





![]() | Bugün | 95 |
![]() | Dün | 297 |
![]() | Bu Hafta | 743 |
![]() | Gecen Hafta | 1975 |
![]() | Bu Ay | 2134 |
![]() | Gecen Ay | 4882 |
![]() | Toplam | 306174 |
| 14607 Toplam | |
| 0 Bugun | |
| 0 Bu Hafta | |
| 1 Bu Ay | |
| 7 Bu Yil |
24 Nisan 1877’de Ruslar, Osmanlı Devleti'ne savaÅŸ ilan etmiÅŸler, batıda Tuna boyundan ve doÄŸuda Kars cihetinden saldırıya geçmiÅŸlerdi. DoÄŸu cephesinde ordumuzun baÅŸkumandanlığını Gazi Ahmed Muhtar PaÅŸa yapıyordu. Kabiliyetli ve cesur bir asker olan Ahmed Muhtar PaÅŸa, Kars’ı alan Rus ordusu karşısında askerini muhafaza ederek programlı bir ÅŸekilde Erzurum’a çekilmiÅŸti. Bu çekilme sırasında yaptığı Halyaz, Zivin, Gedikler ve Yahniler meydan savaÅŸlarında zafer kazanmış, hatta Sultan İkinci Abdülhamid Han tarafından taltif görerek “Gazi” unvanını almıştı. Askerimiz, kuvvet ve teçhizat yönüyle üstün Rus ordusu karşısında, silah ve yiyecek bakımından iyi ÅŸartlarda olmaması sebebiyle, Erzurum’a kadar çekilmeye mecbur kalmıştı.
Erzurum’a yaklaÅŸan Rus ordusu kumandanı, Ahmed Muhtar PaÅŸaya elçi göndererek teslim olmasını istedi. PaÅŸa, komutanları ile yaptığı istiÅŸareden sonra “kesinlikle hayır” cevabını verdi. Teslim teklifi ÅŸehirde duyulmuÅŸ, halk galeyana gelmiÅŸti. ÇocuÄŸundan ihtiyarına, kadınından hastasına kadar halkın, kanlarının son damlasına kadar Moskof kâfirlerine karşı savaşıp, vatan ve namuslarını, ÅŸehid oluncaya kadar müdafaa edeceklerine karar aldıklarını, Gazi Ahmed Muhtar PaÅŸaya bildirmiÅŸlerdi. Göz yaÅŸlarını tutamayan kumandan, heyet baÅŸkanının alnından öptükten sonra, Sultan İkinci Abdülhamid Hanın gönderdiÄŸi telgrafı gösterdi. PadiÅŸah, telgrafında; “Åžu anda bulunduÄŸunuz yer, Asya’nın en mühim noktası ve düşmanın göz diktiÄŸi yerdir. Bu sebeple Erzurum’u büyük bir tehlike beklemektedir. Allahü teala muhafaza eylesin, epeydir ordumuzda görülen dağılma ve çöküntüler bu sefer de meydana gelir, Erzurum’a bir zarar olur, istilaya duçar olursa, böyle elemli bir olayın devletimizin maddi ve manevi varlığında açacağı yarayı size anlatmaya lüzum yoktur. Åžu halde, asıl iÅŸ görecek ve devletin üzerindeki nimet hakkını gözetip, milletimizin sizden beklediÄŸi ÅŸerefi ispat edecek gün bugündür. Namus ve ÅŸerefimizi muhafaza edemezsek, bu, kıyamete kadar tarihimizden silinmeyecek ve askerlik ÅŸerefimize sürülmüş acıklı bir leke olacaktır...” diyordu.
Bu telgraf, halka duyuruldu. Herkes balta, satır, kılıç, süngü, tüfek, tabanca ne bulduysa tedbirini alıp büyük bir heyecan içinde, Rusların Erzurum’a yaklaÅŸmasını bekliyordu. Bu arada halkın içinde gizliden gizliye faaliyet gösteren Osmanlıyı içten vurmaya çalışan Ermeni ve Yahudiler, menfi propaganda yaparak halkın savaÅŸ azmini kırmaya çalıştılar. Teslim olunduÄŸunda can ve mal emniyetinin olacağını, aksi halde herkesin kılıçtan geçirileceÄŸini söyleyerek Rusların vaatlerini tekrar ediyorlardı. Fakat, buna aldıran olmadı. Ne pahasına olursa olsun savaÅŸacaklardı!..
Gazi Ahmed Muhtar Paşa da, savunma tedbirlerini almış, tabyalara güvendiği komutanları vazifelendirmişti.
Anadolu içlerine doÄŸru yürümelerine, Erzurum’u tek engel olarak gören Rusların baÅŸlıca gayesi, ÅŸehri ele geçirmekti. Ayrıca, yerli Ermeni ve Yahudilerden de faydalanıyorlardı. Hacibey adlı bir hainin kumandasında, 8 Kasımı 9 Kasıma baÄŸlayan gece, saat ikide harekete geçen düşman, Aziziye Tabyasına baskın düzenledi.
Baskın için, Müdürge ve Tasmahur köylerinin Ermenilerini ve Vank kilisesi papazlarını kullandılar. Müslüman kılığına giren ve Osmanlıca'yı çok iyi bilen bu hainlerin yardımıyla Vank Deresindeki nöbetçileri şehid ettiler. Büyük bir sessizlik içinde, Aziziye Tabyasına girerek ikinci ve üçüncü kesimlerinde uyuyan yüzlerce askerimizi şehid ettiler. Tabyanın birinci kesimi, biraz kenarda kalıyordu ve komutanları kaymakam (Yarbay) Bahri Bey, uyanıktı. İkinci ve üçüncü kesimlerdeki gürültüyü işitmiş, baskına uğradıklarını anlamıştı. Derhal silah başı ederek, şiddetli bir müdafaaya başladı. Türk askerini toplu katliamdan kurtaran kaymakam Bahri Bey, yaralanmasına rağmen, bunu askerden gizleyerek müdafaaya devam etti.
Gece yarısı, top ve tüfek seslerini duyan Erzurumlular, müezzinin; “Ey Erzurumlular! Ey ahali!.. Moskof kâfirleri Aziziye’yi bastı. Allah’ını seven, eli silah tutan herkes, askerimizin yardımına koÅŸsun!... Vatanını seven yetiÅŸsin!..” nidası üzerine, gece karanlığında sokaklara döküldüler. Bunlar arasında, Nene Hatun da vardı.
Askerini silah başı eden Gazi Ahmed Muhtar PaÅŸa, Aziziye istihkâmından, telgrafla haber almaya çalışıyor, fakat; “Harb oluyor!..” cevabından baÅŸka bir ÅŸey öğrenemiyordu. PaÅŸa, üç tabur alarak Topdağı’na çıktı. Oranın kumandanı Müşir Hasan Tahsin PaÅŸa ile birleÅŸti. Ortalık iyice aydınlandıktan sonra, Aziziye istihkâmlarından birinde ÅŸiddetli çarpışmaların olduÄŸunu, diÄŸer iki tabyada ses seda çıkmadığını gördü. Ahmed Muhtar PaÅŸa, Kaptan Mehmed PaÅŸa kumandasındaki iki tabur askeri, Aziziye’ye gönderdi. Kaptan Mehmed PaÅŸa, askerleriyle Aziziye istihkâmının ortasındaki kışlaya doÄŸru yaklaşınca, Ruslar tarafından ele geçirilmiÅŸ olan kışlanın mazgallarından ÅŸiddetli bir tüfek ateÅŸine tutuldu. Bunun üzerine Kaptan Mehmed PaÅŸa, kışlayı kuÅŸattı. Üçüncü kısımda çarpışma hâlâ devam ediyordu. Artık, Erzurum halkı da yetiÅŸmiÅŸti. Hücum ederek istihkâmın içine girdiler. Düşmanla muharebe, göğüs göğüse cereyan ediyordu.
Bu arada, tabyanın birinci kısmından hâlâ çarpışmaya devam eden Bahri Beyden, Ahmed Muhtar PaÅŸaya; “Gece, baskın anında yaralandığını, askere belli etmeden çarpışmaya devam ettiÄŸini, acele yardıma gelinmesini” bildiren bir haber geldi. Yardıma gönderilen Kaptan Mehmed PaÅŸa ve halk, Bahri Beyin bulunduÄŸu kısma geçti. İki ateÅŸ arasında kaldığını gören düşman, bozguna uÄŸrayarak kaçmaya baÅŸladı. Halk ve asker takibe baÅŸladılarsa da, Rusların ateÅŸi karşısında durakladılar. Hadiseyi dikkatle takip eden Topdağı’ndaki istihkâmlarımız, Ruslara karşı ateÅŸe baÅŸladılar. Bu durum karşısında, baÅŸarı elde edemeyeceklerini anlayan Ruslar, geri çekildiler.
O gün Aziziye kurtarılmış, asker ve halktan 1000 civarında şehid verilmiş, 2300 civarında Rus öldürülmüştü.