





![]() | Bugün | 160 |
![]() | Dün | 297 |
![]() | Bu Hafta | 808 |
![]() | Gecen Hafta | 1975 |
![]() | Bu Ay | 2199 |
![]() | Gecen Ay | 4882 |
![]() | Toplam | 306239 |
| 14607 Toplam | |
| 0 Bugun | |
| 0 Bu Hafta | |
| 1 Bu Ay | |
| 7 Bu Yil |
Irak Seçlukluları Sultanı Mahmud, iki oÄŸluna atabeg tayin ettiÄŸi Zengî’yi, 1127 senesinde Musul Valisi yaptı. Atabeg Zengî, Musul’a hâkim olunca, büyük ve kuvvetli bir devlet kurmaya çalıştı. Niyeti, önce bölgeyi hâkimiyeti altına alıp, sonra Haçlılarla mücadele etmekti. Bu yüzden Diyarbekir ve Suriye’nin, Arap ve Türk hakimlerine karşı bir fetih siyaseti takip etti. Aynı siyaseti, Haçlılara karşı da uyguluyordu. Arzusunu gerçekleÅŸtirmek için harekete geçen Zengî; Sincâr, Habr, Nusaybin ve Harran’ı ele geçirdi. Arkasından Halep’e hâkim oldu (1128). Bu durum Haçlıların Halep üzerindeki arzularına da son verdi. Zengî’nin, DımaÅŸk’ı (Åžam’ı) alması için, önce Hama ile Humus’u ele geçirmesi gerekiyordu. 1130 senesinde Hama’yı ele geçirdi ise de, Humus önünde baÅŸarılı olamayarak, Musul’a döndü.
Zengî’nin geniÅŸleme hareketleri karşısında, toprakları tehdit altında kalan Artuklular birleÅŸtiler. İki taraf arasında yapılan muharebede Zengî, Artuklu ordusunu geri çekilmeye mecbur etti. Bir süre sonra iki taraf arasında barış yapıldı ve 1130 yılında antlaÅŸma imzalandı. Daha sonra Artuklulardan Davud ile mücadeleye baÅŸlayan Zengî, Amid’i (Diyarbekir) ele geçirdi ve ÅŸehri, adına hutbe okumak ÅŸartıyla, Artuklulardan TimurtaÅŸ’a bıraktı (1141). Zengî’nin idaresi altına almak için çalıştığı devletlerden birisi de Böriler idi ve bir müddet sonra, onlar da Zengî’nin hâkimiyetini tanımak mecburiyetinde kaldılar. Böylece, bölgede güçlü bir hâkimiyet tesis ettikten sonra Haçlılarla mücadeleye baÅŸladı ve Esârib Kalesini kuÅŸattı. Kudüs kralının yardıma gelmesine raÄŸmen Haçlıları yendi ve kaleyi ele geçirdi. Sonra, Haçlı KontluÄŸu iÅŸgalindeki Urfa üzerine yürüdü. Çünkü Urfa KontluÄŸu, Zengîler Devletini ikiye ayıran bir durumda ve ticaret yolu üzerinde çok mühim mevkideydi. Nice bir siyasetle Hıristiyanları birbirinden ayırıp, Haçlılar arasında çıkan anlaÅŸmazlıktan faydalanan Zengî, Katoliklerden memnun olmayan Ermenilerin de desteÄŸiyle, 1144 senesinde Urfa’yı ele geçirdi ve zaferi, bütün İslâm dünyasında sevinçle karşılandı. Urfa’nın Müslümanlar eline geçmesi, Hıristiyan âleminde büyük ÅŸaÅŸkınlığa sebep oldu. Papanın teÅŸvikiyle Hıristiyan âleminde İkinci Haçlı Seferinin hazırlığı baÅŸlatıldı.
Atabeg Zengî’nin, Irak Selçuklu sultanları ve Abbâsî halîfeleriyle olan münâsebetleri, zaman zaman deÄŸiÅŸik bir seyir tâkip etti. 1146 senesinde Caber Kalesini kuÅŸatan Zengî, muhâfızlarından biri tarafından öldürülünce, toprakları oÄŸulları Nureddin Mahmud ve Seyfeddin Gâzi arasında bölündü. Nureddin Mahmud, Suriye’nin idaresini alıp, Halep’i baÅŸÅŸehir yaparken, Seyfeddîn Gâzi, el-Cezîre bölgesini idaresi altına alarak Musul’u baÅŸÅŸehir yaptı. Böylece Zengîler ikiye ayrıldı.
İmadeddin Zengî’nin ölümü üzerine, Selçuklu ÅŸehzâdelerinden Alp Arslan bin Mahmud, atabeyliÄŸin idaresini ele geçirmeye çalıştı ise de, baÅŸarılı olamadı. Seyfeddin Gâzi, Musul’a gelerek babasının yerine geçti; kardeÅŸi Nureddin ile anlaÅŸtı. KardeÅŸinden aldığı kuvvetlerin de yardımıyla Urfa üzerine yürüyen Nureddin Zengî, ÅŸehri kolayca ele geçirdi. Halep bölgesine hâkim olup, Hıristiyanların elinde bulunan Keferlâsâ ve Artah’ı aldı. 1148’de Seyfeddin Gâzinin, Musul’da vefat etmesi üzerine, yerine, aÄŸabeyi Kutbeddîn Mevdûd geçti. KardeÅŸi Nûreddîn’le birlikte hareket eden Mevdûd, Haçlılardan Antakya, Harim, Famiye, Irka ve Cebele kalelerini aldı. Daha sonra Mısır iÅŸleri ile ilgilenen Nureddin Zengî, emirlerinden Åžirkûh ve yeÄŸeni Selâhaddîn-i Eyyûbî’yi bölgeye gönderdi. 1169 yılında Åžirkûh, Mısır’da hâkimiyeti ele geçirdi. Selâhaddîn-i Eyyûbî, Nureddin Zengî’nin emriyle 1171 yılında Fâtımîleri tamamen ortadan kaldırdı (Bkz. Eyyûbîler). Kutbeddîn Mevdûd’un 1170 senesinde ölümü üzerine oÄŸulları İmâdeddîn ile Seyfeddin Gâzi arasında anlaÅŸmazlık çıktı.
İmâdeddîn, amcasından yardım isteyince, Nureddin, Musul üzerine yürüyerek, ÅŸehri kısa bir kuÅŸatmadan sonra ele geçirdi. Seyfeddin Gâzi ile barış antlaÅŸması yapıldı. Bu antlaÅŸmaya göre, Seyfeddin Gâziye Musul, İmâdeddîn’e Sincar veriliyordu. Bu anlaÅŸmazlıktan en kârlı Nureddin çıktı. Nusaybin ve Habur gibi yerleri kendi topraklarına kattı. Böylece Seyfeddîn, resmen amcasına baÄŸlanmış oldu. Nûreddîn Zengî, 1173 yılında Anadolu’ya girerek, İkinci Kılıç Arslan’a ait bazı kasabaları ele geçirdi. Bu esnada BaÄŸdat Abbâsî halîfesi tarafından; Musul, el-Cezîre, İrbil, Hilât, Suriye, Mısır ve Konya hükümdarlığını tasdik eden bir menÅŸûr verildi. Fakat çok geçmeden, Sultan Nureddin Zengî, bir boÄŸaz iltihabından, Åžam’da vefat etti (1174). Kendi yaptırdığı Nûriye Medresesine defnedildi. 1147-1149 yılları arasında gerçekleÅŸen İkinci Haçlı Seferlerini netîcesiz bırakan Türk-İslâm kahramanlarından biri olan Nureddin Zengî, kurduÄŸu eÄŸitim kurumları ve sosyal tesisler, yaptığı imar faaliyetlerinin yanında güçlü bir devlet kurucusu olan Selâhaddin-i Eyyûbî’yi yetiÅŸtirmesiyle de tanınmaktadır. Halep, Åžam, Hama, Humus, Baalbek, Menbic ve diÄŸer ÅŸehirlerde büyük medreseler, câmiler, imâretler, kervansaraylar, hastane ve dâr-ül-hadîsler yaptırıp, masraflarının karşılanması, tamirâtı ve yaÅŸatılması için büyük vakıflar bıraktı. Åžam’da yaptırdığı büyük hastane, devrin en meÅŸhur mütehassıs doktorlarının hizmet verdiÄŸi bir saÄŸlık kurumu idi. Hadis üniversitesi mahiyetindeki ilk dâr'ül-hadîsi o kurdu ve pek çok kitap vakfetti. Rasathâne kurdurarak, güneÅŸ saati yaptırdı. Dindar olup, ilim adamlarının hâmisiydi. Karargâhında dahi Kur’ân-ı kerîm okutup, hürmetle dinlerdi. Haksızlıkların önüne geçmek ve devletin menfaatlerini korumak için, hassas bir haber alma teÅŸkilâtı kurdu. Sultanlığı devrindeki siyâsî hâdiseler büyük, bulunduÄŸu çevre çok karışık bir yapıya sahip olmasına raÄŸmen, halkının saÄŸlığını ve huzurunu korudu.
Nureddin Zengî’nin vefatından sonra, on bir yaşındaki oÄŸlu Melik-üs-Sâlih İsmâil tahta çıkarıldı ise de, Mısır’da güçlenen Selâhaddîn-i Eyyûbî, toprakların büyük bir kısmına hâkim oldu. Nureddin Zengî’ye baÄŸlı olarak Musul’u idare eden ve ötedenberi, amcasının Haçlılara karşı yaptığı bütün seferlere katılan yeÄŸeni İkinci Seyfeddin Gâzi de, daha önce kendisine ait olan Harran, Nusaybin, Urfa, Habur ve Suruç gibi ÅŸehirleri geri almaya çalıştı. DımaÅŸk emirleri, DımaÅŸk’ı da alması için onu davet ettiler. Fakat o, bu davete uymadı. DımaÅŸk emirleri de ÅŸehri Selâhaddîn-i Eyyûbî’ye teslim ettiler (1174). Bunun üzerine Seyfeddin Gâzi, Selâhaddîn Eyyûbî’ye karşı sefere çıktı ise de Cibâl-üt-Türkmân denilen mevkide yapılan savaşı kaybederek Musul’a çekildi (1176). Kısa bir süre sonra da hastalanarak öldü.
Seyfeddin Gâzinin yerine vasiyeti üzerine kardeÅŸi İzzeddîn Mesud geçti. Mesud, 1180’de Melik Sâlih’ten, Halep’i aldı. Böylece, Zengîlerin Halep kolu sona erdi. Bir süre sonra Sincar hâkimi olan İkinci İmâdeddîn Zengî, Sincar’a karşılık Halep’in kendisine verilmesini istedi. VerilmediÄŸi takdirde, ÅŸehri Selâhaddîn Eyyûbî’ye teslim edeceÄŸini bildirdi. İzzeddîn Mesud, emirlerle meÅŸveret ettikten sonra, Halep’i, Sincar karşılığında kardeÅŸi İmâdeddîn’e verdi.
Selâhaddîn Eyyûbî, zayıf ÅŸahsiyetli olan İmâdeddîn’in, Halep’e hâkim olmasından faydalanmak için, Zengîler üzerine sefer düzenledi. Önce Urfa’yı, daha sonra Hıms, Rakka, Surûc ve Nusaybin’i aldı. 1182 senesinde Musul’u bir ay kadar kuÅŸattı ise de geri çekildi. Selâhaddîn Eyyûbî, 1183 senesinde Amid’i ele geçirdikten sonra, Halep üzerine yürüdü. Halep hâkimi İkinci İmâdeddîn Zengî ile Selâhaddîn-i Eyyûbî arasında bir antlaÅŸma yapıldı. Buna göre Halep’i Selâhaddîn Eyyûbî’ye bırakan İmâdeddîn Zengî, bunun karşılığında Sincar ve bazı kasabaları alıyordu.
İzzeddîn Mesud’un 1193’te ölümünden sonra, yerine, vasiyeti üzerine oÄŸlu Nureddin ArslanÅŸâh geçti. DiÄŸer taraftan İzzeddîn Mesud’un ölümünden faydalanmak isteyen İmâdeddîn Zengî, Nusaybin civarındaki bazı köyleri ele geçirdi. Bu yüzden, Nureddin’in Nusaybin üzerine sefer düzenlemek için harekete geçtiÄŸi sırada İmâdeddîn Zengî öldü ve yerine oÄŸlu Kutbeddîn Muhammed geçti. Nûreddîn, mücadeleye devam ederek Nusaybin’i ele geçirdi. Fakat asker arasında baÅŸ gösteren bir salgın hastalık ve Eyyûbî sultânı Melik Âdil’in Nusaybin üzerine yürümesi, Nureddin ArslanÅŸâh’ı ÅŸehri boÅŸaltıp Musul’a çekilmek mecburiyetinde bıraktı (1198).
1201 senesinde yeÄŸeni Kutbeddîn’in, Nusaybin’de Eyyûbî sultânı Âdil adına hutbe okutması üzerine harekete geçen Nûreddîn, Nusaybin ÅŸehrini aldı ve kaleyi ele geçireceÄŸi sırada, Muzaffereddîn Gökböri’nin Musul ve çevresine sefer düzenlediÄŸini öÄŸrendi. Bunun üzerine geri dönen Nureddin, durumun sandığı gibi tehlikeli olmadığını görünce, tekrar yeÄŸeninin üzerine yürüdü ve Telafer’i zapt etti. Fakat, emirlerin çoÄŸu Kutbeddîn’in yardımına geldiler. Yapılan savaÅŸta maÄŸlup olan Nureddin, Musul’a dönerek, barış yapmak mecburiyetinde kaldı (1204). Bir süre sonra Muzaffereddîn Gökböri, Sultan Âdil’e karşı Nureddin ile anlaÅŸtı. Bu ittifaka, Türkiye Selçukluları Sultanı Birinci Keyhüsrev, Halep Eyyûbîlerinden Melik Zâhir ve Erzurum hâkimi TuÄŸrulÅŸâh da katıldı. Halîfe Nâsır’ın araya girmesiyle Müslümanlar arasında muhtemel büyük bir savaÅŸ önlendi. Sultan Âdil, Habur ve Nusaybin’in kendisinde kalması ÅŸartıyla anlaÅŸmaya razı oldu. Nureddin ArslanÅŸâh tutulduÄŸu hastalıktan kurtulamayarak, 1211 senesi Ocak ayında vefat etti.
Nureddin ArslanÅŸâh’ın vefatından sonra, atabeylik emirler ve ÅŸehzadeler arasında mücadele sahası hâline geldi. Bu durumdan faydalanan Eyyûbî sultanı EÅŸref, 1220’de Sincar’ı teslim alarak, Zengîlerin buradaki kolunun hâkimiyetine son verdi. Nâsıreddîn Mahmud’un 1223 senesinde ölmesiyle, Musul’daki Zengîler hâkimiyeti de sona erdi.
Zengîlerin hâkim olduÄŸu bölgelerde halk, adalet ve emniyet içinde yaşıyordu. Bu atabeylik devrinde ziraat her tarafa yayıldı ve özellikle meyvecilik çok geliÅŸti. Zengîlerin saÄŸladıkları emniyet sayesinde, ticarî faaliyetler arttı. Musul, OrtadoÄŸu ile YakındoÄŸu arasında büyük bir ticaret merkezi hâline geldi.
Zengîler, Selçuklularda olduÄŸu gibi, edebiyatın geliÅŸmesine yardımcı oldular. Ahmed bin Münir el-Kayserânî, Müslim bin Hazir ve Haysa Bahsa, bu devirde yetiÅŸen belli baÅŸlı ÅŸairlerdendir. Bu dönemde yetiÅŸen din âlimleri de çoktur. Bunlardan Türk asıllı Ebû Abdullah Vâsıtî ve fıkıh âlimi Abdullah bin Muhammed, en meÅŸhurlarıdır. Tarihçiler bakımından Zengîlerin dönemi, en zengin devrelerden biridir. MeÅŸhur tarihçilerden el-Azimî, Usâme bin Munkız, İbn-i Åžeddâd ve İbn-ül-Esîr bu dönemde yetiÅŸmiÅŸtir.
Güzel sanatlara önem veren Zengîler, bir kısmı zamanımıza kadar gelen, çok sayıda mimarî eser yaptırdılar ve pek çok medrese inÅŸa ettirdiler. Birinci Seyfeddin Gâzi, Musul’da el-Atika adıyla bilinen medreseyi yaptırdı. Musul’daki Ulu Câmiye, Birinci Seyfeddin Gâzi baÅŸlamış, Nureddin Mahmud da tamamlamıştır. Bu sebeple câmi, Câmi-i Nûri adıyla anılmaktadır. Zengî atabegleri içinde imar yönünden en çok faaliyet gösteren Nureddin Mahmud bin Zengî’dir. O, Suriye’nin önemli bütün ÅŸehirlerinin surlarını tamir ettirdi. DımaÅŸk’ta iç kaleye bir cami yaptırdı. Yeni bir kapı olarak Bâb-ül-Ferec’i açtırdı ve Dâr-ül-Adl denilen bir bina inÅŸâ ettirdi. Haftanın iki gününde kendisi burada davalara bakardı. Ayrıca Dâr-ül-Hadîs ile Mâristân, yaptırdığı meÅŸhur eserler arasındadır. Kendi adına nispetle Nûriye adında bir medrese de yaptırdı ki, kabri bunun içindedir. DiÄŸer Zengî atabegleri devrinde ise, Medreset-ül-İzziyye, Medreset-ül-Nûriyye ve Kâhiriyye adlarıyla bilinen medreseler yaptırıldı. Zengîlerin emirlerinden Mücâhiddîn Kaymaz da, Musul’da cami, tekke, medrese ve köprü gibi birçok mimarî eser inÅŸa ettirdi.
Zengîler’in Tahta GeçiÅŸ Târihleri
İmâdeddîn Zengî bin Aksungur / 1127
Birinci Seyfeddîn Gâzi / 1146
Kutbeddîn Mevdûd / 1149
İkinci Seyfeddîn Gâzi / 1169
Birinci İzzeddîn Mesud / 1176
Birinci Nûreddîn ArslanÅŸâh / 1193
İkinci İzzeddîn Mesud / 1211
İkinci Nûreddîn ArslanÅŸâh / 1218
Nâsıreddîn Mahmud / 1219
Yönetimin Bedreddîn Lü’lü tarafından ele geçirilmesi / 1211
Haleb’de
Nûreddîn Mahmud bin Zengî / 1146
Nûreddîn İsmâil / 1174
Musul kolu ile birleÅŸme / 1181