





![]() | Bugün | 494 |
![]() | Dün | 574 |
![]() | Bu Hafta | 2375 |
![]() | Gecen Hafta | 3729 |
![]() | Bu Ay | 12604 |
![]() | Gecen Ay | 14877 |
![]() | Toplam | 361260 |
| 14678 Toplam | |
| 1 Bugun | |
| 3 Bu Hafta | |
| 7 Bu Ay | |
| 32 Bu Yil |
| Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım, Hacı Sofu ailesinden Feyzullah AÄŸa'nın kızıdır. Zeki, saÄŸduyulu, dine ve geleneklere baÄŸlı bir kadındı. OÄŸlunun mahalle mektebine gelenekten olan ilâhilerle baÅŸlamasını istemiÅŸti. Ancak oÄŸlunun zamanın gerektirdiÄŸi biçimde yetiÅŸmesini engellememiÅŸ, hele kocası öldükten sonra onun iyi öÄŸretim görmesine elinden geldiÄŸi kadar çalışmıştır… |
Onun saÄŸduyusu ve taşıdığı yüksek onur duygularının bir örneÄŸi aÅŸağıdaki olayda görülür.
O, daha Selanik'te bulundukları sırada oÄŸlunun, kendi evinde, II inci Abdülhamit yönetimine karşı çalışan bir takım arkadaÅŸları ile yaptığı toplantıda nelerle uÄŸraşıldığını öÄŸrenince, padiÅŸaha karşı çalışmanın sonuçlarından ürkmüÅŸ, ancak Mustafa Kemal'in iÅŸi kendisine anlatması üzerine sorunu kavrayıp " gizli ÅŸeyleriniz varsa ben saklayayım, muvaffak olmak zordur, mahvolmak daha tabiidir " dedikten sonra ÅŸöyle konuÅŸmuÅŸtur :
" ... evlâdım bir gün bu iÅŸler olduktan sonra seni namus ve haysiyet sahibi olanlarla görmezsem iÅŸte o zaman meyus olurum. Ben senin kadar okumadım, senin kadar bilmem, seni gördüÄŸün, anladığın ÅŸeyleri yapmaktan menetmeye kalkışmam, yalnız dikkat et, esas muvaffak olmaktır, muvaffak olmaya çalış "
Selanik, Yunanlıların eline düÅŸtükten sonra kızı Bayan Makbule (Ata'dan) ile İstanbul'a gelen Zübeyde Hanım millî mücadele sırasında binbir merak ve heyecan, ancak büyük kıvanç duyguları içinde İstanbul'da kalmış ve Ankara'ya gitmiÅŸtir.
Kalbinden hasta bulunduÄŸu için Ankara'da kalması uygun görülmemiÅŸ ve zaferden sonra İzmir'e gönderilmiÅŸtir. Orada 1923 yılında vefat etmiÅŸtir.
| Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi, Selânik yerlilerindendi. Uzak dedeleri Vidin'den ayrılarak Serez'de yerleÅŸmiÅŸler, oradan da Selânik'e gelmiÅŸlerdi. Ali Rıza Efendi, önce Selanik'te evkaf kâtipliÄŸi yapmıştır. Atatürk, onu az hatırladığını söylemekle birlikte zekâ ve azmini anar, modern düÅŸünceli bir kimse olduÄŸunu söylerdi. 1876 da Sırbistan'la savaÅŸ baÅŸladıktan sonra Selanik'te gönüllülerden bir "Asakiri Milliye" taburu kurulmuÅŸ ve Ali Efendi orada mülâzımı evvel (ÜsteÄŸmen) olmuÅŸtur. |
II. Abdülhamid'in vehmi üzerine bu ve buna benzer birlikler dağıtıldıktan az sonra Ali Efendi'nin evkaftan çekilip rüsumat memuru olduÄŸu anlaşılıyor. Daha sonra özel hayata atılıp kereste tüccarlığı yapmıştır.
Atatürk'ün Selanik'te doÄŸduÄŸu evden ailenin orta halli, hatta bundan az üstün durumda olduÄŸu anlaşılmaktadır.
XIX. uncu yüzyılda hele taÅŸralarda kayıtlar pek eksik olduÄŸundan onun doÄŸum günü bilinmemektedir. O, Rumi 1286 yılında doÄŸmuÅŸ olarak kayıtlı olduÄŸuna göre 1880 veya 1881 de doÄŸmuÅŸ demektir. Adı Mustafa idi.
19 Mayıs 1932 de Bay ReÅŸit Saffet Atabinen'in kendisine " DoÄŸum gününüzü kutlarım " yollu bir telgraf çekmesi, Atatürk'ün hoÅŸuna gitmiÅŸti. Bundan az sonra Temmuz 1932 de Türk Tarih Kurumu'nun ilk kongresi sırasında Aydın Halkevi'nin tarih, dil, edebiyat komitesinin bir " Gazi Günü " kabul etmek istediÄŸini söyleyip ona doÄŸum gününü soran öÄŸretmene Atatürk : " Bana onu sormayınız, ben doÄŸduÄŸum günü bilmiyorum " der ve "Gazi Günü" olarak da : " Samsun'a çıktığım günü " yapınız sözünü eklemiÅŸtir