Yougames - Joomla Gaming Portal Template

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

En Sevilenler

  • Åžehit Resimleri
  • Teröristlerin Öldürülme Görüntüleri
  • TuÄŸralar
  • YEMEN ÅžEHİT LİSTESİ
  • ÅžEHİT VE GAZİ YAKINLARINA SAÄžLANAN EĞİTİM-ÖĞRETİM HAKLARI
You are here:  
AddThis Social Bookmark Button

Üye Giriş






Kullanıcı Adı/Şifremi Unuttum?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ana Menü

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

VİDEOLAR

  • Kendi Kliplerim
  • DiÄŸer Videolar

ŞEHİTLER BÖLÜMÜ

  • Åžehit Bilgileri
  • Åžehit Resimleri
  • Åžehit Åžiir ve Mektupları
  • Åžehit Sırlı Olayları
  • Kahramanlar
  • Çanakkale Åžehitleri
  • Åžehitlerimizin Hayat Hikayeleri
  • Åžehit ve Gazi Hakları
  • Çanakkale Åžehitleri

Atatürk

  • Hayatı
  • İlkeleri
  • Devrimleri
  • Anıtkabir
  • Kronolojisi
  • DiÄŸer Bilinmeyenler

Türk Tarihi

  • Genel Türk Tarihi
  • Hanlıklar
  • Büyük Devletler
  • Türk Devletleri
  • Atabeylikler
  • Beylikler
  • Türk Boy Ve Kavimleri
  • SavaÅŸ Ve Seferler
  • Türk Destanları
  • TÜRK Dili Ve Edebiyatı

Osmanlı Tarihi

  • PadiÅŸahlar
  • Kronoloji
  • Albüm
  • Olaylar
  • Mekanlar
  • Kesitler
  • KiÅŸiler
  • Seçtiklerimiz

Askerlik

  • Asker Resimleri
  • Bayrak Resimleri
  • Vatan ve Asker Åžiirleri
  • Kahraman Mehmetcikler

Müzik Kutusu


PopUp MP3 Player (New Window)

Ziyaretci Sayısı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün391
mod_vvisit_counterDün648
mod_vvisit_counterBu Hafta1039
mod_vvisit_counterGecen Hafta3729
mod_vvisit_counterBu Ay11268
mod_vvisit_counterGecen Ay14877
mod_vvisit_counterToplam359924

Çevrim içi: 11
Sizin IP: 38.107.179.220
,
Bugün: May 22, 2012
Visitors Counter

Toplam Üye

14675 Toplam
0 Bugun
0 Bu Hafta
4 Bu Ay
29 Bu Yil

ATATÜRK'ün Sevdiği Bir Oyun

Pazar, 30 Ağustos 2009 22:55 Atatürk - ATATÜRK'LE İLGİLİ DİĞER BİLGİLER
e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 

ATATÜRK SEVDİĞİ BİR OYUN

Atatürk, 1933 yılı Ocak ayının 15'inde uzun süren bir yurt gezisine çıkmıştı. Cumhuriyet, onuncu yaşına giriyordu. Memleketin dört bucağında aklın alamayacağı hızla bir kalkınma, bir silkinme ve yeniden diriliÅŸ olmuÅŸtu. Bunu yalnız Türk Milleti deÄŸil, bütün dünya biliyor, görüyordu. Atatürk, yapılan iÅŸleri bir kere daha görmek üzere önce EskiÅŸehir’e gelmiÅŸ, buradan Bursa’ya geçmiÅŸti. Bursa’dan Gemlik’e gelen Atatürk 20 Ocak 1933 akÅŸamı Gül Cemal Vapuru ile Bandırma’ya hareket etmiÅŸti. Balıkesir Valisi İbrahim Ethem (Akıncı), Belediye BaÅŸkanı Naci (Kodanaz), Atatürk’ü Bandırma’da karşıladılar. 

Ertesi günü, 21 Ocak 1933'te Atatürk Balıkesir’e geldi. Atatürk’ün kalacağı Vali Konağı'nda bir  süre dinlenen konuklar, buradan Hükümet’e, Belediye’ye, Kolordu Karargâhı'na, Cumhuriyet Halk Fırkası'na geldiler. UÄŸradıkları her yerde Balıkesirliler, coÅŸkun sevgi gösterilerinde bulunuyorlardı. Atatürk, Belediye BaÅŸkanı'na : 

— Balıkesirlilerin hakkımda gösterdikleri samimi duygulardan çok memnunum. Özellikle teÅŸekkürlerimi bildirmenizi rica ederim, dedi. Ertesi, 22 Ocak 1933 soÄŸuk bir kış günüydü. DoÄŸruca Lise ve ÖÄŸretmen Okulu’na gitti. Derslere girdi. ÖÄŸretmen ve öÄŸrencilerle konuÅŸtu. Askerî Mahfel’e gelerek çay içti. Gece, hazırlanan temsili izledi. Pamukçu Köyü zeybekleri millî oyunları (bengi) oynadı. Bu oyunlara Atatürk de katıldı. Gece yarısı saat 24.00'te, Kütahya’ya gitmek üzere trene bindi. 

Atatürk’ün Balıkesir’e son geliÅŸi 24 Haziran 1934'tür. Atatürk bu gezisini İran Åžahı Rıza Pehlevi ile birlikte yapmıştır. Kalabalık bir heyet halinde İzmir’den trene binen konuklar 24 Haziran 1934 günü saat 17.00'de Balıkesir’e gelmiÅŸlerdi. Büyük bir törenle karşılandılar. Åžah’la birlikte Vali Konağı'na gelen Atatürk, balkondan geçit resmini izlediler. Daha sonra Necati Bey ÖÄŸretmen Okulu’nu gezdiler. Geceyi Balıkesir’de geçirdikten sonra ertesi günü sabah Çanakkale’ye hareket ettiler. 

24 Haziran 1934'de Atatürk’ü karşılayanlar arasında Pamukçu Bengi Ekibi de vardı. İran Åžahı Rıza Pehlevi ile beraber, İzmir üzerinden Balıkesir’e gelen Atatürk, tren istasyonunda Tevfik GöngörmüÅŸ, Ahmet Atagün ve Necip Åžengül’ün de içinde bulunduÄŸu Bengi ekibinin oyunuyla karşılanıyor. Ekibi ve oyunu çok beÄŸendiÄŸi için huzurunda bir kaç defa oynatıyor ve takdirlerini belirtiyor. Ekibin, Atatürk ve Ali Hikmet PaÅŸa ile birlikte çektirdiÄŸi fotoÄŸraf maalesef günümüze ulaÅŸmamıştır; Bu fotoÄŸraf, istasyon önünde çekilmiÅŸtir. Bu fotoÄŸrafta Atatürk bir elini Ahmet Atagün’ün, diÄŸer elini de Tevfik GüngörmüÅŸ'ün omzuna koymuÅŸtur. 

Atatürk’ün emriyle gezinin devamına da katılan ekip, Balıkesir Belediyesi’nin tahsis ettiÄŸi araçla Çanakkale’ye gitmiÅŸ ve bir kaç defa Bengi oynamıştır. Bu gezi sonunda kendilerine 300 Lira hediye verilerek Pamukçu’ya gönderilirler. 1935 yılı içinde Pamukçu Bengisi ekibi, Ali Hikmet PaÅŸa’nın davetlisi olarak Küçük Çiftlik Parkı'nda gösteri yapmak üzere İstanbul’a gider. Pamukçu ekibinin İstanbul’da olduÄŸunu duyan Atatürk, bütün oyuncuları Dolmabahçe Sarayı'na davet eder. Dolmabahçe Sarayı'nda o dönemi ordu müfettiÅŸlerinden İzzettin PaÅŸa’nın Dolmabahçe’de kızının düÄŸünü yapılmaktaydı. DüÄŸünde Atatürk de bulunuyordu. 

Talip Balcan’ın Balıkesirliler Dergisi ile Zekeriya Özdemir’in Pamukçu adlı kita-bında, Tevfik GüngörmüÅŸ'ün hatıraları ÅŸöyle anlatılmaktadır : 

“DüÄŸün salonu oldukça kalabalıktır. Atatürk hemen bizi yanına çağırıyor. Sarayı gezdiriyor. Sonra bize : 

— Siz dans biliyor musunuz? diye sordu.

— Hayır PaÅŸam, dedik.

— ÖÄŸrenin, dedi.

— Sustuk. Atatürk devamla ;

— Bakın, dedi. Sizin memleketinizde ablanız, bacınız var deÄŸil mi ?

— Var PaÅŸam.

— İşte bunları da öyle tutacaksınız.

— Tevfik Dayı atılır.

— Evet PaÅŸam biz Türkler hepimiz kardeÅŸiz. 

Atatürk memnun Tevfik Dayı'nın sırtını sıvazlayarak : “ Bravo Efe ” der ve orada bulunan kızlarla hepsini dansa kaldırır. Sonra, 

— Haydi bakalım, bir de sizin oyununuzu seyredelim, der. Orta yer boÅŸalmış, gözler bize dikilmiÅŸtir. Dans pisti pırıl pırıl kayacak gibidir. Efelerden biri Atatürk’e;

—       PaÅŸam burası kayıyor, der. Burasının halısı kilimi yok ki ? Atatürk ;

— Otuz hammal olsa da buranın halısını getiremez, ayakkabılarınızın altını ıslatın, dedi. Ayakkabılarımızın altını ıslattık. Oyuna baÅŸladık, kaymıyordu. Oyunu bitirdiÄŸimiz zaman salon alkıştan inliyordu.” 1936 yılında Beylerbeyi Sarayı'nda Balkan Festivali düzenlendi. Bu festivale bir çok Balkan ülkesi katılmıştı. Balıkesir Pamukçu Bengisi de bu festivale Atatürk’ün isteÄŸi ile katılmış ve yine onun huzurunda oyunlarını oynamıştı. Bu festival anılarını Tevfik GüngörmüÅŸ ÅŸöyle anlatmıştır :

“Atatürk millî oyunları çok severdi. Bir baÅŸka karşılaÅŸmamız da Balkan Festivali’nde ilk çıkan ekip bizdik. Oyun bitmiÅŸ bir kenarda dinleniyorduk. Atatürk yanımıza geldi.

— Ä°çinizde bir köy türküsü söyleyecek var mı? dedi. Trabzonlu birisi :

— Var PaÅŸam.

— Söyle! Trabzonlu baÅŸladı : “Murtaza’nın bağında üç nohut, Anne ben ölüyorum, bana Yasin okut” diye. Atatürk’ün hoÅŸuna gitmemiÅŸti.

Sertçe :

— Bırak, dedi. ÖlmeÄŸe niyetimiz yok. Sonra bize döndü :

— Siz, dedi, Zeynep ÅŸarkısını biliyor musunuz ?

— Evet. Hep beraber söyledik. O da bizimle beraber söylüyordu. Sonra kendisinin iÅŸtiraki ile : “Mendilimin uçları Çıkamam yokuÅŸları" türküsünü söyledik. Atatürk Tevfik Dayı'ya :

— Kalk efe, Sarı zeybek oynayalım, dedi. Oyuna kalktık. Bana :

— Dikkat et, yanlış yapma, dedi. Beraber Sarızeybek oynadık.” DeÄŸerli Halk Bilimci Sayın Nail Tan “Atatürk ve Türk Halk Kültürü” adlı kitabında Atatürk’ün huzurunda Balıkesir Pamukçu Bengi oyununun bir defa oynandığı gibi bir izlenim edinilmektedir. Oysaki bu oyun, yukarı da da çıkladığımız gibi Atatürk’ün huzurunda deÄŸiÅŸik tarihlerde defalarca oynamıştır. Bu tebliÄŸimiz, Sayın Nail Tan’ın kitabını tamamlar bir mahiyet arzetteÄŸi için bundan son derece memnunum.

Bengi kelimesi’nin anlamı “sonu olmayan, ebedî” manalarını taşımaktadır. Orhun kitabeleri olan Göktürk eserlerine “Bengü taÅŸ" denildiÄŸini biliyoruz. Bengi kelimesiyle ilgili olarak bir de deÄŸiÅŸik bir anlatma vardır. Bu anlatmaya göre; Türkler, Orta Asya’dan Anadolu’ya göç ederken savaÅŸa çeÅŸitli vuruÅŸmaların içinden geçerek gelmiÅŸlerdir. Bu vuruÅŸmalar sırasında öldürdükleri düÅŸmanın başında durur ve “Bengi!” diye nara atarlarmış. Bu durum bir gelenek halinde devam ederken bengi oyununa motif olmuÅŸtur. Gerçekten bengi oyunu bir yiÄŸitlik gösterisidir. Anadolu’nun çeÅŸitli yörelerinde Benge, Benk, Menge, Mengi, Bengü, Mengü adları ile oynanan “Bengi” oyunu bir zeybek çeÅŸididir.

Bengi oyunları ve türevleri ile ilgili olarak Mahmut Ragıp Gazimihal’in Türk Halk Oyunları KataloÄŸu 1. Cildinde, (Benge, Bengi, Bengi Altay, Bengi Oyunu, Beng Oyu-nu, Bengi ZeybeÄŸi Havası, Benk, Balıkesir Oyunları, Balıkesir ZeybeÄŸi) maddelerine, 2. Cildinde (Menge, Mengi, Pamukçu Bengisi, Pamukçu ZeybeÄŸi) maddelerine baÅŸvurulabilir. Pamukçu Bengisi ile ilgili olarak geniÅŸ bilgileri Murat Karabulut’un bir araÅŸtırması ile, Zekeriya Özdemir’in kitabından öÄŸrenebiliriz.

Pamukçu Bengi oyununu Murat Karabulut’un yazısından özetleyerek aÅŸağıya alıyorum : “Pamukçu kasabası Balıkesir’e 10 km. uzaklıktadır. Nüfusu 3.000 civarındadır. Halkın geçimi tarım ve hayvancılığa dayanır. Bu yazıda Pamukçu’da oynanan halk oyunlarını, müziÄŸini, kıyafetini anlatacağız.

Burada anlatılan oyunlar erkekler tarafından oynanan oyunlardır. Pamukçu’da kadın ve erkekler ayrı olarak kendi aralarında oynamaktadırlar. Erkeklerin oynadığı oyunlarda mutlaka bir sıra takip edilir. Önce İkili Güvende, sonra Toplu Güvende, son olarak da Bengi oynanır.
 

a)      İkili Güvende :

Sadece iki kiÅŸi tarafından oynanmaktadır. Adı da buradan gelmektedir. Güvende ; duymak, kendine güvenmek anlamındadır. Oyun çok seri oynanır. Ritm hızlıdır. Oynanması çok zor oyunlardandır. Herkes bu oyunu oynayamaz. Kendine güvenen iki kiÅŸi ancak bu oyunu oynayabilir.

Oyuna baÅŸlamadan önce müzik eÅŸliÄŸinde kısa bir gezinti yapılır. Yörede bu gezintiye “Aldırma”, oyuna baÅŸlama haline gelmeye de “Oyuna Alma” denir. Oyun baÅŸtan sona kadar  ökme ve dönme figürlerinden meydana gelir. Oyun hızlı tempoda yapılan seri hareketlerle sürdürülür.
 

b)      Toplu Güvende :

Oyun adından anlaşılacağı üzere çok kiÅŸi tarafından oynandığı için bu adı almıştır. Oyuncu sayısı mutlaka çifttir (2-4-6 vb.). Oyunun temposu İkili Güvendeye göre daha ağırdır. İkili Güvendede oynayanlar bu oyunda dinlenme imkanı bulurlar. Çünkü bundan sonra oynanacak olan Bengi çok hızlı ve seri figürlerle doludur. Toplu Güvendede kol hareketleri, diz çökmeler ve yere diz vurmalar önemli figürlerdir. Figürler topluca yapılınca çok güzel bir görüntü arzeder. İkili Güvende de yapılan figürlerin hepsi daha ağır olarak ayrıca yapılır.

c)       Bengi :

Oyuna geçmeden müzik eÅŸliÄŸinde bir gezinme havası ile baÅŸlayan Bengi 8-10-12-15 kiÅŸi ile oynandığı gibi daha fazla kiÅŸilerle de oynanır.

Zeybek oyunlarının baÅŸlıca özelliklerinden birisi vücudun dik, hareketlerin ve bakışların sert olmasıdır. Oyun içinde çeÅŸitli naralar vardır. Bengi... Dengi... Deha... gibi. Bengi; sonu gelmeyen, sonsuz, biz sonsuza kadar güçlüyüz anlamındadır. Dengi; dikkat etmek anlamında bir uyarı sözüdür. Deha; etrafı ve oyuncuları coÅŸturmak için atılan naralardır. Çok hızlı ve seri tempoda oynanan bu oyunda naraları atmak, söylemek pek kolay deÄŸildir, maharet ister.

Bu oyunları genellikle yaÅŸlı efeler idare eder. Bu efeler oyunu iyi bilen, disiplinli sözü geçen kiÅŸilerdir. Onlar oynarken diÄŸerleri konuÅŸmaz göz ucuyla efeyi takip ederler. Efe deha... aha... gibi nara atınca herkes yeni bir figürü yapmaya baÅŸlar. Figür deÄŸiÅŸmelerinde ÅŸaşırma olmaz. Müzik, figür deÄŸiÅŸmelerini belli eder. Bunu oyuncular bilir. Yeri geldiÄŸi zaman efe narasını atar ve bütün oyuncular yeni bir figüre geçerler. Oyuncular birbirlerinin ellerini tutmazlar. Oyunlar daire biçiminde ve soldan saÄŸa doÄŸru oynanır. Bu oyunlarla ilgili olarak kaynak kiÅŸiler ÅŸöyle bir hikâye anlatmaktadır. “Müslümanlığın Türkler arasında yayılmaya baÅŸlamasından sonra düÅŸman veya rekabet halinde bulunan kabilelerin arasında geçen savaÅŸlarda, iki düÅŸman kabilenin en güçlü oyuncularını oyuna çıkararak aralarında geçen savaşı, İkili Güvende oyunuyla anlatmaya çalıştıkları, bundan sonra oynanan Toplu Güvendenin savaşın genel havası ve en son olarak oynanan Benginin de kazanan tarafın esirlerin etrafında düzenledikleri ÅŸenliÄŸin ifadesi olduÄŸu anlatılmış"

Oyunların öÄŸrenimi husus oldukça zordur. Özel bir öÄŸretim ÅŸekli yoktur. Fakat iki üç yıl öncesine kadar kış aylarında haftada bir gün zeybeklerin kendi aralarında sohbet toplantıları düzenledikleri ve bu toplantılarda oyunları öÄŸrendikleri bilinmektedir. Sohbet toplantısı ÅŸu ÅŸekilde gerçekleÅŸmektedir. Gönüllü bir kiÅŸi sohbetin yapılacağı köyde duyulduÄŸu zaman bütün köy halkı kendi yaÅŸ guruplarına göre aynı gece ayrı ayrı yerlerde buluÅŸurlar. 7-8 veya 10 evde sohbet düzenlendiÄŸi olur. Sohbet baÅŸlamadan önce her sohbet için toplantıyı idare eden bir “Dayıbaşı" seçilir. Dayıbaşı sohbetin her ÅŸeyinden sorumludur. Kimse ona itiraz edemez ve herkes ona itaat etmek zorundadır. Bu nedenle Dayıbaşı sözü geçen ve sevilen kimselerden seçilir. Sohbette yenilir, içilir, fıkralar hikâyeler anlatılır. Kadınlar bu sohbete katılmaz ama sohbeti seyrederler. Bu seyretme iÅŸinin avantajlı tarafı sohbete katılan bekar erkeklerin sevdikleri de seyirci olarak o anda bulunuyorsa sohbet daha zevkli geçer. Çünkü yavuklular kendini beÄŸendirmek için bütün marifetlerini ortaya dökerler. Sohbet devam ederken isteyen olursa Dayıbaşından izin almak suretiyle diÄŸer sohbet toplantılarına misafir olarak gider ve oradaki eÄŸlenceye katılır. Böylelikle köyün içindeki bütün sohbet evleri guruplar halinde dolaşılır. Köyün içi insanlarla dolar taÅŸar.

Oyunlara iÅŸtirak eden çalgılar, kılarnet ve davuldur. Kendi aralarında oynadıklarında darbuka, def, zilli maÅŸa kullanılır. 50-60 yıl öncesinde oyunlarda davul ve zurnanın kullanıldığı tesbit edilmiÅŸtir.

Pamukçu oyunlarını en iyi oynayan meÅŸhur oyuncular:İkili Güvende de Kazım Kabakcı Efe (Lakabı Civelek). Halil İbrahim Dal (Lakabı Süvari). Bu iki Efe oynadıkları zaman kendilerinden geçtikleri ve çok güzel oynadıkları söylenmektedir. Bu efelerden baÅŸka Hacı Necip Åžengül (ÇakıroÄŸlu). İsmail Efe (Helvacı). Mehmet Ali Erik (Barut) birlikte İkili Güvendeyi iyi oynayan efelerdendir.
 

d)      Kıyafetler :

BaÅŸta koyun yününden yapılan keçekülâh bulunur. Üzerine renkli poÅŸu sarılır. Boynunda yazma vardır. Yazmanın kenarları tırtırlı ve iÅŸlemelidir. İçerde delme yelek olur, en içe giyilir. Delme kolsuz yelektir. Çufa (çuha)dan yapılır. Önü açıktır. DüÄŸmeli de olabilir. Zıbın ise bugünkü mintanla aynı olup kollu ve önden düÄŸmelidir. Yalnız yakası yoktur. En üste giyilen cepkenin kolları ise koltuk altından bileÄŸe kadar yırtık-tır. Yani önünden aÅŸağıya kadar sallanan ayrı bir parçadır. Oynarken saÄŸa sola sallanır. Cepkenin üzeri iÅŸlemelidir.Kumaşı aynı çufa kumaÅŸtan yapılır. İç kısmı beyaz veya kırmızı astarlıdır.Cepkenin üzeri,kaytan veya tergil denen siyah renkli sim veya benzeri ipliklerle elde iÅŸlenir. Bele önce kuÅŸak adı verilen yerli dokumadan beyaz renkli bez sarılır.Fazla uzun olmaz..kuÅŸağın ön kısmı burularak sarılır. Bunun üstüne trabulus veya ÅŸal denilen renkli kuÅŸak sarılır. Bele bir de yaÄŸlık takılır. YaÄŸlık niÅŸanlı kızların niÅŸanlılarına yaptığı mendildir. Erkekler ÅŸimdiki ipekli mendili de takmaktadırlar.

Altta ÅŸalvar (potur) bulunur. Åžalvar dize kadardır. Uçkur kısmı beyaz renklidir. Ağı boldur.  ize doÄŸru daralır. Bu da çufa kumaÅŸtan yapılır ve cepken gibi iÅŸlemelidir.

Ayakta çorap bulunur ama çorap gözükmez. Çünkü diz ile ayak bileÄŸi arasında tozluk bulunur. Yine çufa kumaÅŸtan yapılmıştır. Mavi renklidir. Üzeri kaytanla iÅŸlemelidir. Tozluk diz üstünden kırmızı püsküllü baÄŸcıklarla dize baÄŸlanır. Püsküller bacağın dış kısmına gelir. Ayakta siyah yemeni vardır. Eskiden bele deriden silâhlık takılırmış 3-4 kat olan bu silâhlık arasına kama, para kesesi, tütün tabakası konulurmuÅŸ” Bengi oyunu oynanırken bir ara oyunda kısa bir kesinti olur. Bu kesinti sırasında zeybekler tozluklarını, feslerini, poÅŸularını ve kuÅŸaklarını kontrol etme ve düzeltme fırsatını bulurlar. Bu kısa kesinti sırasında bir ÅŸiir okunur ki bu ÅŸiir, oyunun Atatürk'le ne kadar özdeÅŸleÅŸtiÄŸinin bir kanıtıdır. Åžiirin tamamı ÅŸöyledir :


ÅžANLI EFEM

Ey gönlüm kâbesi sevimli Anadolu
Her tüten ocağında ÅŸeref ÅŸan dolu
Arslanlar yatağıdır memleketin Ege’si
Ruhlara gıda verir mor cepkenli efesi
Hey Anadolu’nun Marmara’sı Ege’si
Dalga dalga ÅŸavkıdı Edremit’in körfezi
Bilmem bir büyümü var toprağında taşında
Onbinlerce efem sınırının başında
Gördük efelerini İstiklâl Savaşı'nda
Tarihlere sığmaz ki kazandığım zaferler
Sarsılmaz bir imanla sana baÄŸlı gönüller
Ey palası parlayan devirler açan efem
Ey gözleri nur dolu ÅŸimÅŸekler çakan efem
Manisa Dağları'na efem yaraşır hey
Mavi gözler semalara karışır
Kısrak sırtı bizimdir
Aydın’ın doruÄŸu efe ocağı hey
Rüzgâr eser efemin köyüne
Oynasın hele bir gör düÄŸün yerinde
Bastıkça çürür virane gibi sarsılır yer
Åžan üstüne ÅŸan yarat ki efem
Bu millet bunu bekler
Balıkesir Ovası'nın bağı var bostanı var
Pamukçu Efesi’nin ünü var destanı var
Arslan Efe’m çete olmuÅŸ Ata’dan fermanı var
Davul vursun, klarnet çalsın
Çifte kazan kaynasın
Mor kadife sırma cepken efelerin oynasın…

AddThis Social Bookmark Button
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Gönder (Ctrl+Enter)
İptal
JComments
Copyright © 2009 Sehit tema.Yeni tasarim tema; |  Web Tasarim Tema Yapimci ByVATAN
RSS|Byvatan Radyo|Sitemizi Oner;| Yukari Cik