Yougames - Joomla Gaming Portal Template

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

En Sevilenler

  • Åžehit Resimleri
  • Teröristlerin Öldürülme Görüntüleri
  • TuÄŸralar
  • YEMEN ÅžEHİT LİSTESİ
  • ÅžEHİT VE GAZİ YAKINLARINA SAÄžLANAN EĞİTİM-ÖĞRETİM HAKLARI
You are here:  
AddThis Social Bookmark Button

Üye Giriş






Kullanıcı Adı/Şifremi Unuttum?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ana Menü

  • Anasayfa
  • Haberler
  • Åžehit Bilgileri
  • Asker
  • Atatürk
  • Türk Tarihi
  • Åžehitlik
  • Ziyaretci Defteri
  • Arama

VİDEOLAR

  • Kendi Kliplerim
  • DiÄŸer Videolar

ŞEHİTLER BÖLÜMÜ

  • Åžehit Bilgileri
  • Åžehit Resimleri
  • Åžehit Åžiir ve Mektupları
  • Åžehit Sırlı Olayları
  • Kahramanlar
  • Çanakkale Åžehitleri
  • Åžehitlerimizin Hayat Hikayeleri
  • Åžehit ve Gazi Hakları
  • Çanakkale Åžehitleri

Atatürk

  • Hayatı
  • İlkeleri
  • Devrimleri
  • Anıtkabir
  • Kronolojisi
  • DiÄŸer Bilinmeyenler

Türk Tarihi

  • Genel Türk Tarihi
  • Hanlıklar
  • Büyük Devletler
  • Türk Devletleri
  • Atabeylikler
  • Beylikler
  • Türk Boy Ve Kavimleri
  • SavaÅŸ Ve Seferler
  • Türk Destanları
  • TÜRK Dili Ve Edebiyatı

Osmanlı Tarihi

  • PadiÅŸahlar
  • Kronoloji
  • Albüm
  • Olaylar
  • Mekanlar
  • Kesitler
  • KiÅŸiler
  • Seçtiklerimiz

Askerlik

  • Asker Resimleri
  • Bayrak Resimleri
  • Vatan ve Asker Åžiirleri
  • Kahraman Mehmetcikler

Müzik Kutusu


PopUp MP3 Player (New Window)

Ziyaretci Sayısı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün105
mod_vvisit_counterDün297
mod_vvisit_counterBu Hafta753
mod_vvisit_counterGecen Hafta1975
mod_vvisit_counterBu Ay2144
mod_vvisit_counterGecen Ay4882
mod_vvisit_counterToplam306184

Çevrim içi: 12
Sizin IP: 38.107.179.216
,
Bugün: Şub 08, 2012
Visitors Counter

Toplam Üye

14607 Toplam
0 Bugun
0 Bu Hafta
1 Bu Ay
7 Bu Yil

Delhi Türk Sultanlığı (1206-1413)

Pazartesi, 24 Ağustos 2009 00:33 Türk Tarihi - TÜRK Devletleri
e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Delhi Türk Sultanlığı (1206-1413)
Hindistan’daki, Müslüman Gurlu Devletinin komutanlarından Kutbeddin Aybeg tarafından Delhi’de kurulan Türk devleti. Bu devlete; Mu’izzîler, Halacîler, TuÄŸluklar ve Seyyîdler olmak üzere dört Türk sülâlesi, birbiri arkasından hâkim oldular.

İslâmiyet, AÅŸağı İndüs vâdisine ilk olarak Emevîler devrinde girmiÅŸti. Sonraları Hindistan içlerine, Müslüman askerî kuvvetlerini ilk getiren Gazneli hükümdarlarıydı. Gazneliler, Pencab bölgesini ele geçirerek, burayı Hindistan’daki daimî merkezleri yaptılar. İktidarlarının sonuna doÄŸru ise, Lahor merkez olmuÅŸtu. Gaznelilerin yerini alan Gurlular için Pencab, Hindistan’ın fethi için önemli bir merkezdi. Gurlu Hânedânından, 1173 senesinden sonra Gazne’de hükümdar olan Åžehâbüddîn (Mu’izzüddîn) Muhammed, Ganj Ovasında hakimiyetini geniÅŸletti. Muînüddîn ÇeÅŸtî hazretlerinden aldığı iÅŸaretle, Ecmir’i fethetti. Emrindeki Türk asıllı kumandanlardan Kutbeddin Aybeg’i, bütün Hindistan’ın fethiyle vazifelendirdi. Hindistan’da İslâmiyet'in yayılmasında önemli rol oynayan Muizzüddîn, 1206 senesinde ölünce, Lahor’a giden Kutbeddin Aybeg, sultanlık teklifini kabul etti. Kuzey Hindistan’a hakim olup, Delhi Türk Devletinin temelini attı. Ölen Muizzüddîn Muhammed’in kardeÅŸi ve Batı Gurluların Sultanı Gıyâseddîn Mahmud, bu durumu kabul edip Kutbeddin’e, Melik unvanını verdi. Bu sırada Sultan Muizzüddîn’in komutanlarından Taceddîn Yıldız, Gazne’de hüküm sürmekteydi. Aybeg, onu yenerek Gazne’ye girdiyse de, kırk gün kalabildi. Daha sonra Taceddin Yıldız’ın baskısı üzerine, Hindistan’a çekildi. Orada İslâmiyet'in yayılması için çalıştı. FethettiÄŸi yerleri cami ve medreselerle süsleyip, mümtaz ilim sahipleriyle ÅŸenlendirdi. Alimlere, fakir ve muhtaçlara maaÅŸlar baÄŸlattı. Sulh ve sükûnu saÄŸlayıp, memleketinde her türlü zulme mani oldu. Hak ve adaleti hakim kıldı.

Kutbeddin Aybeg, 1210 senesinde vefat edince, yerine damadı Åžemseddin İltutmuÅŸ geçti. İltutmuÅŸ, öncelikle, diÄŸer bölgelerde bağımsızlıklarını ilan eden komutanları da hakimiyeti altına aldı ve Hindistan’da Türk İslâm hakimiyetini yeniden kurarak, saÄŸlamlaÅŸtırdı.

Daha sonra baÅŸarılı seferler düzenleyerek, hakimiyet bölgesini geniÅŸletti. Vindhya DaÄŸlarının kuzeyinde kalan bütün Hindistan’ı ele geçirdi. Abbasî Halîfesi Muntasır-billah tarafından tanınan, Hindistan’ın ilk Müslüman Türk sultanı oldu. Nâsır ve Emîr-ül-Mü’minîn lakabını aldı. Bir ara İsmailîler, onu öldürmeyi ve devleti ele geçirmeyi planladılarsa da, muvaffak olamadılar. Delhi sultanlarının en büyüklerinden olan İltutmuÅŸ, büyük İslâm âlimi Kutbüddîn-i Bahtiyâr Kâkî’nin talebelerindendi. İslâmiyet'in Hindistan’da yayılması için, çok gayret gösterdi. Ülkede, birlik ve düzeni saÄŸladı.

1236 senesinde Karakarlara karşı çıktığı seferde hastalanan İltutmuÅŸ, Mayıs ayında vefat etti. Ölümünden sonra kızı Râziye Begüm Sultan baÅŸa geçtiyse de, ileri gelen devlet adamlarının muhalefeti üzerine, tahtı terk etmek zorunda kaldı. İç karışıklıklar, devleti yıkılmanın eÅŸiÄŸine getirdi. Nitekim MoÄŸollar; Sind, Mültan ve Batı Pencab’a girdiler. 1241 senesinde Lahor’u yaÄŸmaladılar. Kırklar diye bilinen komutanlar arasında, kıskançlık yüzünden parçalanmalar baÅŸ gösterdi. Guwalyar ve Rantambor bölgeleri, devletin elinden çıktı. Do’ab’daki Hindli yol kesiciler yüzünden, Bengal ile haberleÅŸme tamamen kesildi.

Bu sırada, İltutmuÅŸ’un memlûklarından (köle) biri olan ve soyca Kıpçak Türklerine dayanan Balaban, devlet içinde büyük bir nüfuz kazanmıştı. Balaban, süratle harekete geçerek, muhtelif bölgelerde isyanları bastırdı. Hind kabilelerini, racaları ve bazı emîrleri cezalandırdı. 1247 senesinde, Kâlinca ile Kemâ arasındaki bölgeyi ele geçirdi. 1255 senesinde Kutlug Hanın isyanını bastırdı. 1257 senesinde tekrar Hindistan’a giren MoÄŸollara karşı, büyük bir ordu hazırladı. MoÄŸolların geri çekilmelerini fırsat bilerek, birlikleri ile orduya katılmayan bazı vali ve beylerin üzerine yürüdü. Bunları sindirdi ve bir çoÄŸunu affetti. Sultan Nâsıreddîn Mahmud Åžahın 1266 yılında ölümü üzerine, iktidarın gerçek hakimi olan Balaban, Gıyâseddin lakabıyla tahta çıktı.

Tahta çıkar çıkmaz, merkez ordusunu yeniden düzenledi. ÂsâyiÅŸi bozan Hinduları ve Delhi civarındaki haydutları ÅŸiddetle cezalandırdı. Balaban, idaresi altında büyük bir ordu bulunmasına raÄŸmen, sultanlığın kaybettiÄŸi toprakları geri almak için, fazla bir gayret göstermedi. Tek düÅŸüncesi, hudutları tehdit eden MoÄŸollara karşı hazırlıklı olmaktı. Bu gayeyle Sind ve Batı Pencab’ın idarî durumunu yeniden düzenledi. Bölgeye önce Åžir Hanı, ölümünden sonra oÄŸlu Muhammed Hanı vali tayin etti. DiÄŸer oÄŸlu Mahmud BuÄŸra Han ise, bir orduyla kuzeyde bulunuyordu. 1279 senesinde MoÄŸollar, Pencab’a saldırdılar. Delhi Sultanlığı topraklarında epeyce ilerleyerek, Sütlüce Irmağını aÅŸtılar, fakat bozguna uÄŸratıldılar.

MoÄŸol saldırısını fırsat bilen Bengal Valisi TuÄŸrul Han, ayaklanarak bağımsızlığını ilan etti. Balaban, MoÄŸolları yendikten sonra, kuzeyde bulunan oÄŸlu BuÄŸra Hanın ordusunu da yanına alarak, Bengal üzerine yürüdü. TuÄŸrul Han, hazinesini ve fillerini alarak, Orissa ormanlarına sığındı ise de, ele geçirilerek öldürüldü. Bengal valiliÄŸine oÄŸlu Mahmud BuÄŸra Hanı tayin etti. Balaban’ın 1287 yılında vefatından sonra baÅŸa geçen Muizzüddîn Keykubâd’ın baÅŸarısız idaresi, yerine geçen oÄŸlu Keyûmers’in de küçük yaÅŸta olması üzerine, Halaçların Reisi Firuz Åžah, rakiplerini yenerek, Celâleddin lakabı ile, Delhi Sultanlığının başına geçti. Celâleddin Firuz Åžahın, 1290 senesinde Delhi Sultanlığı tahtına geçmesinden sonra, idare, Halacîler sülâlesine geçti.

Delhi Sultanlığına hakim olan Halaç ailesi, eski bir Türk kabilesi olan ve kesin olarak tespit edilemeyen bir tarihte Türkistan’dan göç edip, doÄŸu Afganistan ile Hindistan’ın kuzey hudutlarına yerleÅŸen Halaç Türklerine mensupturlar.

Firuz Åžah'ın, tahta çıktıktan sonra, Hintli Prenslere karşı seferleri, müspet sonuçlar vermedi. Onun asıl isteÄŸi, MoÄŸollardan uzak kalmaktı. 1291-92 senesinde, MoÄŸol ordusunun büyük bir istilâ teÅŸebbüsü, baÅŸarıyla önlendi ve MoÄŸolların çoÄŸu esir edildi. Bu esirlerin büyük bir kısmı, Müslüman olarak, Delhi Türk Sultanlığının hizmetine girdiler. Aynı sene içinde Mandor ve Ucceyn’e seferler düzenlendi. Bu arada, Karâ valisi ve damadı Alâeddin Muhammed, hükümdardan izin almadan Devagir üzerine sefere çıktı. 1294 senesinde, sekiz bin kiÅŸilik bir süvari birliÄŸiyle yola çıkan Alâeddin, Vindhyalar DaÄŸlarını geçerek zor ÅŸartlar altında iki ay süren bir yolculuktan sonra, Devagir’e vardı ve ÅŸehri kısa sürede ele geçirdi. Alâeddin, aldığı büyük ganimetlerle ülkesine döndü. Firuz Åžâh, bu galibiyete çok sevindi. YeÄŸenini tebrik ve teftiÅŸ için Karâ’ya gitti. 1296 yılında çıktığı bu yolculuÄŸu esnasında vefat etti. Yerine Alâeddin Muhammed Halacî geçti.

Alâeddin Muhammed, uzun seneler, MoÄŸol saldırılarına karşı koymakla uÄŸraÅŸtı. 1299 senesinde Kutlug Hoca’nın kumandasında 200.000 kiÅŸilik bir MoÄŸol ordusu, Delhi önlerine kadar geldi. Alâeddin, MoÄŸollara karşı ordusunun az olmasına raÄŸmen, kahramanca savaÅŸtı ve MoÄŸolları bozguna uÄŸrattı. İç iÅŸlerini düzelten Alâeddin Muhammed, 1302 senesinde, fetihler yapmak için sefere çıktı. Racistan’da, ünlü Çitor Kalesini kuÅŸatarak aldı. Fakat ordu bu seferden yorgun ve çok kayıp vermiÅŸ olarak döndü. Ayrıca Telingan Devleti üzerine gönderdiÄŸi ordu da, baÅŸarı elde edemeden ve yorgun döndü.

1305 senesinde Amroha ve 1306 yılında Ravi yakınlarında, MoÄŸollar bozguna uÄŸratıldı. Bu mücadeleler sırasında, Dipâlpur eyaleti hudutları, Melik Gazi TuÄŸluk’un idaresine verildi. Melik Gazi'nin her sene düzenlediÄŸi seferlerden dolayı da, MoÄŸol tehlikesi kalktı.

Kuzey Hindistan’ın hemen hemen tamamına hakim olan Alâeddin, 1308 senesinde Melik Kâfur’u güney seferine gönderdi. Melik Kâfur, önce Varangel’i 1310 senesinde de Madura ve Duâramudra’yı ele geçirdi. Böylece sultanlığın güney sınırları, deniz sahiline kadar dayandı.

Sultan Alâeddin, hiç tahsil görmediÄŸi halde, ÅŸahsî kabiliyet ve tecrübeleri ile devlet topraklarını geniÅŸletti. Birçok idarî yenilik yaptı. Müslümanların refah ve huzur içinde yaÅŸamalarını saÄŸlamaya çalıştı. Sultan Alâeddin 1316 senesinde ölünce, Melik Kâfur, Veliahd Hızır Hanın yerine henüz 5-6 yaşındaki Åžihâbüddîn Ömer’i tahta çıkardı. Buna karşı çıkan Alâeddin’in üçüncü oÄŸlu Mübârek Han, Melik Kâfur’u öldürttü. 1316 senesi Nisan ayında kardeÅŸini de hapse attırarak, Kutbeddin lakabı ile tahta çıktı. Mübârek Han, babasının bazı kanunlarını yürürlükten kaldırdı. Gucerât ve 1318 senesinde Devagir’deki isyanları bastırdı. Ancak, bir Hindu dönmesi ve kölesi olan Hüsrev Han tarafından 1320 senesi Nisan ayında öldürüldü. Hüsrev Han, tahta geçti.

Hüsrev Han, tahta geçtiÄŸi zaman Pencap’ta hudut bölgeleri kumandanı olan Gazi Melik TuÄŸluk isyan etti. OÄŸlu Fahreddin Cavna’nın da teÅŸvikiyle Delhi üzerine yürüdü. Delhi önlerinde yapılan savaşı, Gazi Melik TuÄŸluk kazandı. Hüsrev Han, yakalanarak idam edildi. Gazi Melik de, 1320 senesi Eylül ayının altısında, Delhi Sultanlığı tahtına çıktı. Bu tarihten itibaren Delhi Sultanlığında, TuÄŸluklar devri baÅŸladı.

Babası Türk, annesi Hindli olan Gazi Gıyâseddin Melik TuÄŸluk, tahta geçtikten bir hafta gibi kısa bir zaman zarfında, sükûneti saÄŸladı. TuÄŸluk-âbâd adı ile yeni bir ÅŸehir kurdu ve burasını hükümet merkezi yaptı. Dekken’deki Varangel Racası isyan edince, UluÄŸ Han unvanı alan oÄŸlu Cavna Hanı, o bölgeye gönderdi. Bu sefer, baÅŸarısızlıkla neticelendi. 1323 senesinde, tekrar Dekken üzerine gönderildi. O da Bidâr’ı fethettikten sonra Varangel’e doÄŸru ilerleyerek burayı da ele geçirdi. Bu tarihten itibaren Varangel, Sultanpür olarak adlandırıldı. Cavna Han, bölgede son olarak Telingâna’yı fethetti. Burası, ilk defa doÄŸrudan doÄŸruya Müslümanların idaresine girdi.

1325’te TuÄŸluk Hanın ölümü üzerine oÄŸlu Cavna Han, Muhammed Åžah lakabı ile tahta geçti. Muhammed bin TuÄŸluk, bazı idarî ve askerî tedbirler aldı. Güneydeki fetihler sebebiyle, bölgede yeni bir saltanat merkezi yapılmasına ihtiyaç duyarak, 1327 senesinde Devagir’i yeniden inÅŸa ettirdi. Devletâbâd adını verdiÄŸi bu ÅŸehri, hükümet merkezi yaptı. Hükümet memurları, âlimler ve halktan pek çok kiÅŸi buraya yerleÅŸti. Muhammed Han, gönüllü göçün az olması yüzünden, halkı Devletâbâd’a göç etmeye zorladı. Bu duruma kızan halk, arazilerini terk ederek hırsızlığa baÅŸladı. Sultanın, bunlar üzerine bir birlik göndermesi, arazide ziraat yapılmasını zorlaÅŸtırdı ve Delhi’de kıtlık baÅŸ gösterdi.

Muhammed Han devri, bundan sonra, daimî olarak isyanlarla geçti. 1335 senesinde, Ma’ber Valisi Seyyid Celâleddin Madura, bağımsızlığını ilan etti. Sultan bu valinin üzerine yürüdü ise de, bir netice elde edemedi. Böylece Ma’ber, Delhi Sultanlığının idaresinden çıktı.

Bengal Valisi Behram Han'ın, 1338 senesinde ölümünden sonra, sultanlığa baÄŸlı DoÄŸu Bengal eyaleti, istiklalini ilan etti. Aradan bir sene geçmeden Ali Åžah Kar adında bir kumandan, isyan etti, fakat isyan, anında bastırıldı. Arkasından Avadh Valisi Ayn-el-Mülk ayaklandı. Sultan, bütün güçlüklere raÄŸmen bu isyanı da bastırdı. Ayn-el-Mülk yakalanarak hapsedildi ise de, bir süre sonra af edilerek tekrar Avadh valiliÄŸine getirildi.

1343 senesinde, Pencab eyaletindeki Sunâm, Samânâ, Kaythal ve Guhrâm’da isyanlar çıktı. Ancak, bu isyanlar ÅŸiddetli bir ÅŸekilde bastırıldı. Muhammed TuÄŸluk, yine bir isyanı bastırmak üzere Sind Seferine çıktığı zaman Tahattha yakınlarında hastalanarak, 1351 senesi Martında öldü. Muhammed TuÄŸluk’un ölümü sırasında Hindistan’da, üçü ayaklanmalardan ortaya çıkma, beÅŸ tane bağımsız Müslüman Türk devleti vardı.

BaÅŸsız ve güçsüz durumda kalan ordunun ileri gelen kumandanları ve devlet adamlarının ısrarıyla, ölen sultanın yeÄŸeni Firuz Åžah, sultanlığı istememesine raÄŸmen, tahta çıkarıldı.

Firuz Åžah, tahta geçtikten sonra, devleti kuvvetlendirmek için seferlere çıktı. Bengal bölgesinin hakimi İlyas, 1345 senesinde Batı Bengal’de bağımsızlığını ilan etmiÅŸ, 1352 senesinde ise DoÄŸu Bengal’i ele geçirmiÅŸti. Firuz Åžah, önce İlyas’ın üzerine yürüdü ve onu İkdala Kalesine çekilmeye mecbur bıraktı. Firuz Åžah, bu seferden sonra Orissa üzerine yürüyerek burayı ele geçirdi. Orissa Racası barış yapmak istedi. Senelik yirmi fil vergi vermek üzere barış yapıldı.

Firuz Åžah, 1367 senesinde doksan bin süvarî, 480 fil ve çok sayıda piyadeden meydana gelen ordusu ile, Thattha üzerine sefer düzenledi. Çok büyük sıkıntıların çekildiÄŸi bu sefer sonunda, Sind Câmlarının hükümdarı Câm Mâli’nin, senede 400.000 Hind parası vermesi ÅŸartıyla anlaÅŸtılar.

Firuz Åžah, 1388 senesi Eylül ayında, seksen üç yaşındayken öldü. Her iÅŸinde âlimlere danışan Firuz Åžah, ülke topraklarını geniÅŸletmek için, büyük seferlere çıkmaktan ziyade iç iÅŸleri ile uÄŸraÅŸmayı tercih etti. İşlerinde en büyük desteÄŸi hocası Celâleddin Hindî’den görmekteydi. Vergileri koyup kaldırmakta, dinin hükümlerine çok dikkat ederdi. Dine uymayan her türlü vergiyi kaldırdı. Devlet geliri, azalacağı yerde daha da arttı. Devlet idaresinde yaptığı düzenlemeler, malî ve iktisadi alanlarda, büyük bir geliÅŸmeye sebep oldu. Müslüman ve gayrimüslim, bütün halkın refah ve saadetine hizmet etti.

Firuz Åžah'tan sonra ÅŸehzadeler arasındaki mücadeleler, onun yaptığı bütün iyi iÅŸlerin tahrip olmasına ve sultanlığın kötü duruma düÅŸmesine sebep oldu. Bu mücadelelerden sonra, torunu Gıyâseddin TuÄŸluk tahta geçti. Bu tarihten Timur Han'ın 1398 senesindeki Hindistan Seferine kadar taht, altı defa el deÄŸiÅŸtirdi. Timur Han, 1398 senesi Eylül ayında, İndus Nehrini geçerek Hindistan’a girdi. Delhi Sultanı Mahmud Åžah, elindeki yetersiz kuvvetlerle karşı koymaya çalıştı ise de Delhi önündeki muharebede yenildi. Delhi, Timur Hanın eline geçti. Timur Han, 1399 senesinde Türkistan’a geri dönünce, Mahmud Åžah, yeniden hükümdar unvanını aldı. Fakat önce Mallû, sonra da Devlet Han Ludi’nin elinde bir kukla hükümdar olarak kaldı. Mahmud Åžahın, 1413 senesinde ölmesiyle, TuÄŸluk Hânedânı sonra erdi.

1414 yılında Delhi’yi ele geçiren Mültan Valisi Hızır Han, ölünceye kadar, bölgeyi Timur ve Åžahruh adına idâre etti. Ölümünden sonra yerine geçen oÄŸlu Mübârek, bağımsızlığını ilan etti. Böylece Delhi Sultanlığının idaresi, peygamberimizin neslinden olduklarını iddiâ etmeleri yüzünden “Seyyidler” adını alan Hızır Han nesline geçti.

Mübârek Åžahın saltanatı, ayaklanmalarla geçti. Mübârek Åžah, 1434 senesinde nüfuzunu kırmak istediÄŸi veziri Server-ül-Mülk tarafından öldürüldü. Yerine kardeÅŸinin oÄŸlu Muhammed, ondan sonra da 1444’te onun oÄŸlu Âlem Åžah çıktı. Hepsinin saltanatı, kargaÅŸalık, ayaklanma, iç ve dış harplerle geçti. Bu yüzden, devlet, gittikçe zayıfladı. Son yıllarda devlet iÅŸleri, Pencab’ın büyük bir kısmına hakim olan Behlül Han Ludî adında bir Afgan beyinin eline geçti. 1451 senesinde, Behlül’ün baskısına dayanamayan Âlem Åžah, tahtı ona bırakarak Badaun’da yerleÅŸti. Böylece Delhi Türk Sultanlığı sona erdi ve hükümdarlık Afgan asıllı Lûdîlerin eline geçti.

Delhi Türk Sultanlığının idarî teÅŸkilâtı, genelde Türk İslâm devletlerinin teÅŸkilâtına dayanmaktaydı. Saray teÅŸkilâtının başında Vekil-i Dâr bulunurdu. Ondan sonra idaresinde hâciblerin görev yaptığı Emir Hâcib veya Bâr Bey denilen saray görevlisi gelirdi.

İdârî iÅŸlere vezir bakmaktaydı. Dinî iÅŸler ise, Sadr-üs-Sudûr denilen görevlinin idaresindeydi. Bu zat, aynı zamanda sultanlık baÅŸ kadısı Kâdı-i Memâlik görevini de yapardı.

Delhi Türk Sultanlığı, süvarî kuvvetlerinin büyük rol oynadığı, düzenli bir orduya sahipti. Askerler, önce, iktalardan faydalanırlardı. Daha sonra maaÅŸ almaya baÅŸladılar. Orduda fillerin önemli bir yeri vardı. Fillerin üzerinde okçular bulunurdu. Ayrıca, bunlardan düÅŸman saflarını yarmak ve maneviyatlarını bozmak için faydalanılırdı. Ordunun piyade sınıfının çoÄŸunu Hindular meydana getirirdi. Hassa askerleri dışında, piyadeler geçici olarak orduya alınırdı.

Birçok âlim, ÅŸair, yazar ve sanatkârı himayelerine alan Delhi Sultanları, kültür ve sanatın geliÅŸmesine büyük hizmet ettiler. Balaban devri, ilim ve sanat bakımından önemlidir. Onun devrinde Ferîdeddîn Mes’ûd, Sadreddîn bin Behâeddîn Zekeriyyâ, Bedreddîn Ganevî gibi İslâm âlimleri, Hamîdeddîn, Bedreddîn DımeÅŸkî, Hüsâmeddîn gibi tıp âlimleri yetiÅŸti. Büyük âlim Emir Hüsrev Dehlevî, Delhi Sultanlarından himaye gördü. Hüsrev Dehlevî, Hindistan’da ÅŸiirlerini Farsça yazan ÅŸairlerin en büyüÄŸüdür. ÅžairliÄŸi yanı sıra, tarihî eserler de yazmıştır. Delhi sarayında yaÅŸayan ÅŸairlerden birisi de Hüsrev Dehlevî’nin yakın arkadaşı Necmeddîn Hasan Sencerî idi. Bu iki zatın yakın dostu tarihçi Ziyâeddîn Bernî, 1357 senesine kadar Delhi Sultanlığının tarihini anlatan Tarih-i Firuz Åžah adlı eserin yazarıdır. Nizâmüddîn Evliyâ, Ferîdüddîn Genc-i Åžeker ve Åžeyh Nureddin, Celâleddin Hindî gibi büyük tasavvuf âlimleri, Delhi Türk Sultanlığı zamanında yaÅŸamış, Hindistan’ın meÅŸhur ve büyük velîleridir.

Delhi Sultanları, geniÅŸ imar faaliyetlerinde bulundular. Günümüze kadar ulaÅŸan birçok eserler yaptılar. Ayrıca yeni ÅŸehirler inÅŸa ettiler. Yaptıkları eserlerin büyük kısmı Delhi’dedir. Kutbeddîn Aybeg’in yaptırmaya baÅŸladığı 79 metre yüksekliÄŸindeki Kutb Minâr ismi ile meÅŸhur minare, daha sonra bitirilmiÅŸtir. Aybeg, ayrıca Cayna mabetleri enkazını kullanarak Kıdvet-il-İslâm adlı camiyi inÅŸa ettirdi.

Halacî Hânedânlığı zamanında, Hindistan’daki Müslüman mimarisi, Selçuk mimârisi teknik ve üslubunun etkisinde geliÅŸti. Alâeddin Halacî zamanında Kıdvet-il-İslâm Camiinin yanında yapılan medrese, bunlardan biridir.

TuÄŸluklarda Firuz Åžah, birçok imar faaliyetlerinde bulundu. Ayrıca, eski eserlerin tamir ve ihyasına büyük önem verdi. Hisar ve Cavnpûr gibi birçok meÅŸhur ÅŸehir kurdu ve tamir ettirdi. Ayrıca Firuzâbâd adıyla Delhi yakınlarında, yeni bir baÅŸkent inÅŸa ettirdi. Buranın güneyinde Havz-ı Hassı denilen büyük havuzun kenarında bir medrese yaptırdı. Bunlardan baÅŸka; 50 sulama bendi, 40 cami, 30 medrese, 20 hânkâh, 100 kervansaray ve han, 5 dârüÅŸÅŸifâ, 100 türbe ve mezar, 10 hamam, 150 sulama iÅŸlerinde de kullanılabilecek kuyu ve su biriktirmeye mahsus havuz, 100 köprü yaptırmıştır.

AddThis Social Bookmark Button
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Gönder (Ctrl+Enter)
İptal
JComments
Copyright © 2009 Sehit tema.Yeni tasarim tema; |  Web Tasarim Tema Yapimci ByVATAN
RSS|Byvatan Radyo|Sitemizi Oner;| Yukari Cik