





![]() | Bugün | 73 |
![]() | Dün | 297 |
![]() | Bu Hafta | 721 |
![]() | Gecen Hafta | 1975 |
![]() | Bu Ay | 2112 |
![]() | Gecen Ay | 4882 |
![]() | Toplam | 306152 |
| 14607 Toplam | |
| 0 Bugun | |
| 0 Bu Hafta | |
| 1 Bu Ay | |
| 7 Bu Yil |
OÄŸuz kelimesinin türeyiÅŸiyle ilgili çeÅŸitli fikirler ileri sürülmüÅŸtür. Kelimenin boy, kabile mânâsına gelen “Ok” ve çokluk eki olan “z”nin birleÅŸmesinden “Ok-uz” (oklar, koylar) anlamında olduÄŸu ileri sürüldüÄŸü gibi, oyrat (haÅŸarı, yaramaz) kelimesinin eÅŸ anlamlısı olduÄŸunu iddiâ edenler de vardır. Ancak kelime, Anadolu ağızlarında “halim selim, ağırbaÅŸlı” mânâlarına da kullanılmaktadır. Arap kaynaklarında ise “guz” veya “uz” ÅŸeklinde geçmektedir.
İlk zamanlar Üçok ve Bozok adlarıyla iki ana kola ayrılmış olan OÄŸuzlar, daha sonraki devirlerde, Dokuz OÄŸuz, Altı OÄŸuz, Üç OÄŸuz adlarında boylara da ayrıldılar. OÄŸuzlar, yirmi dört boydan meydana gelmiÅŸti. Bunlardan on ikisi Bozok, on ikisi Üçok koluna baÄŸlıydı. Tarihçiler, hazırladıkları cetvellerde OÄŸuz boylarının adlarını, sembollerini ve ongunlarını (armalarını) göstermiÅŸlerdir. Buna göre, Bozoklar; Kayı, Bayat, Alka Evli, Kara Evli, Yazır, Dodurga, DöÄŸer, Yaparlu, AfÅŸar, Begdili, Kızık, Kargın; Üçoklar ise; Bayındır, Peçenek, Çavuldur, Çepnî, Salur, Eymur, Ala Yundlu, YüreÄŸir, İğdir, BüÄŸdüz, Yıva, Kınık boylarına ayrılmışlardı. Bugün Türkiye’de yirmi dört OÄŸuz boyuna ait iÅŸaret ve yer adlarına çok rastlanmaktadır.
OÄŸuz adına ilk defa Yenisey Kitabelerinde rastlanmaktadır. Barlık Irmağı yöresinde bulunan bu kitabelerde; “Altı OÄŸuz budunda” sözü yer almaktadır. Öz YiÄŸen Alp Turan adlı bir beye ait olan bu kitabelerin yazıldığı devirde, OÄŸuzlar, Göktürkler'in hakimiyeti altında altı boy hâlinde Barlık Irmağı kıyılarında yaÅŸamakta idiler.
Altıncı yüzyıldan itibaren Göktürklerin idaresinde toplanan Türk kabilelerinden bir kısmı gibi OÄŸuzlar da kendi aralarında birlik kurarak Tula-Selenga ırmakları bölgesinde Dokuz-OÄŸuz KaÄŸanlığını meydana getirdiler. Göktürk kaÄŸanlığının, Kutlug Åžad (İlteriÅŸ KaÄŸan) tarafından 682’de ikinci defa kurulmasından sonra, Göktürkler, hâkimiyetlerini kabul etmeyen OÄŸuzlar üzerine yürüdüler. Tula Irmağı kıyısında yapılan kanlı bir savaÅŸta, OÄŸuzlar yenildiler. Fakat, Göktürklerin hâkimiyetini kabul etmediler. İlteriÅŸ KaÄŸan, OÄŸuzlar üzerine birçok sefer düzenledi ve Baz KaÄŸanı öldürdü. OÄŸuzların merkezi Ötüken ve çevresini ele geçirdi. Bu yenilgi karşısında İlteriÅŸ KaÄŸan’ın hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalan OÄŸuzlar, Göktürklerin Kırgız seferine katıldılar. Göktürk hakanlarından Bilge KaÄŸan zamanında isyan ettiler. Bir sene içinde bir kaç defa harbe giren OÄŸuzlar; yenilerek, geri çekildiler. Daha sonra Dokuz-Tatarlar ile ittifak kurarak Göktürklerle mücadele ettilerse de yine bozguna uÄŸrayarak, Çin taraflarına göç ettiler. Bir müddet sonra tekrar eski yurtlarına döndüler. Bu mücadelelerde zayıflayan Göktürkler, 745’te Uygurlar tarafından yıkıldı. Bu esnada Uygurlara yardım eden OÄŸuzlar, Uygur Devletinin dayandığı baÅŸlıca boylardan biri oldu. Uygurlarla birlikte Basmıl ve Karluklar'a karşı savaÅŸtılar. Fakat zaman zaman Uygurlara karşı da isyan etmekten geri durmadılar. Eski müttefikleri Dokuz-Tatarlar ile birleÅŸerek Uygur KaÄŸanı Moyunçur’a karşı cephe aldılar. Zaman zaman Çin’e gittiler. Daha sonra Çin’den çıkarak eski yurtlarına döndüler. Uygur Devletinin yıkılması üzerine batıya göçerek Sir Derya (Seyhun) kıyılarına ve onun kuzeyindeki bozkırlara yerleÅŸtiler. Onuncu yüzyılda, göçebe hayatı yanında, yerleÅŸik bir hayat sürmeye de baÅŸladılar. Göçebe OÄŸuzlar, daha ziyade koyun, at, deve, sığır yetiÅŸtiriciliÄŸi ve ticaretle uÄŸraşıyorlardı. YerleÅŸik OÄŸuzlar ise, Sabran (Karacuk), SuÄŸnak, Karnak, Sütkent gibi ÅŸehirlerde oturuyorlardı. Onuncu asırda henüz Müslüman olmamış olan OÄŸuzlar, inanışları gereÄŸi bir takım ibadet ve âyinleri yerine getiriyorlardı. Ancak yaÅŸayış bakımından İslâmiyet'e uygun tarafları vardı. Soy temizliÄŸine ehemmiyet verirlerdi. Bilhassa zina gibi suçların cezası ölümdü.
Onuncu asrın baÅŸlarında OÄŸuzlar, Mâverâünnehir çevresinde yerleÅŸip, Yabgu denilen hükümdarın idare ettiÄŸi bir devlet kurdular. Devlet ve millet iÅŸlerinin bir mecliste istiÅŸare edildiÄŸi ve subaşı denilen ordu kumandanı, Yabgu’nun vekili ve nâibi olan tegin, İnal ve Tarkan unvanlarını taşıyan memurlar vardı. OÄŸuzların bu sıradaki baÅŸÅŸehirleri, Sir Derya kıyısındaki Yeni Kent idi. Yabgu Devleti zamanında OÄŸuzlar, Üçok ve Bozok diye iki kısma ayrılmışlardı.
Onuncu asrın sonlarında İslâm dînini kabul ederek iyice güçlenen OÄŸuzlar, komÅŸuları Peçenekler ve Hazarlar ile savaÅŸlar yaparak onları yendiler. Fakat 11. yüzyılın ortalarında, OÄŸuzların İslâm dînini kabul etmemiÅŸ olan bir kısmı, Kıpçaklar'ın baskısıyla yurtlarını terk ederek Karadeniz’in kuzeyinden Tuna boylarına, oradan da Balkanlara indiler. İslâm dînine girmedikleri için etraflarını saran Hıristiyan devletlerin baskısıyla kısa zamanda benliklerini kaybederek, örf, an’ane ve geleneklerini unuttular. Eriyip, yok oldular. Geri kalanları da Bizans hizmetine girdiler. 1071’de yapılan Malazgirt Meydan Muharebesi'ne Bizanslıların yanında katıldılar. Fakat çok geçmeden Selçuklular tarafına geçtiler.
İslâm dînini kabul eden Selçuk Bey’in idaresindeki OÄŸuz boyları ise, OÄŸuz Yabgu Devleti hükümdarının, kendilerine kötülük yapacağından çekinerek, yurtlarından ayrılıp İslâm diyarı olan Horasan taraflarına gittiler. Mâverâünnehir’de kalan diÄŸer OÄŸuz boyları da, Kıpçakların hücum ve baskıları sonunda dağıldılar. Böylece OÄŸuzlar Devleti yıkıldı. Yerlerinde kalan OÄŸuzlar ise Karaçuk daÄŸları bölgesinde, Mangışlak’da ve Seyhun Nehri kıyılarında yerleÅŸtiler. Daha sonra Karahıtayların ve Karlukların baskısı netîcesinde, Horasan’a gelip Selçuklulara tâbi oldular.
Selçuk’un büyük oÄŸlu Arslan İsrâil, Horasan’da hâkimiyet kurup, diÄŸer OÄŸuz boylarını idaresi altında topladı. Daha sonraları, TuÄŸrul ve ÇaÄŸrı Beyler idaresindeki Selçuklular, SâmânoÄŸulları ile ittifak kurarak, Karahanlılar'a ve Gazneliler'e karşı mücadele ettiler. Selçukluların baÅŸarılı idareleri sebebiyle pekçok OÄŸuz boyu onların hâkimiyetinde toplandı. Birçokları yerleÅŸik hayata geçti.
Selçuklu Devletinin kurulmasında esas rolü oynayan OÄŸuzlar ve diÄŸer OÄŸuz boyları, 11. yüzyılın ikinci yarısından itibaren akın akın İran, Irak, Anadolu ve Suriye’ye doÄŸru yayıldılar. Selçuklu Devletinin sınırlarını Ceyhun Nehrinden Akdeniz’e kadar geniÅŸlettiler. İslâmiyet'i kabul etmeden önce dünyevî maksatlar ve kuru cihangirlik için çalışan, harp eden ve soylarının temizliÄŸiyle tanınan OÄŸuzlar, İslâm dînini kabul ettikten sonra, Allahü teâlânın yüce dîni olan İslâmiyet'i yaymaya gayret ettiler. Gittikleri yerlerde doÄŸruluÄŸun, adaletin, ilmin ve medeniyetin savunuculuÄŸunu yaptılar. İnsanlara hizmet etmek, ilmin ve medeniyetin yayılmasını saÄŸlamak için pekçok cami, medrese, kervansaray, hamam ve köprü yaptırdılar. Büyük Selçuklu, Türkiye Selçukluları, Akkoyunlular, Salgurlular, ArtukoÄŸulları, KaramanoÄŸulları, RamazanoÄŸulları, DulkadiroÄŸulları ve Osmanlı devletlerini kurarak İslâm dîninin yayılmasına hizmet ettiler. İslâmiyet'in ve Müslümanların yok edilmesi için çalışan Haçlılara karşı parlak zaferler kazandılar. İslâmiyet'e, ilme ve adalete karşı olan ortaçaÄŸ Avrupa’sına pekçok yenilikleri götürdüler. Dokuz yüz sene boyunca, kurdukları devletlerin sınırları içinde yaÅŸayan bütün unsurlara karşı İslâm dîninin emirleri doÄŸrultusunda hareket ederek, hizmet ettiler. Bugün Türkiye, Âzerbaycan, İran, Türkmenistan, Afganistan, Irak ve Suriye’de yaÅŸayan Türkler, OÄŸuzların neslindendir.
OÄŸuz teÅŸkilâtı, yirmi dört boyun çıkardığı sülâleler ve meÅŸhûr ÅŸahsiyetleri:
Boz-Oklar: Dış Oğuzlar da denip, Sağ kolu teşkil ederler. (Bkz. Oğuz Kağan Destanı)
1. Gün-Alp/Gün-Han: Sembolü ÅŸâhin. OÄŸulları: a) Kayıg/Kayı-Han: “SaÄŸlam, berk” mânâsındadır. Üç kıta ve yedi denize altı yüz yıldan fazla hâkim olan Osmanlı sülâlesi bu boydandır. Kayı Boyundan ErtuÄŸrul Gâzi ve her biri birer müstesnâ ÅŸahsiyete sâhip, çoÄŸu dâhî, cihangir, kumandan, ÅŸâir ve sanatkâr olan Osmanlı sultanları, Kayı Han neslinin kıymetini göstermeye kâfidir. b) Bayat: “Devletli, nîmeti bol” mânâsındadır. MaraÅŸ ve çevresine hâkim olan DulkadiroÄŸulları, İran’da Kaçarlar, Horasan’da Kara Bayatlar, Maku ve DoÄŸubeyazıt hanları, Kerkük Türkmenlerinin çoÄŸu, bu boydandır. Dede Korkut kitabını 1480’de Hicaz’da yazan Tebrizli Hasan ve meÅŸhûr ÅŸâir Fuzûlî bu boydandır. c) Alka-Bölük/Alka-Evli: “Nereye varsa baÅŸarı gösterir” mânâsındadır. Türkiye ve Âzerbaycan’daki Alaca, Alacalılar adı taşıyan yerler bu boyun hatırasıdır. d) Kara-Bölük/Kara-Evli: “Kara otaÄŸlı (çadırlı)” mânâsındadır. Karalar ve karalı gibi coÄŸrafî yer adları bunlardan kalmadır.
2. Ay-Alp/Ay-Han: Sembolü kartal. OÄŸulları: a) Yazgur/Yazır: “Çok ülkeye hâkim” mânâsındadır. Ab-Yabgu devrindeki Yenibent Yabguları, Batı Türkistan’daki Cend Emirleri, Kara-DaÅŸ denilen Horasan Yazırları, Ahıska’dan aÅŸağı Kür boyundaki Azgur-Et (Azgur Yurdu) Kalesi, Kürmanç Kürtlerinin Azan Boyu, Toroslardaki GündüzoÄŸulları Hanedanı bu boydandır. b) Tokar/Töker/DöÄŸer: “Dürüp toplar” mânâsındadır. Yenikentli Vezir Ayıdur, Harput-Diyarbakır-Mardin hâkimleri, Artuklular, Sincar-Siverek, Suruç arasında hâkim eski Caber Beyleri, Memluklar devrinde Halep DöÄŸeriyle Hama DöÄŸerleri, bugünkü Mardin-Urfa arasında yirmi dört oymaklı Kürt DöÄŸerleri, Hazar Denizi doÄŸusundaki Saka Boyu Takharlar; ÅžavÅŸat’taki Ören kale, To-Kharis ve Malatya’nın Tokharis bucağı, Dağıstan’daki Digor ve Kars ve Arpaçay sağındaki Digor kazası bu boydan hatıradır. c) Totırka/Dodurga/Dödürge: “Ülke almak ve hanlık yapmak” mânâsındadır. Sivas doÄŸusundaki Tödürgeler bu boydandır. d) Yaparlı: “Misk kokulu” mânâsındadır. Zaza Çarekliler ve misk ticareti yapan Yaparı Oymağı bu boydandır. Yaparı Oymağının Akkoyunlu ve Giraylı camilerinin mihrap duvar harcına bu güzel ıtriyattan kattıklarından hâlâ hoÅŸ kokmaktadır. Diyarbakır ve Kırım’da hatıraları vardır.
3. Yıldız-Alp/Yıldız Han: Sembolü tavÅŸancıl. OÄŸulları: a) AvÅŸar/AfÅŸar: “Çevik ve vahÅŸî hayvan avına hevesli” mânâsındadır. Hazistan Beyleri, Konya’daki KaramanoÄŸulları, İran’daki AvÅŸarlı Nâdir Åžah ve hanedanı, Ürmiye ve Horasan AfÅŸarları bu boydandır. b) Kızık: “Yasakta pek ciddi ve kuvvetli” mânâsındadır. Gaziantep, Halep ve Ankara çevresindeki Kızıklar, DoÄŸu Gürcistan’da ve Åžirvan batısındaki ovaya Kızık adını verenler bu boydandır. c) BeÄŸdili: “Ulular gibi aziz” mânâsındadır. HarezmÅŸahlar, Bozok/Yozgat-Raka/Halep çevresindeki BeÄŸdililer, Kürmanç Badılları bu boydandır. d) Karkın/Kargın, “TaÅŸkın ve doyurucu” mânâsındadır. Akkoyunlu-DulkadiroÄŸlu ve Halep-Hatay bölgesindeki Kargunlar, DoÄŸu Anadolu ve Âzerbaycan’daki ilkbaharda eriyen karların suları ile kopan sel ve su kabarmasına da Kargın/Korkhun denilmesi bu boyun adındandır.
Üç-Oklar: İç OÄŸuzlar da denilip, sol kolu teÅŸkil ederler.
1. Gök-Alp/Gök Han: Sembolü sungur. OÄŸulları: a) Bayundur/Bayındır: “Her zaman nîmetle dolu yer” mânâsındadır. Akkoyunlular sülâlesi, İzmir’den Âzerbaycan’daki Gence’ye kadar Bayındır adlı yerler bu boydan gelir. b) Beçene/Beçenek/Peçenek: “İyi çalışkan, gayretli” mânâsındadır. Karadeniz kuzeyi ile Balkan Yarımadasına göçen ve 1071 Malazgirt ile 1176 Miryokefalon Meydan Muhârebelerinde Bizanslılardan ayrılarak Selçuklular safına geçen Peçenekler, Dicle Kürmançlarının iki ana kolundan güneydeki Beçene Kolu, Ankara-Çukurova Halep bölgelerindeki Türkmen oymaklarından Peçenekler bu boydandır. c) Çavuldur/Çavındır: “Ünlü, ÅŸerefli, cavlı” mânâsındadır. Türkmenistan’da Mangışlak Çavuldurları, Çorum çevresindeki Çavuldur ve Anadolu’daki Çavdar Türkmen oymakları, Erzurum ve çevresindeki ÇoÄŸundur adlı köyler bu boyun adından gelmektedir. d) Çepni: “DüÅŸmanı nerede görse savaşıp hemen çarpan, vuran ve hızlı savaÅŸan” mânâsındadır. Rize-Sinop arasındaki çok usta demirci Çepniler ve Çebiler, KırÅŸehir, Manisa-Balıkesir çevresindeki ve Kars ile Van bölgelerinde Türkmen Oymağı Çepniler bulunmaktadır.
2. DaÄŸ-Alp/DaÄŸ Han: Sembolü uçkuÅŸ. OÄŸulları: a) Salgur/Salur: “Vardığı yerde kılıç ve çomağı ile iÅŸ görür” mânâsındadır. Kars ve Erzurum hâkimi Salur Kazan Han Sülâlesi, Sivas-Kayseri hükümdarı âlim ve ÅŸair Kadı Burhâneddin Ahmed ve Devleti, Fars Atabegleri, Salgurlular, Horasan’daki Teke-Yomurt ve Sarık adlı Türkmenlerin çoÄŸu bu boydandır. b) Eymür/Imır/İmir: “Pek iyi ve zengin” mânâsındadır. Akkoyunlu, Dulkadirli ve Halep Türkmenleri içindeki Eymürlü/İmirlü oymakları, Çıldır ve Tiflis’teki iyi halıcı ve keçeci Terekeme Oymağı bu boydandır. c) Ala-Yontlup/Ala-Yundlu: “Alaca atlı, hayvanları iyi” mânâsındadır. Yonca kelimesi bu boyun hatırasıdır. d) Yüregir/Üregir: “Daima iyi iÅŸ ve düzen kurucu” mânâsındadır. Orta Toros ve Çukurova Üç-Oklu Türkmenlerinin çoÄŸu, Adana’daki RamazanoÄŸulları bu boydandır.
3. Deniz Alp/Deniz Han: Sembolü çakır. OÄŸulları: a) IÄŸdır/YiÄŸdir/İğdir: “YiÄŸitlik, büyüklük” mânâsındadır. İçel’in BozdoÄŸanlı Oymağı, Anadolu’da yüzlerce yer adı bırakan İğdirler, İran’da büyük KaÅŸkay-Eli içindeki İğdirler ve IÄŸdır adı, bu boyun hâtırasıdır. b) BeÄŸduz/Bügdüz/BöÄŸdüz: “Herkese tevâzu gösterir ve hizmet eder mânâsındadır. Dicle Kürtleri ilbeÄŸi olup, Hazret-i Peygamber’e elçi giden (622-623 yılları arasında Medîne’ye varan), Bogduz-Aman Hanedanı temsilcisi ve Kürmanç’ın iki ana kolundan Bokhlular/Botanlar, Yenikent-Yabgularından onuncu yüzyıldaki Åžahmelik’in Atabegi Kuzulu, Halep Türkmenlerinden BüÄŸdüzler bu boydandır. c) Yıva/Iva: “Derecesi hepsinden üstün” mânâsındadır. Büyük Selçuklu Sultanı MelikÅŸâh (1072-1092) devrinde Suriye ve Filistin’i feth eden Atsız BeÄŸ, 12. yüzyılda Hemedân batısında Cebel bölgesi hâkimleri BerçemeoÄŸulları, Haçlıları Halep çevresinde yenen Yaruk Beg, Güney-Âzerbaycan’daki Kaçarlu-Yıva Oymağı bu boydandır. Ankara’da çok makbul yuva kavunu bu boyun yerleÅŸtiÄŸi ve adları ile anılan köylerde yetiÅŸir. d) Kınık: “Her yerde aziz, muhterem” mânâsındadır. Büyük ve Anadolu Selçuklu devletleri, Orta Toroslardaki Üçoklu Türkmenler, Halep-Ankara ve Aydın’daki Kınık Oymakları bu boydandır.