





![]() | Bugün | 2 |
![]() | Dün | 802 |
![]() | Bu Hafta | 3276 |
![]() | Gecen Hafta | 3684 |
![]() | Bu Ay | 12914 |
![]() | Gecen Ay | 14877 |
![]() | Toplam | 361570 |
| 14678 Toplam | |
| 0 Bugun | |
| 3 Bu Hafta | |
| 7 Bu Ay | |
| 32 Bu Yil |
Göktürkler' in en büyük destanıdır. Türk destanlarının arasında müstesna ve çok mühim bir yeri vardır.
En büyük ve en orijinal destanlarımızdan biridir. Yıllarca Türk içtimai hayatında tesirleri olduÄŸu gibi bu gün bile Anadolunun daÄŸlık köylerinde, bir takım örf ve adetlerde Ergenekon Destanının izlerine tesadüf etmek mümkündür.
Bir bakıma Bozkurt Destanının ana hatları üzerine kurulmuÅŸ ve yahut da bu destanın çok serbest bir ÅŸekilde geniÅŸlemiÅŸ halidir diyebiliriz. Daha doÄŸrusu Bozkurt Destanı ile meÅŸeini tesbid eden Göktürk soyu, Ergenekon Destanı ile yeni bir hamle yaparak geliÅŸmesini, durgunluk çağında kuvvetlenmesini ve ondan sonraki yayılış ve büyüyüÅŸ devirlerini anlatmıştır.
Ergenekon Destanı, On üçüncü yüzyılda yaÅŸamış olan MoÄŸol tarihçisi ReÅŸüdüddin tarafından ilk defa tesbit edilip yazılı hale getirilmiÅŸtir. Daha sonra, on yedinci yüzyılda, Hıyve Hanı ebulgazi Bahadır Han tarafından yazılmış olan Åžecere-i Türk adlı eserde de kaydedilmiÅŸtir.
Göktürk İllerinde Göktürk oku ötmeyen, Göktürk kolu yetmeyen bir yer yoktur; yani ülkeye Göktürkler hakimdi. Bu durum ise, diÄŸer öteki kavimlere acı geliyordu, üstelik Göktürkleri de kıskanıyorlardı. Bir araya gelip birleÅŸtiler ve Türklerden öç almaÄŸa karar verdiler, onların üzerlerine yürüdüler.
Bunun üzerine Göktürklere de çadırlarını ve sürülerini bir yere topladılar. Çevresine de hendek kazıp beklediler. DüÅŸman gelince de savaÅŸa baÅŸladılar. SavaÅŸ, on gün sürdü. Sonunda Göktürkler üstün geldi.
Bu yenilgi üzerine Göktürklere düÅŸman olan kavimler büsbütün hiddetlendiler, av yerinde toplandılar ve bir arada konuÅŸtular. Dediler ki: "Göktürklere hile yapmazsak iÅŸimiz sonunda pek yaman olacak."
Bu konuÅŸmadan sonra, tan aÄŸarınca, sanki baskına uÄŸramışlar gibi, iÅŸe yaramayan malları bırakıp kaçtılar. Bunu gören Göktürkler: "DüÅŸmanlarımızda savaÅŸacak hal kalmadı, kaçıyorlar" diye düÅŸünerek, kaçanların arkasına düÅŸtüler. DüÅŸmanlar, Göktürkleri görünce hemen geri döndüler, Göktürkleri gafil avladılar, vuruÅŸmaÄŸa baÅŸladılar. DüÅŸmanlar galip geldi, Göktürkler yenildi. DüÅŸman, Göktürkleri vura öldüre çadırlarına kadar geldi. Çadırlarını ve mallarını öyle bir yıkıp yaÄŸmaladırlar ki bir ev bile kalmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler, küçükler kul edinler ve her birini alıp kendi evlerine götürdüler.
O zamanlar Göktürklerin başında İl Han hakan olarak bulunuyordu. İl Han' ın da bir çok oÄŸlu vardı. Çocukların hepsi bu savaÅŸta öldü. Yalnız Kayan adındaki en küçük oÄŸlu saÄŸ kaldı. Kayan (Kayı Han) adında bir de yeÄŸeni vardı. Kayan ile Tukuz (Kayı Han ile Dokuz OÄŸuz) her ikisi de düÅŸmana esir olmuÅŸlardı. Fakat on gün geçmeden, kadınlarını da kurtarıp beraberine olarak atlanıp bir gece düÅŸmandan kaçtılar ve esirlikten kurtular. Göktürk yurduna gelmediler. Burada düÅŸmandan kaçıp gelen birçok deve, at öküz ve koyun buldular. Oturup düÅŸündüler: "Dört bir yanımız düÅŸman dolu bizi yaÅŸatmazlar" dediler; "En iyisi daÄŸların içinde insan yolu düÅŸmez sapa bir yer bulup orada yerleÅŸelim" diye karar verip, sürülerini de olarak doÄŸa doÄŸru varıp göçtüler.
Gide gide, geldikleri yoldan baÅŸka geçilecek baÅŸka bir yolu olmayan bir ülkeye vardılar. Bu yol öyle bir sarp ve sapa yoldu ki bir deve bir at bin güçlükle yürürdü, yanlış bir yere ayağını bassa paramparça olurdu.
Göktürklerin vardıkları ülkede akar sular, büngüldükler, türlü bitkiler, meyva aÄŸaçları ve avları vardı. Böyle bir yer görünce Tanrıya ÅŸükrettiler. Kışın hayvanlarının etini yediler, yazın sütünü içtiler, derisini giydiler. Ve bu ülkenin adına Ergenekon dediler.
Kayan' ın ve Tukuz' un (Kayı Hanın ve Dokuz OÄŸuz' un) burada zaman geçti, bir çok çocukları oldu. Kayan' ın çocuÄŸu daha çok, Tukuz' un çocuÄŸu ise daha az oldu. Kayan' dan olma çocuklara Kayat dediler; bir kısmına Tkuzlar dendi. Bir kısmınıd da Türülken dendi. Yıllar yılı bu iki yiÄŸidin çocukları Ergenekon da kaldılar. ÇoÄŸaldılar, çoÄŸaldılar, çoÄŸaldılar.
Aradan dört yüz yıl geçti.
Dört yüz yıl sonra Ergenekonda hem kendileri hem de sürüleri o kadar arttı ki ülkeye sığmaz oldular. Bu yüzden toplanıp konuÅŸtular, çare bulmak istediler. Dediler ki: "Atalarımızdan duyardık, Ergenekon' un dışında geniÅŸ yerler, güzel yurdlar olurmuÅŸ. Eskiden oraları bizim öz yurdumuzmuÅŸ, DaÄŸların arasından bir çıkılacak yol arayıp bulalım, çıkıp burdan göçelim. Ergenekon' un dışında kim bizimle dost olursa dost olalım, düÅŸman olursa vuruÅŸalım."
Böyle konuÅŸup karar verilince Ergenekon' dan çıkmak için bir yol aramaÄŸa baÅŸladılar, bulamadılar.
O zaman bir demirci dedi ki: "Bu dağda bir demir madeni var. Yalın kata benzer. Medenin demirini eritsek bir yol olurdu."
Hep birlikte gidip dmir madenini gördüler. Demircinin sözlerini de beÄŸendiler. Dağın geniÅŸ yerine bir kat odun bir kat da kömür dizdiler. Sonra da dağın üstünü, arka yanını, öte yanını ve beri yanını bir sıra odun ve bir sıra kömürle doldurduktan sonra yetmiÅŸ derinden yetmiÅŸ körük yapıp yetmiÅŸ yerde kurdular; odunlarla kömürleri ateÅŸleyip körüklediler.
Tanrının gücü ve inayeti ile ateÅŸ kızdı. kızdıkça demir dağın demiri erimeÄŸe baÅŸladı eriyip akıverdi. daÄŸ delindi ve yüklü bir deve geçebilecek kadar yol oldu. O kutsal yılın, kutsal ayının kutsal gününün, kutsal saatinde Göktürkler, Ergenekon' dan çıktılar. O günü, o ayı ve o saati iyi bellediler. Bu kutsal gün, o günden sonra Göktürkler için bayram oldu. Her yıl, o gün gelince büyük törenler yapıldı. Bu törenlerde, bir parça demir alınıp ateÅŸte kızdırıyordu sonra da kızdıdırılan demiri önce Göktürk Hakanı kıskaçla tutup örse kokuyor, çekiçle dövüyordu. Ondan sonra da diÄŸer Türk BeÄŸleri aynı haraketi yaparak bayramı baÅŸlatıyorlardı.
Ergekon' dan çıktıkları sırada Göktürklerin hakanı Kayan (Kayı Han) soyundan gelme Börteçine idi. Börteçine bütün illere elçilerini gönderdi ve Ergenekon' dan çıkıp geldiklerini bildirdi.
Bunu kimi iyi karşıladı baÅŸ eÄŸinden boyun eÄŸdi. Börteçine' yi kendi hakanları bildi kimi de iyi görmedi, karşı çıktı, onlarlarla savaşıldı, Göktürkler hepsini yendiler.
KAYNAK: Türk Destanları-M.Necati SepetçioÄŸlu
Sayfa:121,122,123,124,125