





![]() | Bugün | 386 |
![]() | Dün | 574 |
![]() | Bu Hafta | 2267 |
![]() | Gecen Hafta | 3729 |
![]() | Bu Ay | 12496 |
![]() | Gecen Ay | 14877 |
![]() | Toplam | 361152 |
| 14678 Toplam | |
| 1 Bugun | |
| 3 Bu Hafta | |
| 7 Bu Ay | |
| 32 Bu Yil |

Çorum'un İskilip ilçesinin Çalkara köyünde yaşıyor bu güzeller güzeli adam. Adı Ömer Küyük Aylardır çocuklarına, "Bana bir kravat almadınız'' diye sitem ediyormuÅŸ. Bayramlık takım elbise getirdiÄŸimizi söylediÄŸimizde ilk sorusu, "İçinde kravat var mı?" oldu. Hediyelerimiz arasında kravat olduÄŸunu görünce çocuklarına döndü: "Ben size demedim mi, siz bana kravat almadınız ama rüyamda gördüm. İstanbul'dan yola çıkmış. salına salına geliyor diye." Ulu daÄŸlan gölgelediÄŸi yemyeÅŸil bir vadide kurulmuÅŸ, nasıl ÅŸirin bir köy burası. Onun evi köyün dışında. Köye, sarp kayaların vadilerin, derelerin yanından kıvrılarak akan bir patikayla ulaşılıyor. Yani bu patikayı ütüleseniz yaklaşık 10 kilometrelik yol çıkar içinden. Gazimizin evine cuma günü ulaÅŸtık. Ömer Dede, o gün cuma namazına gitmek için bu yolu arşınlamış. Ilık rüzÄŸarların estiÄŸi cuma ikindisinde bizi karşılarken dimdik ayaktaydı,
Tonlularının kravatlı gezmesini istedi, bunu başardı
Hicrî 1311 (miladî 1894) doÄŸumlu Ömer Küyük. Balkan. Dumlupınar, Polatlı ve Sakarya savaÅŸlarına katılmış. Kendisi gibi rençberlik yapan babası Mehmet Efendi de, bundan 25 yıl önce 125 yaşında vefat etmiÅŸ. Tam 79 yıl evli kaldığı eÅŸi AyÅŸe Hanım'ı beÅŸ yıl önce kaybetmiÅŸ. Dört kız. dört erkek sekiz çocuk, otuz sekiz torun, on iki de torununun torunu olmuÅŸ. Torununun oÄŸlu ÅžimÅŸek Küyük. Konya'da çok sevilen bir hâkim, Ali Küyük ise askerî doktor. Ömer Küyük torunlarının öÄŸretmen, mühendis, hukukçu olmalarım yani kravatlı gezmelerini çok istemiÅŸ ve bunu baÅŸarmış. Onun ÅŸimdi son arzusu, beÅŸ yıl önce köylünün bağışladığı arsaya kurulan prefabrik Çatkara İlköÄŸretim Okulu'nun yerine çocukların hastalanmadan, fırtınadan korkmadan okuyabileceÄŸi yeni okulun yapılması. Balkan SavaÅŸları çıktığında henüz 18 vaşında bir delikanlıyımış. Askere alınmış. AskerliÄŸi kısa molalarla tam 10 yıl sürmüÅŸ. "Åžimdi böyle olduÄŸuma bakma çocuk" diye baÅŸlıyor geçmiÅŸi anlatmaya, "ben uzun boylu, heybetli bir adamdım gençliÄŸimde. İnsan yaÅŸlanınca güneÅŸte kurutulan bir elma gibi çekiyor, küçülüyor. ''Ellerinden belli heybetin Dede diyorum, "Bu eller dört. büyük savaÅŸ meydanında ÅŸanlı sancakları taşıdı da ondan böyle görünüyorlar" diyerek kaldığı yerden devam ediyor. Bıyığı henüz terlemeye yüz tutarken gitmiÅŸ Balkanlar a. KaradaÄŸ'ın dantel gibi kıyılarının Karadeniz'e benzediÄŸini hatırlıyor. 1913 te İşkodra da savaÅŸmış, bir yıl içinde ordunun Selanik'ten, Üsküp'ten, KaradaÄŸ'dan çekilmesine tanık olmuÅŸ. O yılın hayatinin en uzun yılı olduÄŸunu söylüyor. Balkan SavaÅŸların'dan sonra Edirne'ye çekilen ordunun içindeymiÅŸ. Yaralanmış, tebdili hava için memleketine geri dönmüÅŸ. Bu sırada Çanakkale Zaferinin haberini alınca Balkanları unutuvermiÅŸ. 1916'da tekrar askere alınmış. 1918e kadar çeÅŸitli görevlerde bulunmuÅŸ. Mondros'tan sonra terhis edilmiÅŸ ama Çorum a dönmemiÅŸ, istanbul'da bir süre kaldıktan sonra Kuvayı Milliye ye katılmış. Oradan düzenli orduya geçmiÅŸ. Sancağı tekrar eline almış. Sakarya Meydan Muharebesinde asker mevcudumuzun 90 000. ama elimizdeki tüfeklerin sayısının 40 000 civarında olduÄŸunu hatırlıyor. Bir de savaşın eylülde baÅŸladığını. Sancağı bir noktaya diker, direÄŸin başına yamağını koyar, silaha mermiyi sürer ve savaşırmış. Ama bir gözü de daima sancakta olurmuÅŸ. Çünkü komutanı. "Sancağı kaptırmak, namusu ve vatanı kaptırmaktır'" diye onu sıkı sıkı tembihlemiÅŸ:
"Buna hakikaten inandık çocuk ve kazandık"
"Elimde sancak vardı çocuk. Gece ıssız ve karanlıktı. Biz 90 000 kiÅŸiydik. Cephelere dağılmış taarruz için emir bekliyorduk. DüÅŸünsene evlat, birbirine sırtını vermiÅŸ 90 000 genç adanı, yalnızca hep beraber soluk alıp verseler vadilerde gök gürültüsü gibi yankılanır. Ama biz nefeslerimizi tutmuÅŸ büyük emri bekliyorduk. Arada bir çekirgelerin sesi geliyor, daÄŸlarda çakallar uluyordu. Ve emir geldiÄŸinde artık büyük gök gürültüsü baÅŸlamıştı. 90 000 kiÅŸi bir bedene dönüÅŸmüÅŸtük. Sanki aynı anda nefes alıyor, ayağımızı aynı zamanda topraÄŸa basıyorduk. Toprağın altında sanki bir dev kükrüyordu. Bir ara durdum, kulağımı topraÄŸa dayayıp bu büyük akışın sesini dinledim. YüreÄŸim kabardı, sancağı elime alıp önlere, önlerde savaÅŸan öncü birliklere doÄŸru seyirttim. Artık bir millettik onu hissel tim. Yenilmeyecektik, ezilmeyecektik, esir olmayacaktık. Sehere doÄŸru koÅŸuyorduk. Gün ÅŸafaÄŸa eriÅŸtiÄŸinde artık ebediyen hür olacaktık. Buna inandık çocuk. Buna hakikaten çok inandık. Ve kazandık..."Bu nimetler istiklali olan bir topraktan çıkıyor"
"Gazetelerde. 'Yok iÅŸte ÅŸurada yaÅŸayan İstiklal Savaşı gazimiz periÅŸan, yoksulluk içinde ömrünü sürdürüyor' diye yazıyorsunuz. Sakın böyle yazma. Bak çocuk, yoksulluk her zaman mutsuzluk, zenginlik ise mutluluk getirmez. Niye sefalet çekelim ki, insan daha ne ister bu fani dünyada. Bak iÅŸte görüyorsun elmalar dalından, petekler balından geçilmiyor Üstelik bu nimetler istiklali olan bir topraktan çıkıyor. Lezzeti de oradan geliyor, iÅŸte aynen böyle yaz. Biz sadece meyveler daha tatlı olsun diye savaÅŸtık. Ne makamda gözümüz oldu. ne de mevkide..."
SON BİR YILDA NE OLDU?
Büyük komutanına elinde çiçeklerle gitti
Çorum'un İskilip ilçesinin Çatkara köyünde yaÅŸayan Ömer Dede, aslanlar gibi sürdürüyor hayatını. Kahramanlarımız içindeki en dinç gazi olan Küyük, haberimizin yayımlanmasının ardından CumhurbaÅŸkanlığımda düzenlenen Cumhuriyet Resepsiyonuma resmî davetli olarak katıldı.
CumhurbaÅŸkanı Ahmet Necdet Sezer'le tanıştı, sohbet etti. Ardından binlerce ziyaretçiyle birlikte Anıtkabir'e çıkıp İstiklal Savaşımdaki komutanı Mustafa Kemal PaÅŸa'yı ziyaret etti. EÄŸilip mozolesini öptü. Anıta konulan çiçekleri görünce, "Erleydim sana köyümden kır çiçekleri getirirdim PaÅŸam"" diyerek yaÅŸlı gözlerle iç geçirdi.
Bu yıl, 30 AÄŸustos'ta Ankara'daki resmî törenlere baÅŸ misafir olarak katıldı. Elinde kır çiçekleriyle birlikte Anıtkabir'e yeniden çıktı. Geçen yıl yürüyerek gitmiÅŸti tüm güzergâhı ama bu sene eski takati kalmadığı için tekerlekli sandalyeyle aÅŸtı Aslanlı Yol'u.