





![]() | Bugün | 488 |
![]() | Dün | 574 |
![]() | Bu Hafta | 2369 |
![]() | Gecen Hafta | 3729 |
![]() | Bu Ay | 12598 |
![]() | Gecen Ay | 14877 |
![]() | Toplam | 361254 |
| 14678 Toplam | |
| 1 Bugun | |
| 3 Bu Hafta | |
| 7 Bu Ay | |
| 32 Bu Yil |
|
İtalya, 19. yüzyılın sonlarına doÄŸru, bugün Libya adıyla anılan Kuzey Afrika'daki Trablusgarp ve Bingazi'yi ile geçirmeyi planlamıştı. O dönem İngiltere Mısır'a, Fransa da Tunus'a hakim olmuÅŸ, İtalya da gözünü Trablusgarp'a dikmiÅŸti. İtalya, İngiltere ve Fransa'yla yaptığı gizli ve açık anlaÅŸmalarla Trablusgarp'ı iÅŸgal onayını aldıktan sonra, 29 Eylül 1911'de Osmanlı Devleti'ne savaÅŸ ilan etti. 5 Ekim 1911'de Trablus'a asker çıkardı. 20 Ekime kadar peÅŸ peÅŸe Tobruk, Derne ve Bingazi İtalyanların eline geçti.
![]() |
Osmanlı ordusunun genç subaylarından bir bölümü Trablusgarp'ı savunmak için gönüllü olarak Mısır, Tunus yoluyla cepheye gittiler. Binbaşı Enver Bey, KolaÄŸası Mustafa Kemal, Fuat Bey (Bulca), Nuri Bey (Conker), Fethi Bey (Okyar), Albay NeÅŸet Bey bu subaylar arasındaydı. Enver Bey, Trablus'ta yerli Arapları teÅŸkilatlandırarak savunmaya katılmalarını saÄŸladı ve Askeri birlikleri üç komutanlığı ayırdı. Trablus Komutanlığı : Kurmay Albay NeÅŸet Bey Bingazi Komutanlığı : Kurmay Binbaşı Enver Bey Derne Komutanlığı : Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal Seyahati sırasında binbaşılığa yükselen Mustafa Kemal, 8 Aralık 1911'de Trablusgarp'a geldi. 22 Aralıkta Tobruk Savaşı'nı kazandı. Derne'de 16/17 Ocak 1912 taarruzunda gözünden yaralandı. Bir ay hastanede tedavi gören Mustafa Kemal, 6 Mart 1912'de Derne komutanı oldu. Derne'de baÅŸarılı savunma muharebeleri yaptı.
![]() |
![]() |
Balkanlarda dört devlete ( Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, KaradaÄŸ ) karşı savaÅŸan Osmanlı devleti savaÅŸ sonucunda yenilmiÅŸ ve savaÅŸ sonrası yapılan Londra antlaÅŸmasıyla tüm balkan topraklarını ve Trakya’daki topraklarını kaybetmiÅŸtir. Ancak kısa bir süre sonra Balkan Devletlerinin Osmanlı devletinden aldıkları topraklar paylaÅŸamamaları ve kendi aralarındaki anlaÅŸmazlıklar nedeniyle II.Balkan Savaşı çıkmıştır. Osmanlı Devleti’de bu durumdan yararlanarak kaybettiÄŸi toprakları geri almak için harekete geçmiÅŸtir. Bu dönemde Balkan SavaÅŸlarına katılmak amacıyla Trablusgarp'tan İstanbul’a dönen Mustafa Kemal PaÅŸa Gelibolu'da görevlendirilmiÅŸtir.
II.Balkan Savaşı esnasında Trakyada Bulgarlara karşı verilen mücadeleye Mustafa Kemal, Bolayır Kolordusu Kurmay BaÅŸkanı olarak katılmıştır. Bolayır Kolordusu Bulgarlar' a karşı büyük baÅŸarılar kazanmış ve Edirne’yi Bulgarlardan geri almıştır.
![]() |
Aynı yıl içerisinde Mustafa Kemal Sofya askeri ataÅŸeliÄŸine atandı. II.Balkan SavaÅŸları sonucunda yapılan İstanbul antlaÅŸmasıyla Meriç nehri sınır kabul edilmiÅŸ Böylece Osmanlı Devleti I. Balkan Savaşında kaybettiÄŸi topraklardan bir kısmını geri almayı baÅŸarmıştır.
|
|
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin en baÅŸarılı olduÄŸu cephe Çanakkale Cephesi' dir. Dünya tarihinin en kanlı savaşı bu cephede cereyan etmiÅŸtir.
İngiltere ve Fransa, müttefikleri Rusya'yla birleÅŸerek savaşın seyrini lehlerine çevirmek istiyordu. Rus ekonomisi savaşın yükünü kaldıramaz hale gelmiÅŸti. İtilaf Devletleri Osmanlı Devletini saf dışı bırakmak, Rus Ordusu' na gerekli askeri yardımı ve malzemeyi en hızlı bir ÅŸekilde ulaÅŸtırmak, Kafkasya Cephesinde bunalan Rusya'yı rahatlatmak ve Türk Ordusu'nun geri çekilmesini saÄŸlamak için Çanakkale BoÄŸazı'na harekat düzenlediler.
İngiliz ve Fransız savaÅŸ gemilerinin Çanakkale BoÄŸazı'ndan geçiÅŸlerine 18 Mart 1915'te baÅŸarıyla karşı konuldu.
|
Alman ve Türk PaÅŸalar Gelibolu Yarımadası'ndaki tabyaları denetliyor (1915) |
İtilaf Devletleri donanması ağır kayıplar verince, Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarıp kara muhaberelerini baÅŸlattılar.
25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düÅŸman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiÄŸi birlik Conkbayırı'nda durdurdu. Bu baÅŸarı üzerine, Mustafa Kemal albaylığa yükseltildi.
|
General Hamilton (İng.) ve General Gouraund (Fr.) durum değerlendirmesi yaparlarken ( 1915 ) |
General Harrington komutasındaki İngiliz birlikleri 6-7 AÄŸustos 1915'te tekrar taarruz etti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal, 9-10 AÄŸustos 1915'te 1. Anafartalar Zaferi'ni kazandı. Bu zaferi, 17 AÄŸustosta Kireçtepe, 21 AÄŸustos'ta 2. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşı'na katılan Türk Ordusu'ndan, çoÄŸu öÄŸrenim çağında 253.000 subay, er ve erbaÅŸ ÅŸehit oldu. Çanakkale'nin geçilemeyeceÄŸini anlayan İngiliz ve Fransızlar da, arkalarında Türkler kadar kayıp bıraktılar. 19/20 Aralık 1915'te Anafartalar ve Arıburnu'ndan, 8-9 Ocak 1916'da Seddülbahir'den kesin olarak çekildiler.
Arıburnu’ndaki Anzak Kolordusunun Nisan’da yaptığı çıkarmanın temel amacı önce, Kabatepe ile Küçük Arıburnu arasındaki kumsallık bölgeye çıkmaktı. İlk aÅŸamada Conkbayırı - Kocaçimen Tepe çizgisi denetim altına alınıp, oradan Maltepe bölgesi ele geçirilecek, böylece, Kuzeyde’ki Türk kuvvetlerinin Güneyde, Seddülbahir bölgesindeki Türk birliklerine yardımı engellenmiÅŸ olacaktı.
25 Nisan sabahı savaÅŸ gemilerinin, Türk mevzilerini sürekli vuran koruyucu ateÅŸ altında, Anzak Kolordusu’nun 1. Tugayından 1500 kiÅŸilik ilk hücum dalgası, çıkarma botlarının bir ÅŸekilde kuzeye kayması sonucu, saat 05.00’te, Kabatepe bölgesi yerine Arıburnu Kesimine çıkmak zorunda kalır.
![]() |
| Arıburnu'nda Türk askerleri siperde |
Bu noktada kıyı gözetlemesi yapan bir Türk takımının direniÅŸine karşın, karaya çıkan Anzak birlikleri belirli bir noktaya kadar ilerler. DiÄŸer taraftan, Bigalı’da bulunan ordu yedeÄŸi 19. Tümen, 24-25 Nisan gecesi Conkbayırı yönünde tatbikat yapmakta idi. Gün aÄŸarırken, Arıburnu yönünden top seslerinin gelmesi üzerine, 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, bir çıkarma yapıldığını anlayıp durumu Ordu Komutanına bildirir, ancak bir yanıt alamaz.
Durum çok kritiktir. Mustafa Kemal, kıyıda çok zayıf gözetleme ve koruma birlikleri olduÄŸunu düÅŸünerek ve geniÅŸ bir sahile yayılmış olan 27. Alayın da, ağır kayıplar verdiÄŸi haberini alınca, düÅŸmanın Conkbayırı - Kocaçimen Tepe çizgisi ve uzantısını ele geçirmesi durumunda, onarılamayacak durumlarla karşılaÅŸacağını kavrar. Ordudan emir gelmemiÅŸ olmasına karşın giriÅŸimi ele alıp tüm sorumluluÄŸu yüklenerek, 57. Alayı bir batarya ile Kocaçimen Tepe yönünde harekete geçirir. Kendisi de durumu izlemek üzere Conkbayırı’na çıktığında,, Arıburnu kesiminden bazı askerlerin çekilmekte olduklarını ve düÅŸman birliklerinin de bunları izlediklerini görür.
|
RuÅŸen EÅŸref Ünaydın ile Atatürk, ErtuÄŸrul Yatı'nda ( 05 Haziran 1928 ) |
O anı Mustafa Kemal, RuÅŸen EÅŸref Ünaydın ile yaptığı görüÅŸme sırasında ÅŸöyle anlatmaktadır.
“...Bu esnada Conkbayırının güneyindeki 261 rakımlı tepeden sahilin gözetleme ve korunmasıyla görevli olarak orada bulunan bir müfreze askerin Conkbayırına doÄŸru koÅŸmakta, kaçmakta olduÄŸunu gördüm...
Bu askerlerin önüne kendim çıkarak :
- Niçin kaçıyorsunuz ? dedim. -Efendim düÅŸman dediler !
- Nerede ?
- İşte! diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.
Gerçekten de düÅŸmanın bir avcı kuvveti 261 rakımlı tepeye yaklaÅŸmış ve tam bir serbestlik içinde ileriye doÄŸru yürüyordu. Åžimdi vaziyeti düÅŸünün. Ben kuvvetleri (geride) bırakmışım, askerler on dakika istirahat etsin diye... DüÅŸman da bu tepeye gelmiÅŸ... Demek ki düÅŸman bana benim askerlerimden daha yakın! Ve düÅŸman benim yere gelse kuvvetlerim çok kötü bir duruma düÅŸecekti. O zaman artık bilemiyorum, bilinçli bir düÅŸünme ile midir, yoksa önsezi ile midir, bilmiyorum. Kaçan askerlere :
- DüÅŸmandan kaçılmaz, dedim.
- Cephanemiz kalmadı, dediler.
- Cephaneniz yoksa süngünüz var, dedim.
Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere yatırdım. Aynı zamanda Conkbayırına doÄŸru ilerlemekte olan piyade alayı ile daÄŸ bataryasının yetiÅŸebilen askerlerinin ‘ marÅŸ marÅŸla’ benim bulunduÄŸum yere gelmeleri için, yanımdaki emir subayını geriye yolladım. Bu askerler süngü takıp yere yatınca, düÅŸman askerleri de yere yattı. Kazandığımız an, bu andır...”
Gerçekten de, çekilen Türk askerleri mevzi alınca, karşı taraf ta mevzi alıp duraklar. Böylece, 57. Alay Öncü BölüÄŸü'nün Conkbayırı’na yerleÅŸmesi için gereken süre kazanılmış olur. İşte bu an, Çanakkale SavaÅŸları Kara Harekatı’nın kaderini belirleyen önemli anlardan birisidir. Böylesine önemli anda kilit rolü oynayan kiÅŸi ise, tartışmasız Mustafa Kemal’dir. Bu husus, Çanakkale SavaÅŸları tarihiyle uÄŸralan Türk ve yabancı bütün uzmanlar tarafından doÄŸrulanıp vurgulanmaktadır. Daha sonra, Kolordu Komutanı Esat PaÅŸa'nın izniyle, 27. Alay’dan geri kalan birlikleri de emrine alan Tümen Komutanı Mustafa Kemal, karşı saldırıya geçmek üzere 57.Alay'a ÅŸu emri verir:
“ Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize baÅŸka kuvvetler ve komutanlar kaim olabilir. ”
25 Nisan 1915 günü, vakit ikindiye yaklaşırken, ilk çıkarma kademesi olan tümenin sahile çıkışı da tamamlanmıştır. Ne var ki, 27. Alayın birlikleri ve 57. Alayın yaptığı karşı saldırı ile süngü hücumları sonucu Anzaklar çok sayıda kayıp vermiÅŸ ve sahile çekilmiÅŸler, kritik ve endiÅŸeli anlar yaÅŸamaktadırlar. Gene de gün batarken, Anzak Kolordusu’nun sahile çıkan Tümeni, Arıburnu’nun sarp yamaç ve tepelerinde yerleÅŸme olanağı bulur. Bu tarihten baÅŸlayarak harekat, 1915’in AÄŸustos ayına kadar dört ay boyunca, Conkbayırı - Kocaçimen Tepe - Kabatepe bölgelerinde, tarafların karşılıklı saldırı ve özellikle gece yapılan süngü hücumlarıyla, yakın boÄŸuÅŸmalar ÅŸeklinde ve çok kanlı çarpışmalarla geçecektir. Bu çarpışmalar sırasında Türkler de, Anzaklar da ağır kayıplar vermiÅŸlerdir. AÄŸustos ile birlikte ise savaÅŸ ÅŸiddetli çarpışmalara dönüÅŸür. Tıpkı Seddülbahir’de olduÄŸu gibi, Anzak ordusu da taarruz hedeflerine varamamış, çıktıkları yerlerde 3-4 km.lik bir mesafe ilerleyip, boÅŸaltmaya kadar da o noktada kalmışlardır.
![]() | 25 AÄŸustos 1915’ten AÄŸustos sonuna kadar, Müttefikler hem Seddülbahir hemde Arıburnu’nda baÅŸarılı olamayınca, Çanakkale BoÄŸazı’nı, geriden sarkarak ele geçirmek amacıyla harekete geçerler. | |
Atatürk, Anafartalar'da (1915) | ||
Bu arada General Hamilton, Türk Ordusu’nun gerilerine sarkmak ve çember içine alıp yok etmek için, Büyük ve Küçük Kemikli Burunları arasında yer alan Suvla sahillerine çıkıp, Anafartalar’da üçüncü bir cephe açmaya karar verir. Hedef, Conkbayırı ve Koçaçimentepe blokunu ele geçirerek buradan ilerleyip, Çanakkale BoÄŸazı’na inerek hakim olmaktır. Bu amaçla da, 9. İngiliz Kolordusu'nu, 6-7 AÄŸustos gecesi karanlıktan yararlanarak bölgeye çıkartır. Amaç, sabah gün aÄŸarmadan Von Sanders, Saros Grup Komutanına 7. ve 12. Tümenlerle süratle Anafartalar kesimine gitmesini ve karaya çıkan İngiliz birliklerine 8 AÄŸustos sabahı erkenden taarruz edilmesi emrini verir. Anafartalar Müfrezesi komutanı Yarbay Vilmer’e de, Saros’dan iki tümenin geliÅŸine kadar, İngilizlerin ilerleyiÅŸine engel olunmasını emreder.
|
Liman Von Sanders ve Mustafa Kemal ATATÜRK |
Liman Von Sanders, bundan sonra, Kurmay Albay Mustafa Kemal’i, 8 AÄŸustos 1915 günü saat 21.45’de, Anafartalar Grup Komutanlığına atar. Anafartalar Grup Komutanı Kurmay Albay Mustafa Kemal, 9 AÄŸustos sabahı, 12. Tümenle 9. İngiliz Kolordusuna. 7. Tümenle de Anzak Kolordusu ile iÅŸbirliÄŸi yapmasına engel olmak amacıyla, damakçılık Bayırı yönünde saldırıya geçer. Her iki tümenin saldırıları da baÅŸarılı olur. İngiliz Birlikleri, beklemedikleri bu karşı Türk taarruzu ile ÅŸaÅŸkına dönmüÅŸ, ağır kayıplar verirler.
Birinci Anafartalar Muharebeleri olarak adlandırılan bu harekat sonunda, durum deÄŸerlendirmesi yapan Mustafa Kemal ÅŸöyle demiÅŸtir:
"...Gerçekte, düÅŸmanın bir kolordusunu zayıf bir tümenimle Kireç Tepe - Anzak arasında yenmiÅŸ, Tuzla Gölüne kadar takip ederek orada tesbit etmiÅŸtim "
DiÄŸer taraftan yeni çıkan birliklerle güçlendirilen 9. İngiliz Kolordusu, Anafartalar yönünde iki kanat harekatı daha denediyse de baÅŸarılı olamamıştır. Ancak, Türkler açısından bu bölgede durum, savunulması güç bir konum olduÄŸu için tehlikeli sayılırdı. Tehlikeli durumu düzeltmek için Liman Von Sanders, Kuzey Grubundaki 8 Tümeni iki alayla takviye ederek , Anafartalar grup Komutanı Mustafa Kemal’in emrine verir. Tümen karargahına 9-10 AÄŸustos gecesi gelen Grup Komutanı Mustafa Kemal, takviyeli 8. Tümeni 10 AÄŸustos sabahı karanlıkta, sadece süngü kullanarak hücuma geçirir. İngilizlere çok ağır kayıplar verdirilerek harekat baÅŸarılı olur. Daha sonra, savunma yapılabilecek ek arazinin ele geçirilmesi üzerine, ulaşılan bu ileri çizgide de destek ve güçlendirmeler yapılarak savunmaya geçilir. Böylece, diÄŸer bölgelerde olduÄŸu gibi Anafartalar Bölgesinde de savaÅŸ, boÅŸaltmaya kadar, siper ve mevzi savaşına dönüÅŸmüÅŸ olur. DiÄŸer bir deyiÅŸle, General Hamilton’un İkinci Planı da baÅŸarısız olmuÅŸ, hedefine ulaÅŸamamıştır.
Çanakkale SavaÅŸları kara harekatıyla ilgili olarak belirtilmesi gereken önemli bir diÄŸer nokta da ÅŸudur : tüm bu çarpışmalar ve karşılıklı saldırılar sırasında, Türkler mertçe, dürüstçe ve kahramanca çarpışmış, insancıl meziyetlerini ve güçlü kiÅŸiliklerini sergilemiÅŸlerdir. İster Seddülbahir’de, ister Suvla’da ya da, Anafartalar’da olsun durum aynıdır. ÖrneÄŸin Kızılhaç çadırları ve hastane gemileri, yaralı taşıyan botlar, ya da sedyeleri hedef alan atışlar yapılmamıştır.
Tepeler Türklerin elinde olmasına ve olumlu doÄŸa koÅŸullarına karşın, düÅŸmanın sürekli olarak çekindiÄŸi zehirli gaz kullanılmamış, su kaynakları zehirlenmemiÅŸ, bu yöntemler hiçbir zaman mert ve dürüstçe bir tutum sayılmamıştır.
MUSTAFA KEMAL Anlatıyor :
" 10 AÄŸustos 1915. Conkbayırı'nı almak ve bütün boÄŸaza hakim olmak için İngilizler 20.000 kiÅŸilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleÅŸmiÅŸler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan aÄŸarmak üzere idi. 8. Tümen komutanı ve diÄŸer subaylarını çağırdım. Mutlaka düÅŸmanı maÄŸlup edeceÄŸinize inanıyorum. Ancak siz acele etmeyin evvela ben ileri gideyim. Size ben kırbacımla iÅŸaret verdiÄŸim zaman hep birlikte atılırsınız dedim. Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın tarzında olacaktı. Sakin adımlarla ve süzülerek düÅŸmana 20-30 metre yaklaÅŸtım. Binlerce askerin bulunduÄŸu Conkbayırı'nda çıt çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstünde kaldırıp çevirdim ve birden aÅŸağı indirdim. Saat 04.30'da kıyametler kopmuÅŸtu İngilizler neye uÄŸradıklarını ÅŸaşırmıştı. Allah Allah sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri yırtıyordu. Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hakim olmuÅŸtu. DüÅŸmanın topçu ateÅŸi gülleleri büyük çukurlar açıyor her tarafa ÅŸarapnel ve kurÅŸun yağıyordu. Büyük bir ÅŸarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım elimi göÄŸsüme götürdüm kan akmıyordu. Olayı Yarbay Servet Bey'den baÅŸka kimse görmemiÅŸti. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduÄŸumun duyulması cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde cebimde bulunan saat paramparça olmuÅŸtu. O gün akÅŸama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpıştım. Yalnız bu ÅŸarapnel, kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı. Aynı gün gece yani 10 AÄŸustos günü beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman Von Sanders PaÅŸa'ya hatıra olarak verdim. Çok ÅŸaşırmış ve heyecanlanmıştı. Kendileri de altın cep saatini bana hediye ettiler. Bu hücumlarda İngilizler binlerce ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkale'nin geçilmeyeceÄŸini iyice anlamış oldular. "
2 Kasım 1914'te Rus kuvvetlerinin Kars'a doÄŸru taarruzuyla cephede savaÅŸlar baÅŸladı. 6/9 Kasım 1914'te Ruslarla Köprüköy savaşı yapıldı. Ruslar yenilince biraz geri çekildiler.
| 22 Aralık 1914'te BaÅŸkomutan Vekili Enver PaÅŸa'nın çetin kış ÅŸartlarını raÄŸmen Sarıkamış civarında Ruslara karşı yaptığı harekatta 3. Ordu'ya mensup askerlerden çoÄŸu donarak ÅŸehit oldu. 60.000 ÅŸehit verildi. |
1915 yılı baharında Ermenilerle birleÅŸerek güçlenen Rus birliklerinin taarruzu baÅŸarılı oldu. Ruslar, Van ve Malazgirt'i aldılar 22 Temmuzda baÅŸlayan karşı taarruzla Van ve Malazgirt 25/26 Temmuz 1915'te kurtarıldı.
![]() |
|
![]() |
Ruslarla DoÄŸu Anadolu’da sürdürülen savaÅŸta Ermeni çeteler Rus ordusunun yanında yer aldı ve Osmanlı yönetimine karşı silahlı ayaklanma baÅŸlattı, sivil halkı hedef alan saldırılara giriÅŸti |
1916 yılında Grandük Nikolas, Rus kuvvetlerinin baÅŸkomutanı olunca, Ruslar Kafkasya'daki kuvvetlerini artırarak taarruza geçtiler. 16 Åžubat 1916'da Erzurum düÅŸtü. Trabzon'a da bir kolorduyla ilerlediler. 3. Ordu, Kemah-Refahiye-Tirebolu hattına çekildi. Mart 1916'da Bitlis, MuÅŸ, Van, Hakkari de Ruslar tarafından iÅŸgal edildi. Hükümet, Çanakkale Bölgesinde bulunan 2. Ordu'yu Kazım Karabekir komutanlığında doÄŸu cephesine kaydırdı. 10 Mart 1916'da atama emrini alan Mustafa Kemal, Edirne'den Diyarbakır'a kaydırılan 16. Kolordu'nun komutanı olarak, 15 Mart 1916'da DoÄŸu Cephesinde göreve baÅŸladı. 7/8 aÄŸustos 1916'da MuÅŸ ve Bitlis Ruslardan kurtarıldı. Yıl sonuna kadar Ruslarla savaÅŸa devam edildi.
|
Büyük Ekim Devrimi : Çarlık rejimi yıkıldı, Lenin önderliÄŸindeki BolÅŸevikler iktidarı ele geçirdi |
1917 yılında Rusya'da iç karışıklıklar baÅŸladı. Ekim 1917'de BolÅŸevikler devrimle yönetime el koydu. Yıl boyunca Rus birlikleri iÅŸgal ettikleri topraklardan çekildiler. 18 Aralık 1917'de Ruslarla Erzincan Mütarekesi yapıldı. Mütarekeden sonra Rus kuvvetleri DoÄŸu Anadolu'yu tamamen terk etti. 1917 kışı, hem Türkler hem de Ruslar için güç ÅŸartlarda geçti. SoÄŸuk ve hastalıklar sebebiyle iki tarafta ağır kayıplar verdi. Daha sonra 3 Mart 1918'de Brest Litovsk anlaÅŸamsı yapılarak Kars, Ardahan ve Batum'un Osmanlı İmparatorluÄŸu'na bırakılması saptandı. Rus birliklerinin geri çekilmesi üzerine, savaÅŸ sırasında kurulmuÅŸ bulunan Ermeni taburları Türk halkına saldırdı. 3. Ordu Ermeni çeteleriyle savaÅŸmak zorunda kaldı. Ermeni kuvvetleri bozguna uÄŸratılarak Nisan 1918 sonuna kadar, Kars, Ardahan, Batum kurtarıldı ve Gümrü'ye girildi. SURİYE - FİLİSTİN CEPHESİ
| İngilizler 1914 yılı Aralık ayında Türk dostu saydıkları Hidiv Abbas Hilmi PaÅŸa'yı yönetimden uzaklaÅŸtırarak, Mısır ve SüveyÅŸ Kanalı'na tamamen egemen oldular. Bahriye Nazırı ve 4. Ordu Komutanı Cemal PaÅŸa'nın, 14 Ocak 1915'te 14.000 deveyle iki koldan SüveyÅŸ Kanalı'na yaptığı harekat ( 1.Kanal Savaşı ) baÅŸarılı olamadı. 4 Åžubat 1915'te Birüsseba - Gazze'ye geri dönüldü. 1916 yılında SüveyÅŸ Kanalı'nı almak için 2. Kanal Harekatı yapılırken, Mekke Åžerifi Hüseyin İngilizlerin kışkırtmasıyla Osmanlı Devletine karşı ayaklandı. Ayaklanmanın bastırılması için 4. Ordu'dan bir kısım birlikler Hicaz'a gönderildi. Ordunun geri kalan kısmıysa, Gazze-Åžeria-Birüsseba hattında savunmaya çekildi. 1917 baharında İngilizler, Gazze'ye saldırdı. 1. ve 2. Gazze SavaÅŸları yapıldı. İngilizler Türklerin kahramanca savunması karşısında çekilmek zorunda kaldılar. | |
| Abbas Hilmi PaÅŸa | ||
Takviyelerini artırmaya baÅŸlayan İngilizlerin Filistin Cephesinde toplanmaları üzerine, Cemal PaÅŸa'nın uyarısıyla Yıldırım Ordularının Irak cephesinde kullanılmasından vazgeçilerek Filistin ve Suriye'de kullanılması kararlaÅŸtırıldı. Aynı yıl 7. Ordu Komutanlığına atanan Mustafa Kemal PaÅŸa, Yıldırım Ordular Komutanı General Falkenhayn ile anlaÅŸamadı. Harbin yönetimini tenkit eden iki rapor yazarak 6 Ekim 1917'de komutanlıktan istifa etti. SavaÅŸ hazırlıklarını tamamlayan İngilizler, 24 Ekim 1917'de 138.000 askerle taarruza baÅŸladılar. Birüsseba-Gazze Savaşı'nı kazandılar. 9 Kasım 1917'de Kudüs düÅŸtü. General Allenby komutasındaki İngiliz kuvvetlerinin Mart 1918 başı ile 18 Mayıs arasındaki Telazur, 1. ve 2. Salt - Amman taarruzları baÅŸarıyla durduruldu. 1918 yılında Falkenhayn'ın yerine Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı'na General Liman von Sanders atandı. 7. Ordu Komutanlığına Mustafa Kemal PaÅŸa yeniden döndü. Yığınaklarını artıran ve mevcudu 460.000'e yükselen İngiliz ordusunun 19 Eylül 1918'de Filistin'de baÅŸlattığı taarruz hızla geliÅŸti ve Filistin tamamen İngilizlerin eline geçti.
|
Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları Grup Komutanı iken... |
Yıldırım Ordular Komutanı, Halep'te savunma düzeni kurma görevini Mustafa Kemal PaÅŸa'ya bırakıp, Adana'ya gitti. Mustafa Kemal bir yandan İngilizlerle, diÄŸer yandan Arap silahlı çeteleriyle mücadele etmek zorunda kaldı. Halep'in kuzeyinde bir savunma hattı kurup İngilizler'i durdurmayı baÅŸardı. 31 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi'nden bir gün sonra Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı'na atandı.
| Yunanlılar, Bursa ve UÅŸak mıntıkalarından EskiÅŸehir ve Afyon istikametlerinde 6 Ocak 1921'de ileri harekata geçtiler. Yunan harekatı üç koldan ilerleyerek İnönü önünde birleÅŸiyordu. Yunanlılar, 3 günlük yürüyüÅŸten sonra 9 Ocak günü İnönü mevzilerinin önüne gelmiÅŸlerdi. Asıl savaÅŸ 10 Ocak günü sabah saat 06.30'da Yunanlıların taarruza geçmesi ile baÅŸladı. Saldırısı kırılan düÅŸmana karşı savaÅŸ 10 Ocak 1921'de kazanıldı. Savaşın İnönü bölgesinde yapılması bir tesadüf deÄŸildi. İnönü savaÅŸlarının zamanını Yunanlılar, fakat savaÅŸ alanını Türkler seçmiÅŸlerdi. Türk ordusunun savunma planına göre, Bursa ve Kocaeli yönünden gelecek bir düÅŸman taarruzu İnönü'de karşılanacaktı. 11 Ocak 1921'de o güne kadar fazla kayıp vermiÅŸ ve çok hırpalanmış olan düÅŸman, daha fazla ilerlemeye kendisinde kudret göremeyerek, tekrar Bursa civarındaki eski mevzilerine çekilmek zorunda kaldı. | |
I. İnönü Savaşı - 1921 |
Böylece dinamik bir sevk ve idare sistemiyle düÅŸmanın iki misli kuvvetlerine karşı, zayıf kuvvetlerle yoÄŸun bir savunma yapılmış ve düÅŸman ordusu üç gün içinde yenilerek geri çekilmeye mecbur bırakılmıştır.
I. İnönü Zaferi sonunda Albay İsmet Bey, 1 Mart 1921'de generalliÄŸe yükseltildi. Kazanılan bu zaferin tarihi önemi, Batı Cephesi'nde kazanılan ilk zafer oluÅŸu ve Sevr tatbikçilerine milli teÅŸkilatın ne demek olduÄŸunu göstermesidir.
I. İnönü Savaşıyla Kuva-yı Milliye devri son bulmuÅŸ, Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin ve ordusunun içerde ve dışarıda itibarı birden yükselmiÅŸ, ordunun ve Meclis'in otoritesi artmıştır.
II. İnönü Savaşı Londra Konferansı'nın bir sonuç vermemesi, Sevr projesini uygulamak için İtilaf Devletlerini yeni bir çabaya yöneltmiÅŸ ve bu amaçla Yunan iÅŸgal ordusunu savaÅŸa teÅŸvik etmiÅŸlerdi. Bundan faydalanan Yunanlılar, 23 Mart 1921'de Bursa'dan İnönü istikametine ilerlemeye baÅŸladılar. Türk ordusunun yüksek azim ve imanla savaÅŸması, 31 Mart 1921 akÅŸamına kadar süren kanlı çarpışmalar sonunda düÅŸmanı İnönü'de ikinci defa periÅŸan etti. Yaptıkları iki saldırının da püskürtülmesi üzerine Yunan kuvvetleri, 31 Mart gecesinden itibaren çıkış mevzilerine çekilmeye baÅŸladılar, çekilen düÅŸman, süvari birliklerimizle izlenmiÅŸ ve düÅŸmana çekilirken de kayıplar verdirilmiÅŸtir. Fevzi PaÅŸanın ( Çakmak ) Mecliste bu savaÅŸtan bahsederken söylediklerinden anlaşıldığına göre, Yunan ordusunun amacı mutlaka yenmekti. BaÅŸkumandanları Papulas, bu sebeple Karaköy'e gelmiÅŸ ve alaylarını bizzat birbiri ardınca savaÅŸa sokmuÅŸtur. DüÅŸman bir taraftan kesin olarak Türk ordusunu yenmek ve dört beÅŸ günde EskiÅŸehir'e, bir ayda da Ankara'ya gelerek Sevr AntlaÅŸması'nı kabul ettirmek amacındaydı. DüÅŸmanın hareketlerinden amacını anlayan kumandanlık, lazım gelen önlemleri almıştı. İsmet PaÅŸa bir taraftan da düÅŸmana umduÄŸu yerde deÄŸil, bizim istediÄŸimiz yerde savaşı yaptırmak suretiyle, düÅŸmanın savaÅŸ planını baÅŸarısızlığa uÄŸratmıştır. Milli KurtuluÅŸ Savaşı'nda bu zafer, Mustafa Kemal'in güzel ifadesiyle, milletin maküs ( tersine dönmüÅŸ ) talihini de yenen bir zafer olmuÅŸtur.
İnönü'de ikinci kez yenilen Yunanlılar, ordularını güçlendirmek amacıyla kuvvetlerini artırmışlardı. Türk Ordusu ise henüz hazırlıklarını tamamlayamamış, yurdun bütün kaynaklarından faydalanma imkanını bulamamıştı. Ancak II. İnönü Savaşından sonra, Güney Cephesi kaldırılmış, Güney ve Batı cepheleri birleÅŸtirilmiÅŸti. Böylece Batı Cephesinde daha fazla kuvvet toplamak imkanı saÄŸlanmıştı. Yunanlılar, 10 Temmuz 1921'de iki ayrı cepheden taarruza geçerek Türk Ordusunu yok etmek istediler.
DesteklenmiÅŸ kuvvetleriyle güçlü bir ÅŸekilde ilerlemeyi baÅŸardılar. Türk Ordusu, zor durumdan kendisini kurtarmak amacıyla EskiÅŸehir'e kadar çekildi. Mustafa Kemal PaÅŸa, 18 Temmuz 1921'de Batı Cephesi karargahına geldi ve durumu yakından görüp inceledi. Ordunun düzenlenip kuvvetlendirilmesi için, Sakarya'nın doÄŸusuna kadar çekilmesini gerekli gördü. Bunun üzerine, Türk Ordusu, 25 Temmuz 1921'de taktik savunma yapmak amacıyla Sakarya'nın doÄŸusuna çekildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi orduları Sakarya'nın doÄŸusuna çekilmekle askeri bakımdan büyük bir avantaj elde etti. Türk kuvvetleri için zor olsa da, Yunanlılar için daha zor olan bir durum oluÅŸturuldu. Böylece, Türk kuvvetleri düÅŸmanın geliÅŸen taarruzlarının tehdidinden kurtarılmış, Sakarya'nın doÄŸusunda yeniden düzenlenerek savunma gücü artırılmıştı. Yunanlılar ise mevzilerini geniÅŸletmiÅŸler, ulaÅŸtırma ÅŸartları zor bir arazide ilerlemek ve ikmal yapmak zorunda kalmışlardı.
Sakarya gerisine çekilme, halkın maneviyatı üzerinde ciddi bir sarsıntı oluÅŸturmuÅŸtu ve Meclis'te de bunun belirtileri ortaya çıkmıştı. Mustafa Kemal PaÅŸa'nın muhalifleri; "Ordu nereye gidiyor, millet nereye götürülüyor? Bu hareketin elbette bir sorumlusu vardır, o nerededir? Bu çok acı veren durumun ve yürekler acısı görünümün gerçek sorumlusunu ordunun başında görmek isterdik" diyerek Mustafa Kemal PaÅŸaya dil uzatmaya baÅŸladılar.
Büyük Millet Meclisi'nde ve dışarıda son çare ve son tedbir olarak Mustafa Kemal PaÅŸa'nın ordunun başına geçmesinde fayda umulduÄŸu yolunda bir kanaat oluÅŸtu. Bunun üzerine Mustafa Kemal PaÅŸa, 4 AÄŸustos 1921'de Büyük Millet Meclisi'ne verdiÄŸi bir önerge ile BaÅŸkumandanlığı kabul ettiÄŸini bildirdi ve ancak Meclis'in elindeki yetkileri de fiilen kullanmayı talep etti. Bu önerge üzerine Mustafa Kemal PaÅŸa'nın muhalifleri, kendisine BaÅŸkomutan ünvanını ve Meclis'in yetkilerini kullanmak hakkını önce vermek istemediler. Ancak ünvan ve yetki, 5 AÄŸustos 1921 tarihli kanunla tanındı.
Mustafa Kemal PaÅŸa, 12 AÄŸustos 1921'de Polatlı'daki Cephe Karargahına giderek ordunun başına geçti. Cephede teftiÅŸ yaparken, attan düÅŸerek birkaç kaburga kemiÄŸi kırıldı. Savaşı cephede yaralı ve kaburga kemiÄŸi sarılı bir ÅŸekilde idare etmek zorunda kaldı.
23 AÄŸustos'ta düÅŸman ordusu ciddi olarak cephemize taarruz etti. Ordumuz. 100 kilometrelik cephe üzerinde cereyan eden meydan muharebesinde, düÅŸmanın üstün kuvvetlerini ilk önce yıpratarak, taarruza devam etmekten yoksun bir hale getirdi. 23 AÄŸustos'tan 13 Eylül'e kadar gece gündüz aralıksız yirmi iki gün devam eden bu kanlı savaÅŸtan sonra, düÅŸman ordusu maÄŸlup ve periÅŸan bir ÅŸekilde cepheyi terketti.
Sakarya Meydan Savaşı sonucu, askeri harekat yön deÄŸiÅŸtirmiÅŸtir. Sakarya, geri çekilme ve gerilemenin durdurulduÄŸu ileri gidiÅŸin baÅŸladığı noktayı oluÅŸturmuÅŸtur. Sakarya Zaferi, bütün memlekette günlerce süren coÅŸkun sevinç gösterilerine ve heyecanlı kutlamalara vesile oldu.
Meclis, 19 Eylül 1921'de kabul edilen bir kanunla, Türk Milletinin bir ÅŸükranı olarak Mustafa Kemal PaÅŸa'ya MareÅŸallık rütbesi ve Gazilik ünvanını verdi. Sakarya Zaferi, dış iliÅŸkilerimizde durumumuzun düzeltilmesine ve itibarımızın artmasına yardımcı oldu. 9 Haziran 1921'den beri Ankara'da Fransız temsilcisi Franklin Bouillon'la görüÅŸmeler yapılmaktaydı. Bu görüÅŸmeler, Sakarya zaferinden sonra, 20 Ekim 1921'de Ankara'da olumlu bir ÅŸekilde sonuçlanarak, Ankara İtilafnamesi adıyla tarihe geçen bir antlaÅŸmayla noktalandı.
Sakarya zaferi, askerlik ve politika bakımından da KurtuluÅŸ Mücadelemizin önemli bir merhalesi oldu. Yunan ordusunun taarruz kabiliyeti kırıldı.
Sakarya Savaşı'ndan sonra, kamuoyunda ve TBMM'nde taarruz için sabırsızlık baÅŸ göstermiÅŸti. Gazi Mustafa Kemal PaÅŸa, 4 Mart 1922'de Büyük Millet Meclisi'nin gizli bir toplantısında endiÅŸe ve huzursuzluk duyanlara açıklamalar yapmıştı. "Ordumuzun kararı, taarruzdur. Fakat bu taarruzu tehir ediyoruz. Sebebi, hazırlığımızı tamamen bitirmeye biraz daha zaman lazımdır. Yarım hazırlıkla, yarım tedbirlerle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten çok daha kötüdür" diyerek bir taraftan zihinlerdeki ÅŸüpheyi bertaraf etmeye çalışırken, diÄŸer taraftan da orduyu son zaferi saÄŸlayacak bir taarruz için hazırlıyordu.
Haziran 1922 ortalarında, BaÅŸkomutan Gazi Mustafa Kemal PaÅŸa, taarruza geçmek kararını almıştı. Asıl amaç, yok edici bir meydan savaşı yapmak, düÅŸmanı çabuk ve kesin bir sonuç alacak ÅŸekilde vurmaktı. Mustafa Kemal PaÅŸa, ordu birlikleri arasında bir futbol maçı organize edilmesi bahanesiyle ordu komutanlarını AkÅŸehir'e davet etti. Böylece Yunanlıların ve İşgal Devletlerinin dikkatleri çekilmeyecekti. 28 Temmuz gecesini, komutanlarla genel taarruz hakkında konuÅŸarak geçirdi ve gereken direktifleri verdi.
|
TBMM BaÅŸkanı Gazi Mustafa Kemal, Büyük Taaruz'dan önce, TBMM balkonundan geçit töreninde askerleri selamlarken ( 20 Temmuz 1922 ) |
Mustafa Kemal PaÅŸa, daha sonra 20 AÄŸustos 1922'de Ankara'dan AkÅŸehir'e giderek, 26 AÄŸustos 1922 Cumartesi sabahı düÅŸmana taarruz emrini verdi. Çok gizli bir ÅŸekilde yürütülen bu olayları kamuoyundan saklamak maksadıyla, 21 AÄŸustos'da Çankaya köÅŸkünde bir çay daveti verileceÄŸi gazete ve ajanslara bildirilmiÅŸti.
| 26 AÄŸustos sabahı BaÅŸkomutan Mustafa Kemal PaÅŸa, yanında Genelkurmay BaÅŸkanı Fevzi PaÅŸa (Çakmak) , Batı Cephesi Komutanı İsmet PaÅŸa (İnönü) ile birlikte muharebeyi idare etmek üzere Kocatepe'deki yerini aldı. | |
BaÅŸkomutan Gazi Mustafa Kemal PaÅŸa, Büyük Taaruz öncesi, Afyon Kocatepe'de |
Büyük taarruz burada baÅŸladı. Topçuların sabah saat 04:30'da taciz ateÅŸi ile baÅŸlayan harekat, saat 05:00'de önemli noktalara yoÄŸun topçu ateÅŸi ile devam etti. Piyadelerimiz, Sabah 06:00'da Tınaztepe'ye hücum mesafesine yaklaÅŸarak, tel örgüleri aşıp, Yunan askerini süngü hücumu ile temizledikten sonra, Tınaztepe'yi ele geçirdiler. Bundan sonra, saat 09:00'da Belentepe, daha sonra Kalecik-Sivrisi düÅŸmandan temizlendi. Taarruzun birinci günü, sıklet merkezindeki 1. Ordu Birlikleri, Büyük Kaleciktepe'den ÇiÄŸiltepe'ye kadar onbeÅŸ kilometrelik bir bölgede düÅŸmanın birinci hat mevzilerini ele geçirdi.
5. Süvari Kolordusu düÅŸman gerilerindeki ulaÅŸtırma kollarına baÅŸarılı taarruzlarda bulundu. 2. Ordu da cephede tespit görevini aksatmadan sürdürdü. 26 AÄŸustos günü Türk Ordusunun Büyük Taarruz'u, Genelkurmay BaÅŸkanlığı'nca TBMM'ne bildirildi. Bu haber Meclis'i coÅŸturdu ve heyecanlı gösterilere vesile oldu. 27 AÄŸustos Pazar sabahı gün aÄŸarırken, Türk Ordusu bütün cephelerde yeniden taarruza geçti. Bu taarruzlar çoÄŸunlukla süngü hücumlarıyla ve insan üstü çabalarla gerçekleÅŸtirildi.
27 AÄŸustos saat 18:00'de, Afyon 8. Tümen tarafından kurtarıldı. Afyon kurtuluÅŸun ÅŸanlı ve ÅŸerefli müjdesi olmuÅŸtu. BaÅŸkomutanlık karargahı ile Batı Cephesi Komutanlığı karargahı Afyon'a taşındı. 28 AÄŸustos Pazartesi ve 29 AÄŸustos Salı günleri, baÅŸarılı geçen taarruz harekatı ile düÅŸmanın 5. Tümeninin çevrilmesi ile sonuçlandı. 29 AÄŸustos gecesi durum deÄŸerlendirmesi yapan komutanlar, hemen harekete geçerek muharebenin süratle sonuçlandırılmasını gerekli buldular. DüÅŸmanın çekilme yollarının kesilmesi ve düÅŸmanı çarpışmaya zorlayarak, tamamen teslim olmalarını saÄŸlama yolunda karar aldılar. Karar süratli ve düzenli bir ÅŸekilde gerçekleÅŸtirildi. 30 AÄŸustos 1922 ÇarÅŸamba günü taarruz harekatı Türk Ordusunun kesin zaferi ile sonuçlandı.
Büyük Taarruz'un son safhası askeri tarihimize BaÅŸkomutan Meydan Muharebesi olarak geçmiÅŸtir. 30 AÄŸustos 1922 BaÅŸkomutan Meydan Muharebesi sonunda, düÅŸman ordusunun büyük kısmı dört taraftan sarılarak, Dumlupınar'da Gazi Mustafa Kemal PaÅŸa'nın ateÅŸ hatları arasında bizzat idare ettiÄŸi savaÅŸta tamamen yok edilmiÅŸ veya esir edilmiÅŸti. Böylece tasarlanan kesin sonuç beÅŸ gün içinde elde edilmiÅŸ ve hazırlanan plan tam baÅŸarı ile uygulanmıştı. 30 AÄŸustos 1922'nin gurur verici zaferi ile Mustafa Kemal, kaçabilen düÅŸmanın takip edilmesini ve üç koldan Ege'ye doÄŸru ilerlemesini uygun buldu.
| Yunan Kumandan Trikopis’in, kılıcını Atatürk’e teslim ettiÄŸi yer |
" Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri " diyerek, tarihi emrini 1 Eylül 1922'de verdi. Yunanlılar, İzmir'e doÄŸru kaçmaktaydı. BaÅŸta Yunan Ordusu BaÅŸkomutanı Trikopis olmak üzere çok sayıda esir ele geçirilmiÅŸti. Ordumuz bu muharebede, on beÅŸ günde 400 kilometre katederek, 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'e girdi. Sabuncu Bel'den geçen 2. Süvari Tümeni, Mersinli yolu ile İzmir'e doÄŸru akarken, bunun solunda 1. Tümen de Kadife Kale'ye doÄŸru yürüyordu. Bu Tümenin 2. Alayı TuzluoÄŸlu Fabrikası'ndan geçerek Kordonboyu'na ulaÅŸtı.
Yüzbaşı Åžeref Bey Hükümet Konağına, 5. Süvari Tümenimizin öncüsü Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık dairesine, 4. Alay Komutanı ReÅŸat Bey de Kadife Kale'ye bayrağımızı çektiler. İzmir'de askerlerimiz coÅŸku içinde karşılandılar ve çiçek yaÄŸmuruna tutuldular. Süvarilerimizin Kordon boyundan geçiÅŸi çok görkemli idi. KurtuluÅŸ zaferinin BaÅŸkomutanı Gazi Mustafa Kemal PaÅŸa, İzmir'in kurtuluÅŸunu Belkahve'den seyretti. Türk Ordusunun, 400 kilometrelik bir mesafeyi savaÅŸarak katedip İzmir'e ulaÅŸması içerde ve dışarda hayret ve takdir uyandırdı. Büyük Türk zaferi karşısında endiÅŸeye düÅŸen ve o anda da İstanbul ve Çanakkale BoÄŸazlarını iÅŸgal altında bulunduran İtilaf Devletleri, savaşı durdurmayı ve Türklerin haklı isteklerini yerine getirmeyi kendi çıkarlarına uygun buldular.
Lord Kinross'a göre, "İngiltere, ciddi bir krizle karşı karşıya bulunduÄŸunu anlamaya baÅŸlıyor. Halk, Türklerle yeni bir savaÅŸtan korkuyordu"
11 Ekim 1922'de imzalanan Mudanya AteÅŸkes AntlaÅŸması'yla, silahlı çatışma durdurulduÄŸu gibi, Edirne dahil Trakya'nın da Türkiye'ye bırakılacağı ve bir ay içerisinde Yunanlılar tarafından boÅŸaltılacağı kabul edildi. Anadolu'da Yunan politikasını yürüten İngiltere BaÅŸbakanı Lloyd George, bu geliÅŸmeler üzerine istifa etti.