





![]() | Bugün | 226 |
![]() | Dün | 335 |
![]() | Bu Hafta | 226 |
![]() | Gecen Hafta | 1975 |
![]() | Bu Ay | 1617 |
![]() | Gecen Ay | 4882 |
![]() | Toplam | 305657 |
| 14607 Toplam | |
| 0 Bugun | |
| 0 Bu Hafta | |
| 1 Bu Ay | |
| 7 Bu Yil |
Bunun için Begtiginliler de denilmektedir. Zeyneddin Ali, Musul atabeglerinden İmâdeddin Zengî’nin kumandanlarından idi. İmâdeddin Zengi, 1131 senesinde Erbil’i ele geçirince, bölgeyi Zeyneddin Ali’ye verdi. 1144 senesinde Musul nâipliÄŸine tayin edilen Zeyneddin Ali, Zengi’nin ölümünden sonra, onun evlâdını ve hükümetini koruyanların başında yer aldı. Elindeki kuvvetlere raÄŸmen, velînimetine sadakat göstererek, Zengi’nin oÄŸlu Seyfeddin’e ve onun ölümünden sonra da Kutbeddin’e baÄŸlı kaldı. Erbil, Åžehrezûr, Tikrit, Sincar, Musul ve Harran gibi ÅŸehirler onun hâkimiyetindeydi. Ömrünün sonlarına doÄŸru Zeyneddin Ali, oÄŸlunun Erbil’de yerine geçmesini emniyet altına alarak, idaresi altındaki yerleri Musul Atabegi Kutbeddin’e bıraktı. Cesur, âdil, cömert ve ilim sahiplerinin koruyucusu bir zat olan Zeyneddin Ali, 1168 senesinde Erbil’de vefat etti.
Zeyneddin Ali’nin yerine, on dört yaşındaki Gökböri geçti. Fakat Erbil valisi ile arası açık olduÄŸundan, vali Kaymaz onu ülkeden uzaklaÅŸtırıp, yerine kardeÅŸi Zeyneddin Yusuf’u geçirdi. Gökböri, Musul Atabegi İkinci Seyfeddin Gâzi’nin hizmetine girdi. Bunun üzerine Gökböri’ye iktâ olarak Harran bölgesi verildi. 1183 senesinde, düÅŸmanı olan vali Kaymaz, Musul valiliÄŸine getirilince, Gökböri, Selâhaddin Eyyûbî’ye tâbi oldu. Selâhaddin Eyyûbî, kız kardeÅŸi ile evlendirerek, Urfa ve Samsat’ın idaresini ona verdi. Gökböri, Selâhaddin Eyyûbî’nin, Haçlılara karşı yaptığı savaÅŸlarda, Suriye ile Filistin’in zaptında önemli rol oynadı.
Erbil hâkimi olarak görünen Zeyneddin Yusuf’un ilk devrelerinde yönetim, fiilen vali Kaymaz’ın elindeydi. Kaymaz, Musul’a vali tayin edilince, Yusuf, AtabegliÄŸin idaresini ele aldı. Onun da 1190 yılında ölümü üzerine Muzafferüddin Gökböri, AtabegliÄŸi tekrar eline geçirdi.
1193 senesinde Selâhaddin Eyyûbî’nin ölümüne kadar Eyyubîler'e baÄŸlı kalan Gökböri, önce Zengîler'in Musul kolunu zayıf düÅŸürmeye çalıştı. Bu hususta, Eyyûbîler ile ittifak kurdu. Ahmedîlilerden Alâeddîn Kara Sungur ile birleÅŸerek, İldeniz Atabegi Ebû Bekr bin Pehlivan’ın idaresindeki Âzerbaycan’a sefer düzenledi. Fakat Irak-ı Acem hâkimi Åžemseddin AydogmuÅŸ’un müdahalesi ile geri döndü. Sonraları geniÅŸleme siyaseti gütmekte olan Eyyûbîleri tehlikeli görmeye baÅŸladı ve onlara karşı olan ittifaklarda yer aldı. Musul’da idareyi ele geçiren Atabeg Bedreddin Lü’lü ile mücadele etti. 1220 senesinde MoÄŸol tehlikesiyle karşı karşıya kalan Gökböri, Celâleddin HarezmÅŸah’a tabi oldu ise de ülkesini tahrip olmaktan kurtaramadı. 1232 senesinde Erbil’de vefat eden Gökböri, erkek evlâdı olmadığından, ülkesinin halifeye verilmesini vasiyet etti. Onun ölümü üzerine, BaÄŸdat’taki Abbâsî halîfesinin kuvvetleri Erbil’e gelerek ÅŸehri teslim aldılar.
Erbil AtabegliÄŸinde Muzafferüddin Gökböri, kültür ve imar faaliyetlerinin yanısıra, sosyal yardım müesseseleri kurmakla da dikkati çekti. Camiler, hankâhlar, medreseler ve hastaneler yaptırdı ve bunların masrafını karşılamak için vakıflar tahsis etti. Erbil surlarını tamir ettirdi. Çarşılar yaptırıp sokakları düzelttirerek, Erbil’i büyük bir ÅŸehir haline getirdi. Bir kültür ve sanat merkezi olan Erbil’de her yıl, peygamber efendimizin doÄŸum günü, muhteÅŸem merasimlerle kutlanırdı. Dört bir taraftan gelen âlimler, insanlara vaaz ve nasihat eder, mevlid merasimlerine ayrı bir renk verirlerdi.
Gökböri, Haçlılarla bizzat savaÅŸmasının yanında, esir düÅŸmüÅŸ Müslümanları da fidyesini vererek kurtarırdı. Yaptırdığı hastaneyi haftada iki defa ziyaret eder, hastaların muhtaç akrabalarına nafaka gönderirdi. Bir dul hanımlar evi ile yetimhâne yaptırdı. Annesiz süt çocuklarına süt anneleri tuttu.
İlim sahiplerini gözeten Muzaffereddin Gökböri’nin sarayında Mübârek bin Ahmed, Erbil Târihi’ni, İbn-i Hallikân Vefeyât-ül-A’yân’ını yazdı.
Erbil Atabeglerinde, Büyük Selçuklular'a benzer bir teÅŸkilâtın bulunduÄŸu anlaşılmaktadır. Hükümdar ile hükümet arasındaki irtibatı temin eden görevlilere hâcib, bunların baÅŸkanlarına da hâcib-ül-hüccâb denirdi. Saray teÅŸkilâtında hâcib-ül-hüccâb’dan sonra en yetkili görevli üstâd-üd-dâr idi. Bu ÅŸahıs saraya ait umumi masraflardan ve mutfağın denetiminden sorumluydu. Sarayın ve hükümdarın korunması ile görevli muhafız birliÄŸi olan cândârların reisine emîr-i cândâr denirdi.
BeyliÄŸin en önemli iÅŸlerinin görüldüÄŸü, bir büyük dîvân vardı. Bu dîvânın vezir dışındaki üyeleri; müstevfî, müÅŸrif, münÅŸî ve ârız-ül-ceyÅŸ idi.