Yougames - Joomla Gaming Portal Template

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

En Sevilenler

  • Åžehit Resimleri
  • Teröristlerin Öldürülme Görüntüleri
  • TuÄŸralar
  • YEMEN ÅžEHİT LİSTESİ
  • ÅžEHİT VE GAZİ YAKINLARINA SAÄžLANAN EĞİTİM-ÖĞRETİM HAKLARI
You are here:  
AddThis Social Bookmark Button

Üye Giriş






Kullanıcı Adı/Şifremi Unuttum?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ana Menü

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

VİDEOLAR

  • Kendi Kliplerim
  • DiÄŸer Videolar

ŞEHİTLER BÖLÜMÜ

  • Åžehit Bilgileri
  • Åžehit Resimleri
  • Åžehit Åžiir ve Mektupları
  • Åžehit Sırlı Olayları
  • Kahramanlar
  • Çanakkale Åžehitleri
  • Åžehitlerimizin Hayat Hikayeleri
  • Åžehit ve Gazi Hakları
  • Çanakkale Åžehitleri

Atatürk

  • Hayatı
  • İlkeleri
  • Devrimleri
  • Anıtkabir
  • Kronolojisi
  • DiÄŸer Bilinmeyenler

Türk Tarihi

  • Genel Türk Tarihi
  • Hanlıklar
  • Büyük Devletler
  • Türk Devletleri
  • Atabeylikler
  • Beylikler
  • Türk Boy Ve Kavimleri
  • SavaÅŸ Ve Seferler
  • Türk Destanları
  • TÜRK Dili Ve Edebiyatı

Osmanlı Tarihi

  • PadiÅŸahlar
  • Kronoloji
  • Albüm
  • Olaylar
  • Mekanlar
  • Kesitler
  • KiÅŸiler
  • Seçtiklerimiz

Askerlik

  • Asker Resimleri
  • Bayrak Resimleri
  • Vatan ve Asker Åžiirleri
  • Kahraman Mehmetcikler

Müzik Kutusu


PopUp MP3 Player (New Window)

Ziyaretci Sayısı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün778
mod_vvisit_counterDün574
mod_vvisit_counterBu Hafta3250
mod_vvisit_counterGecen Hafta3684
mod_vvisit_counterBu Ay12888
mod_vvisit_counterGecen Ay14877
mod_vvisit_counterToplam361544

Çevrim içi: 12
Sizin IP: 38.107.179.219
,
Bugün: May 24, 2012
Visitors Counter

Toplam Üye

14678 Toplam
0 Bugun
3 Bu Hafta
7 Bu Ay
32 Bu Yil

Balkan Savaşları

Salı, 01 Eylül 2009 10:28 Türk Tarihi - Savaşlar ve Seferler
e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Balkan Savaşları
Osmanlı Devletinin Balkanlar’daki dört devlete karşı yaptığı savaÅŸlar.

Birinci Balkan Savaşı

1789 Fransız İhtilâlinin dünyaya yaydığı milliyetçilik akımı neticesinde, imparatorluklar dahilinde bulunan milletler, bağımsızlık için harekete geçmişler ve bazı devletlerin destek ve yardımları ile ayaklanmışlardı. Osmanlı tarihinde 19. yüzyıl, bu tür ayaklanmalar dönemidir. Balkan Yarımadasında çok çeşitli milletler yaşadığı için, milliyetçi ayaklanmalar, en fazla burada görüldü.

Balkanlarda çıkan ayaklanmaları, daha çok 17. yüzyılda geliÅŸmeye baÅŸlayan ve en büyük gayesi, Baltık Denizine ve özellikle Akdeniz’e çıkmak olan Rusya kışkırtıyordu. Akdeniz’e inmek için önce Karadeniz’i, sonra İstanbul ve Çanakkale boÄŸazlarını ele geçirmesi gerekiyordu. İşte Rusya, bu gayeye ulaÅŸmak için her yola baÅŸvurmaktan geri kalmamıştır. Bu yollardan biri de ırk ve din bakımından akraba olduÄŸu Balkan prensliklerini alet olarak kullanıp, bu genç devletleri Osmanlı Devleti'nin varlığını sona erdirmeleri için kışkırtmaktı. Osmanlılar, Trablusgarp’ta savaşırlarken, Sırbistan’ın baÅŸkenti Belgrat’taki Rus elçisi harekete geçerek, Balkanlarda Osmanlı Devletinin elinde kalan son toprak parçalarının Sırbistan ile Bulgaristan arasında paylaşılması için teÅŸebbüste bulundu. Buna karşılık Sırbistan, Bulgaristan’ı bir tarafa iterek kendi menfaatlerini temin için Babıali ile anlaÅŸmaya uÄŸraşıyordu. Balkan devletleri arasındaki menfaat çatışmalarından gafil olan zamanın İttihat ve Terakki hükümeti, Sırbistan’ın bu çok müsait teÅŸebbüslerine aldırış bile etmedi. Üstelik, İkinci Abdülhamid Han'ın Balkan ülkelerinin birleÅŸmesini önlemek için tahrik ettiÄŸi kilise ihtilafı, çıkarılan ittihad-ı anasır kanunuyla halledildi. Bu durum ise, Bulgaristan ve Yunanistan’ın arasındaki ihtilafı çözdüğü için, ÅŸimdi her ikisi için de ortak düşman, Osmanlı Devleti olmuÅŸtu. Neticede kısa bir müddet için önce Sırbistan ve Bulgaristan arasında kurulan ittifaka KaradaÄŸ ve Yunanistan da katıldı. Böylece Balkanlarda Osmanlı Devletine karşı harekete geçme hazırlıkları tamamlanmış oldu.

Bu sırada Türk ordusu subayları iki partiye ayrılmış durumdaydı. Hükümet ise, Rusların Balkanlarda savaÅŸa müsaade etmeyeceÄŸi hususundaki yalan teminatına inanmıştı. Nitekim Sofya elçiliÄŸinden hariciye nazırı olan Asım Bey, 15 Temmuz’da, Meclis-i Mebusan'da; “Balkanlardan imanım kadar eminim!” tarihi cümlesini ihtiva eden bir nutuk söyleyerek, harp ihtimalinin bulunmadığını iddia etmiÅŸti. Ayrıca Asım Beyin yerine gelen yeni Hariciye Nazırı Ermeni Gabriel Noradingiyan da Rusya’nın teminatının kesin olduÄŸunu hükümete bildirmiÅŸti. Bu inandırıcı teminatlar neticesinde Rumeli’ndeki en iyi 120 tabur asker terhis edilmiÅŸti.

Balkan devletleri ittifaktan sonra Osmanlı Devletine isteklerini bildirdiler. Bu ittifaktan haberi olmayan İttihatçılar, savaÅŸ için yüksek öğrenim talebesini kışkırtarak, Babıali önünde “Harb” diye bağırtmış ve hükümet aleyhinde nümayiÅŸ yaptırmışlardı. Harbin kolay geçeceÄŸini zannediyorlardı. Halbuki müttefikler, Türkiye’ye karşı uygulayacakları savaşı ve taksim projelerini en ince teferruatına kadar tespit etmiÅŸlerdi.

8 Ekim 1912’de KaradaÄŸ PrensliÄŸi, Osmanlı Devletine savaÅŸ açtı. Onu 18 Ekim’de Bulgaristan ve Sırbistan, birkaç gün sonra da Yunanistan takip etti.

İkmal ve Levazım TeÅŸkilatının bozulduÄŸu Osmanlı ordusu, seferberliÄŸini çok geç yapabildi. Terhis edilip Anadolu’ya gönderilen 120 taburu, savaşın sonunda bile yeniden silah altına alamadı.

Bulgaristan’a karşı çıkacak kuvvetler 5 kolordu halinde, “Åžark Ordusu” namıyla toplandı ve Birinci Ferik Abdullah PaÅŸanın kumandasına verildi. Edirne mevkiindeki bağımsız kuvvetler Şükrü PaÅŸa'nın emrindeydi. Yunanistan’a karşı, Selanik’te bir kolordu ve Yanya Kalesindeki kuvvetler bırakılmıştı. KaradaÄŸ’a karşı kuvvetler İşkodra Kalesinde toplanmıştı. Sırbistan’a karşı Makedonya’yı “Garb Ordusu” kumandanı müstakbel sadrazam Birinci Ferik Ali Rıza PaÅŸa savunacaktı.

Savaşı idare kabiliyetinden mahrum Nazım PaÅŸanın hiçbir hazırlığı olmayan orduyu, hemen Bulgarlara karşı taarruza geçirmesiyle hezimet baÅŸladı ve artık arkası alınamadı. Osmanlı orduları, Bulgarlara karşı bütün Trakya’yı bırakarak, Çatalca’ya kadar çekilmek zorunda kaldığı gibi, Sırbistan’a karşı Kumova'da yenilmiÅŸti. 6 Kasım’da Preveze’yi alan Yunanlılar, Veliahd Konstantin idaresindeki büyük kuvvetlerini Selanik üzerine gönderdiler. Selanik’i savunmakla görevli jandarma paÅŸası Tahsin PaÅŸa, tek silah atmadan, muazzam kolordusunu bütün silahları ile beraber Yunanlılara teslim etti. Sultan İkinci Abdülhamid Han devrinde ihtilas (devlet malını zimmetine geçirmesi) suçu tespit edilmiÅŸ olan Tahsin PaÅŸa, o devirde menkub (rütbe ve haysiyetten düşmüş) olduÄŸu gerekçesiyle, Selanik kolordusunun başına getirilmiÅŸti. Bütün Kuzey Arnavutluk da Sırp-KaradaÄŸlılar tarafından iÅŸgal edildi.

Selanik’in düşmesinden 8 gün önce, artık “Hakan-ı sabık” diye anılan Sultan İkinci Abdülhamid Han, İstanbul’a getirilmiÅŸti. Sultan Abdülhamid Hanı Selanik’ten almaya, nazırlarından Vezir Damat GermiyanoÄŸlu, Arif Hikmet ve Damat ÇavdaroÄŸlu Mehmed Åžerif paÅŸalar gitmiÅŸlerdi. Sultan Abdülhamid Han'ın, muhafızlarının yanında, ikisi de bilgin ve deÄŸerli eserler sahibi damatlarıyla konuÅŸması meÅŸhurdur. Gazete okuması yasak olduÄŸu için, kulaktan aldığı bilgi dışında, siyasi durumu etraflı bir ÅŸekilde bilmeyen “Sabık Hakan”, dört Balkan devletinin ittifakına ve bu ittifakın haber alınmamasına hayret etmiÅŸtir. Makedonya’da kiliseler meselesinin İttihatçılar aracılığıyla ortadan kaldırıldığını öğrenince, Balkanların ittifakını bununla izah etmiÅŸ, fakat ittifakın öğrenilmesi karşısında elçilerin, ataÅŸelerin ne iÅŸ yaptıklarını sormuÅŸtur. “Allah, bu hallere sebep olanları, Kahhar ismiyle kahretsin; devleti batırdılar!” diyerek büyük bir teessürle gemiye binmiÅŸtir.

Selanik’i ele geçiren Yunanlılar, daha sonra Ege adalarından Bozcaada, Limni, Somatraki ve TaÅŸoz adalarını iÅŸgal ettiler.

22 Ekim 1912 tarihinden beri Şükrü PaÅŸa kumandasında Edirne’yi müdafaa eden Osmanlı birlikleri, İstanbul ile baÄŸlantı kesik olduÄŸu için silah, mühimmat noksanlığı ve açlık gibi sebeplerle teslim olmak zorunda kaldılar.

Üst üste gelen maÄŸlubiyetler üzerine Osmanlı Devleti, Bulgaristan’a müracaat ederek ateÅŸkes istedi. Böylece 3 Aralık 1912’de imza edilen ateÅŸkes antlaÅŸması (mütareke) ile silahlı çatışma durmuÅŸ oldu. Balkan devletleri ile Osmanlı Devleti arasında antlaÅŸma, 30 Mayıs 1913’te Londra’da imzalanmıştır. Bu barış antlaÅŸması ile Osmanlı Devleti, Ege adalarının durumunun tayinini ve Arnavutluk’un sınırlarının çizilmesi iÅŸini büyük devletlere bırakmakta, Girit’i hukuken Yunanistan’a terk etmekte ve Midye-Enez hattının batısında kalan toprakları da Balkan devletlerine vermekte idi. Bu antlaÅŸma ile kendisini kahramanca savunmasına raÄŸmen yiyecek sıkıntısından düşman eline geçen Edirne de Bulgaristan sınırları içerisinde kalıyordu. Böylece Bulgaristan, Kavala ve DedeaÄŸaç arasındaki toprakları da alarak Ege Denizine ulaşıyordu.

2500 yıllık Türk tarihinin büyük felaketlerinden biri olan Balkan Savaşında Türkler, Anadolu’dan sonra ikinci anayurt haline gelmiÅŸ olan Rumeli’ni bıraktılar. Rumeli, 550 yıldır Türk yurduydu. Birçok bölgede Türkler, ezici ekseriyet halindeydiler.

93 Harbi'nde görülen göç ve göçmen felaketinin daha ÅŸiddetlisi, Balkan Harbinde cereyan etti. Yüz binlerce Türk, bütün varlıklarını bırakarak, eriye eriye, İstanbul’a eriÅŸtiler ve Anadolu’ya dağıldılar. Balkanların, bilhassa Bulgarların yaptıkları zulüm, tüyler ürpertici idi. Onbinlerce sivil Türk, kadın, ihtiyar, çocuk ve bebekler dahil olmak üzere, her türlü iÅŸkencelerle doÄŸrandı.

İkinci Balkan Savaşı

Birinci Balkan Savaşında Osmanlı Devletinin ağır mağlubiyete uğrayıp Balkanlardan çekilmesi sonucunda, Balkanlarda siyasi bakımdan büyük bir boşluk ve dengesizlik meydana geldi. Ganimetin paylaşılmasında anlaşamayan Balkan devletleri, birbirine düştüler.

Sırbistan askeri, hareket dolayısıyla Sırp-Bulgar ittifakının çizdiÄŸi ve kendisine ayırdığı arazi parçasından daha büyük bir bölgeyi ele geçirmiÅŸti. Sırpların bu arazi bölgelerini geri vermemesi anlaÅŸmazlığın düğüm noktasını teÅŸkil ediyordu. DiÄŸer taraftan Londra Konferansı'nda en büyük payı Bulgaristan’ın alması, diÄŸer müttefiklerin hoÅŸnutsuzluÄŸuna sebebiyet vermiÅŸti. Bulgarların Ege kıyısına ulaÅŸmış olmasını, Yunanlılar, sert tepki ile karşılamışlardı. Bu husus, Yunanistan ile Sırbistan’ı birbirine yaklaÅŸtırmış ve aralarında ittifak anlaÅŸması akdine sebep olmuÅŸtu. Sırbistan ile Yunanistan’ın birbirlerine yaklaÅŸtıklarını gören Bulgaristan, bu iki devlete tam hazırlıklarını yapmadan önce 29-30 Haziran 1913’te saldırdı. Ancak Bulgar ordusu, Yunanlılar ve Sırplar tarafından Makedonya’dan çıkarıldı. Bu sırada Bulgaristan’dan pay almak isteyen Romenler de savaÅŸa girdiler ve kısa zamanda Bulgar Dobruca’sını ele geçirdiler. Bulgar orduları, birkaç cephede savaÅŸmak zorunda kaldığı için yenilmeye baÅŸladı.

Osmanlı Devleti de bu fırsatı kaçırmadı ve bütün özellikleri ile bir Türk ÅŸehri olan Edirne’yi geri aldı.

Bu yenilgiler üzerine Bulgarlar, bir yandan Romanya kralına baÅŸvurarak Balkan devletleriyle, bir yandan da Babıali’ye baÅŸvurarak Osmanlı Devletiyle barış yapmak istediler.

İkinci Balkan Savaşı sonunda, Bulgaristan’la diÄŸer Balkan devletlerinin imzaladıkları 10 AÄŸustos 1913 tarihli BükreÅŸ AntlaÅŸması, Romanya ile Bulgaristan’ın yeni sınırını belirliyor, Tuna’nın güneyinde kalan önemli bir arazi parçasını, Güney-Dobruca dahil, Romanya’ya bırakıyordu.

Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında 29 Eylül 1913 tarihinde, imzalanan İstanbul AntlaÅŸması ile Bulgaristan; Kırklareli, Dimetoka ve Edirne’yi, Osmanlı Devletine geri verdi. AntlaÅŸmada Bulgaristan’da kalan Türklerin de durumu ele alınmakta, Türklerin mülkiyet haklarına saygı gösterileceÄŸi de belirtilmekteydi.

Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında imzalanan 14 Kasım 1913 tarihli, Atina AntlaÅŸması ile, Girit, kesin olarak Yunanistan’a bırakıldı. Ege adalarının ne olacağı da büyük devletlerce kararlaÅŸtırılacaktı. Büyük devletler ancak 1914 Åžubatında Londra’da bu adalardan İmroz, Bozcaada ve Meis bir yana, diÄŸerlerinin Yunanistan’a ve İtalya iÅŸgalinde olanları da İtalya’ya kalmasına karar verdiler. Ancak bu karar üzerinde henüz bir anlaÅŸmaya varılamadan, Birinci Dünya Harbi çıktı. Sırbistan’la antlaÅŸma ise 13 Mart 1914’te İstanbul’da imza edildi. Sırbistan’la Osmanlı Devletinin artık ortak sınırı olmadığından, sadece Sırbistan’da kalan Türklerin durumları düzenlenmiÅŸtir.

Böylece, Sultan İkinci Abdülhamid Hanın 1909’da tahttan indirilmesinin üzerinden henüz dört yıl geçmeden, Osmanlı İmparatorluÄŸu, Afrika ile ilgisini kesmiÅŸ, Balkanlarda ağır toprak kaybına uÄŸramış, Bulgaristan’dan geri aldığı Edirne ile DoÄŸu Trakya’da kalabilmiÅŸtir.

AddThis Social Bookmark Button
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Gönder (Ctrl+Enter)
İptal
JComments
Copyright © 2009 Sehit tema.Yeni tasarim tema; |  Web Tasarim Tema Yapimci ByVATAN
RSS|Byvatan Radyo|Sitemizi Oner;| Yukari Cik