





![]() | Bugün | 232 |
![]() | Dün | 335 |
![]() | Bu Hafta | 232 |
![]() | Gecen Hafta | 1975 |
![]() | Bu Ay | 1623 |
![]() | Gecen Ay | 4882 |
![]() | Toplam | 305663 |
| 14607 Toplam | |
| 0 Bugun | |
| 0 Bu Hafta | |
| 1 Bu Ay | |
| 7 Bu Yil |
Berlin AntlaÅŸması'na dayanarak, Türk yaÄŸmasından Teselya ile Arta kazasını ele geçiren Yunanistan, bu sefer de Yanya vilâyetiyle Girit’e göz dikmiÅŸti. Bu bölgede halkın üçte ikisini meydana getiren Rumlar, daimî olarak Yunanlılar tarafından Osmanlılar'a karşı kışkırtılmaktaydılar. Çıkan ayaklanmaların Türkler tarafından bastırılması, Yunanlıların daha çok hoÅŸuna gidiyor ve bu kez de Avrupa devletlerini, Rumlar eziliyor bahanesiyle tahrik ediyorlardı.
Nitekim 3 Åžubat 1897’de Girit’te Hıristiyanların soykırıma tâbi tutulduÄŸu iddiasıyla, Avrupalı devletler, Girit sularına zırhlılar göndermiÅŸlerdi. Bu zırhlılar, aynı zamanda Türk-Yunan çatışmasına engel olacaklardı. Ne yazık ki Albay Vassos komutasındaki Yunan filosu, Girit’e çıkarma yaparken, bunlar sadece seyrettiler. Ancak, son derece tedbirli hareket ederek Avrupa devletlerini yanına çekmeyi baÅŸaran Sultan İkinci Abdülhamid Han, onlara ortak abluka teklifi yaptı ve kabul edildi.
Girit’in elden çıkmasına sinirlenen Yunanlılar, Teselya ve Makedonya’daki Osmanlılara saldırmaya baÅŸladılar. Nihayet Osmanlı hükümeti de 17 Nisan 1897’de Yunanistan’a harp ilan etti. İki taraf kuvvetleri arasında, esaslı bir fark yoktu. Ancak, Yunanlıların bilhassa arızalı bölgelerde Osmanlı ordusunu uÄŸraÅŸtıracağına ve bilhassa Dömeke mevkiinde ağır kayıplar verdireceÄŸine ihtimal verilmekteydi. Osmanlı kuvvetleri, Müşir Edhem PaÅŸa komutasında 45.000 kiÅŸilik Osmanlı askerine karşılık, Kralın kardeÅŸi Konstantin’in kumanda ettiÄŸi Yunan ordusu ise 40.000 kiÅŸilik bir kuvvetten meydana geliyordu.
18 Nisanda Milano mevkiindeki savaşı, Osmanlılar kazandılar. Ancak, savaşın ağır cereyan etmesi üzerine, büyük devletlerden her an gelebilecek bir müdahaleye fırsat vermemek için Sultan İkinci Abdülhamid Han, yıldırım harbi istediÄŸini Edhem PaÅŸaya bildirdi. Bu durum üzerine, 25 Nisan’da YeniÅŸehir, 26 Nisan’da Tırhala zaptedildi. Asıl vuruÅŸmanın Dömeke’de olacağı ve bu savaÅŸ sonunda, galip tarafın ortaya çıkacağı belli olmuÅŸtu. Çünkü Yunanlılar, bu müstahkem mevkie çok güvendikleri gibi, çok fazla yığınak da yapmışlardı. Savunma savaşı yapacak olan Yunanlılar, Türkleri püskürteceklerine kesin inanıyorlardı. 17 Mayıs günü, çok ÅŸiddetli geçen muharebe sonunda Osmanlılar, parlak bir zafer daha kazandı. Yunan ordusu tamamen dağıldı. Yunan baÅŸkomutanı, gece karanlığından yararlanarak, canını zor kurtarabildi.
Artık, Osmanlı ordusunun Yunan baÅŸkentine girmesine engel olacak, ciddî bir mukavemet beklenemezdi. Lâkin Yunanlıların imdadına, burada da, Avrupa’nın büyük devletleri yetiÅŸti ve 20 Mayıs 1897’de, Türk ordusunun fethettiÄŸi yerler, elinde kalmak ÅŸartıyla, mütareke imzalandı. Türk-Yunan Harbi, Sultan İkinci Abdülhamid Hanın, dünya politikasında ve iç politikada itibarını artırmış ve Osmanlı toplumunun maneviyatı yükselmiÅŸtir.