Yougames - Joomla Gaming Portal Template

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

En Sevilenler

  • Åžehit Resimleri
  • Teröristlerin Öldürülme Görüntüleri
  • TuÄŸralar
  • YEMEN ÅžEHİT LİSTESİ
  • ÅžEHİT VE GAZİ YAKINLARINA SAÄžLANAN EĞİTİM-ÖĞRETİM HAKLARI
You are here:  
AddThis Social Bookmark Button

Üye Giriş






Kullanıcı Adı/Şifremi Unuttum?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ana Menü

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

VİDEOLAR

  • Kendi Kliplerim
  • DiÄŸer Videolar

ŞEHİTLER BÖLÜMÜ

  • Åžehit Bilgileri
  • Åžehit Resimleri
  • Åžehit Åžiir ve Mektupları
  • Åžehit Sırlı Olayları
  • Kahramanlar
  • Çanakkale Åžehitleri
  • Åžehitlerimizin Hayat Hikayeleri
  • Åžehit ve Gazi Hakları
  • Çanakkale Åžehitleri

Atatürk

  • Hayatı
  • İlkeleri
  • Devrimleri
  • Anıtkabir
  • Kronolojisi
  • DiÄŸer Bilinmeyenler

Türk Tarihi

  • Genel Türk Tarihi
  • Hanlıklar
  • Büyük Devletler
  • Türk Devletleri
  • Atabeylikler
  • Beylikler
  • Türk Boy Ve Kavimleri
  • SavaÅŸ Ve Seferler
  • Türk Destanları
  • TÜRK Dili Ve Edebiyatı

Osmanlı Tarihi

  • PadiÅŸahlar
  • Kronoloji
  • Albüm
  • Olaylar
  • Mekanlar
  • Kesitler
  • KiÅŸiler
  • Seçtiklerimiz

Askerlik

  • Asker Resimleri
  • Bayrak Resimleri
  • Vatan ve Asker Åžiirleri
  • Kahraman Mehmetcikler

Müzik Kutusu


PopUp MP3 Player (New Window)

Ziyaretci Sayısı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün406
mod_vvisit_counterDün574
mod_vvisit_counterBu Hafta2287
mod_vvisit_counterGecen Hafta3729
mod_vvisit_counterBu Ay12516
mod_vvisit_counterGecen Ay14877
mod_vvisit_counterToplam361172

Çevrim içi: 18
Sizin IP: 38.107.179.217
,
Bugün: May 24, 2012
Visitors Counter

Toplam Üye

14678 Toplam
1 Bugun
3 Bu Hafta
7 Bu Ay
32 Bu Yil

Müslüman Türk Devletleri

Pazartesi, 24 Ağustos 2009 00:14 Türk Tarihi - Genel TÜRK Tarihi
e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Müslüman Türk Devletleri
İtil Bulgarları'ndan sonra ilk Müslüman Türk devletleri, Karahanlılar, Gazneliler ve Selçuklular'dı. Karahanlılar, 944 yılında, İslâm'ı resmî din olarak kabul etti. Karahanlılar arasında İslâm dîninin yayıcısı, Abdülkerim Satuk BuÄŸra Han'ın oÄŸlu Musa BaytaÅŸ oldu. Karahanlı hükümdarı, 999 senesinde, Abbâsî halifesi tarafından İslâm hükümdarı olarak tanındı. Hakanlığın sınırları, Balasagun, Özkend ve havalisine, Tarım havzasının batı kısmına, BalkaÅŸ Gölüne, HindukuÅŸ, Karakurum DaÄŸları dolaylarına kadar yayıldı. Ülke, doÄŸu ve batı diye ikiye ayrılmıştı. DoÄŸu Karahanlılar 1090, Batı Karahanlılar ise 1089'da Selçuklulara baÄŸlandılar. Karahanlılar devrinde, 200 000 çadır Türk halkı, İslâm'ı kabul etmiÅŸtir.

962 yılında Alptekin (Alb Tegin) adlı bir Türk kumandanı, Afganistan'ın Gazne ÅŸehrini zaptederek Gazneliler Devletini kurdu. 977'de devletin başına Sebük Tekin geçti. Sebük Tekin, iyi bir devlet adamı, mâhir bir kumandandı. Bütün Afganistan ile Horasan ve İran'ın doÄŸu kısımlarını idaresi altına aldı. Hindistan'a, zaferle neticelenen bir zafer düzenledi. OÄŸlu ve halefi olan Mahmud, yalnız Gazneli Devletinin deÄŸil Türk tarihinin de en büyük simalarından biridir. Hindistan'a onyedi defa sefer düzenleyerek büyük zaferler kazandı. Bu ülkede İslâm'ın köklü ÅŸekilde yerleÅŸip geliÅŸmesinde önemli rol oynadı. Gazneli Mahmud, aynı zamanda, İran'ın orta eyaletleriyle Harezm topraklarını da ülkesine katarak zamanının en büyük hükümdarı oldu ve Abbâsî halifesinden ilk defa olarak, sultan unvanını aldı. Gazneliler, 1040 yılından sonra Selçuklulara tâbi oldular. 1186 senesinde de Gûrlular tarafından tamamen ortadan kaldırıldılar.

10. asrın ikinci yarısında Seyhun nehri kıyısı ile bunun kuzeyinde yaÅŸayan OÄŸuzlar, Semerkand ve Buhara taraflarına inmeye baÅŸlamışlardı. Buhara taraflarına inen OÄŸuzların başında, Kınık boyundan Selçuk Bey'in oÄŸulları vardı. Selçuk Bey'in torunlarından TuÄŸrul ve ÇaÄŸrı beyler, çetin ÅŸartlar içinde Selçuklu Devletini kurdular. TuÄŸrul, 1064 senesinde vefat ettiÄŸi zaman, kurduÄŸu devletin sınırları, Ceyhun'dan Fırat'a kadar uzanıyordu. Yerine geçen Alparslan, 1071'de Malazgirt ovasında Bizanslıları yenerek Anadolu'nun Türk ülkesi olmasını saÄŸladı (Bkz. Malazgirt Zaferi). Bu zaferden Anadolu'nun fethine Kutalmış Bey'in oÄŸulları memur edildiler. KutalmışoÄŸlu Süleyman Åžah, büyük zaferler kazanarak Üsküdar'a kadar geldi ve İznik'i hükümet merkezi yaparak Türkiye Selçuklu Devleti'ni kurdu. Süleyman Åžah'tan sonra I. Kılıç Arslan, I. Mesud ve II. Kılıç Arslan, Türkiye Selçuklu Devletinin başına geçerek, Türk Milletine büyük hizmetler verdiler. 13. yüzyılda MoÄŸol istilâsı, İran, Horasan ve Mâverâünnehir taraflarında yaÅŸayan âlimlerin hemen hepsinin Anadolu'ya gelmelerine sebep oldu. Bu istilâ, Selçuklu Devletinin de ortadan kalkmasına yol açtı. Fakat çok geçmeden, yüksek yaylalarda yaÅŸayan Türkmen beyleri, Anadolu'yu istilâcıların elinden kurtarmayı baÅŸardılar. Bu Türkmen beylerinden birisi de Osman Bey'di. 1299'dan itibaren geliÅŸen Osmanlılar, mânevî yapısı ve teÅŸkilatı bakımından Selçuklu TürklüÄŸünden devraldığı birçok deÄŸerlerle cihanın en büyük devletlerinden birini kurmaya muvaffak olmuÅŸlardır.

SöÄŸüt'te kurulan Osmanlı Devleti, kısa zamanda Batı Anadolu'ya hakim olarak, 1356'da Rumeli'ye ayak bastı. Bu geçiÅŸ, çok mütevazı baÅŸlamakla birlikte, ÅŸiddetli Haçlı mukabelesiyle karşılaşıldı. Fakat, üstün vasıflara sahip Osmanlılar, Haçlıları 1363'te, Edirne civarında Sırpsındığı mevkiinde, 1389'da Kosova'da ve 1396'da NiÄŸbolu'da hezimete uÄŸrattılar. Böylece devlet Rumeli'de saÄŸlam bir ÅŸekilde yerleÅŸti. Bu arada Anadolu'da yapılan ilhaklarla da geniÅŸledi ve Malatya'ya kadar uzandı. NiÄŸbolu Zaferi, Türk ilerleyiÅŸini durdurmanın mümkün olmadığını Hıristiyan Avrupalılara gösterdi. Hıristiyan Batı âlemine galip gelen Osmanlıların, doÄŸuda Timur Han'a maÄŸlup olması, Anadolu'daki birliÄŸi tekrar sarstı. Ancak Fetret Devri'nde sarsıntı, Rumeli'den daha çok Anadolu'da meydana geldi.

Fetret Devrinden sonra devletin başına geçen ve "ikinci kurucu" olarak adlandırılan Çelebi Sultan Mehmed Han, Osmanlı Devletini tekrar canlandırdı. OÄŸlu II. Murad Han, 1444'te Varna ve 1448'de II. Kosova meydan savaÅŸlarında, Haçlılara karşı yeni zaferler kazandı. Osmanlılar, bu suretle Anadolu'da TürklüÄŸün ve kendilerinden önceki diÄŸer İslâm devletlerinin maddî ve manevî mirasını toplayarak, yeni bir medeniyet kurdular.

Türk tarihinde ilk defa olarak, Osmanlıların merkezî bir devlet sistemi olarak ortaya çıkması, büyük bir siyasî yenilik oldu. Gerçekte Osmanlı hanedanı, diÄŸer Anadolu beyleri gibi, millî örf ve geleneklerini muhafaza ettiÄŸi halde, devletin bölünemez kutsal bir varlık olduÄŸunu kavramış, ÅŸehzadelerin ve boy beylerinin siyasî hakimiyete ortak olmalarına imkân vermemiÅŸ ve bu sayede merkeziyetçi, saÄŸlam, istikrarlı bir devlet ortaya çıkarmayı baÅŸarmıştı. Fatih Sultan Mehmed Han, Anadolu beylerinin ve kendi içinde geliÅŸen devleti sarsıcı hanedanların geriye kalanlarını bertaraf ederek merkeziyetçi otoriteyi daha da saÄŸlamlaÅŸtırdı. Daima devlet birliÄŸi ÅŸuuruna baÄŸlanan Osmanlı inancı bakımından, Sultan II. Bayezid Han'ın; "Osmanlı Devleti öyle namuslu bir gelindir ki, iki kiÅŸinin talebine tahammül edemez" sözü anlamlıdır.

Müslümanların birliÄŸini saÄŸlamak ve Anadolu'dan Åžiî-Sâfevî propagandasını kaldırmak isteyen Yavuz Sultan Selim Han, Åžah İsmail üzerine sefer düzenledi. Åžah İsmail'i saf dışı bıraktıktan sonra (Bkz. Çaldıran Savaşı), yıldırım hızıyla Mısır ordularını 1516 Mercidabık ve 1517 Ridaniye zaferleriyle maÄŸlup etti. Bu zaferlerden sonra bütün Arap ülkeleri Osmanlı hakimiyeti altına girdi. Yıldırım hızıyla, kıtaların fethini sekiz senelik saltanatına sıkıştıran bu büyük fatihin, cihan hakimiyeti giriÅŸimine ve Avrupa'yı fethetmeye kararlı olması tabiiydi. Fakat ecel, onun dünyayı tek ve yüksek nizama kavuÅŸturmasına fırsat vermedi.

Kanunî Sultan Süleyman'ın yarım asır süren saltanatı, Türk ve Osmanlı dünya barışı davâsının en yüksek ve kudretli devrini teÅŸkil eder. Zamanında Türk ordusu, 1526'da mutlak bir zafer kazandı ve Orta Avrupa yolu Türklere açıldı (Bkz. Mohaç Zaferi). Artık Osmanlı ordusu Orta Avrupa'yı çiÄŸniyor, Viyana'yı geride bırakarak, Gratz, Merburg, Gunis gibi birçok Alman kentini fethediyordu.

16. yüzyılın sonlarıyla 17. yüzyılda Osmanlı siyasî gücü gibi sosyal düzeni de kuvvetini sürdürmüÅŸtür. Devlet; liyakat, ahlâk, maddî ve manevî disiplin ve çalışma üzerine kurulmuÅŸtu. Osmanlılarda ÅŸahsî meziyet ve yetenekten baÅŸka bir ÅŸeye deÄŸer verilmezdi. Herkes, liyakat, bilgi, ahlâk ve seciyesine göre bir mevkie tayin edilirdi. ahlâksız, bilgisiz ve tembel kiÅŸiler, hiçbir zaman yüksek mevkilere çıkamazdı. Osmanlıların baÅŸarısının ve dünyaya hakim olmalarının hikmeti buydu.

17. asrın ikinci yarısından sonra, devletin siyasî ve askerî kudretinde zaaf baÅŸlamış, idarî ve ilmî müesseselerde bozukluklar meydana çıkmış, bunun neticesinde gerileme baÅŸlamıştır. Anadolu'da çıkan ve memleketi harap ve periÅŸan eden KızılbaÅŸ teÅŸvikli Celâlî ayaklanmalarını bastırmak için çok büyük gayretler sarfetmek ve uzun seneler uÄŸraÅŸmak gerekmiÅŸtir. Amerika'nın keÅŸfinden sonra götürülen Afrikalı köleler, nice zulümlerle, Avrupalı zalimler için bol bol gümüÅŸ çıkardılar. Avrupa yoluyla Osmanlı ülkesine de bol miktarda giren gümüÅŸ, fiyatları altüst etti. GümüÅŸ olan Osmanlı akçesinin deÄŸeri düÅŸtü. Devletin, düÅŸtüÄŸü zor durumdan kurtarılması için zaman zaman hükümdar ve devlet adamlarının teÅŸebbüsleri, olumlu neticeler verdiyse de, bilhassa yeniçerilerin çıkardığı isyanlar, bunların devamlılığını baltaladı.

Türkler, 17. asırda da Avrupa'ya medeniyet verici durumdayken, 18. asırdan itibaren alıcı olmaya ve iktibaslar yapmaya mecbur bulunduklarını kabul etmiÅŸlerdir. 18. asrın baÅŸlarından itibaren, tahta geçen padiÅŸahların hemen hepsi, bu gerilemenin farkına varmışlar, batıdan faydalanarak ıslahat yapmak istemiÅŸlerdir. Sultan II. Mahmud Han, yeni, düzenli bir ordu kurduÄŸu gibi, hükümet teÅŸkilat ve usullerinde deÄŸiÅŸiklik yapmıştır. Bu faydalı yenilik hareketleri yanında, siyasî bakımdan birçok felaket vuku buldu. Fransız İnkılabının ortaya attığı milliyetçilik fikirlerinin, Osmanlı ülkesinde ırkçılık ÅŸeklinde yayılması, dış tahrikli Sırp ve Yunan isyanları, Avrupa devletlerinin kendi çıkarları için olaylara müdahale ederek iÅŸi çıkmaza sokmaları, Rusya'nın emperyalist ve geleneksel siyasetine uygun olarak savaÅŸ açması, Mısır valisi Mehmed Ali PaÅŸa'nın isyanları bu felaketlerin baÅŸlıcalarıdır.

Bütün bu karışıklıkların halli için çareler arayan Osmanlı padiÅŸahı II. Mahmud Han, Avrupa'daki teknik ilerlemeden istifade niyetiyle hocalar getirtti. İlk defa 1834 yılında Avrupa'ya öÄŸrenci gönderdi. Avrupa baÅŸkentlerinde daimî büyükelçilikler kurdu. Fakat Avrupa'ya gönderilen bazı öÄŸrenciler, fen alanındaki ilerlemeleri alacak yerde, Hıristiyan Avrupalının köhneleÅŸmiÅŸ ahlâkına talip oldular. Ahlâkî ve manevî deÄŸerlerini kaybederek Osmanlı ülkesine dönen bu öÄŸrencilerin ilk iÅŸi, kendilerini para ve kadınla elde eden Osmanlı düÅŸmanlarının çıkarları için çalışmalara baÅŸlamak oldu. İngilizler tarafından yetiÅŸtirilip mason yapılan Londra büyükelçisi Mustafa ReÅŸid PaÅŸa, II. Mahmud Han'ın vefatından sonra onaltı yaşında padiÅŸah olan Abdülmecid Hanı Gülhane Hatt-ı Hümayunu'nun (Tanzimat Fermanı) ilanına ikna etti.

Böylece 3 Kasım 1839'da ilan edilen Tanzimat Fermanı ile, yeni düzene ait esaslar belirlendi. Osmanlının isteklerinden çok Avrupalıların arzularına uygun olarak hazırlanan bu fermanda, Türk ve Müslümanlardan çok, Hıristiyan tebaanın çıkarı gözetilmiÅŸti. Tanzimat-ı Hayriye Fermanı denilerek yeni ve parlak bir devir açtığı iddia edilen bu fermanla Müslüman ve gayrimüslim bütün tebaanın ırz, namus ve can güvenliÄŸinin saÄŸlanacağı vergi ve askerlik iÅŸlerinin düzenli bir usule baÄŸlanacağı vaad ediliyor ve bu fermana dayanılarak çıkarılacak kanunlara saygı gösterileceÄŸi belirtiliyordu. Tanzimat döneminde hukuk, askerlik, eÄŸitim öÄŸretim ve yönetim alanlarında birçok deÄŸiÅŸiklikler yapıldı. Gülhane hattının eÅŸitlik ilkesine raÄŸmen, askerlik mükellefiyetine yalnız Müslüman tebaa tâbi kılınarak, gayrimüslimler muaf tutuldu.

Fransız İnkılabı sonucu dünyaya yayılan milliyetçilik fikirleriyle, ülkede isyanlar çıktı. Neticede âsîlere idarî ayrıcalıklar ve özerklik verilmesi, Avrupa'ya ilim için giden gençlerin, Avrupa bilim ve siyaset adamlarının Türkiye ve Türkler hakkındaki olumlu ve olumsuz fikir ve kanaatlerini öÄŸrenmeye baÅŸlamaları gibi bazı sebepler, Osmanlı Devleti içindeki çeÅŸitli kavimlerin millî ÅŸuur ve millî devlet fikirlerini güçlendirmiÅŸ ve çözülme hareketleri baÅŸlamıştır. Bunun yanısıra, tebaanın önünde ve siyasî haklar konusundaki eÅŸitliÄŸini yeterli görmeyerek, meÅŸrutî bir idarenin kurulması için mücadeleye giriÅŸen ve Osmanlı düÅŸmanı devletler tarafından desteklenen Genç Osmanlılar'da idareye karşı hoÅŸnutsuzluk baÅŸgösterdi. Genç Osmanlıların fikirlerini paylaÅŸan Midhat PaÅŸa, padiÅŸahın fikir ve icraatına muhalefet eden Serasker Hüseyin Avni PaÅŸa ve RüÅŸtü PaÅŸa, birlik olup Sultan Abdülaziz Hanı ÅŸehit ederek BeÅŸinci Murad'ı tahta çıkardılar. BeÅŸinci Murad Han, hastalığı sebebiyle üç ay sonra tahttan indirilerek, veliahd Abdülhamid, AÄŸustos 1876'da tahta çıkarıldı.

II. Abdülhamid Han'ın tahta çıktığı 1876 yılı, Türk tarihinin gerçek dönüm noktalarından biri oldu. İçeride pek çok mesele vardı. Dışarıda ise Midhat PaÅŸa'nın arzu ve isteÄŸiyle, Rusya ile bir savaÅŸ yaklaşıyordu. Avrupa devletlerinin Osmanlı hakimiyetindeki Hıristiyan tebaayı sürekli kışkırtmaları, özellikle Balkanlar'da birkaç eyaletin kan, ateÅŸ, isyan ve huzursuzluk içine düÅŸmesine yol açtı. Malî durum bir hayli zayıflamış, Tanzimat'la verilen tavizlerle, Osmanlı sanayii ve ticareti çökertilmiÅŸti. Ayrıca devletin coÄŸrafî durumu, yabancı istilâ ve müdahalelere açıktı. Türk olmayan eyaletler, Avrupa devletlerinde olduÄŸu gibi, sömürge muamelesi görmediÄŸi, anavatanın birer parçası sayıldığı halde, dışa dayalı isyanlar durmak bilmiyordu. Devamlı dış baskılar ve bitip tükenmek bilmeyen savaÅŸlar, devletin kalkınmasını engelliyordu. Avrupa devletlerinin, kendi çıkarları için tahrik ettikleri Ermenilerin özerklik elde etmek amacıyla ihtilalci komitalar kurarak ülkede olay çıkarmaya baÅŸlamaları, devlet için ayrı bir meÅŸgale oldu. Ayrıca Bulgar, Yunan ve Sırp çetelerinin meydana getirdikleri olaylar, devleti uÄŸraÅŸtırdığı gibi, yabancı müdahalelere de yol açtı.

Sultan II. Abdülhamid, batı devletleri ve Rusya'nın her türlü baskıları karşısında, devlet birliÄŸini korumak için tek çıkar yolun, Müslüman tebaayı din bağıyla bütünleÅŸtirmek olduÄŸunu düÅŸünüyor ve bu birliÄŸin yalnız Osmanlı ülkesinde deÄŸili diÄŸer Müslümanlar arsında da kurulmasına çalışıyordu. Ülkenin ekonomik kalkınmasına çok önem verdi. UlaÅŸtırma ve haberleÅŸme alanlarında ıslahat, eÄŸitim konusunda ciddî hamleler yaptı. İngiltere ve Fransa'nın dostluk ve yardımlarına güvenilmediÄŸinden, Alman dostluÄŸuna önem vererek denge saÄŸlamaya çalıştı. Zamanla Sultan Abdülhamid idaresine karşı doÄŸan muhalefet, Genç Türkler denilen kiÅŸiler tarafından ilerletilerek, İttihat ve Terakkî Cemiyeti adı altında siyasî bir teÅŸkilat kuruldu. Bunların baskısıyla, 23 Temmuz 1908'de MeÅŸrutiyet rejimi, yeniden yürürlüÄŸe konuldu. İttihatçıların tertibi ile, 31 Mart Vakası olarak bilinen bir ayaklanma çıkarıldı. Hadiseyle ilgisi olmadığı halde PadiÅŸah, bu bahaneyle tahttan indirilip, yerine BeÅŸinci Mehmed ReÅŸat çıkarıldı. İktidara cemiyet yanlısı devlet adamları getirildi ve o zamana kadar idarî iÅŸlere karışmayan İttihat ve Terakkî Cemiyeti, söz sahibi oldu. 1912'de baÅŸlayan Balkan Harbi'nde Osmanlı ordusunun yenilmesi üzerine, Enver Bey'in baÅŸkanlığında küçük bir subay topluluÄŸu, Ocak-1913'te Bâbıâli'yi basarak sadrazam Kâmil PaÅŸa'yı istifaya zorladı. Böylece İttihat ve Terakkî Cemiyeti, devletin mukadderatını doÄŸrudan eline aldı ve sonunda kötü bir âkıbete yol açtı.

Yeni iktidar zamanında felaketler birbirini takip etti ve devletin çöküÅŸü hızlandı. Trablusgarp, Balkan SavaÅŸları ve nihayet ittifak devletleri safında girilen I. Dünya Savaşı, devletin yıkılışının baÅŸlangıcı oldu. SavaÅŸ sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ile, Osmanlı Devleti baÅŸtan baÅŸa iÅŸgal edildi. Sultan Vahideddin, bölünmüÅŸ, parçalanmış, hattâ iÅŸgal edilmiÅŸ bir devletin başına geçti ve bütün imkânsızlıklara raÄŸmen İstiklâl Mücadelesini baÅŸlattı. Mustafa Kemal PaÅŸa liderliÄŸinde gerçekleÅŸtirilen, ÅŸanlı Türk İstiklâl Savaşı sonunda, 24 Temmuz 1923'te Lozan AntlaÅŸması imzalandı. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildi.

Bugün, UzakdoÄŸu'daki Sakalin Adalarından, Batıdaki Balkan Adacığına kadar iki Avrupa kıtası büyüklüÄŸünde bir alanda yaÅŸayan Türklerin çoÄŸunluÄŸu, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile Çin ve İran hudutları içinde bulunmaktadır.

Türk Milletinin bağımsız millî devleti olarak Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bulunmaktadır.

DiÄŸer taraftan, 19. yüzyılda Rus iÅŸgaline uÄŸrayan Orta Asya Türk Birlikleri uzun yıllar bu devletin sömürüsü ve zulmü altında kaldıktan sonra, bağımsızlıklarını kazanmak için mücadeleye baÅŸlamışlar ve 1991'de bağımsızlıklarını ilan etmiÅŸlerdir. Bunlar, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan ve Türkmenistan Cumhuriyetleridir.

AddThis Social Bookmark Button
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Gönder (Ctrl+Enter)
İptal
JComments
Copyright © 2009 Sehit tema.Yeni tasarim tema; |  Web Tasarim Tema Yapimci ByVATAN
RSS|Byvatan Radyo|Sitemizi Oner;| Yukari Cik