Kahramanlar
Ayşe Çavuş






![]() | Bugün | 505 |
![]() | Dün | 574 |
![]() | Bu Hafta | 2386 |
![]() | Gecen Hafta | 3729 |
![]() | Bu Ay | 12615 |
![]() | Gecen Ay | 14877 |
![]() | Toplam | 361271 |
| 14678 Toplam | |
| 1 Bugun | |
| 3 Bu Hafta | |
| 7 Bu Ay | |
| 32 Bu Yil |
KurtuluÅŸ Savaşı’nın kadın kahramanlarından biri de AyÅŸe ÇavuÅŸ’tur. Bu yiÄŸit ruhlu Anadolu kadını, bir vesileyle Trabzon’dan geçerken burada neÅŸredilmekte olan “İstikbâl Gazetesi”nin idârehanesine uÄŸramıştır.
O’nun hakkında bir hayli tafsilâta yer vermiÅŸ bulunan röportaj–haberin bir kesitini, adı geçen gazeteden biraz sadeleÅŸtirilmiÅŸ haliyle takdim edelim:
Aslan yürekli bir kahraman
Yazı iÅŸleri odasının kapısı açıldı. İçeri giren bir zabit: “–AyÅŸe ÇavuÅŸ!” diye yanındakini tanıttı. AyÅŸe ÇavuÅŸ, yakasına siyah kıvırcık kuzu postu konulmuÅŸ, saÄŸ koluna çavuÅŸluk rütbesinin resmi iÅŸareti olan iki kırmızı ÅŸerit takılmış, bir paltoyu giymiÅŸ, dizlerine kadar Anadolu’ya has üstü polatlı bir çorap çekmiÅŸ, başına koyu lâcivert bir baÅŸörtü sarmış, tepeden tırnaÄŸa kadar bir cengâver vaziyet ve tavrı ile neÅŸeli ve güleryüzlü bir simâ ile hepimizi selamladı ve oturdu.
Muhterem çavuÅŸ, vaziyete hemen hâkim olmuÅŸ, ruhunun büyüklüÄŸünü bize hissettirmiÅŸti. Her haliyle harpten yahut harplerden girip çıkmış bir mücâhid ruhu taşıdığını belli eden bu yiÄŸit tavırlı kadınla konuÅŸurken O’nun bütün ruhunu saran harp menkıbelerini ve hele Yunan çarpışmalarını dinlerken, bu vücudun içinde bir arslan yüreÄŸinin saklı bulunduÄŸuna hükmetmemek mümkün deÄŸil ....
AyÅŸe ÇavuÅŸ o kadar nezih ve samimi ki, mûhitinde kimseye yabancılık hissini verdirmiyor. Dünyada, Yunanlılar’dan ve benzerlerinden baÅŸka herkes sanki O’nun ya kardeÅŸi ya da evladı... Bununla beraber aklı ve fikri daima harpte.
Beyanatı sırasında 28 yaşındaki oÄŸlunun Demirci Muhârebesi’nde ÅŸehid düÅŸtüÄŸünü naklederken gözlerinin önünde sanki o levhayı canlandırıyormuÅŸ gibi, nazarlarını sabit bir noktaya dikerek bir müddet düÅŸündü, sonra, derin bir nefes alarak ilâve eyledi: “–Ah !.” dedi, “keÅŸke birkaç oÄŸlum daha olsaydı da, onlar da ÅŸehit düÅŸeydi.
Vatan yaÅŸasın !.. yoksa...”. Nazarlarımızı ulviyet ve fazilete doÄŸru çekip götüren bu manzara, aynı zamanda gözlerimizi yaÅŸarttı. AyÅŸe ÇavuÅŸ’a nereye ve niçin seyahat ettiÄŸini sordum. Sade ve samimi bir ifadeyle ÅŸöyle anlattılar:
Yunanla amansız mücadele
“–Kırım’a gidiyordum. Oradan hicret etmiÅŸiz. Balkan Harbi, bizi oradan Bursa’ya hicret ettirdi. Daha sonra İzmir’e gelerek orada yerleÅŸtik. Ankara’da Ukrayna murahhas heyeti reisi Firunze ile görüÅŸküm. O’nun iÅŸareti üzerine Kırım’ı görmek üzere gidiyorum. İnÅŸaallah yakında döneceÄŸim... Yunan İzmir’i iÅŸgal edince ben oÄŸlum Ahmed ile beraber 800 atlı toplayarak daÄŸa çekildim. Salihli etrafında dolaşıyorduk.
DüÅŸman Salihli’yi de alınca ben bu alçakları her halükârda kovup periÅŸan etmeyi düÅŸünüyordum. Fakat herifler kasabayı iÅŸgâl ettikten sonra hemen her tarafı tel örgülerle sarmış diplerine bombalar koymuÅŸtu. Bu engelleri atlatmak mesele idi. Bir akÅŸam, arkadaÅŸlardan Hasan ÇavuÅŸ’a dedim ki, bana 5–6 çift manda ve iki kalın urgan bulabilir misiniz? Bu Hasan ÇavuÅŸ ve hepten arkadaÅŸlar, ateÅŸ gibiydi.
Hem benim mandaları ne yapacağımı soruyorlar hem de tedârik etmek istiyorlardı. Zannediyorlardı ki, mandaları kesip ziyâfet vereceÄŸim. SaÄŸ olsunlar 6 çift mandayı da ipleri de buldular. Gece geç vakit idi, ben tel örgülere yanaÅŸtım. Kazıkların bir ikisini koparttırarak urganları mandalara baÄŸlattım, hayvanları kasabaya doÄŸru salıverdim. Kazıklar ve onlarla beraber tel örgüler, artık yerlerinden koparak mandaların peÅŸinden sürüklenip gidiyorlardı. Arkasından biz de baskın veriyorduk. Kasabayı, öyle aldık ki, düÅŸman bile nereden geldiÄŸini anlamadı.
DüÅŸmanı tepeledik
Hükûmet dairesine girdiÄŸimiz zaman fazla ateÅŸ oldu. Burada üç ÅŸehid ile 6 yaralımız var. Fakat düÅŸmanı temizledik. Canını kurtarabilenler esir oldu. Bu muharebede düÅŸman, çok bomba ve mitralyöz bıraktı. Bunları hep aldık ve bunlarla yine onları tepeledik. Ondan sonra artık: Salihli, Demirci, Simav, Gördes, Kütahya ve nihâyet Sakarya muharebeleri baÅŸlamıştır. Gördes hattında ise Osman isminde ve on iki yaşında bir çocuk Kütahya’dan gelerek bize iltihak etmiÅŸtir. ÇavuÅŸ rütbesini alan bu yavru asker, öyle harbetmiÅŸtir ki, nihayet ayağından yaralanmış ve bir gözü de sakat olmuÅŸtur.
Torunlarımız ÅŸükranla anacaklar
Sakarya harbinde Haymana cihetlerinde bulunuyordum. Oradan epeyce atlı topladım. Hele Sakarya’da öyle harbettik ki, koca dere Yunan leÅŸleriyle doldu. Asker adeta köprü gibi üzerlerinden geçti. Bunu çocuklarımız ve torunlarımız daima ÅŸükranlarıyla yad eyleyecektir.” Gazete, daha sonra AyÅŸe ÇavuÅŸ’un vatana ve millete olan sarsılmaz sadakatinden bahsediyor: “ÇavuÅŸ’un bu baÄŸlılık hissi ailesinin bütün fertlerine de sirâyet etmiÅŸ görünüyor.
Diyor ki: “–Biz Sakarya’da harbederken Ankara’daki kızlarım (Ankara’da üç kızı vardı) belki korkarlar diye PaÅŸa Hazretleri (Mustafa Kemal Atatürk) onları Kayseri’ye sevk etmek istedi. Fakat gitmediler. Dediler ki, “Biz Ankara’dan ayrılmayız. Åžayet anamız ÅŸehid olursa yerine biz geçeceÄŸiz, muhârebeye gireceÄŸiz”. Dikkat ettik, çavuÅŸ bu sözleri büyük bir zevkle, derin bir iftihar hissi ile söylemiÅŸti. Bütün fertlerini fedâkârlık hissi doldurmuÅŸ bu aileden pek tatlı ve civanmert bir eda ile bahsetmiÅŸtir.
DüÄŸünü bozup da gelemem
Ankara’ya ne vakit gittiÄŸini sorduÄŸumuzda, ÇavuÅŸ bizi güldürmüÅŸtür. DemiÅŸti ki: Ben ilk silâha sarıldığım sırada Salihli’de harp ederken Mustafa Kemal PaÅŸa haber almış beni Ankara’ya istedi. Ben o sırada muharebeden nasıl ayrılabilirdim. Haber gönderdim ki: “Ben ÅŸimdi düÄŸünü bozup da gelemem.” Nihayet harpten sonra Ankara’ya geçtim ve Büyük BaÅŸkumandanımızla konuÅŸtum...
AyÅŸe ÇavuÅŸ, 58 yaşında olduÄŸunu söylemekle birlikte dinç ve çok çevik görünüyor, gözlerinden cesaret saçılıyor; biri omzundan, diÄŸeri diz kapağından, üçüncüsü de üstünden girip altından çıkmak üzere ayağından üç yarası olduÄŸu halde bunlardan âdeta bir eÄŸlence gibi pek hafif bahsedip geçmiÅŸtir. Bu muhterem kadın tekrar veda ederken Salihli’de aldığı ÇavuÅŸluk rütbesine alamet olarak taşıdığı çifte kırmızı ÅŸeritlere hürmetini ifade eder bir vaziyette, dirseÄŸini ileri doÄŸru biraz yükselterek bir selâm vermiÅŸtir.
AraÅŸtırma: OÄŸuz KÖROÄžLU