Yougames - Joomla Gaming Portal Template

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

En Sevilenler

  • Åžehit Resimleri
  • Teröristlerin Öldürülme Görüntüleri
  • TuÄŸralar
  • YEMEN ÅžEHİT LİSTESİ
  • ÅžEHİT VE GAZİ YAKINLARINA SAÄžLANAN EĞİTİM-ÖĞRETİM HAKLARI
You are here:  
AddThis Social Bookmark Button

Üye Giriş






Kullanıcı Adı/Şifremi Unuttum?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ana Menü

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

VİDEOLAR

  • Kendi Kliplerim
  • DiÄŸer Videolar

ŞEHİTLER BÖLÜMÜ

  • Åžehit Bilgileri
  • Åžehit Resimleri
  • Åžehit Åžiir ve Mektupları
  • Åžehit Sırlı Olayları
  • Kahramanlar
  • Çanakkale Åžehitleri
  • Åžehitlerimizin Hayat Hikayeleri
  • Åžehit ve Gazi Hakları
  • Çanakkale Åžehitleri

Atatürk

  • Hayatı
  • İlkeleri
  • Devrimleri
  • Anıtkabir
  • Kronolojisi
  • DiÄŸer Bilinmeyenler

Türk Tarihi

  • Genel Türk Tarihi
  • Hanlıklar
  • Büyük Devletler
  • Türk Devletleri
  • Atabeylikler
  • Beylikler
  • Türk Boy Ve Kavimleri
  • SavaÅŸ Ve Seferler
  • Türk Destanları
  • TÜRK Dili Ve Edebiyatı

Osmanlı Tarihi

  • PadiÅŸahlar
  • Kronoloji
  • Albüm
  • Olaylar
  • Mekanlar
  • Kesitler
  • KiÅŸiler
  • Seçtiklerimiz

Askerlik

  • Asker Resimleri
  • Bayrak Resimleri
  • Vatan ve Asker Åžiirleri
  • Kahraman Mehmetcikler

Müzik Kutusu


PopUp MP3 Player (New Window)

Ziyaretci Sayısı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün100
mod_vvisit_counterDün297
mod_vvisit_counterBu Hafta748
mod_vvisit_counterGecen Hafta1975
mod_vvisit_counterBu Ay2139
mod_vvisit_counterGecen Ay4882
mod_vvisit_counterToplam306179

Çevrim içi: 7
Sizin IP: 38.107.179.217
,
Bugün: Şub 08, 2012
Visitors Counter

Toplam Üye

14607 Toplam
0 Bugun
0 Bu Hafta
1 Bu Ay
7 Bu Yil

Türklerin İslâmiyet'e Girişi

Pazartesi, 24 Ağustos 2009 00:14 Türk Tarihi - Genel TÜRK Tarihi
e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Türklerin İslâmiyet'e GiriÅŸi
Peygamberimizin, İslâm'ı tebliÄŸiyle birlikte, dünyanın ücra bir köÅŸesinde yaÅŸayan küçük bir kavim, yeni ve büyük bir millet hâline geldi. Meçhul, basit bir hayat süren ve hattâ aÅŸağılanarak yaÅŸayan insanlar, bu dinle birlikte birdenbire, tarihin mümtaz kahraman, fatih ve dâhîleri oldular. Halife Hazret-i Ömer, emrindeki bir avuç Müslüman gâzisiyle 641'de Suriye ve Mısır'ı fethederek, koca DoÄŸu Roma'nın kanatlarını kırdı. 642'de Büyük Sâsânî İmparatorluÄŸunu yıkarak Ceyhun kenarına ulaÅŸtı ve Türklerle temasa geçti. Ancak bu devrede İslâm'ın merkezinde Hazret-i Ömer ve yerine geçen Hazret-i Osman'ın ÅŸehit edilmeleri ve sonraki yıllarda baÅŸlayan iç mücadeleler, 8. yüzyıl baÅŸlarına kadar, Türklerle Müslümanların münasebetlerini bir sınır komÅŸuluÄŸundan ileri götürmedi. Bazı kaynaklarda, Hazret-i Muâviye döneminde Ubeydullah bin Ziyâd'ın, Müslüman olan Türkleri Kûfe'ye yerleÅŸtirdiÄŸi belirtilmektedir. Daha sonra Emevîler tarafından, İslâm İmparatorluÄŸunun bütün doÄŸu bölgelerini içine alan Irak genel valiliÄŸine Haccâc'ın getirilmesi ve bunun da Horasan'a, devrin sayılı kumandanlarından Kuteybe bin Müslim'i tayin etmesi (705), savaÅŸları birdenbire alevlendirdi. Müslümanlar, kısa zamanda Mâverâünnehir'e hakim olduktan sonra Talas'a kadar akınlarda bulundular. Ancak, TürgiÅŸ KaÄŸanı Åžulu Han idaresindeki Türkler, 720 yılından itibaren cephelerdeki hakimiyeti ele alarak, Emevî ordularını bozguna uÄŸrattı. Böylece Emevîler döneminde, Türkler karşısında baÅŸlangıçta baÅŸarıyla sürdürülen mücadeleler, sonuçta baÅŸarısızlıkla son buldu. Ancak bu mücadeleler, Türklerin İslâmiyet'i yakından tanımalarına ve tetkik etmelerine zemin hazırladı. Kısa bir süre sonra da, Türklerin İslâm'ın bayraktarı olarak dünya sahnesine çıkmasına vesile oldu.

Türklerin hiçbir baskı veya zorla karşılaÅŸmaksızın İslâm'ı kabul etmeleri, üç ana sebebe dayanmaktadır. Birincisi, Türklerin inanç ve yaÅŸayışlarının İslâm'a çok yakın olmasıdır. Tek bir yaratıcıya iman, âhirete ve ruhun ölmezliÄŸine inanma ve yaratıcıya kurban sunma gibi temel inanışlar İslâm'da da vardı. Zinâ, hırsızlık, gasp, adam öldürme, yalancılık ve koÄŸuculuk gibi kötü huylar, İslâm dininde de ÅŸiddetle men ediliyordu. Nihayet, İslâmiyet'teki cihad emri, Türkün alplik ve fetih görüÅŸüne uygun düÅŸüyordu. Bu gibi sebeplerle öncelikle Mâverâünnehir (Türkistan) bölgesinde yaÅŸayan Göktürkler arasında İslâmiyet yayılmaya baÅŸladı. Türklerin İslâmiyet'i kabullerinin ikinci safhası da bu sırada gerçekleÅŸmeye baÅŸladı. Daha kuzeyde ve batıda yer alan Müslüman olmayan Türkler, özellikle Türkistan'la ticarî faaliyetleri sırasında, kendi dillerini konuÅŸan ırkdaÅŸlarının dinine, daha çabuk ve kolaylıkla girdiler.

Türkistan Türkleri arasında İslâmiyet'in bu ilk yayılışıyla, diÄŸer Türklerin baÅŸka yabancı dinlere giriÅŸi, hemen hemen aynı devreye rastlar.

DoÄŸuda Uygurlar Mani, kuzeyde Hazarlar Mûsevî ve batıda Tuna Bulgarları Hıristiyanlık dînine girerlerken Mâverâünnehir'deki Türkler arasında da İslâm, 8. asrın başından itibaren yayılmaya baÅŸladı. Bu durumun diÄŸer Türk ülkelerini de tesir ve cazibesi altına almaya baÅŸlaması, Abbâsîler döneminde oldu. Abbâsî halifelerinin, Türklere fevkalâde yakınlık göstermeleri, bu faaliyetin daha da hızlanmasına sebep oldu. Halife El-Mansur (754-775) zamanından itibaren Türkler, Arap ordularına asker olarak girmeye baÅŸladı. El-Me'mun döneminde (813-833) Türklerden özel muhafız birlikleri oluÅŸturulmaya baÅŸlandı. Nihayet, Halife Mu'tasım zamanında (833-842) halifelik ordusunun esasını Türkler meydana getiriyordu. Türk ordusu için Samarra ÅŸehrini inÅŸa eden halife, sarayını ve payitahtını da buraya nakletti. Müellifler artık, Türklerin Araplarla aynı millet gibi olduklarını (İslâm milleti) ve Bizanslılar gibi müÅŸrikler yanında, gayrimüslim OÄŸuzlarla bile savaÅŸtıklarını yazmaktadır. Halife El-Mütevekkil zamanında (847-861) ise Abbâsî Devletinin en önde gelen üç ÅŸahsiyeti Türk'tü. 10. asrın ilk yarısında, emîrül-ümerâlığa iki Türk kumandanı, Beckem ve Tüzün, getirilmiÅŸti. Türklerin BaÄŸdat'ta idareyi ele almaları üzerine, uzak eyaletlerde bulunan Türk valiler, müstakil birer hükümdar gibi hareket etmeye baÅŸladılar. İlk Müslüman Türk devletlerden bazıları, bu suretle kuruldu. Bunlar arasında, Mısır'daki TulunoÄŸulları Devleti (868-905), Ahmed bin Tulûn adında bir Türk kumandanı tarafından kurulmuÅŸtur. Ahmed bin Tulûn, Dokuz OÄŸuz Türklerindendi. İbn-i Tulûn, Mısır'ı birçok mîmârî eserle süslemiÅŸtir. TulûnoÄŸulları Devleti, 905'te sona ermiÅŸ ve yerine az zaman sonra TuÄŸaçoÄŸlu Mehmed'in kurduÄŸu Türk İhÅŸidîler Devleti ortaya çıkmıştır.

Ancak bu devletlerde, idareci zümrenin Türk olmasına karşılık, esas kitle yani halk tabakası, daha çok Mısırlılardan oluÅŸuyordu.

İslâmiyet'in, devlet ve halk olarak Türkler arasında kabulü, ilk defa İtil (Volga) Bulgarları arasında gerçekleÅŸti. Batıya giden Tuna Bulgarları, toplu olarak Hıristiyanlaşırken, İtil boyu ve Kazan havalisinde kalan asıl büyük Bulgarlar, özellikle Türkistan'la olan ticarî iliÅŸkileriyle tanıma fırsatı buldukları İslâm'ı severek kabul ettiler. Bulgar hanı Almış, 920'de BaÄŸdat'taki halifeye baÅŸvurarak, İslâmiyet'in öÄŸretilmesi ve kaleler inÅŸası için, kendilerine din ve ihtisas adamı gönderilmesini istedi. Halife Muktedir Billah tarafından gönderilen kalabalık bir elçi heyeti, 922 Mayısında, Bulgar ülkesine geldi. Almış Han ve maiyeti, elçilere fevkalâde bir hürmet ve kabul gösterdiler. Bu tarihten itibaren Bulgar ülkesi, Abbâsî halifelerine baÄŸlı bir Müslüman yurdu haline geldi. Ülkede Abbâsî halifesi ve Bulgar Hanı namına sikkeler basılmakta, taÅŸ camiler, saraylar, kaleler ve diÄŸer binalar yapılmaktaydı. Bulgarlar, Müslümanlığı kabul ettikten sonra, Türk-İslâm medeniyetinin kuzeybatısında en ileri bir ucu olmakla, büyük bir deÄŸer kazandılar. Bulgar ülkesine gelen Abbâsî elçilik heyeti içerisinde yer alan İbn-i Fadlan, yazdığı seyahatnamesinde, bu ülke insanlarının temiz, doÄŸru, çalışkan ve samîmî Müslüman olduklarından bahsetmekte ve Bulgar ilinde gecelerin çok kısa olması dolayısıyla Türklerin, sabah namazını kaçırmamak için, bir ay, geceleri uyumadıklarından söz etmektedir. Bu sözler, Türklerin, İslâm'ı ne derece güçlü bir inançla kabul ettiklerini göstermektedir

AddThis Social Bookmark Button
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Gönder (Ctrl+Enter)
İptal
JComments
Copyright © 2009 Sehit tema.Yeni tasarim tema; |  Web Tasarim Tema Yapimci ByVATAN
RSS|Byvatan Radyo|Sitemizi Oner;| Yukari Cik