





![]() | Bugün | 28 |
![]() | Dün | 802 |
![]() | Bu Hafta | 3302 |
![]() | Gecen Hafta | 3684 |
![]() | Bu Ay | 12940 |
![]() | Gecen Ay | 14877 |
![]() | Toplam | 361596 |
| 14678 Toplam | |
| 0 Bugun | |
| 3 Bu Hafta | |
| 7 Bu Ay | |
| 32 Bu Yil |
İlk TürgiÅŸ ÅŸefi olarak görünen, Baga Tarkan unvanlı U-çe-le, baÅŸlangıçta baÄŸlı bulunduÄŸu tayinli (bağımlı bulunulan devlet, yani Çin tarafından atanmış) Batı Gök-Türk KaÄŸanının idaresizliÄŸinden faydalanarak, etrafına kuvvetler topladı. Kısa zamanda her birinin 7 biner askeri olan, 20 baÅŸbuÄŸlu bir ordu kurmaÄŸa muvaffak oldu. Çu vadisinin kuzey-batı ucunda bulunan merkezini, kuzey-doÄŸuya nakletti. Böylece, biri Çu üzerinde, öteki İli’nin kuzeyinde, iki merkeze sahip oldu. Çu bölgesinden baÅŸka, Turan ve Kuca “eyalet”lerine kadar hakimiyetini geniÅŸletti, durumun zayıfladığını görerek, ülkesini bırakıp Çin baÅŸkentine giden tayinli “kaÄŸan”ın ayrılmasından sonra, hemen bütün On-ok sahasını kendi idaresine aldı. Fakat, iktidarının bu saÄŸlam devrinde (7. asrın sonlarında doÄŸru), Kapagan KaÄŸan idaresinde haÅŸmetli çağını yaÅŸayan Göktürkleri durdurmak maksadı ile Kırgızlar ve Çin ile iÅŸbirliÄŸi yapması, iyi netice vermedi.
Göktürk aleyhtarı üçlü ittifakın bir üyesi olduÄŸu için üzerine yürüyen Tonyukuk tarafından maÄŸlup ve esir edildi (698, Bolçu savaşı). On ok sahası, Göktürk hakanlığına baÄŸlandı. U-çe-le’nin oÄŸlu So-ko da merkeze itaatsizlik gösterdiÄŸi, Çin ile münasebet kurduÄŸu için bu defa Kül Tigin ve Bilge’nin iÅŸtiraki ile, Kapagan KaÄŸan tarafından, 711’de Bolçu yakınında hezimete uÄŸratıldı ve telef edildi. Savaşın sebebi olarak Çin kaynaklarında bildirilen, TürgiÅŸ arazisinin paylaşılması sırasında çıkan anlaÅŸmazlık ve kitabelerde “Kara-TürgiÅŸ” halkının itaate alındığının kaydedilmesi, TürgiÅŸ hanlığında bir bölünmenin vukua gelmediÄŸini göstermektedir. So-ko’ya baÄŸlı Kara-TürgiÅŸler’in maÄŸlup edildiÄŸi, fakat, So-o’nun küçük kardeÅŸi, Çe-mu’ya baÄŸlı grubun (herhalde Sarı TürgiÅŸ) mücadeleye katılmadığı anlaşılıyor.
Kapagan’ın ÅŸiddeti yüzünden, karışıklık ve isyan hareketlerinin arttığı yıllarda, Çin’in hiç eksilmeyen kışkırtmaları neticesinde yine TürgiÅŸlerle uÄŸraÅŸmak zorunda kalındı. 712 veya 713’te Kül Tigin tarafından idare edilen ve Göktürkler için elveriÅŸsiz ÅŸartlara raÄŸmen baÅŸarı ile sona eren bir Kara-TürgiÅŸ seferinden sonra, TürgiÅŸler Su-lu-çur adlı baÅŸbuÄŸu “kaÄŸan” seçtiler (717) ki, Çin haberlerine göre Türk uruglarından mühim bir kısım, Bilge’den ayrılarak, yeni TürgiÅŸ hakanının hizmetine girmiÅŸtir.
BaÅŸkenti, Talas’ın kuzey-batısında, Balasagun ÅŸehri olarak, uzunca süren hükümdarlığı zamanında Su-lu, Maveraünnehir’den doÄŸuya Arap ilerlemesini durdurarak Orta Asya Türk halkının “Arap tebaası” olmasını engelleyen ve üzerinde Türklerin tarihi hak sahibi bulunduÄŸu Maveraünnehir’i yine Türk eline almaÄŸa çalışan bir hakan olarak görünür.
Araplarla bu mücadele devrinde, Arap ordularına karşı çıkanların hepsi, İslam kaynaklarında “Türk” olarak belirtilmektedir. Büyük mücadelede, ÅŸüphesiz bu bölgenin ve Seyhun ötesi Türk ülkelerinin, meÅŸhur İç-Asya kervan yolu üzerinde yer almaları dolayısıyla, iktisadi ehemmiyeti de rol oynuyordu. Halife Ömer b. Abdülaziz (717-720) tarafından tayin edilen ilk vali El-Cerrah b. Abdullah’ın, Seyhun ötesinde giriÅŸtiÄŸi ilerleme teÅŸebbüsünün, kumandanı durdurup muhasara ederek, Arap kuvvetlerini geri atacak ÅŸekilde geliÅŸen Türk mukavemeti karşısında sarsılması, Emevileri, aradaki Türk engelini kaldırmak için, Çin ile temaslar kurmaÄŸa sevk etmiÅŸ, bu maksatla ÅŸüphesiz Arapların müsaadesi ve teÅŸviki ile, gerek Maveraünnehir hükümdarlarından, gerek doÄŸrudan doÄŸruya Araplardan heyetler gönderilmiÅŸ ise de, hiçbir netice elde edilememiÅŸti. Çünkü, Arap ordularının, Seyhun ötesine geçmeleri ile aynı zamanda (719) baÅŸlayan, Çin’in, batıya doÄŸru Göktürk hakanlığının akamete uÄŸrattığı geniÅŸleme siyaseti, bu defa TürgiÅŸ duvarına çarpma tehlikesi ile karşılaÅŸmakta idi.
Çin’in ÅŸimdilik “durumu idare” yoluna girmesi dolayısıyla da kendilerini serbest hisseden TürgiÅŸler, batıda faaliyete geçtiler. Bunun üzerine Maveraünnehir’de baÅŸlayan Arap aleyhtarı hareketler, TürgiÅŸ baskısına iyiden iyiye yardımcı oluyordu. Seyhun’u aÅŸarak Maveraünnehir’e giren Türk ordusu kumandanı Kül-çur, Semerkand yakınına kadar sokularak, ilk büyük baÅŸarıyı kazandı. Başında, yeni kumandan Said b. Abdülaziz’in bulunduÄŸu Arap kuvvetlerini maÄŸlup ve kumandanını bir müddet çember içinde tuttu (721). Bu vali deÄŸiÅŸtirildi. Yerine gelen el-HaraÅŸî (721 sonbaharı) ÅŸiddet oyununa baÅŸvurup, yerlerini terk eden halkı Hocand (Hocend) bölgesinde teslim olmaya zorlayarak hepsini öldürttüÄŸü için, canlarını kurtarabilenler, kütleler halinde, TürgiÅŸler’e sığınıyorlardı.
Maverannehir’de, tam bir ihtilal havası esmekte idi. Halife HiÅŸam (724-743), bu valiyi de azlederek, yerine Müslim b. Said’i getirdi (724 baÅŸları). Arap askeri kuvvetleri arasında da ihtilaf baÅŸ göstermiÅŸ ve Yemenli kuvvetler, tedip edilmiÅŸlerdi. Fergana’ya yürümek üzere Müslim b. Said idaresinde, Seyhun’u geçen Arap ordusuna karşı, bizzat Hakan Su-lu çıktı. Ordusuna ricat emri veren Müslim, susuz yollardan, aralıksız ve cebri yürüyüÅŸ ile 11 gün çekildi ve taşıyamadıkları için bütün ağırlıklarını yakmaya mecbur kaldıktan sonra, Seyhun kıyısında, TürgiÅŸlerle iÅŸbirliÄŸi halinde bulunan yerli kuvvetler tarafından durduruldu. Suya eriÅŸememiÅŸti. Arkadan hakan hızla gelmekte olduÄŸu için, bin zorluk ile önlerindeki engeli aÅŸan Arap kuvvetleri, ağır telefat ve zayiat pahasına, Semerkand’a doÄŸru çekilmeÄŸe muvaffak oldular.
724’te Seyhun ötesindeki bütün Arap kuvvetlerinin geri atılması ile neticelenen ve her tarafta Arap nüfuzunun kırılmasına sebep olan bu seferdeki hezimet, Arapları uzunca bir müddet müdafaada kalmaya zorlamış ve yalnız Maveraünnehir’de deÄŸil, Toharistan’da ve diÄŸer güney bölgelerinde, idareciler ve halk, TürgiÅŸler’e kurtarıcı gözü ile bakmaÄŸa baÅŸlamışlardı. Türk kuvvetlerinin bütün ülkeye yayıldıkları ve Maveraünnehir Arap muhafız kıtalarının merkezi Semerkand önünde bile göründükleri bu sırada, Horasan valisi tekrar deÄŸiÅŸtirildi. Fakat, yeni vali Esed b. Abdullah, 726’da Huttal’da Su-lu KaÄŸan karşısında baÅŸarısızlığa uÄŸradığı için, bütün Maveraünnehir Arap iktidarının tehlikeye düÅŸtüÄŸü bir zamanda azledildi. Ülkede, Emevîlere karşı Åžii ve Abbasî propagandası da hızlanmakta idi. Hakan Su-lu, durumdan faydalandı, yerli muhaliflerle ahenkli bir ÅŸekilde çalışarak, Buhara’yı zaptetti (725).
Arap idaresi, Semerkand, Debusiya ÅŸehirleri ile iki küçük kaleye münhasır kalmıştı. Yerli halka birçok haklar bahÅŸetmesine raÄŸmen ümit ettiÄŸi ilgiyi göremeyen yeni vali EÅŸres b. Abdullah es-Sulemî, Beykent yakınlarında hakan tarafından sıkıştırılarak, ikinci bir “susuzluk vakası”na maruz kaldı, nihayet Semerkand’a doÄŸru çekilmekte iken yetiÅŸen hakan ve Kül-çur idaresindeki TürgiÅŸ kuvvetleri tarafından, Kemerce kalesinde 58 gün müddetle kuÅŸatıldı. Artık, Harezm’de bile Araplara karşı kımıldanmalar görülüyordu. Su-lu’nun maksadı, Semerkand’daki Arap merkez ordugâhını düÅŸürüp, Arapları Maveraünnehir’den tamamen atmaktı. Bu sebeple, Semerkand’ı kuÅŸatmaÄŸa hazırlandığı sırada, çarpışmaya cesaret edemeyen karargâh kumandanı Sevre b. Hur, yeni tayin edilen Horasan valisi Cüneyd b. Abdurrahman el-Murî’yi, Merv’den imdada çağırdı.
Fakat, TürgiÅŸler tarafından yolu kesilmiÅŸti. Zaruri olarak, geçilmesi müÅŸkül daÄŸ yollarına düÅŸen Cüneyd, Savdar daÄŸlarının dar geçitlerinde, hakan tarafından sıkıştırıldı, yorgunluÄŸa ilaveten susuz da kalan ordusu, yer-yer baskına uÄŸruyordu. Nihayet, 12 bin kiÅŸilik kuvvetinden 10 bininin telef olması karşılığında, Semerkand’a ulaÅŸabildi (Geçit Savaşı = Vak‘atü’ÅŸ-Åži‘b). Durumdan haberdar edilen Halife HiÅŸam’ın emri ile, Kûfe ve Basra’dan 20 bin kiÅŸilik bir takviye ordusu Semerkand’a gelirken, kış da yaklaÅŸmakta olduÄŸundan, daha fazla kalmak istemeyen hakan, Buhara’yı da tahliye ederek, çekildi (732). Cüneyd’in 734 baÅŸlarında ölümü ile, zaten Arap nüfuz ve kudreti iyice kırılmış olan Horasan vilayetinde “siyah bayrak açan”, Abbasi taraftarı, Haris b. Sureyc’in isyan ederek Belh’i, arkasından valilik merkezi Merv ÅŸehrini zaptetmesi, Maveraünnehir’de durumu büsbütün karıştırdı.
Yeni valilerin, üç sene (734-737) kendisi ile uÄŸraÅŸmak zorunda kaldıkları Haris, sonunda TürgiÅŸler’e iltica etti. Hakan Su-lu, Maveraünnehir’e karşı son seferinde hayli müttefik bulmuÅŸtu: Haris taraftarlarından baÅŸka Sogd hükümdarı (yani Gurak veya oÄŸlu), UsruÅŸana hakimi, ÅžaÅŸ (TaÅŸkent bölgesi) hükümdarı, Hutta hükümdarı. Bu liste, “Maveraünnehir’deki Arap nüfuzunun nasıl Türklere geçmiÅŸ olduÄŸunu” açıkça göstermektedir. Hakan, Belh’e doÄŸru ilerledi. Cüzcan’a girdi, önce Toharistan’ı Araplara karşı ayaklandırarak mahallî bir destek saÄŸlamayı faydalı görüyordu. Fakat, vali Esed b. Abdullah, hakanın ordusunu arkadan vurmaÄŸa muvaffak oldu (737 Haristan Savaşı).
Esasen Su-lu, Araplarla birleÅŸen Cüzcan hükümdarının hıyanetine uÄŸramıştı. Memleketine dönen Su-lu KaÄŸan, herhalde ömrünü harcadığı bu mücadeleye devam edecekti, fakat kendisi, o zamanlara kadar büyük hizmetlerini gördüÄŸü Kül-çur (=Baga Tarkan) tarafından öldürüldü (738). Çin’in Türk baÅŸbuÄŸlarını birbirine düÅŸürme esasına dayanan tahrikçi siyaseti, bir daha hedefine ulaÅŸmış ve Kara TürgiÅŸler’le Sarı TürgiÅŸleri birbirine iyice düÅŸman etmiÅŸti. Sarı TürgiÅŸler, mücadeleyi kazandılar. BaÅŸbuÄŸları Baga Tarkan (Kül-çur), rakibi Kara TürgiÅŸ baÅŸbuÄŸu Tu-mo-çe’yi maÄŸlup ederek ve onun “kaÄŸan” yapılmasını istediÄŸi Su-lu’nun oÄŸlunu ortadan kaldırarak, kendini “kaÄŸan” ilan etti. Bu arada, Çin’in On-oklar “kaÄŸanı” tayin ettiÄŸi, Aşına ailesinden son hakan olan Hin’i maÄŸlup edip öldürmesi, (739), Çin’i bu defa Kara-TürgiÅŸleri desteklemeÄŸe sevk etti.
742’deki TürgiÅŸ kaÄŸanı İl-etmiÅŸ Kutlug Bilge, bir Kara-TürgiÅŸ baÅŸbuÄŸu idi. 753’te hakan ilan edilen Tangri BulmuÅŸ bir Kara TürgiÅŸ idi. İki taraf arasındaki uzun süren mücadeleye, Karluklar da karışmışlar, TürgiÅŸ iktidarı büsbütün zayıflamıştı. Nihayet, 20 sene içinde gittikçe kuvvet kazanan Karluklar; To-lular ve Nu-ÅŸi-piler arasında üstünlük kazanarak, ağırlık merkezi Çu vadisi olmak üzere, kendi hakimiyetlerini kurdular (766).