Yougames - Joomla Gaming Portal Template

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

En Sevilenler

  • Åžehit Resimleri
  • Teröristlerin Öldürülme Görüntüleri
  • TuÄŸralar
  • YEMEN ÅžEHİT LİSTESİ
  • ÅžEHİT VE GAZİ YAKINLARINA SAÄžLANAN EĞİTİM-ÖĞRETİM HAKLARI
You are here:  
AddThis Social Bookmark Button
Anasayfa Kahramanlar Koca Seyit

Üye Giriş






Kullanıcı Adı/Şifremi Unuttum?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ana Menü

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

VİDEOLAR

  • Kendi Kliplerim
  • DiÄŸer Videolar

ŞEHİTLER BÖLÜMÜ

  • Åžehit Bilgileri
  • Åžehit Resimleri
  • Åžehit Åžiir ve Mektupları
  • Åžehit Sırlı Olayları
  • Kahramanlar
  • Çanakkale Åžehitleri
  • Åžehitlerimizin Hayat Hikayeleri
  • Åžehit ve Gazi Hakları
  • Çanakkale Åžehitleri

Atatürk

  • Hayatı
  • İlkeleri
  • Devrimleri
  • Anıtkabir
  • Kronolojisi
  • DiÄŸer Bilinmeyenler

Türk Tarihi

  • Genel Türk Tarihi
  • Hanlıklar
  • Büyük Devletler
  • Türk Devletleri
  • Atabeylikler
  • Beylikler
  • Türk Boy Ve Kavimleri
  • SavaÅŸ Ve Seferler
  • Türk Destanları
  • TÜRK Dili Ve Edebiyatı

Osmanlı Tarihi

  • PadiÅŸahlar
  • Kronoloji
  • Albüm
  • Olaylar
  • Mekanlar
  • Kesitler
  • KiÅŸiler
  • Seçtiklerimiz

Askerlik

  • Asker Resimleri
  • Bayrak Resimleri
  • Vatan ve Asker Åžiirleri
  • Kahraman Mehmetcikler

Müzik Kutusu


PopUp MP3 Player (New Window)

Ziyaretci Sayısı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün513
mod_vvisit_counterDün574
mod_vvisit_counterBu Hafta2394
mod_vvisit_counterGecen Hafta3729
mod_vvisit_counterBu Ay12623
mod_vvisit_counterGecen Ay14877
mod_vvisit_counterToplam361279

Çevrim içi: 23
Sizin IP: 38.107.179.217
,
Bugün: May 24, 2012
Visitors Counter

Toplam Üye

14678 Toplam
1 Bugun
3 Bu Hafta
7 Bu Ay
32 Bu Yil

Koca Seyit

Pazar, 23 AÄŸustos 2009 04:43 Åžehitlik - Kahramanlar
e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

 

 Batarya komutanımız bir türkü öÄŸrettiydi, baÅŸladık onu söylemeye; "Çanakkale Çanakkale" "Geliyor düÅŸman hergele" "Ölmek varsa da yok kaçmak" "Geçilmez bu çelikkkale"

 

Peki, peki Etem. Bu lâfları her zaman, çok anlatıyoruz, hani biraz da övünmek gibi geliyor bana amma yalınız ortalık yine pek iyi deÄŸil.

Hınzır gavurlar yine pek üredi. Kırılacak yer arıyor domuzlar, onlara güven olur mu? Belkim bize de yükleniverirler. Åžimdi büyük ata da rahmetlik oldu.

Onun için eskiler anlatmalı, yeniler de bundan hisse kapmak. Öyle ya Ahmet'le bizden geçti artık. Bu vatanı bekleme nöbeti Murat, Etem gibilerin. Amma, iÅŸ baÅŸa düÅŸtü mü, acep biz durur muyuz ki, koÅŸa koÅŸa gideriz....



Gavurdan hiç korkulmaz oÄŸlum, gavur bu gözü kaçmadadır daima. Åžimdi iyi dinleyin bakayım. Seferberlik savaşında iÅŸte Ahmet de oradaydı, amma birliklerimiz ayrıydı.

Bizim batarya topları Çanakkale'nin karşı kıyısında, Urumeli Mecidiyesinde mevzilenmiÅŸti. Lâfı çok uzatmayalım. Mart'ın 17 sinde Komutanlıktan bir haber çıktı: "Bütün topçular, birlikler tetikte dursun, yarın büyük bir düÅŸman zorlaması olacak" denildi.

İyi ya, hadi bakalım geleceÄŸi varsa göreceÄŸi de olur elbet, dedik biz de. Batarya komutanımız bir türkü öÄŸrettiydi, baÅŸladık onu söylemeye;

"Çanakkale Çanakkale" "Geliyor düÅŸman hergele" "Ölmek varsa da yok kaçmak" "Geçilmez bu çelikkkale"

O geceyi uyumadan heyecanla geçirdik, sabahleyin erkenden hazırlanıp toplarımızın başına geçtik. Gözlerimiz boÄŸazın mavi sularına baka baka baÅŸladık davetsiz misafirleri beklemeÄŸe. Gün bir adam boyu kalmıştı ki, ileriden birkaç gemi belirdi. "Hah, iÅŸte göründü bizim misafirler. Åžunlara mümkün mertebe iyi bir karşılama töreni yapak" dedik. Ağır ağır boÄŸaza yaklaşıyor bunlar.Bir de bayraklarına bakıp iyice tanıdık Fransız zırhlıları.

Ama yedi sekiz parça var. Bunlara bir baÅŸladık ateÅŸe, ver yansın ateÅŸ, ha bakem. Onlar da bize. Velâkin çabucak ÅŸaÅŸkına döndüler. PeriÅŸan ettik hınzırları /Büve/ isimli bir zırhlılarını batırdık, gerisi de alevler içinde geldikleri yere kaçıp gittiler. Çarpışmanın esas öÄŸleden sonrasına bak sen. Ule deÄŸil mi Ahmet? Yarım Dünya "Küinelizabetin" derdik İngilizlerin bir zırhlıları vardı, manevrası çok keskindi hıılzınn. Ülen on beÅŸ, on altı parça ingiliz gemisinin önüne düÅŸüvermiÅŸ te bir geliyor ki amma iki yakaya ateÅŸ saça saça.

Alimallah Fransızların öcünü almak için köpürmüÅŸ hınzırlar. AteÅŸ menzilimize girince biz de baÅŸladık mı. Bir karıştı ortalık, top, tüfek gümbürtüsünden yıkılıyor boÄŸaz. Ver gitsin ateÅŸi, onlar bize, biz onlara. Onlar ileri zorlar, biz üstlerine yaÄŸdırırız bombayı. Ulen y ilmiyor domuzlar. BoÄŸaz alev alev yanıyor alimallah. Cehennem yerine döndü ortalık. Derken o Yarım Dünya dedikleri zırhlı Anadolu yakasına kıçını yanaÅŸtırıverip de bir baÅŸladı bizim üstümüze ateÅŸe amma buldurdu bizi ulen, baÅŸladı iki yakamıza gülle yaÄŸmaya. Hemen bizim takım komutanı Fahri Bey, "SığınaÄŸa gir" emrini verdi.

Bir sığınaÄŸa doÄŸru koÅŸtuÄŸumu biliyorum, bir gümleyiÅŸ oldu amma sanki yer yerinden oynadı, gerisini hatırlamıyorum gayrı. Neden sonra gözlerimi açtımdı, uzatıvermiÅŸler beni, başımda bizim top neferlerinden NiÄŸdeli Ali bekleyip duru.

-Ulen Ali ne oldu bana?

-Bir ÅŸeyciÄŸin yok Koca Seyit. Sadece biraz kendinden geçmiÅŸin. Yaran filan hiçbir ÅŸeyciÄŸin yok.

-Deminki o gürleyiÅŸ neydi ulen Ali? -CephaneliÄŸimiz infilâk etti Koca Seyit. -Deme ulen Ali, ya baÅŸka?

Ali'den ses gelmedi. Åžöyle durup da gözüm iki yana kayıverdiÄŸdi, etrafımız insan parçacıkları, cesetler yığılıp durur. Yürekler acısı canım.

-Ulen Ali, bunlar ne böyle, nerede bizim öteki arkadaÅŸlar? Ali'nin baÅŸladı gözlerinden yaÅŸlar dökülmeye.

-Sorma Koca Seyit. Öteki arkadaÅŸların kimisi gördüÄŸün gibi ÅŸehit, kimisi de yaralı. Tam on dört ÅŸehit, .yirmi dört yaralı verdik Koca Seyit. Ortada saÄŸ kalan senle ben. Fahri Bey de ağır yaralı. Birkaç dakikacık daha yetiÅŸmeselermiÅŸ ikimiz de ölecekmiÅŸiz. Bereket sıhhiyeler yetiÅŸmiÅŸ de kurtarmışlar, ikimizi patlayan mermilerin kaldırdığı topraklar gömmüÅŸ, fakat benim başımın biraz yeri açıkta kalmış da havasızlıktan bunalmamışım.

Senin ise her yerin gömülüydü. Ulen, diri diri mezara girdiydik ya Seyit. Sıhhiyeler az önce yaralıları taşıdılar. Onlar senin için"Damarları atıyor, tehlikeli tarafı yok. sadece bayılmış o kadar. Sen başında bekle ÅŸimdi canlanır" dediler. Ben de başındayım iÅŸte."

Divane Ali hem anlatıyor, hem de hüngür hüngür aÄŸlıyordu. Ben deli gibi olmuÅŸtum. AyaÄŸa kalktım. Gözlerimi ÅŸehit arkadaÅŸlarımın üzerinden bir türlü ayıramıyordum. Bazılarının bedeninden kopmuÅŸ el, ayak parçalarına baktıkça tüylerim diken diken olup. hırsımdan her tarafım zıngır zıngır titremeye baÅŸladı. Denize doÄŸru bir baktım ki hınzır gavurlar ateÅŸ yaÄŸdıra yaÄŸdıra hâlâ ileri ileri zorluyorlar. Toplara baktım bir bızim top meydanda.

Öteki iki top topraÄŸa gömülmüÅŸ, hiç görünmüyorlar. Bizim de topun da mataforası /mermiyi kaldıran vinç/ kopmuÅŸ. Sonra topun yanındaki gülleleri gördüm. Onlar bakarken ulen, o iri iri gülleler bana ufacık ufacık birer oyuncak gibi gelmeye baÅŸladılar.

Ali"ye seslendim: "Ulen Ali, çabuk yetiÅŸ, bana yardım et" dedim ve yürüdüm güllere doÄŸru. Ali benim ne yapmak istediÄŸimi anlamıştı. Ali, "Ne yardımı ulen Koca Seyit? Delirdin mi sen, kaç okkadır onlar bilin misin? Tam 215 okka /275 kilo.

Acep iki kiÅŸinin, beÅŸ kiÅŸinin harcı mı onları kaldırıp da -namluya koymak. Görüyorsun ki, matafora bozuk. Yüz okkalık adamları kaldırıp da yere vurmasına benzemez bu iÅŸ, demir bu, et deÄŸil" dedi. Lâkin benim gözüm kızmıştı bir kere. Belki de Allah, "Yüklen Seyit, gücün, kuvvetin bende" diyordu. Ali'ye: "Ulen Ali, bu acılara dayanılır mı? Bana çok dokundu ya bu, hani benim teaÄŸmenim, hani benim Memet ÇavuÅŸum, hani benim Konyalı Ömerim, hani otuz altı arkadaşım, nerede len onlar?" dedim ve Besmele çekip de "Vatanın, milletin için göster kendini gayrı ya Seyit" deyip bır karakucak ettim güllenin birisini amma birden havaya kaldırmışım.

Ali, görünce ÅŸaşırdı zavallı, "YaÅŸa Ulen Koca Seyit" dedi ve koÅŸa koÅŸa yanıma geldi, namlunun içine sürerken o da yardım etti gayrı. Eyice yerleÅŸtirdik gülleyi namluya. Önde giden geminin birisine niÅŸan aldım, "Ali dedim sen de : teki gemiye iyi bak" Ya Allah deyip de odakladım buna. Ali hemen "Vurdun Koca Seyit" diye bağırarak düÅŸtü.

Ben "Åžayi mi ulen Ali, deme ulen" deyip -anmaya inanmaya gözlerimi o tarafa kaydırdım, geminin olduÄŸu yerde bir uman yayılıverdi, biraz sonra duman dağılınca iyice baktık ki gemi yanlamış, içinde bir telâÅŸ, bir tarafını su gömmeye baÅŸlamış bile. Birkaç lakika sonra bizim batarya komutanı Hilmi Bey'le bir Alman zabiti koÅŸup geldiler. Hilmi Bey, "Ulen Koca Seyit, sen mi ateÅŸledin topu?" dedi. Ben seslenmedim Ali, "Evet Komutanım, koca Seyit ateÅŸledi. Hem komutanım gülleyi de tek başına kaldırdı" dedi.

Hilmi Bey, "Aferin ulen Koca Seyit, batırdın gemiyi be. Şehit arkadaşlarının intikamını fazlasıyla aldın."

Ben, "Bırakmam, alırım komutanım" dedim

Hilmi Bey, "Bir gülleyi daha kaldır da ben de göreyim Koca Seyit" dedi. Ben, "BaÅŸ üstüne Komutanım" deyip gülleyi kaldırdım ve sürdüm namluya, onu da Hilmi Bey ateÅŸledi. Hilmi Bey gözlerimden öptü, Alman zabiti de ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın bana baktı, sonra gelip bir ÅŸeyler mırıldana mırıldana elimi sıktı.

Böylece öÄŸleden sonraki savaÅŸta da İngiliz gemilerinden ikisi batmış /Koca Seyit'in batırmış olduÄŸu OSEAN gemisiyle İREZÎSTIBL gemisi/ üçü beÅŸi de ağır yaralar alarak savaÅŸ dışı edildi, gerisi de pabuç pahalı diye kaçtılar. Biz de zaferi kazanmış olduk. AkÅŸam geç vakit Cevat PaÅŸa geldi yanımıza. Åžehitler için hem gözyaşı döktü, hem de benim yanaklarımdan öptü. Bir de onbaşılık niÅŸanı getirmiÅŸ, onu da kendi elleriyle koluma taktı ve "Söyle oÄŸlum, mükâfat olarak baÅŸka ne istersin?" dedi.

Ben de "SaÄŸol PaÅŸam, mükâfatımı verdiniz, baÅŸka bir ÅŸey istemem" dedim. Cevat paÅŸa, "Olmaz oÄŸlum, senin hizmetin çok büyük, iste daha bir ÅŸeyler" deyip ısrar edince, bu defa ben de günlük tayın olarak elin yarısı kadar peksimet veriliyordu, iÅŸte yüzü sorun Ahmet'e ve bu bize yetmiyordu; "Çift tayın verirseniz memnun olurum PaÅŸam" dedim. PaÅŸa "Ne demek, olsun oÄŸlum, hemen verelim, sana çift deÄŸil beÅŸ tayın bile azdır. Peke peki, hemen bu günden itibaren verelim" dedi ve yanındaki zabitlere "Bu kahramana bu günden itibaren çift tayın veriniz" diye bildirdi.

Birkaç gün çift tayın yedim, sonra ikinci tayın boÄŸ3azımdan geçmez oldu. KendiliÄŸimden tekrar tek tayın yemeye baÅŸladım. O gün Cevat PaÅŸa'nın denize bakarak söylediÄŸi ÅŸu sözleri hiç unutamam: "Geldiler... Gördüler... Belalarını buldular!.."

Zafer gününden üç beÅŸ gün sonra 19 Fırka Komutanı Mustafa Kemal Bey de duymuÅŸ ve beni çağırtmış, yanına gittim. O zaman onun rütbesi kaymakamdı /yarbay/. Maydos'ta Piyade Fırkası'na komuta ediyordu. Lâkin "çok yaman bir zabitmiÅŸ" diye arasıra neferler arasında sözü edilirdi. Hani ben de onu görmek istiyordum. Neyse postasıyla vardık çadırına. İkimiz de karşısında önce birer selam aldık ve bir çivi gibi dimdik durduk.

Şimdi ben boyna onu bakıyordum. Mustafa Kemal Bey, masasının başında oturmuş bir şeyler yazıp okuyordu. Kemal Bey'in postası nefer, "Koca Şey it'i getirdim Komutanım!" dedi.
Bir dakika hiç kıpırdamadan durduk. Sonra başını kaldırdı, bana baktı; "Edremitli Koca Seyit sen misin?" dedi.

Ben, titreye titreye "Evet komutanım, benim" dedim. Aman Allahım o ne heybet, o ne gözler, o ne bakışlar. Karşısında acaba durmak kabil mi, heyecandan uçacaktım canım. Posta neferine "Bize iki kahve getir oÄŸlum" dedi ve yerinden kalkıp yanıma geldi, eliyle ÅŸöyle bir omzumu yokladı, gözleri üzerime çakıldı: "Rahat dur yavrum, hiç sıkılma yok, bak ben de senin gibi insanım, ÅŸöyle bana dön de gözlerini bana çevir" deyip alnımdan öptü.

Beni yanına oturttu, sigara vermek istedi, ben içmem deyip almadım. Kahveler geldi, karşılıklı sıkıntıdan terleye terleye içtik. Bana "GüreÅŸir misin, memleketinde ne iÅŸ yaparsın, evli msin. çoluk çocuk var mı?" dedi. Ben de: "Birazcık güreÅŸirim, rençberlik yapanz, evli deÄŸilim" dedim. "Kaç yıllık askersin?" diye sordu. "Altı yıllığım" dedim. "DüÅŸmanla neden savaşılıyor?" dedi. "Yurdumuza saldırdıkları için" ledim. "Saldırmazlarsa?" "SavaÅŸ olmaz Komutanım" cevabını verdim.

Sonra, "Buraya yine beklerim, haydi bakalım yiÄŸit yavrum, güle güle birliÄŸine" dedi ve
elimi sıkarak beni uğurladı.

Bu görüÅŸmemizden sonra Gazi'nin yanına bir kere daha vardım. O zaman da beni çok iyi karşıladı. Çok ısınmıştım, Mustafa Kemal Beye. Hani hiç yanından ayrılmak istemiyordum. Çok sevmiÅŸtim onu. Daha sonra Yunan iÅŸgalinde duyduktu, Mustafa Kemal bir cephe kurmuÅŸ Anadolu'da. Hemen bir kolayını bulup attım kendimi onun ordusuna. İşte bir kere de orada gördüm onu.

Yunana yaptığımız Büyük Taarruz'un ikinci günü /28 AÄŸustos/ bir iki yerimden yaralanmıştım. Beni top çeken katanalardan birisine bindirdiler, sahra hastanesine götürüyorlardı. MeÄŸer Mustafa Kemal PaÅŸa da yolumuz üzerindeymiÅŸ. Bir bakınca hemen beni tanımış. "Sen misin Koca Seyit? Çanakkale Kahramanı Koca Seyit, KurtuluÅŸ Savaşı Kahramanı Koca YiÄŸit" dedi ve sonra arkadaÅŸlarına dönerek:

"Bu millet yenilmez, deÄŸil mi içinde kahraman Seyitler, Ahmetler, Mehmetler var. Bu millet önünde durulmaz arkadaÅŸlar. İşte bana cesaret, güven verip, KurtuluÅŸ Savaşı'na zorlayan bu yiÄŸitler olmuÅŸtur. Bu büyük zaferi kazanırsak, onlara borçlu olacağız..." Daha sonra da yanımdaki sıhhiyelere "Çabuk götürün, iyi bakın bu yiÄŸide" dedi ve yanından ayrıldık. Hastaneye vardığımızda öyle bir baktılar amma meÄŸer Büyük Gazi hemen arkamızdan telefon yapmış.

Neysem, biz hastanedeyken büyük zafer kazanılmış, yunanlılar Akdeniz'e dökülmüÅŸ. Duyunca bu haberi, bir sevindik, bir oynaÅŸtık, deme gayri; sevine sevine öyle geldik köye. Cumhuriyet kurulduktan birkaç yıl sonra büyük Gazi memleket gezisine çıkmış, bu arada da Havran'a uÄŸramış. Köye bir haberci geldi.: "Çabuk Seyit. Gazi seni istiyor" dediler. "Ülen, Gazi Ankara'da ya, ben nasıl giden oraya" dedim.

Ulen, haberin yok mu, Gazi Havran'da ya, bugün Havran'da yatacak O" dediler. Ben gayrı sevincimden uça uça bayır aÅŸağı Havran'a doÄŸru bir yollandım, yatsı sıraları geldim kaldığı eve. Yanında hanımı Lâtife de vardı. Son olarak bir de orada görüÅŸtük. Eee lâf bitti, çok başınızı aÄŸrıttık amma, bize müsaade edin de kaçalım gayrı".

* Ali Erdin. Çanakkale Kahramanı Koca Seyit, 1969, s.13-20; Kurm.Alb. Orhan Yıldırım, Çanakkale Muharebeleri, 1966, s:l; Gn.Kurm. Eski Muharipler Dergisi, Gıyasettin Yetkin, 1967, s.144-146

ÇANAKKALE

Kilitbahirdir savaşın baÅŸlangıç yeri
Mevlam yardım etti gönderdi Resulu Ekberi
Çanakkale'dir bizim ÅŸehidimizin yeri
Çanakkale geçilmez, geçit vermedi koca Seyit

İngiliz vurdu mecidiye'deki tabyalar
Koca Seyit uyumazdıki uyansın sabahları
Görseydi kafiri parçalardı ÅŸehit anaları
Çanakkale geçilmez, geçit vermedi koca Seyit

Cevat paÅŸa Cahide sultanda gördü rüyayı
Akıl ermedi çözemedi kimse bu manayı
Benim askerim bulacaktır sonunda Mevla'yi
Çanakkale geçilmez, geçit vermedi koca Seyit

Yüzbaşı kemal yağız bir delikanlı
Kolları kopmuÅŸ,güzel başıda kanlı
Ancak TÜRK askeri olur bu kadar ÅŸanlı
Çanakkale geçilmez, geçit vermedi koca Seyit

Türk askeri taaruza baÅŸladı saf saf
Bre kafir aklın almadımı bu iş biraz tuhaf
İngilizi sarmıştı derin bir gaf
Çanakkale geçilmez, geçit vermdi koca Seyit

Fransız'la karşılaştık Conkbayırında
İngilize geçit vermedik Arıburnunda
Askerimiz istedi ÅŸahadeti Mevla huzurunda
Çanakkale geçilmez, geçit vermedi koca Seyit

YaÅŸar POLAT




AddThis Social Bookmark Button
 

Yorumlar  

 
0 #3 valeria 2011-02-28 15:02 Alıntı
 
 
0 #2 hsgs 2011-02-17 15:51 vay be n e güzel Alıntı
 
 
-1 #1 hsgs 2011-02-17 15:45 Alıntı
 
Yorum listesini yenile
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Gönder (Ctrl+Enter)
İptal
JComments
Copyright © 2009 Sehit tema.Yeni tasarim tema; |  Web Tasarim Tema Yapimci ByVATAN
RSS|Byvatan Radyo|Sitemizi Oner;| Yukari Cik