Yougames - Joomla Gaming Portal Template

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

En Sevilenler

  • Åžehit Resimleri
  • Teröristlerin Öldürülme Görüntüleri
  • TuÄŸralar
  • YEMEN ÅžEHİT LİSTESİ
  • ÅžEHİT VE GAZİ YAKINLARINA SAÄžLANAN EĞİTİM-ÖĞRETİM HAKLARI
You are here:  
AddThis Social Bookmark Button

Üye Giriş






Kullanıcı Adı/Şifremi Unuttum?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ana Menü

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

VİDEOLAR

  • Kendi Kliplerim
  • DiÄŸer Videolar

ŞEHİTLER BÖLÜMÜ

  • Åžehit Bilgileri
  • Åžehit Resimleri
  • Åžehit Åžiir ve Mektupları
  • Åžehit Sırlı Olayları
  • Kahramanlar
  • Çanakkale Åžehitleri
  • Åžehitlerimizin Hayat Hikayeleri
  • Åžehit ve Gazi Hakları
  • Çanakkale Åžehitleri

Atatürk

  • Hayatı
  • İlkeleri
  • Devrimleri
  • Anıtkabir
  • Kronolojisi
  • DiÄŸer Bilinmeyenler

Türk Tarihi

  • Genel Türk Tarihi
  • Hanlıklar
  • Büyük Devletler
  • Türk Devletleri
  • Atabeylikler
  • Beylikler
  • Türk Boy Ve Kavimleri
  • SavaÅŸ Ve Seferler
  • Türk Destanları
  • TÜRK Dili Ve Edebiyatı

Osmanlı Tarihi

  • PadiÅŸahlar
  • Kronoloji
  • Albüm
  • Olaylar
  • Mekanlar
  • Kesitler
  • KiÅŸiler
  • Seçtiklerimiz

Askerlik

  • Asker Resimleri
  • Bayrak Resimleri
  • Vatan ve Asker Åžiirleri
  • Kahraman Mehmetcikler

Müzik Kutusu


PopUp MP3 Player (New Window)

Ziyaretci Sayısı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün175
mod_vvisit_counterDün297
mod_vvisit_counterBu Hafta823
mod_vvisit_counterGecen Hafta1975
mod_vvisit_counterBu Ay2214
mod_vvisit_counterGecen Ay4882
mod_vvisit_counterToplam306254

Çevrim içi: 14
Sizin IP: 38.107.179.216
,
Bugün: Şub 08, 2012
Visitors Counter

Toplam Üye

14607 Toplam
0 Bugun
0 Bu Hafta
1 Bu Ay
7 Bu Yil

Babürlüler (Babür İmparatorluğu, Gürgâniyye Devleti)

Salı, 01 Eylül 2009 09:41 Türk Tarihi - Büyük Devletler
e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Babürlüler (Babür İmparatorluğu, Gürgâniyye Devleti)
Hindistan’da kurulan Müslüman Türk devletlerinden.

Timur’un beÅŸinci batından torunu Babür tarafından, 1526’da kurulmuÅŸtur. 1483’te Fergana’nın baÅŸkenti Ardician’da dünyaya gelen Babür, 1494’te babası Ömer Åžeyh Mirza’nın ölümü üzerine, Fergana hükümdarı oldu. Fakat Babür, Özbeklerin büyüyen kuvvetleri karşısında, kendisi için orada saÄŸlam bir yer elde etmenin mümkün olamayacağını anlamıştı. Bundan dolayı, 1504’te Kâbil’i, daha sonra Kandehar’ı alarak orada yerleÅŸti. 1508 Eylülünde ilk defa Hindistan’a akın yaptı. Üç ay süren bu akında, ülkeyi tanıdı ve pek çok ganimet elde etti. Kasım 1519’da Hayber’i geçerek Hindistan’a girdi. PeÅŸaver yakınlarına geldi. BeÅŸ defa Pencap’a sefer yaptı. Bu seferler neticesinde, Kuzey Hindistan’ı fethetti. Kasım 1525’te, Hindistan’ı fethetmek üzere Kâbil’den hareket etti. 21 Mayıs 1526’da, Panipüt Meydan Muharebesinde, İbrahim Ludi’nin büyük ordusunu yok etti. Böylece Hindistan Türk İmparatorluÄŸu tacı, Babür’e geçmiÅŸ oldu. Aralık 1526’da, dünyanın en büyük ÅŸehirleri arasında olan Delhi, Agra ve Hanpur fethedildi. Babür, Agra’yı baÅŸkent yaptı.

Babür Åžah, 1527’de Hinduların üzerine yürümek niyeti ile Agra’dan hareket etti. Ludilerin Racistan’daki kontrollerini kaybetmeleri üzerine müstakil hale gelen Hindular, hükümdarları Rana Senka’nın etrafında toplanarak, 100.000 kiÅŸilik bir ordu ve birkaç yüz fille yeni Hindistan fatihinin üzerine yürümeye baÅŸlamışlardı. Bu, çok kritik tarihi bir andı. Babür’ün harbi kaybetmesi demek, Ganj Vadisinin Hinduların eline düşmesi, netice itibariyle beÅŸ asırlık Müslüman-Türk hakimiyetinin Hind kıtasında son bulması demekti. Babür, 13.500 kiÅŸilik pek seçkin bir Türkistan atlı birliÄŸi ile düşman üzerine yürüdü. Yanında Osmanlı Türklerinden Mustafa Rumi’nin kumanda ettiÄŸi bir topçu birliÄŸi de vardı. Hindularda top ve tüfek yoktu. AteÅŸli silahlar ve Türk atlısının üstün savaÅŸ kabiliyeti, Babür’e parlak bir zafer kazandırdı. Düşman tamamen imha edildi. Bu zafer, Müslüman-Türklerin Panipüt’ten daha büyük bir zaferiydi. Biyana civarında geçen bu meydan muharebesi, Babür’e “Gazi” unvanını kazandırdı.

Babür Åžah zamanında ülkenin sınırları, güneyde Vindiya DaÄŸlarından, kuzeyde Amu Derya’ya (Ceyhun) kadar uzandı. 25 Aralık 1530 yılında, Agra’da vefat eden Babür Åžahın yerine, 22 yaşındaki büyük oÄŸlu Hümayun Mirza geçti.

1508’de Kabil’de dünyaya gelen Nasireddin Hümayun Åžah, saltanatının ilk zamanlarında, kardeÅŸi Kamran Mirza ile uÄŸraÅŸmak zorunda kaldı. Zamanında asıl tehlike, Åžir Han Sur’dan geldi. Hümayun, 1540 yılında baÅŸkent Agra’yı terk etmek mecburiyetinde kaldı. Böylece 15 yıl için, taht Surilerde kaldı. Hümayun’un elinde Afganistan, Sind, Kuzey Pencab, KeÅŸmir ve Belucistan kaldı. 1543’te Hümayun, Kuzey Pencap, Sind ve Belucistan’ı da Surilere bırakmak zorunda kaldı. Kendisi, Åžah Tahmasb Safevi’ye sığındı ve 1553 Ocak ayına kadar orada misafir edildi. Daha sonra Eylül 1554’te, Safevi Åžahının desteÄŸi ile, kardeÅŸi Kamran Mirza’dan Kandehar’ı alarak, baba mirasını toplamaya baÅŸladı. Aynı senede kardeÅŸini Kâbil’den uzaklaÅŸtırarak Afganistan’a sahip oldu. Daha sonra BedahÅŸan’ı da aldı. 1555 Åžubatında, Hindistan’ın tekrar fethine giriÅŸti ve büyük Pencap havalisine hakim oldu. TimuroÄŸullarının ve babasının Hindistan’da büyük prestijleri olduÄŸu için, çok iyi karşılandı. Surilerle 22 Haziran 1555’te yapılan Maçivara Meydan Savaşının kazanılması, Hind kapılarının tamamen açılmasını saÄŸladı. Bu zafer, Babür Devletinin ikinci kuruluÅŸ tarihi olarak kabul edilmektedir.

28 Ocak 1556’da vefat eden Hümayun, yumuÅŸak bir huya sahipti. Düşmanları tehlikeli rakipler olsa bile, her zaman affetme alçak gönüllülüğünü göstermiÅŸtir. KardeÅŸi Kamran Mirza sık sık isyan etmesine raÄŸmen, onu her zaman affetmiÅŸtir. Hümayun, ülkesinin imarına önem vererek, İslami karakterde birçok binalar yaptırmıştı. Ölümü, o sırada Hindistan’da bulunan büyük Türk denizcisi Seydi Ali Reis'in tavsiyesine uyularak, oÄŸlu Ekber’in tahta çıkışına kadar gizli tutuldu. Hümayun, Delhi’de defnedildi. Hanımı Hamide Banu, onun için, bugün bile sanat yönünden herkesin ilgisini çeken muazzam bir türbe yaptırdı.

Hümayun’dan sonra devlet idaresi, oÄŸlu Celaleddin Ekber’in eline geçti. Ekber zamanında Babür İmparatorluÄŸu, sayılı dünya devletleri arasına girdi.

Åžubat 1556’da tahta çıkan Ekber’in ilk senelerinde devletin idaresi, babasının yardımcısı Bayram Hanın elinde kaldı. Ekber’in atalığı olan Bayram Han, Ekber tarafından Han-ı Hanan yani baÅŸvezirlik makamına yükseltildi. Devletin idare edilmesinde, Bayram Hanın çok emeÄŸi geçti.

Ekim 1556’da saltanat deÄŸiÅŸikliÄŸinden faydalanmak isteyen Surlularla Panipüt’te yapılan savaşı, Babürlüler kazandı. Müteakiben Malva, bağımsız Racput devletleri, Gucerat ve HandeÅŸ ele geçirildi. Bengal, bir defa daha Delhi’nin idaresi altına girdi. Bir çok istilacılar için Hindistan’a geçit veren kuzeybatı hududu, Kâbil ve Kandehar’ın ele geçirilmesi ile emniyet altına alındı. Bununla beraber, Kandehar ÅŸehrinin alınması, İran ile uzun bir süre çekiÅŸme sebebi oldu. Diplomatik seviyede en çok Safeviler ile dostluklar kuruldu. Özbek hükümdarı Abdullah Han ile kendi topraklarını, hudutlarını tayin için bir anlaÅŸma yapıldı. Hind Okyanusunda bulunan Portekizlilerden gelen müşterek tehlike karşısında, Osmanlılar ile de temaslar yapıldı. Fakat, Delhi ile İstanbul arasındaki çok uzun mesafe, büyük bir Sünnî ittifakının doÄŸmasını engelledi.

DiÄŸer taraftan Ekber Åžah, “Din-i İlahi” adı ile derleme bir din kurmaya çalışıyordu. Bu din sayesinde, bütün tebaası üzerinde manevî ve ruhanî hükümdarlığını tesis etmek arzusundaydı. Ancak Mecusi, Brehmen ve Hıristiyanlara hürriyet tanırken, Müslümanlara zulüm ve iÅŸkence ederdi. Ekber’in din düşmanlığını, zamanının büyük din alimlerinden ve Hindistan’ın Serhend ÅŸehrinde yaÅŸamış olan İmam-ı Rabbani Ahmed Faruki Serhendi hazretleri, Mektubat adlı eserinde uzun anlatmaktadır.

Ekber, saltanatında, bir taraftan sınırlarını geniÅŸletirken, diÄŸer taraftan da askerî ve idarî sahalarda faaliyette bulundu. İlk olarak damgalama usulünü getirdi. Ülkedeki topraklar, olduÄŸu gibi hükümdara baÄŸlı devlet toprağı haline getirildi. Ordu subaylarına ve memurlara derece verildi. Arazi gelirlerini kontrol etmek için, “Kurubi” adı verilen tahsildarlar teÅŸkilatı kuruldu.

1603 yılında şiddetli bir dizanteri hastalığına yakalanan Ekber, bütün tedavilere rağmen iyileşemeyerek çok geçmeden öldü. Cesedi, o zamanlar Behiştabad, daha sonra İskender adı verilen bahçeye gömüldü. Sonradan, halefleri tarafından, üzerine büyük bir türbe yapıldı.

Ekber’in yerine, ölümünden önce tayin ettiÄŸi Selim adlı oÄŸlu, Muhammed Cihangir Åžah adıyla tahta geçti. 35 yaşında olan Cihangir, saltanat deÄŸiÅŸikliÄŸinden faydalanarak baÅŸkaldıranların Delhi’ye baÄŸlanması için çalıştı. Onun en büyük icraatı ve hizmeti, babasının İslam âlimlerine karşı yürüttüğü baskıyı kaldırmasıdır. Ayrıca, ağır ve ezici cezalara son verdi. Vergi toplanmasındaki bozuklukları gidererek, vergi gelirlerinin daha sıhhatli bir ÅŸekilde devlet hazinesine girmesi için tedbirler aldırdı.

Bu hizmetlerinin yanında, Avrupalılara Hindistan’a ticaret tesisleri kurma izni, ilk defa bunun zamanında verildi. Böylece İngilizlerin Hindistan’a sızmalarına zemin hazırlanmış oldu. Cihangir, Ekim 1627’de KeÅŸmir’den Lahor’a giderken yolda vefat etti. Cihangir’in cesedi, dinî merasimden sonra, Lahor civarında Åžah Dara’da topraÄŸa verildi.

Cihangir Şahın, devlet adamlığı yanında edebî cephesi de büyüktür. Tüzük-i Cihangirî adıyla yazdığı eseri, çok kıymetlidir.

Cihangir’in yerine oÄŸlu Åžah Cihan, Åžehabeddin unvanı ile tahta geçti. Devrinde, Hindistan’da ileri gelen Müslüman devletleri ile mücadele etti. Bunların başında NizamÅŸahiler gelmekte idi. 1630’da harekete geçen Babürlüler, NizamÅŸahları, Devletâbad’a kadar sürdüler. Bu arada Darur ÅŸehri ele geçirildi. Ertesi yıl Devletabad da alınıp NizamÅŸahlara büyük bir darbe vuruldu.

Cihan Åžahı uÄŸraÅŸtıran diÄŸer bir mesele de o sırada Hindistan’da hatırı sayılır bir devlet olan AdilÅŸahlardır. Uzun mücadelelerden sonra Åžah Cihan’ın üstünlüğünü tanıması ÅŸartı ile aralarında anlaÅŸma saÄŸlandı.

Orta Hindistan’ın diÄŸer üçüncü güçlü devleti, KutubÅŸahlar idi. Bunlar ÅžiiliÄŸi benimsediklerinden, Sünni olmaları için Åžah Cihan tarafından bir ferman yollanmıştır. Ayrıca Åžah Cihan, Safeviler adına okunan hutbenin kendi adına okunmasını istedi. Åžah Cihan, büyük bir orduyla Dekken’e gelince, KutubÅŸahlar korktular ve hutbede dört halifeyi ve Åžah Cihan’ı zikrettikleri gibi, yıllık bir miktar vergi ödemeyi de kabul ettiler. Böylece, bu devletlerle olan meseleler, Babürlülerin lehine olarak halledildi.

İran, Osmanlı ve Avrupa devletleri ile münasebet kuruldu. Bu sırada Portekizliler, Hugli’de koloni kurdular ve köle temini için Bengal’de insan avına giriÅŸtiler. Bunu haber alan Åžah Cihan, 1632’de meseleye el atıp, Hugli yöresini zaptetti ve Portekizlileri sadece bir ÅŸehirde oturmaya mecbur etti.

Åžah Cihan, 1652’de hastalanınca, oÄŸulları arasında taht kavgası baÅŸladı. Evrengzib adındaki oÄŸlu, kardeÅŸlerine hakim olduktan sonra, babasını da tahtından indirerek, Temmuz 1658’de, Agra’da, sultanlığını ilan etti.

Evrengzib Alemgîr zamanında Gürganiye Devleti, eski haÅŸmetli devrini yaÅŸadı. Evrengzib, dinine baÄŸlı olup, âlimleri severdi. Brehmenlerle ve Åžiîlerle mücadele edip, Åžiî sultanlıklarını ortadan kaldırdı. Büyük âlim İmam-ı Rabbanî hazretlerinin oÄŸlu Muhammed Ma’sum Farukî ve onun oÄŸlu Muhammed Seyfüddin hazretlerinden feyz aldı. 50 sene adaletle hüküm sürdü. Åžeyh Nizam Muinüddin baÅŸkanlığındaki bir heyete, Hanefi mezhebi üzerine Fetava-i Hindiyye adındaki çok kıymetli fetva kitabını hazırlattı.

Evrengzib, dış siyasete de önem verdi. Safevilerle olan dostluk devam ettirildi. Basra ve Arabistan’la mektuplaÅŸmalar oldu. Mekke ÅŸerifine elçiler yollanarak, büyük maddi yardımda bulunuldu. Bu devrede, Osmanlı - Gürgâniyye münasebetleri de ileri safhada idi. PadiÅŸah İkinci Süleyman’ın, Hindistan elçiliÄŸi ile vazifelendirdiÄŸi Ahmed AÄŸa, 1690 yılında büyük bir merasimle karşılandı ve Anadolu’nun temsilcisi olarak kabul edildi. Batılı devletlerden İtalya, Fransa ve İngiltere ile de temaslarda bulundu. "Ebü’l-Muzaffer", "Muhyiddin Evrengzib", "PadiÅŸah" ve "Gazi" unvanlarına sahip olan Evrengzib, yakalandığı rahatsızlıktan kurtulamayarak Mart 1707'de vefat etti.

Gürgâniyye Devleti, Evrengzib’den sonra parlaklığını kaybetti. Devlet, halefleri zamanında uçuruma gittiÄŸi gibi, hükümdarlar da geliÅŸen dış baskı neticesinde yıprandılar. Hindistan’daki diÄŸer Türk devletleri için kaçınılmaz bir hastalık haline gelen HindulaÅŸma, bu tarihten itibaren Babürlüler için, içten çöküşü hazırlayan bir sebep oldu.

Babür Devletinde çökme alâmetleri, 18. yüzyılda hissedilmeye baÅŸlandı. Evrengzib’den sonra tahta geçen Bahadır Åžah, devlet iÅŸlerini düzene koyduktan sonra, Racput meselesini halletmek istedi. Fakat bu arada ayaklanan kardeÅŸi ile mücadele etmek zorunda kaldı ve onu öldürttü. Bir müddet asilerle uÄŸraÅŸan Bahadır Åžah, (1707-1712) tarihleri arasında hüküm sürdükten sonra, 1712’de Lahor’da vefat etti.

Bahadır Åžah’ın yerine, Cihangir Åžahın bir yıllık saltanatından sonra,  Ferruh tahta çıktı. Bunun zamanında devlet iç mücadeleye sahne oldu ve büyük parçalanmalar görüldü. 1722’de Safevilerin yıkılması ile yeni bir birlik teÅŸkil ederek tahta çıkan Nadir Åžah, aslen Kalaçlara dayanan ve AfganlaÅŸmış olan Gılzaylar üzerine yürüdü. Gılzaylar yenilince, Hind sınırına sığındılar. Bu yüzden Nadir Åžah, Babürlüleri birkaç defa ikaz etti. Ancak, Babürlülerin Gılzaylara ses çıkarmadığını görünce, 1738’de sefere çıkıp, önce Babürlülerin ata yurdu olan Kâbil’i daha sonra da Pencap ve Delhi’yi iÅŸgal etti. Ders vermek için Delhi’yi yakıp yıkan Nadir Åžah, ele geçirilen Hind hazinelerini İran’a taşıdı.

DiÄŸer taraftan Avrupa devletleri de, Babür Devletinin hakimiyetini zaafa uÄŸratmak için büyük çaba sarf ettiler. Alemgir adlı Babürlü hükümdarı, veziri Gazieddin tarafından öldürülünce, tahta 1760 yılında İkinci Åžah Alem geçti. Åžah Alem, ilk olarak İngiliz himayesine giren Babürlü hükümdarı oldu. Bunun zamanında İngilizler, hakimiyetlerini Bengal’den Orta Hindistan ve Racputana’ya kadar geniÅŸlettiler. 1764’te Badsar Savaşından sonra, Bihar hakimiyetinden vazgeçen Åžah Alem, İngiliz karargâhına sığındı. İngilizlerin himayesinde, Allahabad’da hayatını sürdüren Åžah Alem, o hayattan bıkarak Maratalarla birleÅŸmek üzere ÅŸehri terk etti. Böylece Åžah İkinci Alem, bir müddet bunların himayesinde yaÅŸadı. Marataların önemli reislerinden olan Sindia, yavaÅŸ yavaÅŸ kendisine kuvvetli bir krallık meydana getirerek, Agra ve Delhi’yi ele geçirdi. Babürlülerin varisi olduÄŸunu ilan etti. 1803’te Marataların güçlenmesini Hind politikasına uygun görmeyen İngilizler, Sindia’yı maÄŸlup ettiler. Åžah İkinci Alem, tekrar İngilizlerle karşı karşıya kaldı. Bu Avrupa devletinden bazı imtiyazlar koparmak istediyse de, İngiliz komutanı, teklifleri her defasında geri çevirdi. Bununla beraber, Babürlü ailesinin geçimini saÄŸlamak üzere bir miktar para verdiler. Gerçek idare ise İngiliz temsilcisi tarafından yürütülmekle beraber, Delhi’den tebliÄŸ edilen emirlerin, hükümdar adına olmasına ses çıkarmadılar. Bir müddet sonra, İngiliz-Babür münasebetlerinde protokol kaldırıldı. İngiliz genel valisi, Åžah İkinci Alem’e eÅŸ duruma getirildi. Hükümdarın adı, paralardan kaldırıldı.

1837’de Babürlülerin son hükümdarı tahta çıktı. Asıl adı Ebü’l Muzaffer Siraceddin Muhammed olan İkinci Bahadır Åžah, bu tarihte, resmen sözde hükümdar ilan edildi. 1857’de büyük bir ayaklanmada bulunan İkinci Bahadır Åžah, bu hareketi ile, para kestirmeye ve hutbe okutmaya muvaffak oldu. Ancak İngilizler, bu duruma ÅŸiddetle tepki gösterdiler. Bir İngiliz ordusu, Delhi’yi Babürlülerin elinden aldı. İngilizler, Delhi’de evleri, dükkânları basıp, malları, paraları yaÄŸma ettiler. Kadınları, çocukları dahi kılıçtan geçirdiler. İçecek su bile bulunmaz oldu. Hümayun Åžahın türbesine sığınmış olan çok yaÅŸlı ÅŸahı, çoluk-çocukları ile, elleri baÄŸlı olarak, kale tarafına götürdüler. Patrik Hudson, yolda, ÅŸahın üç oÄŸlunu soydurup, don ve gömlekle bırakıp, göğüslerine kurÅŸun sıkarak ÅŸehid etti. Kanlarından içti. Cesetlerini kale kapısına astırdı. Bir gün sonra, baÅŸlarını İngiliz kumandanı Henri Bernard’a götürdü. Sonra, baÅŸları suda kaynatıp ÅŸaha ve zevcesine çorba olarak gönderdi. Çok aç olduklarından, hemen ağızlarına koydular, fakat çiÄŸneyemediler, yutamadılar. Ne eti olduÄŸunu bilmedikleri halde, çıkarıp topraÄŸa bıraktılar. Hudson haini,

"Niçin yemediniz? Çok güzel çorbadır. Oğullarınızın etinden yaptırdım!" dedi.

Sonra, sultanı, zevcesini ve diÄŸer yakınlarını, Rangon ÅŸehrine sürüp hapsettiler. Sultan, 1862’de zindanda vefat etti. Delhi’de 3000 Müslümanı kurÅŸunlayarak, 27.000 kiÅŸiyi de keserek ÅŸehid ettiler. Ancak gece kaçanlar kurtulabildi. Hıristiyanlar, diÄŸer ÅŸehirlerde ve köylerde de sayısız Müslümanı öldürdüler. Tarihî sanat eserlerini yıktılar. EÅŸi bulunmayan, kıymet biçilmeyen ziynet eÅŸyalarını gemilere doldurup, Londra’ya götürdüler. Allâme (büyük alim) Fadl-ı Hak, 1861’de Andoman adasında, zindanda, İngilizler tarafından ÅŸehid edildi.

İkinci Bahadır Åžahın ölümü ile, Babür Hanedanı, Hindistan’da tarih sahnesinden çekildi. İngilizler, siyasi iktidarı ele geçirip, hemen her yerde yaptıkları gibi, Hindistan’ı da bir isyanlar diyarı haline getirdiler. DeÄŸiÅŸik inanç ve kültürdeki insanları birbirine kışkırtarak, onların birlik ve düzenine imkân vermeyip, malî kaynakları kendi ülkelerine akıttılar. Ayrıca, Müslümanlar arasındaki yardımlaÅŸmayı ve kardeÅŸliÄŸi yıkmak için çeÅŸitli entrikalar çevirdikleri gibi, ajanları vasıtasıyla “Kadıyânîlik” denilen bozuk bir mezhep ortaya çıkararak, Müslümanları doÄŸru yoldan saptırmaya çalıştılar. Bu tarihten sonra İngilizler, Hindistan’a yerleÅŸerek, Babür (Gürgâniyye) İmparatorluÄŸunun tarih sahnesindeki yerini aldılar.

Babür Şahın kurduğu Timuroğulları veya Gürgâniyye Devletinin on yedi hükümdarı, kronolojik olarak, aşağıdadır.

Hükümdarın Adı / Tahta Geçişi

Babür Şah / 1526
Hümayun Şah / 1530
Ekber Åžah / 1556
Selim Cihangir Åžah / 1604
Åžah Cihan / 1628
Evrengzib Alemgir / 1658
Şah-ı Alem Bahadır / 1706
Cihangir İskender / 1712
Ferruh / 1713
Refiudderecat / 1719
Şah Cihanı Sani / 1719
Muhammed Åžah / 1719
Ahmed Bahadır Şah / 1747
Alemgir-i Sani Åžah / 1753
Şah-ı Alem Sami Şah / 1759
Ekber Şah-ı Sani / 1806
Bahadır Şah-ı Sani / 1837


AddThis Social Bookmark Button
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Gönder (Ctrl+Enter)
İptal
JComments
Copyright © 2009 Sehit tema.Yeni tasarim tema; |  Web Tasarim Tema Yapimci ByVATAN
RSS|Byvatan Radyo|Sitemizi Oner;| Yukari Cik