





![]() | Bugün | 763 |
![]() | Dün | 574 |
![]() | Bu Hafta | 3235 |
![]() | Gecen Hafta | 3684 |
![]() | Bu Ay | 12873 |
![]() | Gecen Ay | 14877 |
![]() | Toplam | 361529 |
| 14678 Toplam | |
| 0 Bugun | |
| 3 Bu Hafta | |
| 7 Bu Ay | |
| 32 Bu Yil |
Sultan İkinci Murad Hanın Rumeli fetihleri sonunda, Macaristan ve Lehistan ile 12 Temmuz 1444 tarihinde imzalanan Segedin AntlaÅŸması, on yıllık bir sulh devresi getiriyordu. Sultan Murad Han, sulh devresinden istifadeyle, veliaht Mehmed’in (Fatih) idaresini görmek için, yorulduÄŸunu ileri sürerek saltanattan çekildi. OÄŸlu Sultan İkinci Mehmed Han, on üç yaşında Osmanlı tahtına geçti. Osmanlı tahtına tecrübesiz zannettikleri birinin çıktığını öğrenen Haçlılar, hazırlığa giriÅŸtiler. Fırsatı kaçırmak istemeyen Bizans İmparatoru ile Venedik senatosu, Osmanlılar'ı Rumeli’den çıkarmanın zamanının geldiÄŸi iddiasıyla, Macar kralı Vladislas’a yeminini bozdurdular.
Bizans imparatoru, kardinal Çesarini ve Macar kralı Vladislas, Haçlı seferi için hazırlıklara baÅŸladılar. Yaptıkları plâna göre; Haçlı gemileri, Çanakkale ve Karadeniz boÄŸazını tutacaklar, Anadolu’da bulunan Sultan İkinci Murad’ın Rumeli’ye geçmesine mâni olacaklar ve zincirleme savaÅŸlarla yorulmuÅŸ ve çocuk yaÅŸtaki Sultan İkinci Mehmed’in kumandasında olan Osmanlı ordusunu kolayca imha edeceklerdi.
Kısa zamanda hazırlanan Haçlı ordusunu; Macarlar, Lehli, Ulah, İtalyan, Çek, Litvanya, Hırvat, Alman, Fransız ve Venedik kuvvetleri teşkil etmekteydi. Venedik, müttefik ordularına kuvvetli bir donanmayla yardım edecekti. Eflak ve Boğdan voyvodalıkları da mühim kuvvetlerle müttefiklere katılmışlardı.
Hıristiyan müttefiklerin harp ilanı ve giriÅŸtikleri hazırlıklar, Osmanlılar tarafından haber alınınca, Edirne’de endiÅŸeli bir hava esmeye baÅŸladı. Edirne’de toplanan saltanat şûrâsında, alınacak tedbirler düşünüldü ve ordunun başında tecrübeli bir hükümdarın bulunmasına karar verildi. Sadrazam Çandarlı Halil PaÅŸa'nın isteÄŸiyle, İkinci Mehmed Han, babasını baÅŸkumandan olarak ordunun başına davet etti.
Sultan Murad Han, oÄŸlunun davetine uyarak süratle Anadolu askerini topladı. O sırada Papa ve Venedik gemileri Çanakkale boÄŸazı önünde toplanmış, Türklerin ÅŸimdiye kadar kuvvetlerini Rumeli’ye naklederken kullandıkları Çanakkale boÄŸazı yolunu kesmiÅŸlerdi. Buradan Rumeli’ye geçmek imkânsızdı. Murad Han, Çanakkale tarafına az bir kuvvet gönderip düşmanı yanıltarak, süratle İstanbul boÄŸazına (Anadolu Hisarı’na) geldi. Sadrazam Halil PaÅŸa, yeniçeri, topçu, cebeci ve Rumeli askeriyle İnceÄŸiz’de bekliyordu. Sultanın boÄŸaza ulaÅŸtığını haber alınca, bugünkü Rumeli Hisarının bulunduÄŸu yere geldi ve yanında getirdiÄŸi topları yerleÅŸtirdi. Böylece tarihte ilk defa İstanbul BoÄŸazı, top ateÅŸiyle kontrol altına alındı. Sultan Murad Han, derhal, maiyetindeki 40 000 kiÅŸilik Anadolu askerini, topçunun himayesinde, asker başına bir duka altını vermek suretiyle Ceneviz gemileriyle karşıya geçirdi. Bizanslılar, İstanbul surları yakınından sancak ve bayraklarını dalgalandıra dalgalandıra ilerleyen Osmanlı ordusunu seyretmekten baÅŸka bir ÅŸey yapamadılar.
20 Ekim 1444 tarihinde Rumeli’ye ayak basan Sultan Murad Han, bu geçiÅŸin emniyetle baÅŸarılmasında hizmeti dokunan topçu kumandanı Saruca PaÅŸaya ihsanlarda bulundu. GeçiÅŸi Edirne’ye bildirmek için kapıcıbaşı ile Muhtesibzâde acele yola çıkarıldı. Murad Han, Edirne’ye yaklaşınca, devlet adamları ve halk tarafından karşılandı. Fakat Edirne’ye girmeyerek ÅŸehrin dışında konakladı. Sultan Mehmed ve vezîriâzam Halil PaÅŸayı Edirne’nin muhafazasına bırakıp süratle Varna üzerine yürüdü.
Macar Kralı Vladislas da sefer hazırlıklarını tamamladıktan sonra, 1 Eylül 1444 tarihinde Segedin’den hareket ederek 16 Eylül’de Orsova’ya vardı. MeÅŸhur Macar komutanı Jan Hunyad 4000 seçme zırhlı süvariyle burada asıl kuvvetlere iltihak etti.
Orsova’da yapılan toplantıda Jan Hunyad, Haçlı ordusunun baÅŸkumandanlığına getirildi. Ayrıca ordunun harekât plânı kararlaÅŸtırıldı. 18-22 Eylül’de Tuna’yı aÅŸan Haçlı kuvvetleri 24 Ekim’de Yenipazar’a girdiler ve ÅŸehirdeki Müslümanları kılıçtan geçirdiler. 26 Ekim 1444 günü Åžumnu, Tırnova, Prevadi, Retric, Mihaliç’te de aynı katliamı yaptılar. 9 Kasım 1444 günü Varna önüne gelen Haçlı ordusu, ÅŸehrin güneyindeki Galatahisar, Makropolis, Kavarna köylerini ele geçirdi ve Varna’nın kuzey bölgesinde ordugâhını kurdu.
Haçlı ordusunun sol kanadı, Varna bataklıklarıyla çevriliydi ve bu cenahta Ulahlarla bir kısım Macarlar bulunuyordu. Sağ cenah tamâmen açık bulunduğundan Macarların hemen bütün kuvvetleri bu taraftaydı. Siyah Macar bayrağı, Erlau piskoposunun muhafazasına verilmişti. Alemdar, Franko idi. Ordu kuvvetleri, meşhur kardinal Çesarini, Franko ve Erlan piskoposunun arasında taksim edilmişti. Varadin piskoposu, ordunun arkasını, eşya ve top mühimmatını muhafaza etmekteydi. Kral Vladislas ortada yer aldı.
Haçlıların bu nizamına mukabil Osmanlı ordusunun baÅŸkumandanı Sultan Murad Han, kademeli olarak tertibat aldı. Kuvvetlerin en mühim kısmını iki sıra üzerine yerleÅŸtirdi. Harp, Rumeli’de olduÄŸundan, usul gereÄŸince Rumeli beylerbeyi Turhan Bey, Rumeli askeriyle saÄŸda, Anadolu beylerbeyi Karaca Bey de, Anadolu askeriyle sol cenahta yerlerini aldılar. Osmanlı ordusunun baÅŸkumandanı Murad Han da yanında yeniçeriler olduÄŸu halde ortada üçüncü sırayı teÅŸkil eden bölümdeydi. Muharebe idare yeri, biraz yüksekçe bir tepe üzerinde kurulmuÅŸtu.
Sultan Murad Han, Varna Sahrasında saf tutan Haçlı ordusuyla muharebeye baÅŸlamadan evvel iki rekat namaz kıldı ve şöyle dua etti: “İlâhî! Mümin kullarını, benim günahımın çokluÄŸundan ötürü küffâr elinde zebûn etme. İlâhî! Habîbinin hürmeti için ümmetini sen sakla ve sen mansûr ve muzaffer eyle.”
Tarihin en mühim meydan muharebelerinden biri olan Varna Muharebesi, 10 Kasım 1444 sabahı Osmanlı askerinin "Allah Allah" nidalarıyla baÅŸladı. Murad Han, azabları ve akıncıları düşmanın en zayıf tarafı olan saÄŸ kanada doÄŸru sürdü. Öğleye doÄŸru savaÅŸ ÅŸiddetlendi. Düşman baÅŸkumandanı Jan Hunyad, yanına EÄŸri piskoposunun alayını da alarak saÄŸ kanat üzerine yüklenen Türklere karşı taarruza geçti. Haçlı süvarileri, zırhlı olduÄŸu için az telefat veriyor, Türkler bu yüzden müşkül vaziyete düşüyordu. Kardinal Jülyen Çesarini’nin alayları taarruza kalkınca, Osmanlı akıncı ve azabları gerilemeye baÅŸladı. Karaca Bey kumandasındaki Anadolu sipahileri, derhal Jan Hunyad’ın tarafına doÄŸru taarruza geçtiler. Bu hücum karşısında Hırvatlar gerilemeye baÅŸladı. Düşmanın saÄŸ kanadı çökmeye yüz tuttu. Haçlıların bir kısmı Varna’ya doÄŸru ÅŸehir kapılarına kadar çekildiler.
SaÄŸ kanat kuvvetlerinin müşkül vaziyete düşerek gittikçe eridiÄŸini gören Jan Hunyad, Kral Valdislas’ın kumandasındaki alayları da alarak Bosna piskoposu ile birlikte ileri atıldı. Bu ÅŸiddetli saldırılar karşısında, Osmanlı sol cenahı geriledi. Bu sırada, sol kanat kumandanı Karaca PaÅŸa ÅŸehit düştü. Anadolu sipahileri de savaÅŸ meydanından dışarı itildi. O sırada sol cenahla merkez bölümü arasında meydana gelen boÅŸluktan içerilere ilerleyen düşman kuvvetleri, yeniçerilerin tuttuÄŸu hatta kadar sokuldular ve taarruzlarının en ÅŸiddetlisini, Osmanlı karargâhına yönelttiler. Mevkiini azim ve metanetle koruyan Murad Han, muharebenin aldığı ÅŸekle göre askerinin harekâtına ustaca müdahalelerde bulunarak, fazla zaman kaybetmeden cephenin sıkışan kısımlarını düzeltebilme kudretini gösterdi.
Öbür taraftan, Haçlı ordusunun tekmil kuvvetlerini muharebenin seyrine ve ihtiyacına göre kullanmak isteyen Jan Hunyad, Kral Vladislas’ın kendisinden haber almadan müdahalede bulunmamasını istemiÅŸti. Fakat savaşın Haçlılar lehine geliÅŸmesi üzerine, kazanılacak zaferin ÅŸerefini tamamen Jan Hunyad’a kaptırmak istemeyen Vladislas ise, ondan habersiz, ihtiyattaki mevkiini terk ederek iÅŸe müdahale etti. Bu sırada Jan Hunyad’ın Osmanlı ordusunun merkezine doÄŸru ilerlediÄŸini gören Murad Han, yeniçerileri yanlara doÄŸru açarak düşmanı boÅŸluÄŸa çekti. BoÅŸ alana taarruz eden Haçlı birlikleri arasında Macar kralı ve emrindeki alaylar da vardı. Haçlılar kısa bir süre sonra kuÅŸatma çemberinin içine girdiklerini anladılar.
Düşman kıskaç arasına alınınca, çok ÅŸiddetli bir taarruza geçildi. Yeniçeriler, zafere ulaÅŸmak ÅŸevk ve heyecanıyla katî hücuma geçtiler. Bu arada Kral Vladislas, bir balta darbesiyle yere düşürüldü. Bir yeniçeri yetiÅŸerek kralın başını kesti ve Sultan Murad’a götürdü. Vladislas’ın başı, bir mızrağın ucuna geçirilerek, yeminine raÄŸmen bozduÄŸu muahede nüshasının asılı olduÄŸu mızrağın yanına dikildi. Macar kralının ölümü ve teÅŸhir edilen başı, Haçlı ordusunun maneviyatını bozdu. Jan Hunyad’ın çabalamaları, bozgunu durduramadı. Sabahtan baÅŸlayan muharebe, ikindi vakti sona ermiÅŸti.
Jan Hunyad muharebenin kaybedildiÄŸini anladığı vakit, ordusuna haber vermeden, yanındaki Ulahlarla birlikte geri çekildi ve Karadeniz’in kuzey kısmını takip ederek kaçmaya muvaffak oldu. Davud PaÅŸa kumandasındaki Osmanlı kuvvetleri, Jan Hunyad’ı iki gün takip ettilerse de yakalayamadılar.
Erlau ve Grosvaradin piskoposları ile ahitnamenin bozulmasına sebep olan papa vekili kardinal Çesarini, ölüler arasında olup, düşmanın kaybı, 65 000 civârındaydı.
Kralın kıymetli eşyalarıyla dolu 250 araba, Türklerin eline geçti. Bu muharebede Osmanlı ordusu, 15 000 şehit verdi.
Zaferi müteakip Müslüman hükümdarlara fetihnameler yazıldı. Bütün İslam âlemi, Osmanlının zafer sevincine katıldı.
Tarihte büyük neticeler doÄŸuran harplerden olan Varna Zaferiyle, Balkanlarda, Osmanlının güç ve kuvvetine karşı koyacak bir kuvvet kalmadı. Lehistan ve Macaristan, Kral Vladislas’ın ölümüyle, bir daha birleÅŸememek üzere ayrıldı ve Baltık kıyısından Adriyatik Denizine kadar uzanan Lehistan-Macaristan Devleti ortadan kalktı.
Varna Muharebesi; Bizans’ın, Balkanlardan ve Avrupa’dan ümidini kesmesine ve yıkılacağı günlerini beklemesine sebep oldu; İstanbul’un fethine zemin hazırladı.