





![]() | Bugün | 42 |
![]() | Dün | 802 |
![]() | Bu Hafta | 3316 |
![]() | Gecen Hafta | 3684 |
![]() | Bu Ay | 12954 |
![]() | Gecen Ay | 14877 |
![]() | Toplam | 361610 |
| 14678 Toplam | |
| 0 Bugun | |
| 3 Bu Hafta | |
| 7 Bu Ay | |
| 32 Bu Yil |
ÅŸu boÄŸaz harbi nedir? var mı ki dünyada eÅŸi?
en kesif orduların yükleniyor dördü beÅŸi,
-tepeden yol bularak geçmek için marmara’ya
kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
ne hayasızca tahaÅŸÅŸüd ki ufuklar kapalı!
nerde-gösterdiÄŸi vahÅŸetle “bu: bir avrupalı”
dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
varsa gelmiÅŸ, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
eski dünya, yeni dünya bütün akvam-ı beÅŸer
kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; kanada!
çehreler baÅŸka, lisanlar, deriler rengarenk.
sade bir hadise var ortada : vahÅŸetler denk.
kimi hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela...
hani tauna da zuldür bu rezil istila...
ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,
ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,
kustu mehmetçiÄŸin aylarca durup karşısına;
döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,
maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ...
medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.
sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,
öyle müthiÅŸ ki: eder her biri bir mülkü harab.
öteden saikalar parçalıyor afakı;
beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;
bomba ÅŸimÅŸekleri beyninden inip her siperin;
sönüyor göÄŸsünün üstünde o aslan neferin.
yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
atılan her lağımın yaktığı: yüzlerce adam.
ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
o ne müthiÅŸ tipidir: savrulur enkaaz-ı beÅŸer...
kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
saçıyor zırha bürünmüÅŸ de namerd eller,
yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
veriyor yangını, durmuÅŸ da açık sinelere,
sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
top tüfekten daha sık, gülle yaÄŸan mermiler...
kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
alınır kal’a mı göÄŸsündeki kat kat iman?
hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?
çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.
sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,
beÅŸerin azmini tevkif edemez sun’-i beÅŸer;
bir göÄŸüslerse huda’nın edebi serhaddi;
“o benim sun’-i bediim, onu çiÄŸnetme” dedi.
asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiÅŸ gerçek:
iÅŸte çiÄŸnetmedi namusunu, çiÄŸnetmeyecek.
ÅŸuheda gövdesi, bir baksana, daÄŸlar, taÅŸlar...
o, rukü olmasa, dünyaya eÄŸilmez baÅŸlar,
vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
bir hilal uÄŸruna, ya rab, ne güneÅŸler batıyor!
ey, bu topraklar için topraÄŸa düÅŸmüÅŸ, asker!
gökten ecdad inerek öpse o pak alnı deÄŸer.
ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor tevhid’i...
bedr’in aslanları ancak, bu kadar ÅŸanlı idi.
sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?
“gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.
herc ü merc ettiÄŸin edvara da yetmez o kitab...
seni ancak ebediyetler eder istiab.
“bu, taşındır” diyerek ka’be’yi diksem başına;
ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;
sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;
mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
yedi kandilli süreyya’yı uzatsan oradan;
sen bu avizenin altında, bürünmüÅŸ kanına;
uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
tüllenen maÄŸribi, akÅŸamları sarsam yarana...
yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.
sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
ÅŸarkın en sevgili sultanını salahaddin’i,
kılıç arslan gibi iclaline ettin hayran...
sen ki, islam’ı kuÅŸatmış, boÄŸuyorken hüsran,
o demir çemberi göÄŸsünde kırıp parçaladın;
sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
sen ki, a’sara gömülsen taÅŸacaksın... heyhat,
sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat...
ey ÅŸehid oÄŸlu ÅŸehid, isteme benden makber,
sana aÄŸuÅŸunu açmış duruyor peygamber.