





![]() | Bugün | 25 |
![]() | Dün | 802 |
![]() | Bu Hafta | 3299 |
![]() | Gecen Hafta | 3684 |
![]() | Bu Ay | 12937 |
![]() | Gecen Ay | 14877 |
![]() | Toplam | 361593 |
| 14678 Toplam | |
| 0 Bugun | |
| 3 Bu Hafta | |
| 7 Bu Ay | |
| 32 Bu Yil |
Bizans tarihlerinde, Sabar, Sabir, Savir; Ermeni, Süryanî, İslam kaynaklarında, sırasıyla Savır, Sabr, S(a)bir, Sibir vb. olarak adlandırılmaktadır. Sabarların İslav veya MoÄŸol yahut Fin-Ugor menÅŸeli olduklarına dair iddialar eskimiÅŸ ve bugün, onların Türk olduÄŸu, gerek taşıdıkları ad, gerekse tarihî ve kültürel durumlarıyla anlaşılmıştır.
ÇeÅŸitli dillerdeki ses deÄŸiÅŸmeleri neticesinde, farklı ÅŸekillerde görülen adlarının esasını teÅŸkil eden ve ancak Türkçe ile açıklanabilen Sabar kelimesi "sab+ar"dan (=sap-ar=sapmak, fiiline+ar ekinin ilavesiyle. BaÅŸka örnekler: Kazar, Bulgar, Kabar vb.) meydana gelmiÅŸ olup "Sapan, yol deÄŸiÅŸtiren, başıboÅŸ kalan, serbest" manasındadır ve Türklerde ad verme usulüne uygundur. Ayrıca, Sabarlara ait ÅŸahıs adları da Türkçe'dir: Balak, İlig-er, Bo-arık = BuÄŸ-arık vb.
Sabarların erken tarihleri iyi bilinmiyor. Adlarının gösterdiÄŸi gibi, herhangi bir ana kütleden kopmaları bahis konusu ise, onların, asıl yurtları gibi görünen Tanrı DaÄŸlarının batısı - İli nehri sahasında iken, Asya Büyük Hun İmparatorluÄŸu'na baÄŸlı topluluklardan biri olmaları icabeder. Sabarlara ait ilk kesin bilgi, 461-465 yıllarında Batı Sibirya kavimleri arasındaki büyük kımıldama ve geniÅŸ ölçüdeki göç hadiseleri münasebetiyle, Bizans tarihçisi Priskos (5. yüzyıl) tarafından verilmiÅŸtir.
DoÄŸudan gelen Avar baskısı karşısında Sabarlar, yerlerini terk edip batıya yönelmiÅŸler, Altaylar-Ural daÄŸları arası düzlüklerde (bugünkü Kazakistan bozkırlarının güney sahası) yaÅŸayan Ogur-Türk boylarını yurtlarından atarak, Tobol ve İçim ırmakları çevresinde yerleÅŸmiÅŸlerdir. Sabarlar, bu bölgede, yerli halkınkinden çok üstün kültürleri ile yüzyıllarca süren, derin tesirler bırakmışlardır: Tobolsk dolaylarında, Ob, Tura ve İrtiÅŸ boylarında Sabar, Saber (Tapar), Soper, Savri, Sabrei, Sıbır (Sı-vır) gibi yer ve kale adları yaygındır. Ay-sabar, Kün-sabar gibi ÅŸahıs adlarına da rastlanır. Tobolsk ahalisi, buranın en eski sakinlerini Sybyr, Syvyr diye anmaktadır.
Ayrıca, bu civar halkın masallarında ve kahramanlık hikayelerinde, Sabarlar, geniÅŸ yer tutar. Sabarları kendi büyükleri olarak kabul eden Ostiyaklar yanında, Vogulların da, sonraları tabiiyetine girdikleri Ruslara "Sa-per" adını vermiÅŸ olmaları, halk nazarında eski Sabarların üstün durumlarını ortaya koyar. Aynı sahada kurulduÄŸu bilinen Sibir Hanlığı'nın (16. asır) baÅŸkenti de, Sibir adını taşıyordu. Bu kelime, zamanla çok geniÅŸ bir coÄŸrafyayı ifade etmiÅŸtir (Sibirya). Rusların, önce Sibir (İsker) ÅŸehrini ele geçirerek bölgeye verdikleri bu ad, Rus harekâtı doÄŸuya ilerledikçe daha geniÅŸ sahaları göstermiÅŸ, böylece Sabar Türklerinin hatırası, günümüze kadar yaÅŸamaÄŸa devam etmiÅŸtir.
Daha 503 yılında, DoÄŸu Avrupa'ya doÄŸru hakimiyetlerini geniÅŸleterek bir kısım Bulgar gruplarını idarelerine alan Sabarlardan, kalabalık bir kütlenin, 515 sonlarında İtil (Volga) - Don nehirleri arasında ve Kafkasların kuzeyindeki Kuban ırmağı boyunda yerleÅŸmesi ve doÄŸrudan doÄŸruya Bizans ve Sasanî imparatorlukları ile temas kurması, Sabarların, DoÄŸu Avrupa tarihinde ön safa çıkmalarına yol açtı.
İran-Bizans savaÅŸlarının devam etmekte olduÄŸu o yıllardan itibaren, hükümdar Balak (Belek?) idaresinde, büyük çapta askerî faaliyet gösteren Sabarların, Sasanîlerle anlaÅŸarak, Bizans'a karşı savaÅŸtıkları (516), Ermeniye bölgesine akınlar yaptıkları ve arkasından Anadolu'ya girerek Kayseri, Ankara, Konya dolaylarına kadar ilerledikleri bilinmektedir. Bu münasebetle, Sabarların büyük savaÅŸ gücü ve bilhassa yüksek harp malzeme tekniÄŸi, Bizans'ta hayret uyandırmış görünmektedir. Prokopios’un ifadeleri ilginçtir:
"Sabarlar, insan hafızasının hatırlayabildiÄŸi zamandan beri, ne İranlılardan, ne Romalılardan hiç kimsenin düÅŸünemediÄŸi makinelere sahiptirler. Öyle ki, her iki imparatorlukta fenci eksik olmamış ve her devirde muhasara makineleri yapılmıştır, fakat ÅŸimdiye kadar, bu "barbar"larınkine benzer bir buluÅŸ, ne ortaya konmuÅŸ, ne de onlar gibi kullanılabilmiÅŸtir. Bu, ÅŸüphesiz, insan dehasının bir eseridir".
Balak'tan (ölm. 520'ler) sonra, onun yerine geçtiÄŸi anlaşılan dul hatunu Bo(ÄŸ)arık, savaÅŸçılığı, idareciliÄŸi ve güzelliÄŸi ile meÅŸhur bir Türk kraliçesi idi ve "100 bin" kiÅŸilik Sabar ordusuna kumanda ediyordu. Bizans imparatoru Justinianos (527-565) çeÅŸitli gümüÅŸ vazolar ve diÄŸer zengin hediyeler karşılığında, BoÄŸarık ile anlaÅŸmayı tercih etti (528). Bizans, yıllardan beri sürüp gelmekte olan Sasanîler savaşında, Sabarları, kendine dost ve müttefik yapmayı, daha uygun bir siyasî davranış saymış olmalı idi.
531 yılına kadar Bizans ile iÅŸbirliÄŸi halinde görülen Sabarlar hakkında, sonraki senelere ait açık bir kayda rastlanmamakla beraber, onların ÅžehinÅŸah AnûÅŸirvan (Adil) zamanında, Sasanîlerin Kafkaslardaki sürekli ve baÅŸarılı savaÅŸlarında (bilhassa 545'de) hayli telefat verdikleri tahmin ediliyor ki, neticede bir askerî güç olmaktan çıkmışlar, üstelik 557'ye doÄŸru Avarlar'dan da ağır bir darbe yemiÅŸlerdir.
Sabar sahası, az sonra, Karadeniz'e ulaÅŸan Göktürk idaresine girmiÅŸtir. 576'da, Güney Kafkaslardaki hakimiyetleri, Bizans tarafından yıkıldıktan sonra, bir kısmı Kür nehrinin güneyine yerleÅŸtirilen Sabarların adlarına, 7. yüzyıl ortalarına kadar dağınık ÅŸekilde rastlanmakta ve bu tarihlerde, aynı bölgede büyük bir devlet olarak ortaya çıkan Hazarlar'ın esas kütlesini teÅŸkil ettikleri, Hazar kabileleri olarak görülen Belencer ve Semender'in, aslında, iki büyük Sabar kütlesi olduÄŸu anlaşılmaktadır.