





![]() | Bugün | 100 |
![]() | Dün | 297 |
![]() | Bu Hafta | 748 |
![]() | Gecen Hafta | 1975 |
![]() | Bu Ay | 2139 |
![]() | Gecen Ay | 4882 |
![]() | Toplam | 306179 |
| 14607 Toplam | |
| 0 Bugun | |
| 0 Bu Hafta | |
| 1 Bu Ay | |
| 7 Bu Yil |
Yıllardan 84.
Günlerden AÄŸustos'un 15'i...
Saat 21.30 suları...
Kavurucu sıcaklık, ayaza dönmüÅŸ... Gecenin karanlığı örtmeye baÅŸlamış ortalığı, usul usul...
Tok vuruşlar yırtıyor geceyi aniden, peş peşe...
KalleÅŸ "KeleÅŸ" sesi duyuyor memleket, tarihinde ilk kez.
Eruh basılıyor...
Bölücü örgütün ilk silahlı saldırısıdır bu.
Milat...
"Kim yaptı?" desek, herkes PKK der...
Peki, "O saldırıyı kim yönetti?" desek, pek bilen çıkmaz.
Soruyu ÅŸöyle soralım o halde:
"Mahsun Korkmaz kim?"
Bildiniz deÄŸil mi...
Bilirsiniz...
Üzerinde "Mahsun Korkmaz Akademisi" yazan terör yuvasının fotoÄŸrafı o kadar çok yer almıştır ki basınımızda, hemen herkes bilir...
15 Ağustos 84'te PKK'nın yaptığı ilk silahlı saldırının elebaşıdır o...
Örgüt tarafından "onore" edilmiÅŸ; Türk Basını tarafından da maalesef "reklamı" yapılmıştır defalarca...
Bu nedenle bilirsiniz...
Peki, "Süleyman Aydın kim?" diye sorsak, kaç kiÅŸi cevap verebilir?
Hiç mi? Hiç...
Süleyman Aydın, Mahsun Korkmaz'ın yaptığı ilk PKK baskınında ÅŸehit düÅŸen evladımızın ismidir.
Var mı onun adına bir akademi? Yok...
Sen örgüt celladının zırt pırt reklamının yapılmasına izin veriyor, kendi ÅŸehidinin unutulup gitmesine göz yumuyorsan eÄŸer... Ne hakla bağırıyorsun ki, "Åžehitler Ölmez" diye...
Dün izliyorum, GümüÅŸhane'den gelen görüntüleri atv Haber'deki arkadaÅŸlarımla birlikte...
Hepsi yılların gazetecisi.
Neler gördü gözleri...
Doktorlar ölüme acıya alışır ya mecburen zamanla, onun gibi...
Ama bu gördüÄŸümüz, yüreÄŸi nasır tutmuÅŸ gazeteciler için bile katlanması çok zor bir tablo...
Kimi dudağını ısırıyor çaresizce, kimi aÄŸlıyor gizlemeden yüreklice...
Gencecik Nihal öÄŸretmen, sadece 1.5 ay önce evlendiÄŸi dünya yakışıklısı teÄŸmen eÅŸi Tuna'nın ay yıldızlı cenazesini kucaklamaya çalışıyor görüntülerde...
Damatlıkla göndermiÅŸ, kefenle geri gelmiÅŸ.
Sol kolunda yara bandı var; belli ki, sakinleştirici verilmiş talihsiz geline...
Ama ne çare.
Bir yumrukluyor tabutu sesini duyar belki diye, bir sürüyor ellerini, saçını okÅŸar gibi...
Ve hep aynı kelimeyi haykırıyor tekrar tekrar:
"Koçum... Koçum..."
Gitti Nihal'in koçu...
O ömrü boyunca unutmayacak.
Peki ya biz?
"Unutmamalı, sevgiyle anmalı" cümlesi ile, sadece Tarkan'ı hatırlatıyorsa bir millet.
Elden ne gelir ki...