Yougames - Joomla Gaming Portal Template

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

En Sevilenler

  • Åžehit Resimleri
  • Teröristlerin Öldürülme Görüntüleri
  • TuÄŸralar
  • YEMEN ÅžEHİT LİSTESİ
  • ÅžEHİT VE GAZİ YAKINLARINA SAÄžLANAN EĞİTİM-ÖĞRETİM HAKLARI
You are here:  
AddThis Social Bookmark Button

Üye Giriş






Kullanıcı Adı/Şifremi Unuttum?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ana Menü

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

VİDEOLAR

  • Kendi Kliplerim
  • DiÄŸer Videolar

ŞEHİTLER BÖLÜMÜ

  • Åžehit Bilgileri
  • Åžehit Resimleri
  • Åžehit Åžiir ve Mektupları
  • Åžehit Sırlı Olayları
  • Kahramanlar
  • Çanakkale Åžehitleri
  • Åžehitlerimizin Hayat Hikayeleri
  • Åžehit ve Gazi Hakları
  • Çanakkale Åžehitleri

Atatürk

  • Hayatı
  • İlkeleri
  • Devrimleri
  • Anıtkabir
  • Kronolojisi
  • DiÄŸer Bilinmeyenler

Türk Tarihi

  • Genel Türk Tarihi
  • Hanlıklar
  • Büyük Devletler
  • Türk Devletleri
  • Atabeylikler
  • Beylikler
  • Türk Boy Ve Kavimleri
  • SavaÅŸ Ve Seferler
  • Türk Destanları
  • TÜRK Dili Ve Edebiyatı

Osmanlı Tarihi

  • PadiÅŸahlar
  • Kronoloji
  • Albüm
  • Olaylar
  • Mekanlar
  • Kesitler
  • KiÅŸiler
  • Seçtiklerimiz

Askerlik

  • Asker Resimleri
  • Bayrak Resimleri
  • Vatan ve Asker Åžiirleri
  • Kahraman Mehmetcikler

Müzik Kutusu


PopUp MP3 Player (New Window)

Ziyaretci Sayısı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün129
mod_vvisit_counterDün591
mod_vvisit_counterBu Hafta129
mod_vvisit_counterGecen Hafta3729
mod_vvisit_counterBu Ay10358
mod_vvisit_counterGecen Ay14877
mod_vvisit_counterToplam359014

Çevrim içi: 16
Sizin IP: 38.107.179.218
,
Bugün: May 21, 2012
Visitors Counter

Toplam Üye

14675 Toplam
0 Bugun
0 Bu Hafta
4 Bu Ay
29 Bu Yil

Gazneliler

Salı, 01 Eylül 2009 09:36 Türk Tarihi - Büyük Devletler
e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Gazneliler
Gazne’de 962-1187 yılları arasında hüküm süren Türk-İslâm devleti.

Sâmânî Devletinin (819-1005) en parlak devirlerinde çok sayıda Türk, gruplar hâlinde Mâverâünnehir yoluyla İslâm dünyasına getirilmekteydi. 912 yılından itibaren ise Sâmânî Devletinin vali ve komutan kadrolarında, Türk isimleri de görülmeye baÅŸlandı. İşte bu Türk komutanlardan biri de Gazne Devletini kuracak olan Alptegin’dir. Alptegin, 961 senesinde vezir Ebû Ali Muhammed Belâmî ile birleÅŸerek, Sâmânî Åžehzâdesi Nasr’ı tahta oturtmak istediyse de bu arzusunu gerçekleÅŸtiremedi. Bunun üzerine kendisine baÄŸlı birliklerle Afganistan’daki Gazne’ye çekildi ve burada bulunan Levik Hânedânını bölgeden uzaklaÅŸtırarak, ÅŸehre hakim oldu. Böylece Gazne Devletinin temelini attı (962).

Alptegin’in, 963’te ölümü üzerine yerine geçen oÄŸlu Ebû İshak İbrahim, dört yıla yakın süren saltanatında Sâmânîlerle dost geçinme yolunu tercih etti. Ölümünden sonra 966’da yerine Bilge Tegin geçti. Bilge Tegin, Buhara’da Sâmânî komutanlarından Fâik’in, üzerine gönderdiÄŸi bir orduyu bozguna uÄŸrattı. Bu maÄŸlûbiyetten sonra bir daha Buhara’dan Gazne’ye ordu gönderilmedi. Bilge Tegin, 975’te Hindistan üzerine yaptığı seferde Gerdiz Kalesini kuÅŸatırken ÅŸehid düştü. Gazne’de ilk sikke bunun zamanında kesildi. Yerine geçen Pîrî Tegin, devleti yönetecek hususiyetlere sahip olmadığından, beÅŸ yıllık saltanattan sonra, tahtı Sebük Tegin’e bıraktı.

Devletin asıl kurucusu olan Sebük Tegin, Isık Göl civarında Barsgan’da doÄŸmuÅŸ, 960’a doÄŸru Müslüman olmuÅŸ, köle olarak satıldığı Alptegin tarafından terbiye edilip, manevî evlât edinilmiÅŸ ve mühim mevkilere getirilmiÅŸti. Hükümdar olunca, “Nâsırüddin Sebük Tegin Kara Beçkem” adını aldı. İyi bir idareci ve komutan olan Sebük Tegin, Toharistan ve Zabülistan’la Zemindaver eyaletini, Gor bölgesini ve Belucistan’ın bazı yerlerini ülkesine kattı. 979’da Hindistan’ın kuzeybatısında yerli hükümdarların en güçlülerinden Caypal’ı yenilgiye uÄŸratarak, Hindistan hakimiyetine ilk adımı atmış oldu. Kâbil Nehri boyunca Peşâver’e kadar ilerleyerek, bu bölgelerde İslâmiyet'in yayılmasını saÄŸladı.

Sebük Tegin’in 997’de ölümünden sonra, yerine oÄŸlu İsmail geçti. Ancak, kısa bir süre sonra, tahtı aÄŸabeyi Mahmud’a bırakmak zorunda kaldı.

Mart 997’de tahta çıkan Sultan Mahmud, Gazneli Devletinin kurucusu, Hindistan’a İslâm dinini yayan ve burada yüzyıllarca sürecek olan Türk hakimiyetinin temellerini atan, tarihin büyük cihangirlerinden ve hükümdarlarındandır. SâmânoÄŸullarının yıkılışına rastlayan bir zamanda tahta çıkan Sultan Mahmud, ilk iÅŸ olarak Horasan’da hakimiyetini tesis etti. Zaman zaman Karahanlılar'la rakip duruma düşmekle beraber, güneydeki (Hindistan) ve batıdaki (İran) fetihleri için müsait bir zemin ve elveriÅŸli ÅŸartlar buldu. Åžiîlere karşı halifeyi ÅŸiddetle savundu ve Sünnî mezheplerin koruyucusu oldu.

Sultan Mahmud, İran, Irak ve Harezm’i ülkesine kattıktan sonra, Hindistan üzerine on yedi sefer düzenledi. 1000 yılında Peşâver ÅŸehrini aldı. Ertesi yıl Hindistan ordusunu yenip, Hindistan’ın en zengin eyaletlerinden biri olan Pencab’ı ele geçirerek, Hindistan’ın kuzeyine tamamen hakim oldu. Çok büyük ganimetlerle Gazne’ye dönüp “Gâzi” unvanını aldı. BeÅŸinci seferinde, Ganj Vadisini ele geçirdi.

Sekizinci Seferinde ise, 150.000 kiÅŸilik Hindu ordusunu imha etti. En meÅŸhur seferi olan 11. Seferinde ise Gucerat’a girdi ve büyük ganimetle geri döndü. Sultan Mahmud, 1030’da öldüğü zaman, Gazneli Devleti, batıda Âzerbaycan hudutlarından, doÄŸuda Hindistan’ın Yukarı Ganj Vadisine, Orta Asya’da Harezm’den Hint Okyanusu sahillerine kadar uzanan çok geniÅŸ bir sahaya yayılmıştı.

Sultan Mahmud’dan sonra yerine oÄŸlu Muhammed geçti ise de, bu sırada Isfahan ve Rey umumî valisi bulunan kardeÅŸi Mesud tarafından tahttan indirildi. Ekim 1030’da tahta çıkan Sultan Mesud, iyi bir asker olmakla beraber, babasının komÅŸularla iyi geçinme siyasetini devam ettiremedi. Özellikle, Selçuklular'la olan geçimsizlikleri, uzun ve kanlı savaÅŸların çıkmasına sebep oldu. Horasan’ın bir kısmını alma baÅŸarısını gösteren Selçuklulara karşı, Dandanakan Meydan Savaşı'ında (1040) Sultan Mesud büyük bir maÄŸlûbiyete uÄŸradı. İran, Harezm ve Mâverâünnehir’e Selçukluların hakim olmaları, Gaznelileri Afganistan ve Hindistan toprakları üzerinde yaÅŸamaya mahkûm etti.

Bu maÄŸlûbiyetten sonra, Gazne’ye dönerek ailesini ve hazinelerini toplayan Sultan Mesud, Lahor’a gitmek üzere yola çıktı. Ancak, yolda muarızları tarafından yakalanıp hapsedildi ve Girî hapishanesinde yeÄŸeni tarafından 1041’de öldürüldü. Yerine, daha önce tahttan indirilip kör edilen kardeÅŸi Muhammed çıkarıldı. Babasının öldürüldüğünü duyan Mevdûd, Belh’den Gazne’ye yürüyerek, Muhammed’i tahttan indirip hükümdar oldu.

Mevdûd’un saltanatı (1041-1049), dış mücadelelerle geçti. Zamanında, Selçuklular önce Toharistan’ı, ardından Zemindaver’i ele geçirdiler. DiÄŸer taraftan Delhi Racası da, bazı kaleleri almaya muvaffak oldu. Bunun yanısıra, Gazneli hakimiyetinden kurtulmak istiyen Gurlular da harekete geçtiler.

Mevdûd’un 1049’da ölümü ile Gazneli Devleti karışıklık içinde kaldı. Tahta İkinci Mesud çıktı ise de, oÄŸlu karşı çıktı. İkinci Mesud’un tahttan indirilmesi üzerine Bahâüddevle Ali tahta çıktı. Fakat bunun saltanatı da çok kısa sürdü.

İki yıl geçmeden Mahmud’un oÄŸlu Abdürreşîd tahta çıktı. Ancak tahtta gözü olan komutanlardan TuÄŸrul Bey, onu öldürüp tahtı elde etti. 1040’tan beri artan Selçuklu baskısı, TuÄŸrul Bey zamanında durduruldu. Ülkede de eski asayiÅŸ yeniden saÄŸlandı. 1059’da ölümü ile yerine çıkan kardeÅŸi İbrahim, ilk iÅŸ olarak, Selçuklularla sulh yaptı. OÄŸlu Mesud’u, Selçuklu Sultanı MelikÅŸah’ın kızı ile evlendirip dostluk tesis etti. Kuzey ve batıda bir kısım toprakların kaybedilmesine karşılık, Hindistan’da bazı kaleler ele geçirildi ve devletin sınırları Ganj Nehrine kadar uzandı.

Sultan İbrahim’in 1099’da ölümünden sonra, yerine geçen oÄŸlu Üçüncü Mesud, babasının Hindistan fütuhatı ve damadı bulunduÄŸu Selçuklularla dostluÄŸu devam ettirme politikasını iyi yürüttü. Ancak, 1115’te vefatı ile devlet yeniden asayiÅŸsizlik içine düştü. KardeÅŸler arasında taht rekabeti baÅŸladı. Tahta çıkan Şîrzâd’ı, kardeÅŸi Arslan öldürttü. Arslan, diÄŸer kardeÅŸi Behram Åžah üzerine yürüyünce Behram Åžah, Selçuklu Sultanı Sencer’e iltica etti. Bu durum, yarım asırdan beri devam eden Selçuklu dostluÄŸunu bozdu. Sultan Sencer, Gazne üzerine iki sefer düzenleyerek Arslan’ı yakalayıp öldürttü. Böylece Behram Åžah 1117’de Gazne tahtını elde etti. Ancak bu tarihten itibaren Gazneliler, Büyük Selçuklu Devletine baÄŸlı bir duruma geldiler. Bu devrin en önemli hadisesi Gurluların harekete geçmeleridir. 1128’de, Gur Melikü’l-Mülûk’u Kutbeddin’in Behram Åžah tarafından öldürülmesi, Gurluların ayaklanmasına sebep oldu. Melik’in kardeÅŸi Suri’nin Gazne’ye girmesi ile büyüyen isyan kısa sürdü. Fakat bir müddet sonra Alâeddin Hüseyin önce Gazne’yi, ardından Bust’u tahrip edip, Gaznelilerin kuzeydeki hakimiyetlerine son verdi. OÄŸuzların, 1152’de Gazne üzerine yürümeleri üzerine Behram Åžah, burasını kesin olarak bırakıp Lahor’a çekildi.

Behram Åžah, 1160’da ölünce, yerine oÄŸlu Hüsrev Melik geçti. Bu sırada Gazne’de ikamet etmekte olan Gurlu emir Muizzeddin, 1173’ten itibaren Hindistan seferlerine baÅŸladı. Gur akınları karşısında yerli Khokharlarla anlaÅŸmaya çalışan Hüsrev Melik, bunların hıyanetini anlayınca Muizzeddin’le anlaÅŸmak için çare aradı. Ancak bir netice elde edemedi ve 1187’de esir düştü. Böylece Gazneli Devleti, Gurlu İmparatorluÄŸuna ilhakla tarih sahnesinden çekildi. Son Gazneli Sultanı Hüsrev Melik ile oÄŸlu Behram Åžah, önce Gazne’ye oradan Firizkuh’a ve nihayet Belervan Kalesine götürülerek hapsedildi, birkaç yıl sonra, 1191’de, öldürüldüler.

Büyük Türk Hakanlığı, yani Karahanlılar'dan sonraki Müslüman Türk Devleti, Gazneli Devletidir. Sünnî-Hanefî mezhebinde olan Gazneliler, sarayda Türkçe, edebiyâtta Farsça, fakat resmî yazışmada Arapça'yı resmî dil olarak kullanmışlardır.

Devlet teÅŸkilâtı: Gazneli Devletinde emir veya sultan, devletin tam hâkimidir. Devlet dairelerine dîvân denilmektedir. Bu dîvânların en önemlileri, Dîvân-ı Vezâret, Dîvân-ı Arz, Dîvân-ı Risâlet veya İnşâ ve Dîvân-ı İşrâf idi. Dîvân-ı Vezâret, maliye ve genel yönetim iÅŸlerine bakardı. BaÅŸkanı vezirdi. Dîvân-ı Arz bugünkü Savunma Bakanlığının karşılığı olup, başındakine Arız veya Sâhib-i Dîvân-ı Arz denilirdi. Askerin ihtiyaçlarını ve ordunun savaÅŸa hazır bir durumda bulunmasını saÄŸlamak, askerin sayısını bilmek ve gerektiÄŸi zaman sultana bildirmek, sultanın gezilerinde ihtiyaçlarını gidermek gibi görevleri vardı. Bu devlette ordu, dört kısımdan meydana gelirdi. Bunlardan süvariler ilk kısmı meydana getirir ve ordunun en kalabalık bölümünü teÅŸkil ederdi. ÇoÄŸunun iki atı vardı. İkinci bölümü yayalar meydana getirip sayıları az, baÅŸlıca vazifeleri ise ÅŸehirleri korumalarıydı. Ordunun üçüncü kısmı sultanın özel birliÄŸiydi. Buradaki askerler, Türkistan’daki oymak savaÅŸlarında hakimiyet altına alınan yerlerdeki Türk çocuklarıydılar. Ordunun son bölümünü, filler meydana getirirdi. Bunlar doÄŸrudan doÄŸruya sultan tarafından denetlenirdi. Filcilerin çoÄŸu Hintliydi. Bunların muharebelerdeki görevi, düşman saflarını bozmak ve yarmak, düşman atları, kendilerine ve kokularına alışmamışsa, onları ürkütüp bozgun çıkarmak, okçulara yüksek atış yeri saÄŸlamaktı. Dîvân-ı Risâlet veya İnşâ, devletin genel haberleÅŸme dairesiydi. Hükümetle iÅŸi olan halk da buraya baÅŸvururdu. Dîvân-ı İşrâf, devletin gizli haber alma teÅŸkilâtı olup, çok geliÅŸmiÅŸti.

Kültür ve medeniyet: Gazneliler devri, siyasî kudretin yanısıra, kültür bakımından da parlak geçmiÅŸtir. Bir fıkıh âlimi olan Sultan Mahmud ve oÄŸlu Mesud, İslâm terbiye ve kültürü ile yetiÅŸmiÅŸlerdi. Her iki sultan saraylarında devrin en büyük âlimlerini toplamaya çalıştılar. Åžairlere hürmet ve sevgi gösterdiler. Her sene onlar için yaklaşık dört yüz bin dinar harcarlardı. Bu ÅŸairler arasında Türk asıllı Ferrûhî ile Menuçehrî Damgânî, Escedî Gazâ’ir-i Râzî ve Åžehnâme yazarı meÅŸhur Firdevsî sayılabilir. Bunların başında Melik-uÅŸ-Åžuarâ Unsûrî bulunmaktaydı. Sultan İbrahim ve halefleri devrinde Gazne sarayında bulunan ÅŸair ve edipler, İran edebiyatının geliÅŸmesinde önemli rol oynadılar. Bu devirdeki ÅŸairler arasında; Ebü’l-Ferec Rûmî, Senâ’î, Osman Muhtârî ve Seyyid Hasan Gaznevî yer almaktaydı.

Tarih yazıcılığı da Gazneliler devrinde parlak geçmiÅŸtir. Sebük Tekin ve Mahmad devrini yazan Ebû Nasr Utbî, Zeyn-ül-Ahbâr isimli eserini Sultan Abdürreşîd’e sunan Gerdîzî, Mesud devrini nakleden Ebü’l-Fazl Beyhekî, Gazneliler devrinin meÅŸhur tarihçileridir.

Sultan Mahmud, 1017 senesinde Harezm’i ele geçirince, o devrin en büyük fen âlimi Birûnî’yi Gazne’ye getirdi. Birûnî, sultanın birçok seferlerine katılarak Hindistan hakkında Tahkîku mâ lil-Hind isimli eserini yazdı. Bu, Hinduların inanç ve âdetlerini tarafsız olarak tetkik eden ilk İslâmî eserdir. Eserde Hind dini ve Hindistan coÄŸrafyası hakkında çok geniÅŸ bilgi bulunmaktadır.

Gazne sultanları, edebiyat alanında olduÄŸu kadar mimarî faaliyetleri ile de dikkat çektiler. Sultan Mahmud ve Mesud, büyük inÅŸa faaliyetlerinde bulundular. Fakat onların bu eserlerinden günümüze çok azı ulaÅŸmıştır. Sultan Mahmud, halkın faydalanması için çarşı, köprü ve su yolu kemerleri yaptırdı. Bunlardan Gazne’nin kuzeyindeki Bend-i Mahmudî bu güne kadar mevcudiyetini korumuÅŸ ve kullanılmıştır. Sultan Mahmud, Gazne’de birçok cami ve mescid yaptırdı. Gazne Camiinin yanına geniÅŸ bir medrese inÅŸa ettirdi. Burası hem medrese hem de kütüphaneydi. Birçok odaları, Gazne âlimlerinin okuması ve okutması için, tavandan tabana kadar kitapla doluydu. Sultan, bu medresede ders veren hoca ve okuyan talebeler için, medresenin evkafından dolgun maaÅŸ tayin ederek onların geçimini saÄŸlamıştır. Dokuz yüzyıl geçmesine raÄŸmen, cila ve parlaklığı bozulmayan Gazne Camiinin iki minaresi hâlâ ayakta olup, dış kısmı cilalı sarı tuÄŸladandır. Minarelerin birbirinden uzaklıkları 360 ve yükseklikleri 45 m kadardır. Üzerlerinde kûfî yazılar vardır.

Gazneliler, kuzey Hindistan fütuhatını tamamlayınca, İslâm dinine Pencab’da kuvvetli bir dayanak noktası elde edilmesini saÄŸladılar. Böylece daha sonraki Hindistan fetihlerine saÄŸlam bir zemin hazırlayarak, Türk ve İslâm tarihinde önemli rol oynadılar.

AddThis Social Bookmark Button
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Gönder (Ctrl+Enter)
İptal
JComments
Copyright © 2009 Sehit tema.Yeni tasarim tema; |  Web Tasarim Tema Yapimci ByVATAN
RSS|Byvatan Radyo|Sitemizi Oner;| Yukari Cik