





![]() | Bugün | 765 |
![]() | Dün | 574 |
![]() | Bu Hafta | 3237 |
![]() | Gecen Hafta | 3684 |
![]() | Bu Ay | 12875 |
![]() | Gecen Ay | 14877 |
![]() | Toplam | 361531 |
| 14678 Toplam | |
| 0 Bugun | |
| 3 Bu Hafta | |
| 7 Bu Ay | |
| 32 Bu Yil |
Osmanlı Devletinin, Avrupa kıtasındaki fetihleri, baÅŸta Papa olmak üzere bütün Hıristiyan devletlerini telaÅŸlandırıyordu. Osmanlı Devleti, Bulgaristan ve Sırbistan’ı fethederek, Tuna boylarına ve Macar Krallığı hudutlarına dayanmıştı. DoÄŸu Hıristiyanlığının temsilcisi Bizans KayserliÄŸi küçültülüp, İstanbul ve çevresi surların içine sıkıştırılarak, Anadolu ve Trakya’dan kuÅŸatılmış vaziyetteydi. Osmanlı akıncılarının, Bosna ve Arnavutluk’a yaptıkları akınlarla fethedilen bölgelere yerleÅŸmeleri, Boyana Nehri ve Drac Limanına doÄŸru yayılmaları, Latinleri ve buralarda nüfuz sahibi Venediklileri de telaÅŸlandırdı. Bundan baÅŸka, Ege denizi sahilindeki beylikleri elde ettikten sonra, bu beyliklere mensup korsan gemilerinin faaliyetleri de bu telaÅŸlarını artırıyordu. Ancak, asıl tehlikeyi hisseden, Macarlardı. Kralları Sigismund ile Bizans Kayseri İkinci Manuel’in, Avrupa’dan yardım isteyerek Papa Dokuzuncu Bonifacius’u bir Haçlı seferine davet etmeleri, tahtlarını tehlikede gören kralları, ÅŸato, mâlikâne sahibi derebeyleri, Hıristiyan keÅŸiÅŸ, papaz ve İslâm hilâlinin Haçlı salîbini ezeceÄŸi kuÅŸkusuna kapılanları harekete geçirdi.
Bütün Avrupa milletleri silaha sarıldı ve İngiltere ile Fransa arasındaki harbe son verildi. Fransa, İngiltere, İskoçya, Almanya, Polonya, Bohemya, Avusturya, Macaristan, İtalya, İsviçre, Belçika ve diğer Avrupa memleketlerinden ve Venediklilerle Rodos şövalyelerinden meydana gelen 120.000 kişilik büyük bir ehl-i salîb (Haçlı) ordusu toplandı.
Harekete geçen Haçlılar, Macaristan’dan itibaren iki kola ayrıldı. Macar kralı Sigismund’un idaresindeki asıl büyük kol, önce Sırbistan istikametinde yürüyerek Tuna Vadisine ulaÅŸtı ve nehrin sol sahilini takip ederek Osmanlı toprağına girdi. Sonra Tuna’yı geçerek Vidin, Orsava ve Rahova ÅŸehirlerini zaptederek, buralardaki Türkleri kılıçtan geçirdiler. Sonra da NiÄŸbolu önüne geldiler.
Nevers kontu Jan’ın idaresindeki Fransızlar, Budin’den sonra Erdel üzerinden Eflak’a geçerek, Eflak voyvodası ile birlikte NiÄŸbolu’da diÄŸer kuvvetlerle birleÅŸti.
Haçlılar ilerlerken, Katoliklik taassubuyla, Balkanların Ortodoks Hıristiyanlarını da öldürüp mallarını yağma ettiler. Osmanlıların müsamahalı idaresine bağlanan Balkanların yerli Hıristiyan ahalisi; can, mal, ırz tecavüzüne uğrayarak, çok zarar gördü.
NiÄŸbolu’ya gelen Haçlılar, Osmanlı kumandanlarından DoÄŸan Beyin muhafızlığındaki NiÄŸbolu Kalesini, karadan ve nehirden kuÅŸattılar. NiÄŸbolu KuÅŸatmasının on altıncı gününe kadar, Sultan Bayezid Han (Yıldırım) ve Osmanlı ordusunun görünmemesi, Haçlıları ümitlendirdi.
Macar Kralı Sigismund, burada ünlü şövalyeler, prensler ve seçme askerlerine verdiÄŸi zafer ziyafetinde, Suriye’nin iÅŸgaliyle birlikte Kudüs’ün alınmasından bahsediyordu.
Öte yandan Avrupa’daki Haçlı hazırlıklarını öğrenip, ordularının, Osmanlı hududunu geçtiklerini haber alan Sultan Bayezid Han ise, İstanbul kuÅŸatmasını tehir ederek, kuvvetlerini Edirne’de topladı. Kara TimurtaÅŸ PaÅŸa ile ÅŸehzadelerinin kumandasındaki Anadolu askerleri süratle toplanarak BoÄŸazlardan geçip, Edirne’de PadiÅŸaha yetiÅŸtiler. Rumeli askerleri de Edirne’de Bayezid Hana katılmışlardı. Yıldırım Bayezid Han, adına yakışan bir süratle Tuna boylarına doÄŸru yürüdü. Osmanlı ordusu, Filibe-Şıpka Geçidi yoluyla NiÄŸbolu’ya ilerlerken, Tırnova’da gıda maddeleri tedarik eden Haçlılarla karşılaÅŸtı. Bunlar esir alındı. Kaçanlar, Osmanlı ordusunun süratle geldiÄŸi haberini ulaÅŸtırdılar. Bu beklenmeyen bir durumdu. MareÅŸal Bubiko, Bayezid Hanın, Tırnova’ya gelebileceÄŸine bir türlü ihtimal veremiyordu. Türklerin harp kabiliyetlerini iyi bilen Kral Sigismund, haberin doÄŸruluÄŸunu tetkik için, ileriye keÅŸif kuvvetleri gönderdi. Bayezid Hanın Gazi Evrenos kumandasındaki öncüleri, Sigismund’un keÅŸif kollarını tesirsiz hâle getirdiler. Osmanlı ordusu, NiÄŸbolu’nun on kilometre kadar güneyine sokuldu. Cephesini kuzeye vererek ordugâh kurdu.
NiÄŸbolu’ya yaklaÅŸan Osmanlı ordusu, keÅŸif kollarıyla ovaya yayılmaya baÅŸlamıştı.
Birdenbire Osmanlı ordusunu karşılarında gören Haçlılar silâhbaşı ettiler. Kral Sigismund, derhal bir harp dîvânı toplayıp muharebe nizamını tespit etti.
25 Eylül 1396 sabahı, Avrupa’nın dört köşesinden toplanmış 120 000 kiÅŸilik Haçlı ordusu ile bunun yarısı miktarındaki Osmanlı ordusu karşı karşıya geldikleri zaman, Osmanlı ordusunun harp nizamı şöyleydi:
Birinci hatta Saruca Paşa kumandasında hafif piyadeleri teşkil eden azap askerleri, solda şehzâde Süleyman Çelebi kumandasında Rumeli askeri, sağda Şehzâde Mustafa Çelebi ve Anadolu beylerbeyi Kara Timurtaş Paşa kumandasında Anadolu askeri, ortada yeniçeriler vardı. Timarlı sipahiler sağ ve sol yanlara yerleştirilmişti. Sadrazam Ali Paşa, Rumeli beylerbeyi Firuz Bey, Malkoç Bey, sol kanattaki kuvvetlerin arasında bulunuyordu. Ön hatlara piyadeleri koyup, kesin sonucu, atlı askere bırakan Osmanlı harp nizamına mukabil, neticeyi yaya askere yükleyen Haçlı ordusu ise, önde birinci hatta atlı şövalyeler, ikinci hatta Macar kralı, sağ yanda Stefan Laskoviç kumandasında Hırvatlar, solda Voyvoda Mirça kumandasında Ulahlar olmak üzere tertibat almıştı. Ayrıca gerisini Tuna Nehrine ve kuşatmakta olduğu Niğbolu şehrine dayamıştı.
İki ordu, bu harp düzeninde karşılaÅŸtılar. Fransız süvarileri, muzaffer olmak hissiyle ilk önce taarruz ettiler. Bu taarruz, Sultan Bayezid Hanın kumanda ettiÄŸi merkez kuvvetlerine yapıldı. Merkez kuvvetlerinin önündeki hafif yaya askeri olan azapları geçtiler. Yeniçeri askeriyle karşılaÅŸtılar. Yeniçerilerin ok yaÄŸmuruna tuttuÄŸu Fransız süvarilerinin büyük bir kısmı imha edildi. Sol koldan Åžehzâde Mustafa ve Anadolu kuvvetlerinin yandan taarruzuna uÄŸradılarsa da, plan gereÄŸince, Osmanlı merkez kuvvetleri, bir miktar geri alındı. Osmanlı ordusunun geri çekiliÅŸi, Fransızların kaybını daha da arttırıp, kurulan kıskacın içine girdiler. Osmanlı harp taktiÄŸini bilen Sigismund’un tavsiyelerini dinlemeyip, daha da ilerlediler. Plan gereÄŸince, üçüncü muharebe hattı da iki kola ayrıldı. Fransızlar, Osmanlıların çekildiÄŸi tepeyi iÅŸgal edince, zafer kazandıklarını zannettikleri anda, Sultan Bayezid Hanın kumandasında olan pusudaki kuvvetlerle karşılaşınca ÅŸaşırdılar. Zafer sarhoÅŸluÄŸu ile yaya olanlar atlarına tekrar binmek istedilerse de, hilâlin kıskacı kapandığından geri dönemediler. Macar Kralı Sigismund’un, müttefiki Fransızları kurtarmak için gönderdiÄŸi kuvvetler de kayıp vererek geri çekilmek mecburiyetinde kaldı. Kıskacın içindeki Haçlı kuvvetlerinin karşı koyanları imha edilip, kalanlar esir alındı. Üç saat içinde bütünüyle periÅŸan edilen Haçlıların, en gözde birliklerine sahip Fransızların maÄŸlûbiyeti, diÄŸerlerinin taarruzuna imkân vermedi. Eflak prensi Mirça, muharebe neticesinin Haçlılar için hüsran olacağını tahmin ederek, memleketine çekildi. Karşı taarruza geçen Osmanlı ordusu, süratle Sigismund’un üzerine hücum etti. İhtiyat kuvvetlerini bile muharebeye sokan Macar kralı, Osmanlılar karşısında hiçbir baÅŸarı saÄŸlayamıyordu. Sultan Bayezid Han, kesin neticeyi almak için Osmanlı kuvvetlerinin hepsine taarruz emri verdi. Haçlılar, paniÄŸe kapılıp dağıldılar. Kalabalık Haçlı ordusu ile NiÄŸbolu’ya gelmekte iken, ordusunun muazzam sayısına bakarak; “Gök çökecek olsa mızraklarımızla tutarız” diyerek böbürlenen ve Osmanlıya atıp tutan Sigismund, Venedik kadırgasına binerek İstanbul BoÄŸazı-Marmara ve Ege Denizi yoluyla Mora’daki Modon Limanına, sonra da Dalmaçya’da karaya ayak bastı. Oradan memleketine geçti. Haçlılardan, muharebeye katılmayanlar ve kaçanlar, kendilerini Tuna Nehrine atıp boÄŸuldular. Muharebede pek çok asilzâde kumandan ve şövalye esir alındı.
BaÅŸta Papalık ve Bizans olmak üzere, bütün Hıristiyan âleminin, Osmanlıları Avrupa kıtasından atmak için, olanca imkânlarını seferber ederek hazırladıkları büyük Haçlı ordusu, Sultan Bayezid Hanın karşısında mukavemet bile edememiÅŸti. 25 Eylül 1396 tarihinde NiÄŸbolu’da kazanılan zaferle, Osmanlı himayesindeki Vidin-Bulgar Krallığına son verildi. Macaristan’a büyük bir akın yapılarak çok miktarda esir alındı. Haçlılardan alınan pek çok ganimetle, ülkede imar faaliyetleri, sosyal yardım müesseseleri ve sanat eserleri yapıldı. Esirleri önce Edirne’ye, oradan Gelibolu’ya gönderen, sonra da Bursa’ya gelince yanına getirten Sultan Bayezid Han, fidye karşılığı hepsini serbest bıraktı. Esirler arasında bulunan Korkusuz Jean ve arkadaÅŸları, “Bu andan itibaren Yıldırım Bayezid’e karşı gelmeyeceÄŸimize ve ona karşı silâh kullanmayacağımıza namus ve ÅŸerefimiz üzerine yemin ederiz” deyince, Bayezid Han; “Bana karşı silâh kullanmayacağınıza dair ettiÄŸiniz yeminleri size iade ediyorum. Gidiniz, yeniden ordular toplayınız ve bizim üzerimize geliniz. Bana bir kere daha zafer kazanmak imkânı saÄŸlamış olursunuz. Zîrâ ben, Allahü teâlânın dînini yaymak ve O’nun rızâsına kavuÅŸmak için dünyâya gelmiÅŸim” dedi.
NiÄŸbolu Zaferi, gönderilen fetihnâmelerle, ülkenin her tarafına, Asya’daki hükümdarlara, Mısır sultanlarına, Irak ve Acem beylerine, Tatar hanına, Bursa kadısına müjdelendi. Mısır’da bulunan Abbasî halifesi, kendisine gönderilen zafernâmeye verdiÄŸi cevapta, Bayezid Hana; “Sultan-ı İklim-i Rûm” unvanı ile hitap etti. O günden itibaren, Osmanlı hükümdarlarına sultan denilmesi âdet oldu.