdullah, Fakîh MüÅŸerrefeddîn, İzzeddîn Mevdûd, Kâdı Cemâleddîn Ebû Bekr, Kâdı Mecdüddîn İsmâil, Fakih Saineddîn Hüseyin, Åžeyh Necibeddîn Ali, Kâdı Beydâvî, Kutbeddîn Åžîrâzî, Sâdî-i Åžîrâzî gibi pek çok âlim ve edip, Salgurlu hâkimiyeti altında yetiÅŸmiÅŸ ve hizmetlerini sürdürmüÅŸlerdir.
Âdil idareleri sebebiyle halk tarafından sevilen Salgurlu sultanları, Selçuklulardan sonra, Türk hâkimiyetinin yüz otuz sekiz sene Fars’ta devam etmesini saÄŸlamış olmaları sebebiyle, Türk tarihi açısından önemlidir.