Yougames - Joomla Gaming Portal Template

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

En Sevilenler

  • Åžehit Resimleri
  • Teröristlerin Öldürülme Görüntüleri
  • TuÄŸralar
  • YEMEN ÅžEHİT LİSTESİ
  • ÅžEHİT VE GAZİ YAKINLARINA SAÄžLANAN EĞİTİM-ÖĞRETİM HAKLARI
You are here:  
AddThis Social Bookmark Button

Üye Giriş






Kullanıcı Adı/Şifremi Unuttum?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ana Menü

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

VİDEOLAR

  • Kendi Kliplerim
  • DiÄŸer Videolar

ŞEHİTLER BÖLÜMÜ

  • Åžehit Bilgileri
  • Åžehit Resimleri
  • Åžehit Åžiir ve Mektupları
  • Åžehit Sırlı Olayları
  • Kahramanlar
  • Çanakkale Åžehitleri
  • Åžehitlerimizin Hayat Hikayeleri
  • Åžehit ve Gazi Hakları
  • Çanakkale Åžehitleri

Atatürk

  • Hayatı
  • İlkeleri
  • Devrimleri
  • Anıtkabir
  • Kronolojisi
  • DiÄŸer Bilinmeyenler

Türk Tarihi

  • Genel Türk Tarihi
  • Hanlıklar
  • Büyük Devletler
  • Türk Devletleri
  • Atabeylikler
  • Beylikler
  • Türk Boy Ve Kavimleri
  • SavaÅŸ Ve Seferler
  • Türk Destanları
  • TÜRK Dili Ve Edebiyatı

Osmanlı Tarihi

  • PadiÅŸahlar
  • Kronoloji
  • Albüm
  • Olaylar
  • Mekanlar
  • Kesitler
  • KiÅŸiler
  • Seçtiklerimiz

Askerlik

  • Asker Resimleri
  • Bayrak Resimleri
  • Vatan ve Asker Åžiirleri
  • Kahraman Mehmetcikler

Müzik Kutusu


PopUp MP3 Player (New Window)

Ziyaretci Sayısı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün45
mod_vvisit_counterDün297
mod_vvisit_counterBu Hafta693
mod_vvisit_counterGecen Hafta1975
mod_vvisit_counterBu Ay2084
mod_vvisit_counterGecen Ay4882
mod_vvisit_counterToplam306124

Çevrim içi: 10
Sizin IP: 38.107.179.216
,
Bugün: Şub 08, 2012
Visitors Counter

Toplam Üye

14607 Toplam
0 Bugun
0 Bu Hafta
1 Bu Ay
7 Bu Yil

Yörükler

Pazar, 23 Ağustos 2009 23:52 Türk Tarihi - Türk Boy Ve Kavimleri
e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Yörükler
Anadolu ve Rumeli’de göçebe olarak yaÅŸayan, geçimlerini hayvancılıkla saÄŸlayan ve mevsimlere göre ova veya yaylalarda kurdukları çadırlarda oturan OÄŸuz Türklerine verilen ad. Bunlara, Türkmenler adı da verilir. “Cesur, muhârip, iyi yürüyen, eli ayağı saÄŸlam” gibi mânâları ifade eden “Yörük” kelimesi yerine, “yürük” kelimesi de kullanılır. Umumî olarak konar-göçer hayat yaÅŸayan bütün topluluklar için kullanılan bu isim, daha çok göçebe OÄŸuz boyları için alem (özel isim) olmuÅŸtur.

On birinci yüzyılda Orta Asya’dan göç eden ve göçebe hayat yaÅŸayan OÄŸuzlar, İran’dan geçerek, Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu’ya geldiler. Burada da eski hayat tarzlarını aynen devam ettirdiler. İlk zamanlar Türkmen adıyla anılan OÄŸuzların bir kısmı yerleÅŸik hayata geçti. Anadolu’nun İslâmlaÅŸtırılıp TürkleÅŸtirilmesi sırasında, OÄŸuz boyları, Anadolu’nun her tarafına yayıldı. Bir kısmı yerleÅŸik hayata geçerek Türkmen adını aldı, bir kısmı da göçebe hayatını sürdürüp Yörük ismiyle anıldı.

Anadolu Selçukluları ve beylikleri dönemlerinde, Yörüklerden, askerî güç olarak faydalanıldı. Selçuklular ve Osmanlılar, Yörükleri sistemli bir ÅŸekilde topraÄŸa yerleÅŸtirmeye çalıştılar. Orhan Gâzi ve Yıldırım Bayezid devirlerinde, geçitlerin, derbentlerin korunması, Yörüklere yaptırıldı. Osmanlıların Rumeli’ye geçiÅŸinden sonra, Yörüklerin önemli bir bölümü de Rumeli’ye göç ettirildi. Sultan Birinci Murad Han zamanında, Saruhan’dan, Serez taraflarına kalabalık gruplar hâlinde sevk edilen Yörükler, iskân edildikleri yeni bölgelerde, yabancı unsurlar arasında bir dayanak noktası teÅŸkil ettiler ve ileride yapılacak fetihlere yardımcı oldular. Yörüklerin Rumeli’ye geçirilmeleri, Yıldırım Bayezid Han devrinde daha yoÄŸun bir ÅŸekilde devam etti.

Sultan İkinci Murad Han ve Fatih Sultan Mehmed Han zamanlarında, yeni fethedilen yerlere, çok Yörük nüfus nakledildi. Fatih Kanunnâmesi’nde Yörüklere, diÄŸer ahaliye göre bazı vergi muafiyetleri tanındı. Fatih Kanunnâmesi’nde, Yörüklerin, aÄŸnam (koyunlar) resmî mükellefi ve askerlikle mükellef oldukları belirtildi. Orduda yardımcı kuvvet olarak vazife alan Yörükler, Kanunî devrinden itibaren, daha çok imar ve muhafaza hizmetlerinde kullanıldı. Bulundukları coÄŸrafî mevki itibariyle çeÅŸitli hizmetler gören Yörükler, sahillerde gemi malzemesi temini ve gemi yapımında; derbentlerde ve ana güzergâhlarda yol emniyeti, tamir, muhafaza, köprü inÅŸası ve menzillere zahire toplanması ve korunmasında; madenlerde, ordunun nakliye iÅŸlerinde ve devletin kalelerinin onarımlarında da istihdam edildiler. Yörüklerin, geçtikleri yerlerde kalabilecekleri, yaylak ve kışlak alanları belirlendi.

Yörüklerin Rumeli’ye geçirilmesi ve fethedilen yerlere yerleÅŸtirilmesi, daha sonra Osmanlı Devletinin umumî bir siyaseti oldu. Ancak, sonraki devirlerde, Yörüklerin Rumeli’ye yerleÅŸtirilmesi yavaÅŸladı. Fakat 18. yüzyılın sonlarına kadar devam etti. Bu göçlerin bir kısmı, isteÄŸe baÄŸlı olduÄŸu gibi, bir kısmı ise devlet siyaseti doÄŸrultusunda mecburî olmuÅŸtur.

Anadolu’da baÅŸgösteren Celâlî isyanları ve neticesinde meydana gelen iç çalkantılar ve ekonomik buhranlar, Anadolu’daki Yörüklerin düzeninin bozulmasına yol açtı. Bu karışıklıklar, Yörük camiasına da sirayet etti. Devlet, bu yüzden, Yörükler üzerindeki idarî otoriteyi saÄŸlamak ve doÄŸabilecek zararları önlemek için, onları mecburî yerleÅŸmeye tâbi tuttu. Mecburî iskânın gayesi, göçebe hayat tarzı sebebiyle Yörüklerin, yerleÅŸik halka zarar yapmalarını önlemek, harap ve boÅŸ olan iskân merkezlerinin imar edilmesini, ekilmeyen toprakların iÅŸlenmesini temin etmek, devlet tarafından kontrol edilmesi zor olan eÅŸkıya gruplarına karşı bir emniyet unsuru olarak set vazifesi görmelerini saÄŸlamaktı.

1683 Viyana Seferi'nin maÄŸlubiyetle sonuçlanması, Rumeli ve Anadolu’da, geniÅŸ çapta aÅŸiret hareketleri ve eÅŸkıyalık hadiselerine sebep odu. Köprülüzâde Fazıl Mustafa PaÅŸa'nın sadrazamlığı sırasında, 1691 senesinde, Yörükleri tamamen iskân etmek için harekete geçildi.

Rumeli’deki Yörükler, “Evlâd-ı Fâtihân” adı altında yeni bir teÅŸkilata tâbi tutuldu. Bunlardan, askerî maksatlarla faydalanılmaya çalışıldı. Anadolu’daki Yörükler ise, bilhassa Hama, Humus, Rakka ve Halep bölgelerine yerleÅŸtirilmek suretiyle, Aneze ve Åžammar aÅŸiretlerinin baskınları önlenmeye çalışıldı. 18 Mart 1692 tarihli bir ferman ile, Anadolu’nun çeÅŸitli vilayet ve sancaklarından, muhtelif yörük aÅŸiretlerine mensup yetmiÅŸ kadar oymak yerleÅŸtirildi. Bu aÅŸiretlerin, yerlerini terk etmemeleri için de, Adana ve MaraÅŸ taraflarında, derbent mahallelerine Yörükler yerleÅŸtirildi. 1720 senesinde, Åžam vilayetine baÄŸlı bazı sancaklar Yörükler yerleÅŸtirilmek suretiyle, Türk nüfusu yönünden takviye edildi. Bazı Yörük oymakları da, kendi yaylak ve kışlaklarında iskâna tabi tutuldular. 1693 senesinde, Kayseri vilayetine baÄŸlı Zamantı ve Pınarbaşı yaylaları, 1728’de Zamantı Irmağının etrafındaki harabe köyler, bu bölgede yaylak-kışlak hayatı yaÅŸayan Yörüklere tahsis edildi. Ayrıca Kozan Dağındaki Yörükler, Çukurova’ya, Orta Toroslar'daki kalabalık Yörük cemaatleri İçel’e, Antalya ve Isparta bölgelerinde dağınık halde bulunan Yörükler ise, TaÅŸeli yaylaklarına yerleÅŸtirildiler. Bu arada, Orta Anadolu’ya (Çiçekdağı, NevÅŸehir, NiÄŸde) yörük iskânı yapılırken, Teke, Hamid, BeyÅŸehir, Alanya ve AkÅŸehir Yörüklerinin de uygun yerlere yerleÅŸtirilmeleri için, 1732 senesinde ferman çıkarıldı. Ayrıca doÄŸudan batıya uzanan Toros DaÄŸlarının iç ve dış kısımlarında yeni kurulan birçok kasaba ve nahiyelere de, çeÅŸitli yörük cemaatleri yerleÅŸtirildi. İçel ve Alanya bölgesinde yaÅŸayan bazı Yörükler, Kıbrıs Adasına gönderildiler.

On dokuzuncu yüzyılın ortalarından itibaren, Yörüklerin iskânı, daha düzenli olarak yapılmaya baÅŸlandı. Vilayetlerine Yörük iskân edilecek valiler, yaylak ve kışlaktaki Yörükler üzerine iskân nazırı tayin ederek, onları disiplin altına almaya çalıştılar. Tanzimat'tan itibaren de boÅŸ araziler ve terk edilmiÅŸ yerler, iskân sahası olarak seçildi. Bu ÅŸekilde iskân için Bursa, Sivas, Ankara, Konya ve Aydın eyaletleriyle mülhakatı (baÄŸlı yerler) seçildi. Yörüklerin iskânı için tertip edilen Fırka-i Islâhiye, Adana Halep, MaraÅŸ ve Ayıntab'da (Anteb) yeni kasabalar da kurmak ÅŸartıyla pek çok Yörük cemaatini iskâna tâbi tuttu.

Bugün, Yörüklerin tamamı yerleÅŸik hayata geçmiÅŸlerdir. Ancak, eski hayat tarzlarını devam ettiren ve yaylak-kışlaklarda göçebe olarak yaÅŸayan Yörükler, Toroslar'da hâlâ mevcuttur.

Yörüklerin isimleri ve onlarla ilgili kanunî hükümler, ilk defa Fatih Kanunnâmesi’nde yer aldı. Buna göre kurulan yörük teÅŸkilatı, idarî ve askerî maksatlara uygun ÅŸekilde düzenlendi. Fatih Kanunnâmesi’nde, Yörüklerin, sefere çıktıklarında her türlü teçhizatı kendilerinin temin etmeleri ve avârızdan muaf tutulmaları ve sefere çıkanların ertesi yıl çıkmamaları kanun hâline getirildi. Ancak, Yörüklerle ilgili kanunnâme Kanunî devri ortalarına doÄŸru tamamlandı. Hasılatı, devletin hazine defterlerinde yazılı ve muayyen zeamet birliklerine çevrilen Yörükler, seraskerlik adı altında bir takım gruplara ayrıldı.

Bunların başında, Yörüklerin arasından seçilerek bir berat ile tayin edilen “serasker” (yörük reisi) bulunurdu. Yörük seraskerlikleri, kendi aralarında ocaklara taksim olunmuÅŸlardı. İlk zamanlar yirmi beÅŸ kiÅŸi bir “ocak” sayılırken, sonradan ocağın sayısı, otuza çıkarıldı. Bu ocakların her birinden beÅŸ kiÅŸi, sefere gitmek veya devlet hizmetini görmek üzere “eÅŸkinci” olarak ayrılır, ocakta kalan diÄŸer yirmi beÅŸ kiÅŸi de “yamak” olurdu. EÅŸkinci olarak seçilen bu beÅŸ kiÅŸinin, sefer ve dîvân-ı hümâyûna hizmet masraflarını, altı aylık müddetle ve elliÅŸer akça olmak üzere yamaklar karşılar, buna mukabil avârız-ı dîvâniye vergisinden muaf tutulurlardı. Yörükler, yörük tarzı hayatı devam ettirirlerse, kendi hayat düzenlerine göre ayarlanmış bir kısım vergileri verirlerdi. Onlardan, hiçbir surette, diÄŸer halktan alınan vergi alınmazdı. Ancak Yörükler, tabiî hayatlarını bırakır da, ziraî hayata geçerlerse reaya kaydolunurlar, diÄŸer halkın verdiÄŸi vergileri öderlerdi.

Yörüklerin yaÅŸadıkları mıntıkalarda, köyler, mezralar ve yurtlardan meydana gelen kazalar kurulmuÅŸtu. Yörükler için cazip bir hâle getirilen kazalarda, Yörüklerin kazâî (adlî) meselelerini hal için, bir kadı bulunurdu. Kadılar, aynı zamanda, Yörüklerin sahip oldukları hayvanların tahrirleri ile, sefer sırasında orduda ikmal ve nakliye iÅŸlerinde vazife alacak olanların isimlerini ve kira bedellerini de tespit ederdi. Anadolu’da, bu ÅŸekilde kurulan birçok yörük kazası vardı.

Yörükler, Orta Asya’dan getirdikleri gelenekleri devam ettiriyorlardı. Hayatları, belli kaidelere baÄŸlanmıştı. Bu kaideler, daha çok, örfe baÄŸlıydı. Yazları serin olan yaylalarda, kışları ise sıcak veya ılık kışlaklarda geçiren Yörüklerin, yaylalara gidiÅŸ geliÅŸleri, belli bir düzen içinde yapılırdı. Bu gidiÅŸ geliÅŸler, belli yollardan olurdu. Yaylağı ve kışlağı olmayan Yörükler de otlak kiralarlardı. Yörüklerde yaylaklar, oymakların malı sayılır, o oymaÄŸa mensup olan herkesin hayvanları, burada serbestçe otlardı. Yaylak veya kışlaklardaki evler ve çevrelerindeki küçük bahçeler, ÅŸahıslara aitti. Çadırların ve küçük bahçelerin bulunduÄŸu yere, “yurt yeri” denirdi. Bir oymağın hayvanlarının, diÄŸer oymakların hayvanlarına karışmasını önlemek için, hayvanlara “dökün, dövme” veya “döÄŸme” adı verilen damgalar vurulurdu. Hayvanların kulakları, belli ÅŸekillerde çentilerek de, diÄŸer oba hayvanlarından ayrılırdı. Bu iÅŸaretlere “en” adı verilirdi. Koyun, keçi, sığır ve deve gibi hayvanlar besleyen Yörükler, yaylak ve kışlaklarda buÄŸday, arpa, mısır ve bazı sebzeleri yetiÅŸtirirlerdi. Süt mâmulleri ve et, temel gıdalarını teÅŸkil ederdi. Giyim ve ev eÅŸyalarını, kendileri dokurlardı. Bununla beraber, kapalı bir ekonomiye sahip olmayıp, köy ve kasabalardaki pazarlara inerler, ürünlerini satarak kendi ihtiyaçlarını satın alırlardı. Develeriyle, ÅŸehirler arasında yük taşırlardı. İstanbul gibi büyük ÅŸehirlere, buÄŸday ve benzeri tüketim maddelerini, develeriyle, Yörükler taşırlardı. Keçi besleyen Yörükler, kıldan yapılmış çadırlarda, diÄŸerleri ise keçeden yapılmış çadırlarda otururlardı. Evi andıran yörük çadırlarında, oturma, yatma ve yemek piÅŸirme için bölümler vardı. Çadır, orta direÄŸin etrafına sıralanmış 5-9 direk üzerine kurulurdu. Büyük çadırlarda, binek hayvanlarının baÄŸlandığı bölüm dahi bulunurdu. Çadırın oturma bölümü, Yörük kilimleriyle döÅŸenir, kenarlarda minderler bulunurdu. Çadırda, herkesin oturacağı yer belliydi.

Yörüklerde aile yapısı, daha çok erkek hakimiyetine dayanırdı. Yörüklerde esas evlilik ÅŸekli, tek evliliktir. Umumiyetle, evlenen çocuklar, babayla birlikte yaÅŸardı. Bu yüzden, büyük aileler meydana getirirlerdi. Yörükler, amca kızı, dayı kızı, amca ve teyze kızı gibi yakın akrabayla da evlenirlerdi.

Yörüklerin idarî teÅŸkilatlanmaları, oba, oymak, boy ve ulus ÅŸeklindeydi. Yaylak ve kışlaklarda, bir soyun yaÅŸadığı alana “oba” denirdi. Bu terim, zamanla kaybolmuÅŸ ve yerini mahalle kelimesi almıştır. Bir veya iki oba halkına “oymak” denirdi. Oymakların başında, “kethüda” bulunurdu. Yörükler, buna, “kâhya” derlerdi. Birkaç oymağın birleÅŸmesinden meydana gelen topluluklara, “boy” adı verilirdi. Boyun başında “boybeyi” bulunurdu. Boy beylerine daha sonra, “yörük baÅŸbuÄŸu” adı da verildi. Birkaç boyun birleÅŸmesinden “ulus” meydana gelir, bunun baÅŸkanlarına “ulusbeyi” denirdi.

Arı duru bir Türkçe konuÅŸan ve zengin bir folkloru bulunan Yörüklerde, an'ane ve geleneklere baÄŸlılık vardı. Yörüklerin göçleri, belli esaslara baÄŸlanmıştı. Yaylaklara göç, bahar aylarında olurdu. Oymak veya boy beyleri, göçün gününü önceden tespit ederek herkese duyururdu. Göç günü gelmeden önce, gerekli hazırlıklar yapılırdı. Önceden bildirilen gün gelince, bütün eÅŸyalar develere yüklenir, üzerine kilimler atılırdı. Develerin alınlarına süs, küçük ve büyük çanlar takılırdı. Kervanın önünde, yeni elbiselerini giymiÅŸ, elinde kirmanı ile yün eÄŸirerek bir gelin giderdi. Çevrede, ata binmiÅŸ genç erkekler, silah atarak, at sürerek yayla yoluna yürürlerdi. Boyun çocukları, kadınları ve genç kızları, hayvan sürülerinin önünde veya yanında yürürlerdi. Uzun yolculuktan sonra yaylaÄŸa varılır, yerleÅŸilirdi. Sonbaharda da buna benzer merasimle yaylaktan göç edilirdi. Yörüklerin niÅŸan, düÄŸün, bayram ve sünnet zamanlarında uyguladıkları, buna benzer merasimleri vardı.

Yörüklerin, bir kısmı bugün de devam eden, niÅŸan ve düÄŸün âdetleri ÅŸöyleydi:

OÄŸlu evlenme çağına gelen yörük ailesi, kendisine uygun bulduÄŸu ailenin kızına dünür giderdi. EÄŸer olumlu cevap alınırsa, kız evinde kahve içilirdi. Bunun tersi olursa, dünürcüler, hemen evi terk ederlerdi. Dünürcüler, uygun cevap aldıkları zaman, oÄŸlan evi tarafından hazırlanan ve beraberlerinde getirdikleri ÅŸerbeti içerlerdi. Uygun cevap alınıp, söz kesildikten sonra, “beylik” ismi altında, oÄŸlan tarafından seçilen kadınlar, kız evine giderler ve kıza niÅŸan takarlardı. NiÅŸanlar, elbise, altın, gümüÅŸ gibi ziynet eÅŸyalarıydı. Söz kesiminde, oÄŸlan tarafından kızın babasına veya velîsine bir miktar para verilirdi. İslâm dinine göre alınmasının haram olduÄŸu bildirilen bu paraya “baÅŸlık” adı verilirdi. OÄŸlan tarafı, kızın elbise, mutfak ve diÄŸer eÅŸyalarını aldıktan baÅŸka, kızın akrabalarına da uygun hediyeler alırdı. Bunun ismine “yol” denirdi. Kız, baÅŸka köyden gelecek olursa, oÄŸlan babası davet edeceÄŸi köylerin her odasına ve her oda sahibine ayrıca birer yol (dâvet hediyesi) gönderirdi. Bu yollar kâse, bardak, sahan, ÅŸeker, kahve gibi ÅŸeylerdi. Oda sahipleri, düÄŸüncüleri odalarına davet ederek yedirip içirirler ve oÄŸlan babasına düÄŸün sahibiymiÅŸ gibi yardım ederlerdi. Odalara inen misafirlerin misafirliÄŸi, tamamen oda sahiplerine ait olurdu. Kız tarafı da davetçiler çıkarırdı. DüÄŸün baÅŸladığında, her iki taraf, konuklarına ikramlarda bulunurdu.

Kız evinde, kına gecesi yapılırdı. Gelinin gideceÄŸi gün, kız evinde hazırlanan ve oÄŸlan tarafından önceden kız evine gönderilen çeyizler, kapının önüne çıkarılırdı. Kız evinden, yüzü alla örtülü olarak çıkarılan gelin, ata bindirilirdi. Çeyizler de yükletilip oÄŸlan evine götürülürdü. OÄŸlan evine götürülen gelinin, yollarda önüne sık sık çocuklar tarafından ipler gerilir, çocuklara hediyeler verilerek geçilirdi. Gelini, güveyin evi önünde, yengeler attan indirirdi. Gelin attan inmeden önce, güveyin yakın akrabalarından biri, başına üzüm, ÅŸeker, arpa, buÄŸday, para gibi ÅŸeyler serperdi. Gelin attan ineceÄŸi sırada, oÄŸlan babası davet edilir, geline hediye verir veya vaad ederdi. Kaynana ve diÄŸer yakınlar da, çeÅŸitli hediyeler verirlerdi. Gelin attan indikten sonra, güveyinin evine gider, çeyiz içinde ayrılmış olan ve “dürü” adı verilen bazı eÅŸyalar, davetlilere dağıtılırdı.

Damada törenle elbise giydirilirdi. Güvey, elbiseyi giydikten sonra, “saÄŸdÄ±ç” adı verilen, evli bir kimsenin evine götürülür, vaktin geliÅŸine kadar, güveye her türlü ÅŸakalar yapılır, güvey burada izin almadıkça yerinden kalkamaz, gülemez ve söz söyleyemezdi. Bundan sonra meclise köyün hocası gelirdi. Güveye, gerdeÄŸe ait sıhhî ve dinî öÄŸütler verir, kendisine hayırlı bir evlilik için dua ederdi. Yatsı namazı kılındıktan sonra, güveyi, arkadaÅŸları evine götürürler, evin giriÅŸ kapısı önünde hoca tarafından dua okunduktan sonra, arkadaÅŸları tarafından vurulan birkaç yumruk arasında, güveyi eve girerdi.

Ertesi gün kadınlar, gelini ziyaret ederler, bu ziyaret esnasında yapılan törene “baÅŸ baÄŸlama” veya “duvak açma” adı verilirdi. Bir hafta veya bir ay sonra damat, gelinle beraber kayınpederin evine giderek, büyüklerin ellerini ve dizlerini öptükten sonra, kayınpeder ve kayınvalidesini evine davet ederdi. Bu davet günü, kayınpeder de, ayrıca bir gün için onları davet etmiÅŸ olur ki, buna “el öpme” denirdi.

Yörükler mensup oldukları OÄŸuz boylarına göre isim alırlardı: Kayı, Bayat, Karaevli, Yazır, DöÄŸer, Dodurga, Yaparlı, AvÅŸar, Kızık, BeÄŸdili, Karkın, Bayındır, Peçenek (Beçenek), Çavundur, Çepni, Salur, Eymir, Alavuntlu, YüreÄŸir, İğdir, BuÄŸdüz ve Kınık isimleri yörük boylarına ait isimlerdir. Bugün Anadolu’daki birçok mezra, köy ve kasaba, isimlerini bu yörük boylarının isimlerinden almışlardır. Yörükler, umumiyetle Orta, Güney ve Batı Anadolu’da yerleÅŸmiÅŸlerdi. Bugünkü, Sivas, Ankara, Bolu, Kastamonu, Balıkesir, Manisa, Kütahya, Afyon, UÅŸak, İzmir, Aydın Antalya, Konya, Aksaray, NiÄŸde, NevÅŸehir, Adana, Hatay, Gaziantep ve MaraÅŸ illerinin bulunduÄŸu geniÅŸ bir sahaya yayılmışlardı. Büyük gruplar hâlinde yaÅŸayan Yörükler, ayrıca birçok tâli kollara ayrılmışlar ve çeÅŸitli yerlere dağılmışlardı. Bunlardan Ankara, Tokat, KırÅŸehir bölgesinde yaÅŸayan Ulu-yörük topluluÄŸu ve Ankara Yörükleri, Orta Anadolu yaylalarında yaÅŸamaktaydılar. Aydın, Honaz, Nif, ÇeÅŸme ve BozdoÄŸan havalisinde Karaca-Koyunlu, MenteÅŸe bölgesinde Oturak Barza, Güne Barza, Küre Barza, İskender Bey, Kayı, Horzum, Kızılca-Yalınç, Bolu, Uluborlu, Tefenni ve EreÄŸli civarında Bolu Yörükleri diye adlandırılan Yörükler yaÅŸamaktaydı. SöÄŸüt Yörükleri diye anılan büyük bir topluluk, Bursa’daki Emir Sultan Evkafı reayası olarak, SöÄŸüt, Edincik, Balıkesir, Bursa, Bergama, Gönen ve İnegöl’e kadar yayılmışlardı. Kara-Keçili Yörükleri, Söke; Boynu-İncelü Yörükleri, NevÅŸehir ve Aksaray; Kayı ve Çoban Yörükleri, Manisa civarında dolaşıyorlardı. Kalabalık nüfusa sahip DaniÅŸmendlü Yörükleri de, Aksaray, KırÅŸehir, Aydın ve Adana gibi geniÅŸ bir sahaya yayılmışlardı. Biga ve çevresinde yaÅŸayan AÄŸaca-Koyunlu Yörükleri ise, daha küçük bir cemaati teÅŸkil etmekteydi.

Anadolu’da dağınık bir durumda bulunan Yörükler, Rumeli’de daha teÅŸkilâtlı ve belli yerlerde yaÅŸamaktaydılar. Rumeli’deki Yörükler, İstanbul’dan kuzeye doÄŸru Bender ve Akkerman’a kadar, Tuna’yı takiben Bulgaristan ve Sırbistan hudutlarına, oradan da Selanik Çatalcasına kadar yayılmışlardı. Bu geniÅŸ saha içinde, sekiz grup olarak defterlere kaydedilmiÅŸ olan Yörükler, daha sıkı disiplin altındaydılar. Rumeli’deki Yörükler, TekirdaÄŸ, Naldöken, Kocacık, Vize, Selanik, Ofçabolu Yörükleri, AktuÄŸ ve Oktav Tatarları adlarını taşımaktaydılar.

Uzun müddet Rumeli’de kalan, fetihler sırasında Osmanlı ordularına yardımcı olan bu Yörükler, zamanla azaldılar. Osmanlılar'ın, Rumeli’den çekilmeleri üzerine, onlar da Anadolu’ya göç ederek, çeÅŸitli yerlere yerleÅŸtirildiler. Rumeli’de kalan yörüklerden bir kısmı, bugün Yugoslavya’da Ograzden DaÄŸlarının güney eteklerinde hayvancılıkla uÄŸraÅŸmakta, geleneklerini, dillerini ve ekonomik yapılarını korumaktadırlar.

Bugün, hemen hemen tamamen yerleÅŸik hayata geçmiÅŸ olan Yörükler; Aydın, Manisa, Kütahya, Antalya, Mersin, Adana, MuÄŸla ve Balıkesir gibi muhtelif yerlerde yerleÅŸmiÅŸlerdir. Eski an’anelerini ve hâlen konar-göçer yaÅŸayışlarını sürdüren Yörükler de vardır. Bilhassa Orta Toroslar üzerindeki Bulgar (Bolkar) DaÄŸlarının eteklerinde bulunan, Güzeloluk, YaÄŸdaÄŸ, Karagül, EÄŸriçayır, PerçengediÄŸi, SarıtaÅŸgediÄŸi, KonçagediÄŸi, BayboÄŸan, Düden, Çatalca, Dikmen, YaÄŸlıpınar, Bastırık, Dedeli, Barçın, Alaçayır, Cumayalık, Konurcuk yaylalarında; yine Toroslar üzerindeki AladaÄŸlar eteÄŸindeki Üçkapılı, Demirkazık, BaÅŸ Yayla, Alagöl, GöÅŸdere, Dönberi, TaÅŸhan, Tekir ve Namrun yaylalarında; Kozandağı eteklerindeki, Uyuzpınarı, Seyhan Nehrinin kolu Zamantı Suyunun yamaçlarındaki Şıhlı, Yeniköy, Bakırdağı, KurÅŸundağı, Çataloluk, DereÅŸimli, Gölalan, Çadıryeri, Boncuklubel, Boyduran yaylalarında; BinboÄŸa DaÄŸlarındaki Ayran Pınarı, Yedi KardeÅŸ Pınarı, Alapınar, Karagöl, Yaylaklı, Kemerli gibi yaylalarda; Nurhak DaÄŸlarındaki Gülkice, Akpınar, BeysöÄŸüt, YamrıtaÅŸ, Isırganlı, Yapraklı ve AbeÅŸ yaylalarında yarı konar göçer halde yaÅŸamaktadırlar.

AddThis Social Bookmark Button
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Gönder (Ctrl+Enter)
İptal
JComments
Copyright © 2009 Sehit tema.Yeni tasarim tema; |  Web Tasarim Tema Yapimci ByVATAN
RSS|Byvatan Radyo|Sitemizi Oner;| Yukari Cik