





![]() | Bugün | 481 |
![]() | Dün | 574 |
![]() | Bu Hafta | 2362 |
![]() | Gecen Hafta | 3729 |
![]() | Bu Ay | 12591 |
![]() | Gecen Ay | 14877 |
![]() | Toplam | 361247 |
| 14678 Toplam | |
| 1 Bugun | |
| 3 Bu Hafta | |
| 7 Bu Ay | |
| 32 Bu Yil |
Altınordu Devleti'nde hânedanlık mücadelesine katılan sülâle mensupları ve âsi kabile beylerinin sığınağı Kırım Yarımadasıydı. Burada 14. yüzyıldan itibaren başlayan hakimiyet kurma mücadelesi, 15. yüzyılda Hacı Giray tarafından gerçekleştirildi.
Hacı Giray, Cengiz Hanın oÄŸullarından Cuci’nin küçük oÄŸlu Tokay Timur soyundan gelmekteydi. Babasının, Kırım’daki taht mücadelesi sonunda Litvanya’ya göç ettiÄŸi ve Kral Vitold’un yanına sığındığı sıralarda dünyaya gelen Hacı Giray, büyüdükten sonra, Åžirin kabilesinin yardımıyla Kırım’ı ele geçirdi.
Kırım Hanlığını kurma tarihi kesin olmamakla beraber, bastırdığı paranın 1441 tarihini taşımasından, belirtilen bu tarihten daha önceki yıllarda devleti kurmuş olduğu anlaşılmaktadır.
Hacı Giray da, diğer hanlar gibi üzerinde hak iddiâ ettiği Altınordu tahtını ele geçirmek için, Lehistan Kralı ve Moskova Rus Prensi ile anlaşma yapmaktan çekinmedi. Bu arada, Kefe Cenevizlilerine karşı, Fatih Sultan Mehmed Han ile de anlaştı.
Hacı Giray’ın 1466 tarihinde ölümünden sonra, oÄŸulları Mengli Giray ile Nur Devlet arasında taht mücadelesi baÅŸladı. Mengli Giray, Osmanlı Devleti'nin yardımıyla, hanlık tahtını ele geçirdi. Fakat, vaad ettiÄŸi yardımı göndermemesi üzerine yakalanarak İstanbul’a götürüldü. KardeÅŸi Nur Devlet tahta geçti. 1478 tarihinde Mengli Giray’ın; Kırım Hanlarının tayin ve azil haklarını Osmanlı padiÅŸahına veren, padiÅŸahın açacağı seferlere Kırım hanının da katılmasını kabul eden bir antlaÅŸma yapması üzerine, İstanbul’dan Kırım’a han tayin edildi. Mengli Giray’ın üçüncü defa Kırım hanı olması üzerine kardeÅŸleri Nur Devlet ve Haydar, Moskova’ya kaçtılar. Mengli Giray, Osmanlı himayesinde tahtı ele geçirmesiyle, papalığın teÅŸvik ve yardımlarıyla devamlı geniÅŸleyen Moskova KnezliÄŸine karşı, Kırım Hanlığını garanti altına aldı. Kırım kuvvetleri, ilk defa, Sultan İkinci Bayezid Hanın, 1484 Akkerman Seferine katıldı. Osmanlılar ile münasebetini arttıran Kırım Hanlığı ile 18. yüzyılın sonuna kadar askerî, siyasî, iktisadî, kültürel iÅŸbirliÄŸi yapıldı. Kırım hanı, 1502’de Saray ÅŸehrine hücum ederek Altınordu Devletinin yıkılmasına sebep oldu. Moskova KnezliÄŸi, 1502 yılına kadar Altınorduluların korkusundan Kırım’a muhtaç olup, Mengli Giray ile iyi geçinirken, bu tarihten sonra Rusya, Mengli Giray’ın düşmanlarıyla anlaÅŸarak Kırım’a karşı cephe almaya baÅŸladı. Mengli Giray da, Litvanya ve Lehistan Kralı Dördüncü Kazimir ile Rusya’ya karşı anlaÅŸarak, Osmanlı Devletinden baÅŸka, bu Avrupa devletleriyle de ittifak kurdu.
Mengli Giray’ın 1514’te ölümüyle tahta geçen oÄŸlu Mehmed Giray ile Kazan tahtına getirilen Sâhip Giray da, Rusya’ya karşı birlikte hareket ettiler. Mehmed Giray, 1521’de Moskova’yı kuÅŸatıp, Rusları yenerek onları haraca baÄŸladı. Ruslar, bu haracı, Deli Petro (1682-1725) zamanına kadar ödediler. Mehmed Giray’ın 1523 tarihinde Astrahan Seferinden dönüşünde, Nogayların yaptıkları baskınla öldürülmesinden sonra yerine geçen hanlar, Rusya ile mücadeleyi devam ettirdiler. Bu hanlar arasında Sâhip Giray (1532-1551) ve Devlet Giray (1551-1577) devrinde Ruslara karşı yapılan mücadele baÅŸarılı oldu. Devlet Giray’ın hanlığı sırasında Kazan ve Astrahan, Rusların eline geçti. Bu enerjik han, adı geçen ÅŸehirleri geri alabilmek için Ruslarla çetin çarpışmalar yaptı. Yine bu han zamanında, Kırım Hanlığı için tehlikeli görülen Nogaylar, Özi Irmağının batısına, Turla ve Tuna arasına yerleÅŸtirildi. Rus yayılmasına karşı tedbir alınarak, DoÄŸu Avrupa’ya, Orta Asya’dan Türk boyları getirilerek yerleÅŸtirildi. Bucak’a (Besarabya) Müslümanlar yerleÅŸtirilerek, kuvvet dengesi saÄŸlandı. Kafkasya’daki Çerkezler ve Kıpçak bozkırlarındaki yerli ahâli ile münasebetler kuvvetlendirilerek, Kırım hanının ve Osmanlı sultanının otoritesi buralarda hakim kılındı. Osmanlılar, Orta Asya’daki Türkleri Rusya’ya karşı desteklemek ve münasebet kurmak için Don-Volga kanal projesine baÅŸladılar.
Devlet Giray’ın 1577’de ölümünden sonra, Kırım’da taht mücadelesi baÅŸladı. 1588 tarihinde tahtı ele geçirmeyi baÅŸaran ve “Bora” unvanı ile tanınan İkinci Gâzi Giray Han, ülkede birlik ve beraberliÄŸi tesis ederek, Osmanlıya sadakatini arz etti. Daha sonra da rakibi Murat Giray’a yardım eden Moskova hâkimi Çar Feodor üzerine yürüdü. Fakat, Osmanlı Devletinin Avusturya ile yaptığı savaÅŸa katılmak için, harbi bırakıp Ruslarla anlaÅŸma yapmak zorunda kaldı (1592). AnlaÅŸmaya göre Çar, on bin ruble vergi ve belirli hediyeler göndermeyi kabul etti.
İkinci Gâzi Giray, Osmanlı-Avusturya savaÅŸlarında büyük baÅŸarılar kazandı ve BoÄŸdan Beyinin itaat altına alınmasını saÄŸladı. Osmanlı Devletinin 17. yüzyıl baÅŸlarında Avrupa’da yaptığı savaÅŸlara katılan bu yiÄŸit Han, 1607 tarihinde vebadan öldü. İkinci Gâzi Giray’ın ölümünden sonra Kırım’da hanlık mücadelesi, yıkılış tarihi olan 1792’ye kadar devam etti. Bu arada Kırım Hanlığı, 17. yüzyıl baÅŸlarından itibaren tesirlerini göstermeye baÅŸlayan Rus Kazaklarla da mücadele etti. Osmanlı Devletinin Lehistan’a karşı, Kazak Atamanı DroÅŸenko’yu desteklemesi sonucunda, 1672’de Lehistan’la ve arkasından Ruslarla 1678’de yapılan savaÅŸlarda, Kırım Hanlığının büyük yardımları görüldü. Ruslarla yapılan 1678 Savaşı sonunda, Osmanlı Devleti, Ruslarla görüşme yapma yetkisini Kırım Hanlığına verdi. O sırada tahtta bulunan Murat Giray, Rus temsilcileri ile yirmi yıllık bir barış antlaÅŸması imza etti.
1683 tarihinde, Viyana KuÅŸatması sırasında, Murat Giray, sadrazamdan intikam almak gayesi ile, ilerleyen Jan Sobieski idaresindeki Leh kuvvetlerini önlemedi ve bozguna sebep oldu. Bu yüzden azledilerek, yerine İkinci Hacı Giray getirildi. Hanlığın ÅŸahsî sebeplerle Osmanlı kuvvetlerini Haçlılar karşısında yalnız bırakması, ileride başına gelen felâketlere sebep oldu. İkinci Hacı Giray’ın çok kısa süren hanlığından sonra, 1684’te Selim Giray, Rusların (1687-1689) ve Lehlilerin (1687-1688) yaptıkları saldırıları yiÄŸitçe püskürttü.
Karlofça AntlaÅŸması (1699) ile Azak Kalesini alan Ruslar, Kırım’a ödedikleri yıllık vergiyi de kestiler. On sekizinci yüzyılda, Rus ve Avusturya kuvvetlerinin, Osmanlı Devleti ile yaptıkları savaÅŸlar sırasında, Ruslar, Haziran 1736’da Kırım Hanlığının merkezi Bahçesaray’ı yaÄŸma ve tahrip ettiler. Kırım’ın diÄŸer bölgeleri ve ÅŸehirleri de bu tahripten kurtulamadı. 1768-74 Osmanlı-Rus muharebelerinde, Bucak (Besarabya) 1770’lerde, Kırım Yarımadası da 1771’de, Ruslar tarafından istilâ edildi. Savaşı sona erdiren 21 Temmuz 1774 tarihli Küçük Kaynarca AntlaÅŸması ile Kırım, Osmanlı himayesinden çıkartılıp, siyasî ve mülkî idare bakımından bağımsız hâle getirildi. Ahalisi Müslüman olan Kırım, dinî bakımdan yine Osmanlı Devletine baÄŸlı kalacaktı.
Rusya, Kırım’daki Osmanlı kuvvetlerini çektirmeye Küçük Kaynarca AntlaÅŸmasıyla muvaffak olunca “sıcak denizlere inme” siyaseti dolayısıyla, bütün harp metotlarını tatbik etmeye baÅŸladı. Kırım’da baÅŸlayan hanlık mücadelesine karışan Ruslar, 1777’de Rus taraftarı olan Åžahin Giray’ın han olmasını saÄŸladılar. Osmanlı taraftarı olan Bahadır Giray, hanlık mücadelesinde Åžahin Giray karşısında baÅŸarılı olamadı. Tam manâsıyla Rus taraftarlığı yapan ve Ruslar gibi yaÅŸamaya baÅŸlayan Åžahin Giray’a Kırımlılar, “kâfir” gözüyle bakmaya baÅŸlayıp, onu istemediler. Sonunda, Kırım’dan Türkiye’ye göçler baÅŸladı. Bu durumu deÄŸerlendiren Ruslar, Türklerin boÅŸalttıkları yerlere, yetmiÅŸ beÅŸ bin Rus göçmeni yerleÅŸtirdiler. 1779’da yapılan Aynalıkavak AntlaÅŸması ile, Kırım hanlarının serbestçe seçilmesi, Rus askerlerinin Kırım’dan çekilmesi, Osmanlı Devletinin Åžahin Giray’ı tanıması maddelerinin kabul edilmesine raÄŸmen, antlaÅŸma kâğıt üzerinde kaldı. Çünkü Ruslar, antlaÅŸmaya uymadılar ve askerlerini çekmediler. Kırım’ı ilhak edebilmek için, Kırım ahalisini tahrik yoluna gittiler. Osmanlılar da Çerkez ve Kuban Türklerini Rus tahriklerine karşı desteklediler.
Åžahin Giray, Ruslardan da yardım alarak Kırım’ı Osmanlılardan ayırıp, Rus tipi bir ordu ve idarî teÅŸkilatlanmaya gitti. Kırımlılar buna karşı çıkıp, harekete geçtiler. Åžahin Giray, Ruslara sığındı. Osmanlıların desteklediÄŸi Bahadır Giray, 1782’de tahta geçti. Fakat Rus Generali Potemkin ile geri dönen Åžahin Giray, 8 Nisan 1785’te hanlığı tekrar ele geçirdi. Bu arada Rus askerleri, otuz bin Kırımlı Türkü acımadan öldürdüler. Aynı tarihte Ruslar, Kırım’ı ilhak ettiklerini de resmen ilan ettiler. Osmanlı Devleti, bu tarihte içinde bulunduÄŸu durum dolayısıyla Rusya’ya karşı yeni bir sefer tertip edemedi. Åžahin Giray, ihanetlerinin mükâfatı olarak, Ruslardan, hanlığını devam ettirmelerini beklerken, iÅŸlerine yaradığı müddetçe büyük itibar göstermiÅŸ olan Ruslar, Kırım’ı ilhak ettikten sonra, ona yüz vermediler. Åžahin Giray, İstanbul’a gitmek mecburiyetinde kaldı. Fakat, önce Rodos’a sürüldü. Sonra da idam edildi (1787). Osmanlı Devleti, Kırım’ın kurtarılması için, Ruslarla yeni bir harbe giriÅŸti ise de muvaffak olamayıp, 1792 YaÅŸ AntlaÅŸması ile Kırım’ın Rusya’ya ilhakını kabul etti. Osmanlılar, Kırım’ı Rus istilâsından kurtarmak için çok uÄŸraÅŸtılarsa da, bir türlü muvaffak olamadılar. 1853-1855 tarihleri arasında yapılan Kırım Savaşı'nda da istenilen netice saÄŸlanamadı. Rus iÅŸgâlindeki Kırım, 1918’de Almanlar tarafından iÅŸgal edildi. Daha sonra Beyaz Rus hükümetinin merkezi oldu. 1921’de, Muhtar (Özerk) Kırım Sovyet Cumhuriyeti kuruldu. Ancak, İkinci Dünya Savaşı esnasında Almanlarla iÅŸbirliÄŸi yaptıkları iddiasıyla Cumhuriyet dağıtılıp, halkı sürgün edildi (1945). Kırım Türklerinin baÅŸlattığı anayurda dönüş mücadelesi, doksanlı yıllarda hâlâ devam etmekteydi. Kırımlı liderlerden Mustafa CemiloÄŸlu ve birçok Kırımlı aile, Kırım’da kurdukları çadırkentlerde yaÅŸama mücadelesi vermektedir.
Kırım Hanlığının kültür ve teÅŸkilâtı, Altınordu ve Osmanlı Devletinde olduÄŸu gibidir. On beÅŸinci yüzyıldan itibaren; Kırım Yarımadası, Kabartay, Kıpçak ve Taman bölgelerinde hâkimiyet süren Kırım Hanlığının merkezi, Bahçesaray ÅŸehridir. Hanlık dîvânındaki Karaçi Beyleri Altınordu ananesine göre hareket ederlerdi. Hanlığın birinci veliahdına “Kalgay”, ikincisine “Nûreddîn” denirdi. Devlet iÅŸleri, Hanın baÅŸkanlığında; Kalgay ve Nûreddîn’le birlikte, Bucak, Yedisar ve Kuban seraskerleri, Åžirin Beyi, müfti, uluaÄŸa denilen vezir, kadıasker, hazînedarbaşı, defterdar, aktaçıbey, kilercibaşı, dîvân efendisi, kâdıasker nâibi, Bağçesaray kadısı ve kullar aÄŸası tarafından idare edilirdi. Toprak, Han ailesi ve mirzalar arasında timar olarak dağıtılırdı. Buna karşılık timar sahipleri, Kırım Hanlığına asker beslerdi. Kırım askerleri, umumiyetle atlı olup ateÅŸli silahları, Osmanlılardan temin edilirdi. Kırım süvarileri, Moskof üzerine akın yapmakta gayet usta muhariptiler. Kırım hanları, kuvvetli zamanlarında Moskova’dan ve Lehistan’dan “tıyış” adı verilen yıllık vergi alırlardı. Osmanlı seferlerine, Kırım kuvvetleri de katılırdı.
Kırım hanları, pek çok mimarî eserler bırakmışlardır. Gözleve’deki Han Camii, 1552’de Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Karagöz kasabasındaki Koleç Mescidi, Karasu’daki Åžor Camii, kervansaray ve büyük hamam, Yenikale surları, Kerç’te Bayezid Camii, Mustafa Çelebi Camii, medrese ve hamam, Bahçesaray’daki Han Sarayı ve civarında bulunan türbe, 16-17. yüzyıllarda yapılmış belli baÅŸlı Kırım eserleridir.