





![]() | Bugün | 32 |
![]() | Dün | 802 |
![]() | Bu Hafta | 3306 |
![]() | Gecen Hafta | 3684 |
![]() | Bu Ay | 12944 |
![]() | Gecen Ay | 14877 |
![]() | Toplam | 361600 |
| 14678 Toplam | |
| 0 Bugun | |
| 3 Bu Hafta | |
| 7 Bu Ay | |
| 32 Bu Yil |
Kültür tarihimize bakıldığında daha ilk yazılı abidelerimizde Türkçe yazma endiÅŸesi kendisini göstermektedir. Buna paralel olarak, edebiyatımızın menÅŸeine doÄŸru gidersek, saraylarda ve halk arasında Türkçe söylemek; kamlarda, bahşılarda ve ozanlarda milletin dertlerine deva olmak gerçeÄŸi vardır. Bütün bunlar, bir millete dili ile seslenmek, anlatmak, millet fertlerini en iyi ÅŸekilde yetiÅŸtirmek ve birleÅŸtirmek içindir. Åžu halde her millette olduÄŸu gibi bizde de dil ön sırada yer almıştır. Åžair ve müellifler tarafından iÅŸlenen dile türlü emekler sarf edilmiÅŸtir. Alimlerimiz onunla bildiklerini açıklamışlardır. Fakat Türkçe'nin tarih içinde zaman zaman talihsizliÄŸe uÄŸradığı da bir gerçektir. Böyle olmasına raÄŸmen kesintisiz devam eden Türk tarihi içinde ona arka çıkan hakanlar olmuÅŸ, Türkçe yazan ÅŸair ve müellifler mükafatlandırılmıştır.
Türk tarihi, düÄŸümler ve bu düÄŸümlerin açıldığı dağınıklıklarla doludur. Göktürkler devrinde millet, tek bir hakanın etrafındadır. Dili, dini ve alfabesi tektir ve her bakımdan bir birlik mevcuttur. Uygurlar devri bu birliÄŸin az çok bozulduÄŸu, TürklüÄŸün bilhassa dini açıdan dağılmaya yüz tuttuÄŸu bir devir olarak karşımıza çıkmaktadır. Uygurlardan sonra Türklük, İslam medeniyetine dahil olmuÅŸtur. İslamiyet, Uygurlar zamanında görülen dağınıklığı gidermiÅŸ, TürklüÄŸü kurtarmış ve milleti yeniden bir bütün haline getirmiÅŸtir. Karahanlılar'la baÅŸlayan ve Selçuklular'la yeniden tesis edilmeye çalışılan birliÄŸin ve bütünlüÄŸün gerçekleÅŸmesi de İslam dini sayesinde olmuÅŸtur. Ancak, bu iki devleti birbirinden ayıran en mühim ÅŸey, birincisinin Türkçe'ye verdiÄŸi deÄŸerdir. Selçukluların bunun yanında belirtilmesi gereken hizmetlerinden biri alfabede birliÄŸi saÄŸlamış olmalarıdır. Zaten bu büyük devlet, tarihe mal olurken İslami - Türk yazısını Türk birliÄŸinin kurulabilmesi için en mühim unsurlardan biri olarak miras bırakmıştır.
Selçuklulardan sonra her beylik, Türkçe sayesinde tutunmaya ve hükmetmeye çalıştı. Böylece anlatım ve ifadede birlik ile Türkçe'ye verilen deÄŸer önde geldi. Dil düÅŸüncesinin yanında alfabede de birlik saÄŸlandı ve her beylik İslami-Türk yazısını kullandı. O devirde bütün Türk illerinde durum aynı idi. Beylerin sınırları olsa bile yazı birliÄŸi bütün TürklüÄŸü birleÅŸtiriyordu. Bu, doÄŸu ve batı TürklüÄŸü için de söz konusu idi.
Bugün Türk dünyası dil ve din birliÄŸine sahiptir. Fakat alfabede birliÄŸi kaybetmiÅŸtir. Bu birlik, Rusya’daki Türkler arasında bile mevcut deÄŸildir. Ancak onlar da görülen çözülme üzerine yazıda birlik tarafına yönelmiÅŸlerdir.
Türklerin tarih boyunca kullandığı alfabeler:
Göktürk (Orhun) alfabesi: Metinleri Orta Asya’daki Orhun Nehri kıyısında bulunduÄŸu için Göktürk veya Orhun ismi ile anılır. Orhun’da yerleÅŸen Türkler tarafından kullanıldığı için de Türük, Türk Alfabesi denir. Türklere mahsustur ve Esik Kurgan yazısına benzer. Hunlar, Göktürkler ve sathi olarak da Asya ve Avrupa’ya yayılan Türk kavimleri, kullanmıştır. Bu alfabede resmin göze hitap ettiÄŸi ve ses haline geldiÄŸi açıkça görülür. Göktürk alfabesi otuz sekiz harften meydana gelir. Dördü sesli olup, sekiz sesi karşılar, gerisi sessizdir. Ayrıca ok, ko, uk, ku, ük, kü, nç, nd, gibi heceler ayrı harflerle gösterilmiÅŸtir. Sesli harfleri, sessizler okutur. SaÄŸdan sola doÄŸru yazılır. Tonyukuk, Kültigin ve Bilge KaÄŸan hatırasına yazılıp, dikilen Orhun Abideleri bu alfabenin ÅŸaheser numunesidir. Bunlar ayrıca Türkçe'nin bilinen ilk yazılı metinleridir.
Uygur alfabesi: Göktürklerden sonra Türkistan’da devlet kuran Uygurlardan adını alır. Uygurlar ve Türkistan’daki Türkler kullandı. On sekiz iÅŸaretten meydana gelir. Dördü sesli, gerisi sessizdir. Harfler umumiyetle birbirine bitiÅŸiktir, çok defa baÅŸta, ortada ve sonda olmak üzere üç ÅŸekli vardır. SaÄŸdan, sola doÄŸru yazılır. Sekizinci asırdan, on ikinci asra kadar yaygın, on beÅŸinci asra kadar mevzii bir ÅŸekilde görülür. Bu yazının kâtiplerine, bakşı, bakşıgeri veya serbahşı adları da verilmiÅŸtir.
Arap-İslam alfabesi: Türklerin topluca İslamiyet'i kabulünden, yani 10. asırdan sonra geniÅŸ bir sahada bütün Türk-İslam devletleri tarafından kullanıldı. Arap Alfabesi yirmi sekiz harf olmasına raÄŸmen Türklerin kullandığı İslam harfleri otuz bir ile otuz altı harften meydana gelir. SaÄŸdan sola doÄŸru yazılan bu alfabe, bütün TürklüÄŸü kucaklamış ve Türkçe'nin çeÅŸitli lehçelerinde, pekçok kitap, kitabe yazılmıştır. Muazzam ve kesintisiz abidevi eserler bu alfabe ile verildi. Türkiye, İslam alemi ve dünyanın her yerindeki kütüphane ve kitapseverlerin kitaplıklarında İslam harfleriyle yazılmış milyonlarca Türkçe eser mevcuttur. Dünyanın en büyük ve muazzam arÅŸivi, Türk - İslam alfabesiyle yazılan Türkçe evraklarla doludur.
Kiril alfabesi: Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler BirliÄŸi hudutları içinde yaÅŸayan Türkler tarafından kullanılmaktadır. Kiril Alfabesi, ihtiyari olmayıp, Rus ve komünist emperyalizmin zoraki tatbikidir. Komünist idare, Türklere tek bir alfabe kullandırmayıp, milli birliÄŸi bozmak için on sekiz Türk boyuna deÄŸiÅŸik iÅŸaretli alfabe kullandırmıştır. Sunî bir Slav alfabesidir. Otuz sekiz harftir. On biri sesli, gerisi sessizdir. Soldan saÄŸa doÄŸru yazılır. Kullanma alanı, Rusya’daki Türkler içindir.
Latin alfabesi: Bu alfabe, 1925 yılında ilk defa Azeri TürklüÄŸü tarafından kullanılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra; 1928’de Türkiye’de kullanılmaya baÅŸlandı. Günümüzde, Türkiye ve Avrupa Türkleri kullanır. Latin asıllı yirmi dokuz harften meydana gelir. Sekizi sesli, gerisi sessizdir.
Türkler; Orhun-Türk, Uygur-Sogd, Arap-İslam, Kiril-Slav ve Latin alfabelerinden baÅŸka Sogd, Mani, Brahmi, Süryani, Rum, Slav vs. gibi alfabeleri de kısmen kullanmışlardır.